İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/824 E. 2026/648 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/824
- Karar No
- 2026/648
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/824 Esas KARAR NO : 2026/648
DAVA : Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/12/2023 KARAR TARİHİ : 14/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; "... Bayilik Sözleşmesi'nin tarafı ... A.Ş. olsa da ... İthalat İhracat San. ve Tic. A.Ş. ile ... A.Ş. arasında 17.12.2019 tarihli Devir ve Temlik Sözleşmesi akdedilmiş olup tüm bayilik sözleşmeleri ... İthalat İhracat San. Ve Tic. A.Ş.'ye devredilmiştir. Bu nedenle aktif husumet ehliyeti bakımından davacı taraf ... İthalat İhracat San. Ve Tic. A.Ş.'dir. Davalı ... firması ile müvekkil şirket arasında 03.10.2016 tarihli ... Bayilik Sözleşmesi ve 03.10.2016 tarihli Ek (bundan sonra “... Bayilik Sözleşmesi”olarak anılacaktır) imzalanmış ve imzalanan bu Sözleşme ile müvekkil şirketin 5 yıl süre ile bayiliğini yapmayı ve Sözleşme konusu suları satmayı kabul ve taahhüt etmiştir. Davalı ... firması ile müvekkil şirket arasında akdedilen ... Bayilik Sözleşmesi kapsamında davalı haksız şekilde su alımını durdurmuş ve T.C. .... Noterliği’nin 21.10.2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi (Ek:4) ile makul ve kabul edilebilir sebep göstermeksizin ve ayrıca bayilik yükümlülüklerine aykırı tutumu ile 03.10.2016 tarihli “... Bayilik Sözleşmesini” tek taraflı olarak süresinden önce ve müvekkil şirketin yazılı onayını almaksızın feshettiğini bildirmiştir. Hukuki hiçbir geçerliliği bulunmamasına rağmen davalı ... firması tarafından ... Bayilik Sözleşmesi'nin haksız sebeple feshedildiğinin Sayın Mahkemenizce tespiti gerekmektedir. Zira müvekkil şirketin su tedariki yapmaması gibi bir hususun kabulü mümkün olmayıp müvekkil şirket tarafından davalı ... firmasına su tedariki için .... Noterliği 21.10.2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi (Ek:5) keşide edilmiştir. ... Bayilik Sözleşmesi’nin davalı ... firmasının sözleşme hükümlerini ihlal etmesi ve Şirketin izni olmaksızın feshetmesi halinde müvekkil şirketin her zaman sözleşmeyi haklı sebeple tek taraflı olarak derhal feshedebileceğini ve sözleşmenin 14.5.maddesi gereğince müvekkil şirketin tüm haklarını talep edebileceğini ve kusuru ile sözleşmenin feshine sebep olan bayiinin cezai şartı ödemeyi kabul ettiğini, sözleşmenin 17.maddesi gereğince de hesaplanacak net kar mahrumiyetinin ödeneceğini taraflar belirlemiş ve kabul etmişlerdir. Taraflar arasındaki ... Bayilik Sözleşmesi’nin davalı ... firması tarafından haksız feshedildiğinin tespitine ve ... Bayilik Sözleşmesi'nin 14.5.maddesi gereğince davalıdan şimdilik 5.000.-USD karşılığı Türk Lirası (13.12.2023 tarihi itibarıyla TCMB döviz satış kuru üzerinden hesaplanan tutar 145.350,00-Türk Lirası) cezai şartın, ve sözleşmenin 25.maddesi gereğince şimdilik 1.000,00-TL tutarındaki net kar mahrumiyeti bedelinin, davalı ... firmasından dava tarihimiz itibarıyla reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmek zaruret haline gelmiştir. Diğer yandan davalı ... firmasının ... Bayilik Sözleşmesi'ni de haksız nedenle süresinden önce feshinin sonucu olarak ... Bayilik Sözleşmesi'nin eki olan eki olan Ek Protokol Madde 3 kapsamında eksik damacana su alımından kaynaklanan müvekkil şirketin 11.900,00-TL+KDV ceza alacağı bulunmaktadır.” Şeklinde beyanda bulunarak arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle; Taraflar arasında akdedilen 03.10.2016 tarihli ... Bayilik Sözleşmesi'nin davalı ... firması tarafından haksız nedenle fesih edildiğinin tespitine, 5.000.-USD karşılığı Türk Lirası (13.12.2023 tarihi itibarıyla TCMB döviz satış kuru üzerinden hesaplanan tutar 145.350,00-Türk Lirası) cezai şartın, şimdilik 1.000,00-TL kar mahrumiyeti bedelinin, ... Bayilik Sözleşmesi'nin eki olan eki olan Ek Protokol Madde 3 kapsamında eksik damacana su alımından kaynaklanan 11.900,00-TL+KDV ceza tutarının davalı ... firmasından işleyecekreeskont faizi ile birlikte müvekkil şirkete ödenmesine, fazlaya ve faize ilişkin haklarımız, her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydı ile tüm alacaklarımızın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; Davanın zamanaşımı nedeni ile reddine; Haksız ve hukuksuz olan hukuki mesnedden yoksun ve kötü niyetli davanın esastan reddine karar verilmesi talep etiği görülmekle, "Müvekkil şirket ile dava dışı ... A.Ş. İle 03.10.2016 tarihli ... Bayilik Sözleşmesi ve 03.10.2016 tarihli ek protokol akdedilmiştir. Sözleşmenin akdedilmesinin akabinde dava dışı ... A.Ş. İle davacı arasında 17.12.2019 tarihli devir ve temlik sözleşmesi akdedilerek bayilik sözleşmeleri davacıya devredilmiştir. Müvekkil şirket sözleşme uyarınca tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirmekte iken dava dışı şirket sözleşmesel yükümlülüklerine aykırı davranışlarda bulunmuştur. İşbu nedenlerle müvekkil şirketçe taraflar arasında akdedilen sözleşme .... Noterliği'nin 21.10.2019 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile haklı nedenle feshedilmiştir. Müvekkil şirketçe keşide edilen fesih ihtarnamesine karşı davacı tarafça .... Noterliği'nin 21.10.2019 tarihli ... numaralı yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verilmiştir. Görev itirazlarının olduğunu, öncelikle müvekkilin esnafmı, tacirmi olduğunun tespiti için bağlı bulunduğu ... Vergi Dairesi ve Gelir İdaresi Başkanlığı'na müzekkere yazılarak müvekkilimizin 2016 ve 2019 yılı gelir beyannamelerinin celbine; akabinde VUK m. 177 kapsamında müvekkilimizin esnaf işletmesi sınırlarında kalıp kalmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, Davacı taleplerinin zaman aşımına uğradığını, Davaya konu sözleşmenin 2019 yılında feshedildiğini, Davanın ise 2023 yılında açıldığını, Esas Yönünden Verilen Cevaplarda ise: “Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 12.2 maddesinde "Bayi ürünün bedellerini ürünün kendisine tesliminde itibaren en geç 3 (üç) iş günü içinde ya banka havalesi ile şirket hesabına ödemeyi veya doğrudan tahsilat sistemine (DTS) dahil olarak bu yolla ödemeyi ŞİRKET'e haber vermeden doğrudan tahsilat çıkmamayı kayıtsız şartsız ve garanti eder.." Düzenlenen hüküm ile bayiye ürünler teslim edileceği işbu teslim neticesinde bayinin ödeme yapma yükümlülüğü başlayacağı açıkça hüküm altına alınmıştır. Anılan hüküm doğrultusunda sözleşme uyarınca dava dışı ... tarafından uzun süre su ikmalinin karşılanmaması ve ürün teslim edilmemesi nedeni ile .... Noterliği'nin 12.11.2019 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkil şirketin sözleşme uyarınca su ihtiyacının karşılanması için dava dışı şirkete ihtar keşide edilmiştir. Müvekkil şirketçe keşide edilen ihtar neticesinde dava dışı şirketçe su ikmalinin Bursa İnegöl adresinde bulunan Su Kaynağı dolum tesisinden yapılması gerektiği müvekkile bildirilmiştir. Dava dışı şirketçe her ne kadar su ikmalinin Bursa İnegöl adresinden karşılanması gerektiği belirtilmiş ise de; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 12.2. Maddesinde ürünlerin dava dışı şirketçe karşılanacağı açıkça hüküm altına alınmıştır. Dava dışı şirketin, su ikmal şeklini genel işlem şartı mahiyetinde taraflar arasında müzakere edilmeden değiştiremeyeceği ve geçersiz kılamayacağı son derece açıktır. Davacının iddia ettiği biçimde değiştirmesi taraflar arasında akdedilen sözleşmenin dava dışı şirketin tek taraflı ve müvekkil aleyhine değiştirilmesi sonucunu doğurmuştur. Kaldı ki taraflar arasında akdedilen 03.10.2016 tarihli ek protokolün 5. maddesinde; "...; BAYİYE 750 adet damacanayı karşılığında damacana almadan bedelsiz olarak vermeyi taahhüt etmiştir." Dava dışı şirketin müvekkil şirketin su ihtiyacını karşılayacağı yeniden hüküm altına alınmıştır. Kaldı ki sözleşmenin akdedilmesinin akabinde zaten su ikmali dava dışı şirket tarafından karşılanmakta iken ticari teamüllere ve sözleşmesel yükümlülüklere aykırı davranılarak müvekkile şirkete su temin edilmemeye başlanmıştır. Bunun yegane sebebi ise müvekkil şirketin aynı zamanda dava dışı firma ile olan tüplü bayilik özleşmesinin sona ermiş olmasından kaynaklı, davacının müvekkil şirketi cezalandırma amacı taşımasıdır. Dava dışı şirketin sözleşmeye aykırı olarak müvekkil şirkete su ikmalini bırakması ancak diğer bölge bayilerine su ikmaline devam etmesi açıkça haksız rekabet yasağına ve iyi niyet kurallarına aykırıdır. Tüm bu nedenlerle dava dışı şirketin sözleşmeye aykırı davranışları ve haksız rekabete yol açması nedeni ile taraflar arasında akdedilen sözleşme ve buna bağlı protokoller müvekkil tarafından .... Noterliği'nin 21.10.2019 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile haklı nedenle feshedilmiştir. Sözleşmenin 5 yıllık olduğu Müvekkil Şirketin sözleşmeyi 3. Yılda feshettiği, Sözleşmenin haklı nedenle feshi karşısında davacının müspet zarar veya cezai şart talep edemeyeceği her türlü izahtan varestedir. Sözleşmenin müvekkilimiz tarafından haklı nedenle feshedilmiş olması karşısında; davacı tarafın davasının reddi gerekmektedir. Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin Davacı tarafından tek taraflı olarak hazırlanıp müvekkile imza ettirildiği, haksız genel işlem şartı mahiyetinde olduğu, bakıldığında söz konusu sözleşmede ... A.Ş.' nin fesih hakkı düzenlenmiş ve fakat bayinin fesih hakkı düzenlenmemiştir. Yine fesih halinde ...’ın hakları düzenlenmiş ve fakat yine fesih halinde bayinin hakları düzenlenmemiştir. Davacı taraf sözleşmenin müvekkil tarafından erken feshedildiği iddiası ile müspet zarar olarak kar mahrumiyeti talebinde bulunmuştur. Öncellikle yukarıda arz ettiğimiz üzere sözleşme müvekkilimiz tarafında haklı nedenle feshedildiğinden davacı tarafça müspet zarar talep edilemez. Şayet zarar tespit edilecekse Sakarya İlindeki su satışlarında meydana gelen artışların da dikkate alınması gerektiği, Tüm bu nedenlerle davacının müspet – kar mahrumiyetine dayalı davasının da reddi gerekmektedir. Müvekkil tarafından sözleşmenin haklı gerekçelerle feshedildiğinden sözleşmenin 14.5 maddesi kapsamında cezai şart talebinde bulunamayacağı, Cezai Şart Yönünden İtirazlar: Davacı taraf sözleşmenin müvekkil tarafından erken feshedildiği iddiası ile sözleşmenin 14.5 maddesi kapsamında cezai şart talebinde bulunmuştur. " şeklinde beyanlarda bulunarak arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle öncelikle sözleşmenin müvekkili tarafında haklı nedenle feshedildiğinden davacı tarafça cezai şart talep edilemeyeceğini, Davacı tarafın cezai şart miktarının 145.350,00 TL olduğunu iddia ettiğini, Anaolu’lu küçük bir esnafın üstelik 5 yıllık sözleşme süresinin 3 yılı dolmuş iken haklı nedenle yaptığı feshin bu derece fahiş bir cezai şarta bağlanmasının hukuka aykırı olduğunu, Ek protokolün 3. Maddesinde bayinin sözleşme süresince 72.000 adet ... damacana su satma taahhüdü bulunmadığını, Bayinin taahhüdü tamamlanmaz ise eksik kalan damacana başı 0,25 TL+KDV cezası belirtilmiş olduğunu, Sözleşme hükümleri ile açık olduğu üzere söz konusu bedel de hukuken cezai şart olup; yukarıdaki açıklamalarının bu cezai şart için de geçerli olup; söz konusu cezai şart da hukuken geçersiz olduğu gibi; gelinen aşama itibari ile TBK m. 179 uyarınca talep edilemez olduğunu, davacının ham kar mahrumiyeti, hem eksik satıştan kaynaklı, diğeri ise sözleşmeden kaynaklı cezai şart olmak üzere 2 ayrı cezai şart talebinde bulunduğu, iki ayrı ceza talep edilmesi müvekkilin ekonomik mahvına sebebiyet vereceği, davanın öncelikle görev yönünden, Davanın zamanaşımı nedeni ile, Neticeten haksız, hukuki mesnedden yoksun ve kötü niyetli davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından dosyaya sunulan cevaba karşı cevapları içeren dilekçede özetle: “Davalının Görev İtirazının hukuken isabetsiz olduğu, Davalı ticari şirket olmalarına rağmen esnaf oldukları iddiasıyla davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmemesi gerektiğini ileri sürmektedir. Bilindiği üzere, TTK m. 15 6/1 ticaret şirketlerini yani limited ve anonim şirketleri tacir olarak kabul etmiştir. Ayrıca yine TTK m. 19/1 uyarınca, taraflardan biri için olsa bile o iş ticari iş sayılır. Bu sebepten ötürü görev yönünden davalının itirazı yersiz olup TTK m. 4 uyarınca mahkememiz görevlidir. Zamanaşımı İtirazları Yönünden: “Davalı yan, taleplerin zamanaşımına uğradığını ileri sürmüş, ancak hukuken bir dayanak ileri sürememiştir. Çünkü TBK m. 146 uyarınca sözleşmeden doğan alacaklarda zamanaşımı süresi 10 yıldır. Davaya konu sözleşmeler 2019 yılında feshedilmiş olup zamanaşımı itirazında bulunamaz. Dolayısıyla davalı yanın bu itirazı da hukuken isabetsizdir. Esas Yönünden İtirazların Değerlendirilmesi: Davalı yan esas yönünden itirazlarını, esnaf olmalarına, mağdur olmalarına, bayilik sözleşmesinin genel işlem koşulu olduğuna, sözleşmenin kendilerini bağlamadığına, müvekkil şirket her ticaret şirketi gibi kar elde etmek amacıyla kurulmuş ve faaliyetlerini bu amaç doğrultusunda yürütmektedir. Ürettiği suyu bayileri kanalıyla tüketicilerle buluşturmaktadır. Dolayısıyla bayisine su tedarik etmemesi, tüketici nezdinde itibar kaybına ve kar kaybına uğrayacağı, apaçık bir durumdur. Bu yüzden davalı yanın iddia ettiği gibi su tedarikinden müvekkil şirketin kaçınması ticari menfaatle bağdaşmamaktadır.” şeklinde beyanlarda bulunarak netice olarak davanın kabul edilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin haksız olarak davalı tarafından feshi edildiği iddiası ile açılan ceza-i şart , yoksun kalınan kar tazminatı ve eksik alım taahhüdü nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Cezai şart, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi vaad ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevketmektir. Cezai şart, asıl alacağı kuvvetlendirme amacı güder. Bu bakımdan cezai şart, kuvvetlendirilecek asıl borcun mevcut olmasını gerektirir. Asıl borç yoksa cezai şart da söz konusu olamaz. Bu niteliği itibariyle cezai şart asıl borca bağlı fer'i bir borçtur. Asıl borç, mevcut ve geçerli ise, cezai şart da borç doğurur. Asıl borç sona ermiş ya da geçersiz doğmuşsa, cezai şart bağımsız bir borç oluşturamaz. Cezai şart, asıl borcun bağlı olduğu şekle tabidir. Asıl borç bir geçerlilik şekline bağlanmışsa, cezai şartın borç doğurabilmesi aynı şekilde kararlaştırılmış bulunmasına bağlıdır. Ancak, geçerlilik şekline bağlı olan bir sözleşme bu şekle uygun olarak yapılmadığı halde, şekle aykırılığı ileri sürmenin dürüstlük kurallarıyla bağdaşmaması nedeniyle dinlenmediği hallerde, sözleşme geçerli sayıldığından, onun fer’i nitelikte olan cezai şart da geçerli sayılacaktır. Cezai şartın fer’ilik niteliği asıl borca bağlı olduğu sürece devam eder. Başka bir anlatımla cezai şartın fer’iliği, muaccel olduğu ana kadar devam eder. Borçlu borca aykırı davrandığında cezai şart muaccel hale geldiğinden artık fer’i değil, asli (bağımsız) bir alacak niteliğini kazanır. Cezai şart, sağlararası hukuki işlemlerde ve özellikle sonuçlarını hayatta doğuran sözleşmelerde kararlaştırılır. (Bkz.Tunçomağ Kenan; Türk Borçlar Hukuku I.Cilt Genel Hükümler İstanbul 1976 Sh.853 vd., Eren Fikret; Borçlar Hukuku Genel Hükümler 5.Bası, Cilt 2 Sh.1169-1171; Kılıçoğlu M.Ahmet; Borçlar Hukuku Genel Hükümler 4.Bası Sh.575-577; Reisoğlu Safa; Borçlar Hukuku Genel Hükümler 12. Bası Sh. 362.) ÜRÜN ALIM TAHATTÜNE AYRIKILIK; 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 158. maddesinin başlığı “cezai şart” iken 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar öğretide ortaya atılan kavramlara göre seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/I), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/II) ve ifayı engelleyen ceza koşulu (dönme cezası) (TBK md. 179/III) dur. Bayilik sözleşmesinde (veya sözleşme eki taahhütnamelerde) yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nun 179/II. (BK. md. 158/II) maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu (cezai şart) niteliğinde olduğundan burada bu tür ceza koşulu üzerinde durulması gerekmektedir. TBK'nun 179/II maddesine göre; “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. Buna öğretide “taleplerin birleşmesi” veya “toplanması” denmektedir. TBK, “borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi” hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde TBK'nun 179/II. md. değil, 179/I. md. hükmü uygulanacaktır. Zira, Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nun 179/II. md. hükmü emredici yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler. (Bkz. Tunçomağ Kenan; age sh. 875 vd.; Eren Fikret age sh. 1173 vd. ; Kılıçoğlu M. Ahmet age sh. 579 vd.; Günay Cevdet İlhan, Cezai Şart Ankara 2002 sh. 83 vd.; Uygur Turgut; Açıklamalı – İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, İkinci Cilt 1990 sh. 740) TBK.'nun 179/II. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. Örneğin; beş yıl süreli bir “akaryakıt bayilik sözleşmesinde (veya eki taahhütnamede) bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, TBK'nun 179/II. md. uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayi mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayie noterden bir ihtarname göndermesi gerekir. Çekince için bir şekil şartı getirilmemiştir. Tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firma, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebilir. Sonraki yıllarda da aynı kural geçerlidir. Tekrarlamak gerekirse, her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesi, takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirilmesi veya ihtar çekilmesine bağlıdır. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemez. Çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceği ise kuşkusuzdur. TBK’nun 179/II. Maddesinde öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilirler. Örneğin, sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem de kar mahrumiyeti ödeneceğini kararlaştırabilirler. Ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, Yargıtay HGK'nun 20.01.2013 T. 2012/19-670 E. 2013/171 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, “ceza koşulu istenmeyeceği” ne dair haklı bir güven oluşmuş ise oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceğinin kabulü gerekir. Kar Mahrumiyeti; Yargıtay yerleşik içtihatları doğrultusunda kar mahrumiyeti süresi feshedilen sözleşmenin, fesihten sözleşmenin sonuna kadar olan bölümü için değil davacının aynı bölgede benzer bir bayilik kurabilmesi için gerekli makul süre kadar olmalı ve brüt kar değil net kar olarak hesaplanmalıdır. Kar mahrumiyetinden tenkis yapılmaz. Cezai Şartın tenkisi; Tacirler arasındaki sözleşmelerde cezai şart kararlaştırılmış ise, cezai şarttan indirim yapılmayacağı yasa gereğidir. Ancak, hüküm altına alınacak cezai şart, cezai şartı ödeyecek tarafın ekonomik mahvına neden olacak nitelikte ise uygun bir indirim yapılması gerekir. Ancak bilindiği üzere davacı tarafından davası, cezai şart isteminin fazlaya ilişkin hakları saklı tutulduğundan, davacının talep edebileceği tüm cezai şart miktarı hesaplanarak davalının ekonomik mahvına sebep olup olmayacağı bu miktar üzerinden talep edilmelidir. Bu açıklamalar ışığında davacı ve davalının sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, tüm deliller toplandıktan sonra alanında uzman mali bilirkişiden rapor alınmıştır. Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı talimatı gereği SMMM Bilirkişinin düzenlediği 02/07/2024 tarihli 4 sayfadan ibaret raporunda özetle; Raporumun IV Tespit Edilen Hususlar ve Analiz Bölümünde de görüleceği üzere; tarafıma tevdii edilen ... Talimat nolu T.C. Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi ara kararı ile istenen hususlar tespit edilmiş olup, dava dosyasındaki belgelere ve davalı şirketin ticari defter ve belgelerinin incelenmesi sonucunda sözleşme süresinin tamamlanmaması sonucu, davacı tarafın kar mahrumiyeti alacağının oluşmayacağı, Toplam cezai şartın şirketin dava tarihine göre incelenen en son bilançosunun öz sermayesine göre eskisi gibi ticari hayatını sürdürmekte zorluklar yaşayacağı, fakat ticari mahvına sebep olmayacağı, Ticari defterlerinin tasdik ettirilmesi zorunlu olan defterlerden olduğu, 2019 yılı kapanış tasdiki hariç, zamanında tasdik ettirilmiş, açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırılmış olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Bilirkişi heyetinin düzenlediği 23/02/2025 tarihli 15 sayfadan ibaret raporunda özetle; Dava dışı ... Şti. ile Davalı ... Şti. arasında 03.10.2016 tarihinde akdedilmiş bir bayilik sözleşmesi bulunduğu, Yine Dava dışı ... Şti. ile Davalı ... Şti. arasında 03.10.2016 tarihinde ek protokol akdedildiği, Dava dışı ... A.Ş. İle davacı ... İthalat İhracat... Şti arasında 17.12.2019 tarihli devir ve temlik sözleşmesi akdedilerek bayilik sözleşmesi ve eki protokol davacıya devredildiği, Taraflar arasındaki bu sözleşme, davalı ... keşide ettiği .... Noterliği'nin 21.10.2019 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile fesh olunduğu, Dosyada mevcut sözleşmenin Ürünlerin Temini ve Tedariki başlıklı 8. Maddesi hükmüne göre, davalı bayinin sözleşme konusu malları davacı şirketin tayin ve tespit edeceği şekilde ve yerlerden teslim almakla mükellef olduğu ve Bayinin şirket tarafından aksi bildirilmediği takdirde sözleşme konusu ürünleri kendi imkanları ile şirketin bildireceği yerlerden temin edeceği kararlaştırıldığı, Somut olayda da sözleşme çerçevesinde davalı/bayi tarafından talep edilen 320 adet damacananın Bursa İnegöl tesisinden alınması gerektiği belirtildiği, Taraflar arasında akdedilen Sözleşme çerçevesinde, kanımızca bu husus sözleşmeye aykırılık teşkil etmediği, Nihai takdirin Muhterem Mahkemeye ait olduğu, Yine somut olayda TMK md. 2/I uyarınca dürüstlük kuralına aykırılık ve/veya TMK md 2/II uyarınca hakkın kötüye kullanılması hususlarındaki hukuki Nihai takdirin Muhterem Mahkemeye ait olduğu, Sözleşmenin cezai şarta ilişkin hükmünün 14.5. maddesinde düzenlendiği, Nihai takdir Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere, yukarıda açıklanan durum karşısında Davacının sözleşmeye göre cezai şart talep etme şartlarının doğduğu anlaşıldığı, Cezai şart Miktarın ahlaka veya ekonomik varlığı tehdit edecek kadar kişilik haklarına aykırı olup olmadığı elbette ki sayın Mahkemenin takdirlerinde olduğu, dava konusu olayda, Nihai takdir Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere, davalı tarafın sözleşmeyi feshinin haklı bir nedene dayanmadığı belirlenmiş olduğundan ve taraflar arasındaki akit, sürekli bir borç ilişkisi oluşturduğundan ve yine sürekli borç ilişkilerinde fesih ileriye etkili olduğundan, davacının sözleşmenin kalan süresi için mahrum kaldığı kârı talep etme hakkına sahip olacağı, nitekim bu durum sözleşmede de aşağıdaki şekilde belirlendiği,
Kâr mahrumiyetinin hesabında, davacının işin durması dolayısıyla sağladığı tasarrufun, kazanç sağlaması için yapılması gerekecek giderlerin, başka bir iş almışsa oradan elde ettiği kârın veya böyle bir iş bulmaktan kasten kaçınmışsa kazanacağı miktarın düşülmesi zorunlu olduğu, Bu bağlamda özellikle aynı bölgede başka bir kişi veya şirkete bayilik verilmiş olması durumunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve böyle bir bayilik verilmiş ise davacının bu bayisi vasıtası ile yaptığı satışın tazminatın hesabında göz önünde bulundurulması gerektiği, Heyetimize mensup teknik/Mali müşavir incelemesi ile sözleşmenin feshedildiği tarihten sonra mahrum kalacağı karın 1.657,50 TL olabileceği hesaplandığı, Heyetimize mensup teknik/Mali müşavir incelemesi ile Davacı tarafından ek sözleşmenin 2. Maddesine göre 7.992,00 TL talep edebileceği hesaplandığı, Heyetimize mensup teknik/Mali müşavir incelemesi ile Davacı tarafın ek sözleşmenin 3. Maddesine göre 4.151,00 TL talep edebileceği hesaplandığı, Heyetimize mensup teknik/Mali müşavir incelemesi ile Davalı tarafın sözleşmelerde belirtilen cezai şart bedellerini ve mahrum kalınan karın ödenmesi durumunda faaliyetine eskisi gibi devam edebileceği tespit edildiği, yine de cezai şart miktarının taraflar arasındaki ticari ilişkide ahlaka aykırı sayılıp sayılmayacağının Sayın Mahkemenin takdirlerinde olduğu, Rapor içinde açıklanan durum karşısında somut olayda Genel İşlem şartları yönündeki değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirlerinde olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Bilirkişi heyetinin düzenlediği 18/09/2025 tarihli 9 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; Davalının Davacı ile yaptığı su alımı sözleşmesini feshetmesinin somut bütün şüphelerden uzak gerekçelere dayandıramadığı, Davacı tarafın sözleşmenin feshi tarihinden itibaren en fazla 3 ay içinde yeni bayilik sözleşmesinin yapılmasının ticari hayatın olağan akışına uygun olacağı, sözleşme süresinin sonuna kadar cezai şartların uygulanmasının hakkaniyete uygun olmayacağı, dosyadaki mevcut sözleşme ve diğer belgeler dikkate alınmak suretiyle ceza zam ve diğer tazminatların hesaplandığı, yapılan hesaplamalar sonucu Davacı tarafın: Kar Kaybı: 207,18 TL , Ek Sözleşme m. 2 Cezai Şart: 999,00 TL, Ek Sözleşme m. 3 cezai şart: 4.151,00 TL + KDV Sözleşme 14.5 Cezai Şart: 50.000,00 USD alabileceği, Davalıya ait beyannamelerdeki mali veriler dikkate alındığında Yukarıda belirtilen tutarların davalıdan tahsil edilmesi halinde ekonomik mafhına sebebiyet verebileceği, görüş ve kanaatine varılmıştır.
Bilirkişi heyetinin düzenlediği 03/03/2026 tarihli 11 sayfadan ibaret 2. ek raporunda özetle; Rapora itirazların incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda, ek raporda varılan kanaat ve tespitlerde bir değişiklik yapılmasını gerektirecek bir niteliğin mevcut olmadığı ve ek rapordaki tespit ve değerlendirmelerde bir değişiklik yapılmayacağı görüş ve kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamının bir arada değerlendirilmesi neticesinde 03/10/2016 tarihinde ... bayilik sözleşmesinin akdedildiği, bayilik sözleşmesinin dava dışı ... ile davalı arasında akdedildiği, davalı tarafından 21/11/2019 tarihli ihtarname ile su ikmalinin CİF olarak yapılmasını, tüm bayilere bu şekilde teslimat yapıldığı gerekçeleri ile sözleşmenin feshedildiği, dava dışı ... tarafından sözleşmeden doğan tüm hak ve yükümlülüklerin 17/12/2019 tarihli devir ve temlik sözleşmesi ile davacıya devredildiği, davacı tarafından sözleşmenin haksız feshedildiği iddiasıyla iş bu davanın ikame edildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından eldeki davanın açılabilmesinin ön koşulu sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedilmesidir. Tüm dosya kapsamının bir arada değerlendirilmesi neticesinde taraflar arasında sözleşmenin akdedildiği 03/10/2016 tarihinden 2019 yılının sonuna değin 3 yıllık süre boyunca sözleşme konusu suyun davalının adresine teslim edildiği, her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmede davacının tayin ve tespit edeceği yerden almakla mükellef olduğu belirtilmiş ise de taraflar arasında davalının adresine teslim şeklinde 3 yıllık teamül oluştuğu, davacı tarafından bu teamülün dışına çıkılarak hiçbir neden göstermeksizin Bursa İnegöl tesisinden sözleşme konusu mamülün alınması sebebiyle davalı tarafça sözleşmenin feshedildiği analaşılmaktadır. Buna göre sözleşme konusu ürünlerin davalının iş yerine teslim edilmesi teamülünün hangi gerekçe ile değiştirildiğinin açıklanmadığı, davalı yanda ürünlerin iş yerine teslim edileceği yönünde haklı beklentinin oluştuğu, bu durumun sözleşmenin esaslı unsuru olduğu, bu nedenle sözleşmenin feshinde davalının haklı olduğu kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE, 2-732,00-TL karar harcının peşin alınan 2.702,52-TL den düşümü ile kalan 1.970,52-TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13-14 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 4-Davalı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır