Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1279 E. 2026/1265 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1279
- Karar No
- 2026/1265
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1279
KARAR NO : 2026/1265
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/12/2022
NUMARASI : 2021/94 Esas - 2022/990 Karar
DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/02/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/07/2026
Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; Suudi Arabistan'da faaliyet gösteren davacının ihtiyaç duyduğu makinenin 60.000-USD karşılığında davalı tarafından imal edilmesi ve kurulması konusunda 10.12.2019 tarihli sözleşme imzalandığını, davalıya sözleşme gereği 20.000-USD'lik ilk taksitin 15.12.2019 tarihinde 5.000-USD ve 24.12.2019 tarihinde 15.000-USD olarak, ikinci taksitin de 20.000-USD olarak 25.02.2020 tarihinde ödendiğini, davalının sözleşmedeki edimi olan ilk peşinattan itibaren 90 gün içinde makinenin teslimini yerine getirmediğini, makinenin teslim süresinin en geç 15.03.2020 tarihi olup, bu tarih itibariyle Covid-19 pandemisinin üretimi durduracak seviyede kısıtlamaya neden olmadığını, davalının da 24.08.2020 tarihli yazısında gecikmeyi kabul ettiğini, son taksit ödemesi ise davalı tarafça yükleme yapıldığında ödeneceğinden,bu ödemenin yapılmadığını, sözleşmenin 5. maddesine göre teslimde gecikme halinde her hafta 2.000-USD cezai şart ödeneceğini, maddeye göre 08.04.2020 tarihinden itibaren haftalık 2.000-USD cezai şart tahakkuk ettiğini belirterek, davalıya ödenen 40.000-USD'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 08.04.2020 tarihinden itibaren her hafta 2.000-USD olarak işleyen cezai şartın tespiti ile dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi
ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili 08.11.2022 tarihli dilekçesiyle cezai şart talebini 88.000-USD'ye çıkarmıştır.
CEVAP: Davalı vekili; müvekkil ile davacı arasında hamur açma makinasının satışı ile ilgili olarak 10/12/2019 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşmeye göre makinenin satış fiyatı 60.000-USD olup, sözleşmenin 3. maddesinde belirtilen ödeme şekline göre ilk ödeme olan 20.000-USD'nin sözleşmenin kuruluş aşamasında, 2. taksitin sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren 45 gün içinde, 3. taksitin ise makinanın satıcının adresinden yükleme yapılacağı tarihte ödeneceğini, ancak ilk taksit olan 20.000-USD sözleşme tarihinde ödenmesi gerekirken yalnızca 5.000-USD ödeme yapıldığını, ilk taksit bakiyesinin sözleşmenin kurulmasından 15 gün sonra ödendiğini, müvekkilinin üreteceği makinaların parçalarını çeşitli yerlerden temin ettiğini, bu nedenle geciken ödemenin parça teminini geciktirdiğini, ikinci ödemenin de en geç 01/02/2020 tarihinde yapılması gerekirken 25/02/2020 tarihinde yapıldığını, makine teslim tarihleri parça alımlarına bağlı olarak farklılık gösterdiğinden, yapılan ödemelerin gecikmesinin direkt olarak makina teslimini geciktirdiğini, yapılan arabuluculuk görüşmelerinde de belirtildiği üzere müvekkili makinayı tamamladığını ancak davacı tarafın makina teslimini kabul etmediğini, sipariş üzerine ve kişiye özel üretilen makinanın başkasına satışı mümkün olmaması nedeniyle davacı tarafça makinanın tesliminin kabul edilmemesinin müvekkilini zarara soktuğunu, salgının açık bir mücbir sebep olduğunu, sözleşmenin 9. maddesi gereğince de tarafların yükümlülüklerini bir mücbir sebep dolayısıyla yerine getirmedikleri halde sözleşmenin ihlal edildiği gerekçesiyle sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin hem davacının ödemelerinden kaynaklanan gecikmelere hem de pandemi koşullarından dolayı oluşan olumsuzluklara rağmen sözleşmenin 9. maddesi uyarınca her türlü çabayı sarf ederek makinayı üretmeyi başardığını ve teslimi davacı tarafa teklif ettiğini, ancak davacının müvekkilinin teklifini reddettiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece;sözleşmenin varlığı ve hükümleri hususunda bir çekişme bulunmadığı, yine sözleşme kapsamında davacının davalıya 40.000-USD ödediği iddiası yönünden de bir çekişme bulunmadığı, her ne kadar davalı tarafça sözleşme bedelinin davacı tarafından sözleşmeye aykırı olarak belirlenen vadelerde ödenmediği savunmasında bulunulmuş ise de, davalının davacı tarafın temerrütü nedeniyle herhangi bir ihtarda bulunduğu ya da temerrüt nedeniyle herhangi bir seçimlik hakkını kullandığı yönünde dosyada bir savunma ve delil bulunmadığı,davalının bu yöndeki savunmalarına itibar edilemeyeceği, yine malın teslim edilmediği hususunun sabit olduğu, davalının teslim borcu yönünden alacaklının temerrüde düştüğü yönünde bir savunma ve delil de bulunmadığı, tüm bu sebeplerle davalının sözleşme konusu mamul malın teslimi borcu yönünden ihtara lüzum olmaksızın temerrüte düştüğü, dava tarihinden önce davacının borçlunun temerrütü nedeniyle seçimlik haklarını kullandığına dair bir delil bulunmadığı, ancak dava dilekçesinde sözleşme kapsamında ödenen bedelin iadesi talep edilmekle, davacının dava dilekçesi ile sözleşmeden dönme iradesini taşıdığı, bu sebeple davanın açılmasıyla taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli dönme beyanı nedeniyle sona erdiği, dönme halinde tarafların karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulacakları ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilecekleri, bu kapsamda davacının sözleşme nedeniyle davalıya ödediği 40.000-USD'yi geri alma hakkına sahip olduğu, davalı davadan evvel temerrüde düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işleyeceği, ceza koşulu alacağının sözleşmeden dönme nedeniyle geçersiz olduğu, zira taraflar arasındaki ceza koşulunun TBK'nın 179/2 maddesi uyarınca borcun belirli bir zamanda ifa edilmemesi nedeniyle istenen (ifaya eklenen) ceza koşulu olduğu, sözleşmeden dönme ile tarafların birbirine karşı ifa yükümlülüğünden kurtulması nedeniyle ceza koşulu alacağının da sona erdiği, sözleşmede sözleşmeden dönme halinde dahi ifaya eklenen ceza koşulunun istenebileceğinin düzenlenmediği, bu sebeple davacının davalıdan ifaya eklenen ceza koşulu alacağını talep edebilmesinin hem taraflar arasındaki sözleşmeye göre, hem de yasal olarak mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 40.000-USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; TBK'nın 179/1 maddesinde sözleşmenin hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesi halinde cezai şart kararlaştırılmış ise alacaklının ya borcun yerine getirilmesini ya da cezai şartın ödenmesini isteyebileceğinin düzenlendiğini, maddenin 2. fıkrasında ise borçlu ifanın yerine getirilmesi için ayrıca zaman veya yer taahhüdünde bulunmuş ve alacaklı ihtirazi kayıt koyarak geç/yerinde olmayan ifayı kabul etmiş ise alacaklının hem borcun hem de cezai şartın ifasını isteme hakkının bulunduğunun hüküm altına alındığını, bu kapsamda ifaya eklenen cezai şartın koşulları gerçekleşmeyince borç ifa edilmemişse, cezai şartın kararlaştırıldığı her durumda, genel hüküm niteliğindeki seçimlik cezai şartın ödenmesinin gerektiğini, ödenen bedellerin iadesinin istenmesi ile sözleşmeden dönme hakkının kullanıldığı varsayılsa dahi somut olaya TBK'nın 179/1 maddesi hükmünün uygulanması gerektiğini,cezai şart taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca ödenen bedele karşılık makineyi teslim etmeyen davalının sebepsiz zenginleştiğini, bu durumda hakkaniyet ve sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında, ödenen tutarlara ödeme tarihlerinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, aksi halde de sözleşmenin 6.1. maddesi kapsamında müvekkili şirket tarafından 20.000-USD ilk peşinat ödemesinin tamamlandığı 24.12.2019 tarihinden itibaren teslim süresinin geçmesi ile mutabık kalınan kesin vadede makinenin teslim edilmediği kabul edilerek, teslim süresinin geçtiği gün itibariyle davalı şirketin aldığı ödemeyi iade noktasında temerrüde düştüğünün kabulü ile bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, mahkemece faiz başlangıç tarihinin hatalı tespit edildiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki sözleşme konusu makinenin teslim edilmemesi sonucunda davacı tarafça ödenmiş olan satış bedelinin iadesi ile sözleşmeye dayalı cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Taraflarca imzalanan 10.12.2019 tarihli sözleşmenin 3. maddesinde makinenin satış bedeli 60.000-USD olarak belirlenmiş olup, ödemenin ilk taksiti peşin, 2. taksitin 45 gün içinde ve 3. taksitin ise makinenin yüklenmesi aşamasında yapılacağının kararlaştırıldığı, 6. maddesinde teslim süresinin ilk taksit ödemesinden itibaren 90 gün içinde yapılacağı ve mücbir sebeplerden dolayı 15 gün eklenebileceği, sözleşmenin 5. maddesinde, 120 gün olan teslim süresinde satıcının makineyi teslim edememesi halinde gecikmeden dolayı alıcıya her hafta 2.000-USD ödeyeceği, mücbir sebep başlıklı 9. maddesinde ise mücbir sebep halinin 2 aydan fazla sürmesi halinde sözleşmenin kendiliğinden fesholacağı, tarafların yükümlülüklerini mücbir sebeple yerine getirmedikleri takdirde, sözleşme ihlal edildiği gerekçesiyle sorumlu tutulamayacağı hususları hüküm altına alınmıştır.
Davacı tarafından davalıya sözleşme gereği ödenmesi gereken peşinat 15.12.2019 tarihinde 5.000-USD ve 24.12.2019 tarihinde 15.000-USD olarak, ikinci taksitin de 20.000-USD olarak 25.02.2020 tarihinde gecikmeli olarak ödendiği sabit olup, sözleşmeye göre makinenin teslim tarihi de ilk taksitin ödendiği 24.12.2019 tarihinden itibaren 90 gün+15 gün sonrasına isabet eden 08.04.2020 tarihidir. Makinenin sözleşmede öngörülen teslim tarihi itibariyle teslim edilmediği sabit olup, davalı tarafça makinenin teslime hazır hale getirildiği ve davacının teslim almaktan kaçındığı yönünde bir iddiası ve delili bulunmamaktadır.
Davacı tarafça sözleşmenin 5. maddesinde düzenlenen ve geç teslim halinde öngörülen cezai şart talep edilmiş olup, söz konusu cezai şart, TBK'nın 179/2 maddesinde düzenlenen ifaya ekli cezai şart niteliğindedir. TBK'nın 179/2. maddesine göre, "Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir." Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. TBK, “borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi” hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Bu haliyle kanunun 179/2. maddesinde bütün eksik ifa halleri değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğu kabul edilmiştir. Bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde TBK'nın 179/2. maddesi değil, 179/1. maddesi hükmü uygulanacaktır. Zira kanun 179/2. maddede bütün eksik ifa hallerini
değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir.
Davalı tarafça makinenin tesliminin Covid-19 salgını nedeniyle mücbir sebep kapsamında geciktiği ileri sürülmüştür. Dünyada ilk defa 2019 yılı Aralık ayında Çin'in Wuhan şehrinde ortaya çıkan, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11.03.2020 tarihi itibariyle pandemi olarak ilan edilen, ülkemizde ise 2020 yılı Mart ayından itibaren görülen Covid-19 virüsünün yayılmasının önlenmesi amacıyla ülkemizde bir kısım yasal düzenlemeler yapıldığı gibi, Cumhurbaşkanlığı Kararları ve İçişleri Bakanlığı genelgeleri ile de halka açık istirahat yerleri ile eğlence mekanları kısmen veya tamamın kapatılmış, sokağa çıkma yasağı konulmuştur. Salgın hastalığa bağlı idari yasak ve tedbirler zaman içinde hafifletilse de, tedbirlerin büyük bir bölümü 01.07.2021 tarihine kadar devam etmiştir. Bu salgından doğrudan veya alınan idari tedbirler nedeniyle dolaylı olarak belli faaliyetlerin icra edildiği ticari işletmeler de olumsuz olarak etkilenmiştir. Buna bağlı olarak salgın döneminde yapılan kanuni düzenlemelerde de Covid-19 salgın hastalığı olağanüstü durum (mücbir sebep) sayılmıştır. Somut olayda da davalı tarafça sözleşmede taahhüt edilen teslim süresi salgın tedbirlerinin ve bu kapsamda sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı 08.04.2020 tarihine denk gelmektedir. Dolayısıyla sözleşmede öngörülen teslim tarihinden yaklaşık bir ay öncesinden itibaren salgın tedbirleri uygulanmaya başlamış durumdadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesinde de mücbir sebep halinin 2 aydan fazla sürmesi halinde sözleşmenin kendiliğinden fesholacağı, tarafların yükümlülüklerini mücbir sebeple yerine getirmedikleri takdirde, sözleşme ihlal edildiği gerekçesiyle sorumlu tutulamayacağı kararlaştırılmıştır. Davacı tarafça da işbu davada sözleşmenin ifası talep edilmeyip, ödenen bedelin iadesi talep edilmek suretiyle sözleşmeden dönülmüş durumdadır. İfaya ekli cezai şart da asıl borcun ifasına bağlı fer'i bir yaptırım olduğundan, sözleşmede aksi yönde bir hüküm de bulunmamakla, borcun ifa edilmeyeceği anlamına gelen sözleşmeden dönme durumunda artık cezai şart talep edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece davacının cezai şart talebinin reddine karar verilmesi yerindedir.
TBK'nın 125/3 maddesinde, sözleşmeden dönme halinde tarafların karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulacakları ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilecekleri düzenlenmiştir. TBK'nın 117. maddesine göre ise; "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.
Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." Bu kapsamda somut olayda davacı tarafça sözleşmeden dönülmüş olup, davalı iyi niyetli zenginleşen durumundadır. Davacı tarafça da davalı dava tarihi öncesinde temerrüde düşürülmemiş olmakla, mahkemece bedel iadesi bakımından dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi isabetlidir.
Açıklanan nedenlerle,davacının cezai şart talep etme hakkı bulunmadığından reddine ilişkin kararda isabetsizlik bulunmadığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,
HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.06/07/2026