Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/768 E. 2026/1241 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/768
- Karar No
- 2026/1241
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/768
KARAR NO : 2026/1241
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/03/2026 (Ara Karar)
NUMARASI: 2026/228 E.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 06.05.2022 tarihinde, davalının personellerine yapılacak maaş ödemelerinin davacı banka tarafından yapılmasına ilişkin esaslar ile tarafların hak ve yükümlülüklerini düzenleyen Maaş Ödeme Sözleşmesi imzalandığını, ancak sözleşme gereği davalı yanın ödemeleri yapmadığını, açıklanan bu nedenlerle; davalı borçlu aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesi taleplerinin kabulü ile, davalı borçlunun menkul, gayrimenkul malvarlıkları ve üçüncü kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesinin 11/03/2026 tarihli ara kararı ile; Şartları oluşmayan İhtiyati Haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Müvekkili Banka ile Davalı .... Şti. arasında 06.05.2022 tarihinde, davalının personellerine yapılacak maaş ödemelerinin Müvekkili Banka tarafından yapılmasına ilişkin esaslar ile tarafların hak ve yükümlülüklerini düzenleyen Maaş Ödeme Sözleşmesi imzalandığını, işbu maaş ödeme sözleşmesinin dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, İşbu Maaş Ödeme Sözleşmesi’nin 11. Maddesine göre; “İş bu sözleşme 06.05.2022 tarihinden itibaren 36 ay süre ile geçerli olup, süre bitiminde kendiliğinden sona erecektir” ilgili madde hükmüne göre sözleşme 06.05.2025 tarihinde sona erecekken, davalı kurum sözleşmeye aykırı şekilde sözleşmenin akdedilmesini müteakip, 16.01.2023 tarihinden itibaren ödemelerini Müvekkili Banka'dan gerçekleştirmediğini, Davalı kurumun sözleşme süresi içerisinde ödemelerini Müvekkili Banka'dan yapmıyor olması sözleşmeye açıkça aykırı olduğunu,
-Sözleşmenin 12. maddesinde davalı Kurum’un madde 2’de belirtilen Davalı Kurumun 32 personeline yapılacak maaş ödemelerine Banka tarafından aracılık edilmesi karşılığında Müvekkili Banka tarafından 12.05.2022 tarihinde KDV dahil 32.000,00 TL tutarında bütçe ödemesi gerçekleştirildiğini, Müvekkili Banka tarafından davalı tarafa yapılan ödemeye ilişkin ödeme dekontu dava dilekçesi ekinde sunulmuş olup dosyada mübrez olduğunu, davalı Kurumun, kendisine 32.000,00 TL bütçe ödenmesine karşılık personele yapılan maaş ödemelerini Müvekkili Banka üzerinden gerçekleştirmesi gerekirken 16.01.2023 tarihinden itibaren taahüdünü yerine getirmediğini,
-İşbu Maaş Ödeme Sözleşmesinin 14. Maddesinde Kurumun işbu sözleşme süresi boyunca sözleşme hükümlerini yerine getirmemesi ve/veya gereği gibi yerine getirmemesi ya da sözleşme süresi içinde işbu sözleşmenin 2. maddesinde belirtilen personel sayısının taahhüt edilen adedin %80'nin altında gerçekleşmesi halinde Banka, zarar ve ziyanını ayrıca talep etme hakkı saklı kalmak kaydı ile Banka herhangi bir bütçe ödemesi yapmaksızın sözleşmeyi noter aracılığı ile veya iadeli taahhütlü mektup ile yazılı ihbarda bulunmak kaydıyla derhal ve teminatsız feshedebilme yetkisi bulunacaktır. Ancak Banka bütçe tutarının tamamını ya da bir kısmını ödemiş ise ödenmiş olan bütçe tutarının sözleşmenin sona erme tarihi itibariyle kıstelyevm esasına göre kalan süreye tekabül edecek kıstelyevm kısmını ve bu tutarın 1/2 oranında hesaplanacak cezai şart tutarını ayrıca kıstelyvm bütçe tutarı üzerinden hesaplanacak bütçenin Bankaca ödendiği tarihten itibaren işleyecek T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli krediler için belirlediği avans faizi ile birlikte Kurum, Banka'ya derhal geri ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder." hükmüne göre Müvekkili Bankanın zarar ve ziyanını ayrıca talep etme hakları saklı kalmak kaydıyla; Banka bütçe tutarının tamamını ödemiş ise ödenmiş olan bütçe tutarının, sözleşmenin sona erme tarihi itibariyle, kıstelyevm esasına göre kalan süreye tekabül edecek kısmını,
Davalı Kuruma Banka tarafından ödemesi yapılan bütçe tutarının 1/2 katı oranına tekabül eden tutarı (cezai şart olarak), ayrıca kıstelyevm bütçe tutarı üzerinden hesaplanacak bütçenin Bankaca ödendiği tarihten itibaren işleyecek T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli krediler için belirlediği avans faizi ile birlikte Bankaya derhal geri ödeyeceğini derhal ankden ve defaten ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt ettiğini,
-Kurumun taahhüt ettiği gibi maaş ödemelerini Müvekkili Banka nezdinde gerçekleştirmemiş olması sebebiyle .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshi davalıya bildirilmiş ayrıca sözleşme gereğince 18.07.2025 tarihine kadar hesap edilen anapara, işlemiş faiz, cezai şart ve Banka Muamele Vergisinden müteşekkil toplam 51.252,52 TL'nin 7 gün içerisinde ödenmesi talep edilmesine rağmen davalı borçlu tarafından ödeme yapılmadığını, Müvekkili Banka tarafından keşide edilen ihtarnamede, tebliğ mazbatası ve noter masraf makbuzu dava dosyasına sunulduğunu, Müvekkili Banka'nın Davalı Kurum'dan toplam 37.333,33 TL anapara alacağı bulunduğunu,
-Yerel Mahkeme, kurduğu ara karar ile huzurdaki davada yaklaşık ispat şartlarının oluşmadığı ve alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesine dayanarak ihtiyati haciz talebini reddettiğini, ancak alacağın yargılamayı gerektirmesinden daha doğal hiçbir şey bulunmadığını, Müvekkili Banka ile davalı taraf arasında maaş promosyon sözleşmesinin akdedildiği, işbu sözleşme kapsamında davalı tarafın 3 yıl boyunca Müvekkili Banka üzerinden maaş ödemesi yapmayı taahhüt ettiği, işbu taahhüdüne karşılık belirli bir tutar para aldığı ve Müvekkili Banka tarafından işbu tutarın kendisine ödendiği hususu dosyadaki deliller ile ortaya koyulduğunu, dava, davacının maaş promosyon sözleşmesi ile taahhüt ettiği ödemeleri Müvekkili Banka aracılığı ile gerçekleştirmediğini, ispat olarak da davalının hesap hareketleri delil olarak gösterildiğini ve Müvekkili Banka'ya yazılacak müzekkere ile celbi talep edildiğini, şayet işbu hesap hareketleri dosyaya kazandırılır ise davacının uzun süredir Müvekkili Banka nezdindeki hesaplarını atıl bıraktığı, ödeme gerçekleştirmediği hususu ortaya çıkacağını,
-TBK md. 117 uyarınca müvekkili bankanın usulüne uygun olarak davalı şirkete keşide ettiği ihtarnamenin tebliğ tarihi üzerinden 7 gün geçmekle davalı borçlu 29.07.2025 tarihinde temerrüde düştüğünü, Davalı borçluya keşide edilen ihtarnameye ve ödeme emrine rağmen borç ödenmemiş olduğundan davalı borçluya yapılan bildirimin üzerinden 7 gün geçmekle temerrüt olgusunun gerçekleştiğini, İİK md. 257/1'deki muacceliyet şartının gerçekleştiğini, aynı hüküm uyarınca davaya konu alacağın rehinle temin edilmemiş olduğu da gözetildiğinde ihtiyati haczin tüm şartlarının gerçekleştiğini, bankanın telafisi imkansız zararlara uğramasını önlemek için davalının menkul ve gayrimenkul malvarlıkları ile üçüncü kişilerdeki her türlü alacakları üzerinde dava değeri tutarında teminatsız ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğin kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Uyuşmazlık, verilen ihtiyati haciz kararının reddi nedeniyle kaldırılması istemine ilişkindir.
2004 sayılı İİK.'nun ihtiyati haciz şartlarını düzenleyen 257'nci maddesinde vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını, alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiştir.İhtiyati haczin bir para alacağının ödenmesini güvence altına alan tedbir niteliğinde bir kurum olması nedeniyle mahkemece bu yöndeki istem değerlendirilirken yaklaşık ispat kurulanına göre hareket edilmelidir.
2004 sayılı İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır.
İİK’nın 265/1. maddesi uyarınca ise borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı yasal süresi içinde itiraz edebilir.
Somut olayda; ihtiyati haciz talep eden sözleşmenin feshi ve temerrüt ihtarı ile alacağını yaklaşık olarak ispat ettiğini ileri sürmüş ise de, söz konusu sözleşmeye ilişkin alacağın yargılama gerektirdiği, tek başına ihtarın ve sözleşmeye aykırılığın ileri sürülmesinin dosyasının alacağın bulunup bulunmadığı ve ne kadar bulunduğuna ilişkin tespite yeterli olmadığı, alacağın vadesi gelmiş bir para alacağına ilişkin olmayıp, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklı tazminat istemine ilişkin olduğu, itiraza ilişkin sebeplerin, İİK’nın 265. maddesinde sınırlı olarak sayılan ihtiyati hacze itiraz sebeplerinden olmadığı, bu itirazların esas yargılamayı gerektirdiği, İİK 257/1 maddesine dayalı ihtiyati haciz kararı verilmemesinde isabetsizlik olmadığından, ihtiyati haciz talep eden vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
İhtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/ 1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../03/2026 tarih ve 2026/... E. Sayılı Ara kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/07/2026