Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3235 E. 2026/16 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3235
Karar No
2026/16
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1639 E., 2025/1047 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/1432 E., 2023/59 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekillerinin oğlu ...'in 18.06.2011 tarihinde köyün 500 metre kadar uzağındaki davalıya enerji nakil hattı direğine tırmanması sonucu elektrik çarpmasına maruz kaldığını, direğin 6-7 metre yüksek olduğunu ve direğe çıkmayı önleyecek herhangi bir önlemin alınmadığının olay yeri tutanağında da belirttiğini, 11.09.2013 tarihli hastane raporunda elektrik çarpması sebebiyle sağ gözde körlük ve sol gözde de görme kaybı yaşandığının belirtildiğini, köyün elektrik direklerinde direğe çıkmayı önleyici herhangi bir önlem alınmaması sonucu davacıların çocuğunun ağır şekilde yaralandığını, davacının ileriki yaşantısında iş kaybı yaşayıp ailesine ve kendisine katkı sunamayacağını, sağlık raporuna istinaden vesayet altına alındığını, ne kendisinin ne de yakınlarının geçimini sağlayacak gelir elde etmekten uzak olduğunu, ömür boyu sürekli olarak başkasının yardımına muhtaç olduğunu, davacıların çocuğunun uğradığı maddi ve manevi zararın hizmet kusuru çerçevesinde davalı şirketçe tazmin edilmesini sağlamak için davayı açtıklarını ileri sürerek; olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizlerle birlikte 1.000,00 TL maddi, 70.000,00 TL manevi olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 71.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; zamanaşımının gerçekleştiğini, olayda davalı şirketin sorumluluğunun olmadığını, elektrik direğine tırmanan ...'in kusurlu nedeniyle olayın meydana geldiğini, davalı şirket ekiplerince yerinde yapılan incelemede; davaya konu enerji nakil hatlarında ilgili levha ve koruyu bariyerlerin mevcut olduğunun belirlendiği, ilgili nakil hatlarının yönetmeliğe uygun tesis edildiğini, davacının ailesinin bakmakla yükümlü olduğu çocuklarına yeteri kadar dikkat etmediğini ve ailesinin de iddia edilen olayla ilgili olarak ihmalinin bulunduğunu, davacının olayın nasıl meydana geldiğini açıklığa kavuşturmadığını, olayın meydana geldiği iddia edilen evin imara uygun yapılıp yapılmadığı hususunun illiyet bağının kesilmesi bakımından araştırılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ...'in 18.06.2011 tarihinde enerji nakil hattına bağlı direğe tırmanması sonucu elektrik çarpması ve yere düşmek suretiyle yaralandığı, meslekte kazanma gücünü kaybettiği, başkasının sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, bu olay nedeniyle davacı ... ve ailesinin kusurunun bulunmadığı, davalı şirketin tam kusurlu olarak sorumlu olduğu, davacı ...'in davalıdan 1.342.912,01 TL iş göremezlik tazminatını talep edebileceği, davacılar ... ve ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmiş ise de; destekten yoksun kalma tazminatının ölüm halinde talep edilebileceği, oysa ki davacı ...'in olay nedeniyle yaralandığından davacılar ... ve ... maddi tazminat taleplerinin reddine, davacıların manevi tazminat istemi yönünden yapılan değerlendirmede ise; olay tarihi, olayın oluş şekli ve ağırlığı, davacı ...'in olay tarihindeki yaşı,sürekli iş göremezlik oranı, tarafların kusur durumu, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, paranın satın alma gücü, ülkenin ekonomik koşulları ile davacıların yaşadıkları elem ve üzüntü nazara alınarak, davacılar açısından tatmin duygusunu karşılaması da kendi içinde gözetilerek takdiren davacılardan ... yönünden 50.000,00 TL, ... ve ... yönünden ayrı ayrı 35.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacılara ayrı ayrı ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacılar vekili tarafından verilen dava dilekçesinde davacı olarak başlıkta anne ... ve baba ...'ın gösterilmiş olduğu, dava dilekçesi içeriğinde müvekillerinin "oğlu ... yaralanmıştır" denmesine rağmen dava dilekçesi netice-i talebinde kim için maddi ve manevi tazminat talep edildiğinin tam olarak anlaşılmadığı, yargılama aşamasında 8 nolu celsede 3 nolu ara kararla verilen süre sonrasında davacı vekili tarafından verilen 13.04.2018 tarihli dilekçede; dava dilekçesinde bahsetmemiş iseler de aslında zarar göreninin ... olduğunu açıklayıp anne ve baba için ayrı ayrı 1.000,00'er TL destekten yoksun kalma maddi tazminat, 35.000,00'er TL manevi tazminat, ... için 10.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat talep edildiği, dava dilekçesinde yer verilen talep miktarı 1.000,00 TL maddi ve 70.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 71.000,00 TL iken dilekçelerin teatisi aşaması sona erdikten sonra talep 132.000,00 TL olarak arttırıldığı, dava dilekçesinde taraf olarak ismine yer verilmeyen çocuğun da taraf olarak eklendiği, dilekçelerin teatisi aşaması devam ederken davacı tarafın iddianın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın iddiasının genişletmesi mümkün iken, bahsi geçen dilekçenin teati sona erdikten sonra sunulduğu ve davacı vekilinin bu dilekçesinde somut olarak bir ıslah talebinin bulunmadığının anlaşıldığı, bazı usul işlemleri iddia ve savunmanın genişletilmesi ya da değiştirilmesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, iddia ve savunmayı değiştirme ya da genişletme sayılmayan hallerde veya karşı tarafın genişletme ve değiştirmeye rıza gösterdiği hallerde ıslaha başvurmaya gerek olmadığının açık olduğu, ancak somut uyuşmazlıkta davacılar vekilinin dava dilekçesinde ismine yer vermediği küçüğü davacı olarak gösterdiği, dava dilekçesinde 70.000,00 TL manevi, 1.000,00 TL maddi tazminat istenmesine rağmen, 13.04.2018 tarihli dilekçede anne ve baba için ayrı ayrı 1.000,00'er TL destekten yoksun kalma maddi tazminatı, 35.000,00'er TL manevi tazminat, ... için 10.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat talep edilmiş olduğu, davacı vekilinin bu talebiyle dava dilekçesinde yer vermediği bir talebe de yer verdiği, davacı vekili tarafından verilen 13.04.2018 tarihli dilekçe ıslah talebi olarak kabul edilse dahi ıslah yoluyla yeni bir talep eklenmesi veya dava dilekçesinde davacı olarak yer verilmeyen bir kişinin davaya taraf olarak eklenmesi mümkün olmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 124. maddesinde öngörülen imkan dışında, ıslah yoluyla iradi taraf değişikliği veya taraf eklenmesi mümkün olmadığı, bu nedenle usulüne uygun sunulmuş bir talep olmadığından ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiğinden bahilse, ... bakımından usulüne uygun olarak ileri sürülmüş bir talep olmadığından karar verilmesine yer olmadığına, davacılar ... ve ... yönünden davanın kısmen kabul, kısmen reddine, maddi tazminata dair talebin reddine, manevi tazminata dair talebin kabulü ile davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 35.000,00'er TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili; dava dilekçesinin şablonunda sehven olayın yaşandığı tarihte küçük olan ...'in adı yazılmadığını, kanuni temsilcileri baba ... ve anne ...'nin isimlerinin yazıldığını, ancak dava dilekçesinin esasında ...'in sıkça söz edildiğini, kaldı ki olayın birinci derece zarar göreni ve derdest davanın başrolündeki kişinin ... olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin sekizinci celsesinde hâkimce taraflarına taleplerindeki muğlaklığı ve eksiklikleri gidermek için kesin süre verildiğini, taraflarınca kesin süre içerisinde muğlaklıklar ve eksikliklerin giderildiğini, her ne kadar yapılan bu işlemlere İstinaf Mahkemesince iddia ve savunmanın genişletilmesi denmişsede böyle bir durumun söz konusu olmadığını, İstinaf Mahkemesinin HMK'nın 1 24... . maddelerini dar ve soyut yorumlandığını, dava dilekçesinde yer alan vakıalar ve talep sonucunun çelişmediğini, dosya kapsamında tüm beyan ve taleplerinin uyum içinde olduğunu, sehven dava dilekçesine davanın konusu olan küçüğün ismini yazmamaları sebebiyle istinaf mahkemesinin bunu iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı yanın istinaf sebepleri ve talepleri incelendiği takdirde görüleceği üzere davalının iddianın genişletilmesi ve ıslah husunda bir beyanda bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesinde sekizinci celse ve sonrasında da bu hususta herhangi bir itirazda bulunmadığını, İstinaf Mahkemesinin taleple bağlı kalarak karar vermekle yükümlü bulmadığı somut olayda yapılan incelemenin kamu düzeninden olmadığını, ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, elektrik çarpması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava şartlarının neler olduğu HMK’nın 114. maddesinde belirtilmiş olup anılan düzenlemenin 1. fıkrasının (d) bendinde “Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması” dava şartları arasında sayılmıştır. Söz konusu maddede geçen taraf ehliyeti kavramı, bir davada, davacı veya davalı olarak bulunabilme yeteneğini ifade eder ve bu durum HMK'nın 50. maddesine göre “Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir.” şeklinde açıklanmıştır. Taraf ehliyeti, medeni hukuktaki hak ehliyeti ile özdeştir. Bu nedenle, hak ehliyetine sahip her gerçek ve tüzel kişi, davada taraf olabilme ehliyetine sahiptir (Baki Kuru, Ramazan Arslan, Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, Ankara 2009, s. 238 vd.). Bu hâlde, bir davada taraf olarak yer alabilecek kimseler, medeni hukukun çizdiği prensipler dâhilinde ya gerçek kişi ya da tüzel kişi olmalıdır (Mustafa Reşit Belgesay, Dava Teorisi, İstanbul, 1943, s. 78). Taraf ehliyeti, tarafların taraf olabilme yeteneğinin tetkik ve tespiti ile davanın esası hakkında inceleme yapılıp yapılamayacağını belirler. Taraf ehliyeti eksikliği durumunda, davanın esasına girilmeyecek ve dava usulî bir kararla sonlanacaktır. Bu yönden taraf ehliyeti, yargılamanın başında dikkate alınması gereken bir dava şartıdır. Yine dava şartları arasında sayılan dava ehliyeti ise; tarafın bir davayı ister kendisi, isterse bir vekil ile yürütüp geçerli taraf usul işlemleri yapabilme ehliyetidir (İsmail Hakkı Karafakih, Hukuk Muhakemeleri Usulü Esasları, Ankara, 1952, s. 117) ve bu kavram HMK'nın 51. maddesinde yer alan “Dava ehliyeti, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir.” hükmüyle açıklanmıştır. Bir kimsenin taraf ehliyetinin bulunması, tarafı bulunduğu davayı yürütebilmesi için tek başına yeterli değildir. Taraf ehliyetiyle beraber dava ehliyetine de sahip olması gerekmektedir. Davanın açılmasıyla başlayan usul hukuku ilişkisinin yürütülebilmesi için, dava ehliyetinin bulunması şarttır. Dava ehliyeti, medeni hukuktaki fiil ehliyetinin (medenî hakları kullanma ehliyeti) yargılama hukukundaki karşılığıdır. Buna göre, ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlanmamış gerçek kişiler ile tüzel kişiliğe sahip ve organları teşekkül etmiş mal veya kişi topluluklarının dava ehliyeti vardır. Ayırt etme gücü olan küçük ile kısıtlının kural olarak dava ehliyetleri yoktur. Ancak bu kişiler, kişilik haklarıyla ilgili davalarda dava ehliyetine sahiptirler. Tam ehliyetsizlerin ise dava ehliyetleri bulunmamaktadır. Dava şartlarının amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır. Mahkemece, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır; taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler (HMK md. 115/1). Dava şartı noksanlığının tespit edilmesi hâlinde davanın usulden reddine karar verilir. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için ilgili tarafa kesin süre verilecek olup bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilecektir (md. 115/2). Somut olayda; davacı ... dava tarihi itibariyle 14 yaşında olup, dava dilekçesinde davacı ...'in velisi olan anne ve babasının davacı sıfatıyla yer aldığı, davacılar vekilinin dava dilekçesinde; müvekkillerinin çocuğunun uğradığı maddi ve manevi zararın idarenin hizmet kusuru ve idarenin sorumluluğu ilkeleri çerçevesinde davalı tarafından tazmin edilmesini sağlamak için 1.000,00 TL maddi ve 70.000,00 TL manevi tazminat talep edildiğini belirttiği, dava dilekçesinde tazminatların kim için talep edildiğinin anlaşılamaması nedeniyle İlk Derece Mahkemesine HMK'nın 31. maddesi gereği davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında davacı vekiline talep edilen tazminatların küçük adına mı yoksa dava dilekçesinde davacı olarak yer alan anne ve baba adına mı talep edildiğinin açıklanması amacıyla süre verildiği, davacı vekili tarafından verilen 13.04.2018 tarihli dilekçede; olayda asıl zarar göreninin ... olduğu, anne ve baba için ayrı ayrı 1.000,00'er TL destekten yoksun kalma maddi tazminat, 35.000,00'er TL manevi tazminat, ... için 10.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat talep edildiği şekilinde talebin açıklandığı, 24.12.2018 tarihli celsede Mahkeme hâkimince talep miktarının aşıldığının belirtilmesi üzerine davacı vekilinin "Davamızı ... adına açtık fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 1000 TL maddi 70.000 TL manevi tazminatı ... adına talep etmekteyiz. Anne ve baba için ise ek dava açıp işbu dava ile birleştirmek üzere süre talep ediyoruz dedi. " şeklinde beyanda bulunduğu ve duruşma tutanağına imzasının alındığı, yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile davacılardan ... için 1.342.912,01 TL iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline, davacılar ... ve ... yönünden maddi tazminat taleplerinin reddine, davacılardan ... için 50.000,00 TL, ... ve ... için 35.000,00'er TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesine, karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davacı ... bakımından usulüne uygun olarak ileri sürülmüş bir talep olmadığından karar verilmesine yer olmadığına, davacılar ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulüne, maddi tazminata dair talebin reddine, manevi tazminata dair talebin kabulü ile davacı ... ve ... için ayrı ayrı 35.000,00'er TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacılar vekilinin dava dilekçesinde müvekkillerinin çocuğunun uğradığı maddi ve manevi zararın idarenin hizmet kusuru ve idarenin sorumluluğu ilkeleri çerçevesinde davalı tarafından tazmin edilmesini talep ettiği, anne ve babanın velayet hakkı kapsamında 15 yaşından küçük çocuklarının uğradığı zararların tazminini talep etme haklarının olduğu, dava dilekçesi içeriğinden de dava konusu taleplerin dava tarihinde 14 yaşında olan ... için yapıldığının açıkça anlaşıldığı, HMK'nın 115. maddesinde yer alan ve tamamlanabilir olan dava şartının 13.04.2018 tarihli dilekçe ile tamamlandığı, 13.04.2018 tarihli dilekçede davacı ...'in ismine yer verilmesinin dava dilekçesinde davacı olarak yer verilmeyen bir kişinin davaya taraf olarak eklenmesi niteliğinde olmadığı anlaşılmakla, usul ve kanuna aykırı bulunan kararın bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 371. Maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3235, K. 2026/16, T. 12.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3235-e-2026-16-k-8d92bf47b705