Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/9472 E. 2026/3726 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/9472
- Karar No
- 2026/3726
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı ve üçüncü kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Uyuşmazlık asıl davada istihkak, karşı davada tasarrafun iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın alacaklı, üçüncü kişi ve borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, yargılama sırasında borçlunun iflasının açılıp kesinleştiği, borçlu hakkında yapılan takibin düştüğü ve hacizlerin kalktığı, istihkak davasının konusuz kaldığı, karşı açılan tasarrufun iptali davasının görülmesinde de hukuki yararın kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın konusu kalmadığından, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp konusu kalmayan asıl ve birleşen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre üçüncü kişi vekilinin tüm temyiz itirazları ile alacaklı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Asıl dava üçüncü kişinin İİK 96-97 maddelerine göre açtığı istihkak davası, karşı dava ise alacaklının İİK'nin 97/17. maddesine dayalı açtığı tasarrufun iptali davasıdır. Karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının amacı, bir alacağı ödememek için, mal varlığını azaltıcı veya artışını önleyici nitelikte, borçlu tarafından yapılan tek taraflı hukuki işlemler ve fiillerle, borçlunun amacını bilen veya bilmesi gereken kişilerle yaptığı tüm hukuki işlemleri alacaklının alacağı ile sınırlı olarak hükümsüz sayarak işlem konusu mal veya hak üzerinde borçluya aitmiş gibi cebri icraya devam edilerek alacaklının alacağını almasına imkan sağlamaktır. İptal davası, icra hukuku yönünden alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlayan nispi nitelikteki yasadan ... bir dava olup, tasarrufa konu malların aynı ile ilgisi yoktur.
İİK'nın 283/1. maddesine göre, tasarrufun iptali davasını açan davacının tasarrufun iptali davası sabit olduğu taktirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde, cebri icra yolu ile alacak miktarı kadar hakkını alma yetkisini elde eder ve söz konusu malın haczedilmesini ve satışını isteyebilir. Davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekili tarafından açılan istihkak davasında borçlu iflas edip takip düştüğü ve hacizler kalktığı için konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahcuz mal üzerindeki haciz de kalktığı için alacaklının icra takip işlemlerine devam etmekte hukuki yararı kalmamıştır. HMK'nın 114/1-4. maddesinde hukuki yarar dava şartı olarak düzenlenmiştir. Hukuki yararın davanın açıldığı tarih itibariyle mevcut olması yeterli değildir. Dava sonuçlanıncaya ve karar kesinleşinceye kadar hukuki yararın devamı gerekir. Somut olayda, hacizler kalktığından, davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından açılan tasarrufun iptali davasında, başlangıçta mevcut olan hukuki yarar ortadan kalkmıştır. O halde asıl dava olarak açılan istihkak davasının konusuz kaldığı durumda, karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının hukuki yarar yokluğundan reddi gerekir. Bu durumda da davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri ile vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekir. SONUÇ: 1 nolu bentte yazılı nedenle üçüncü kişi vekilinin tüm, alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenle alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 371. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20/05/2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı:
Tasarrufun iptali davası açıldıktan sonra, borçlu hakkında iflas kararı verilmiş ise davayı yürütme hakkı iflas idaresine geçer. (İİK m.187) İİK’nun 226. maddesi uyarınca müflisin iflastan sonra masaya giren mallar hakkında tasarruf yetkisi kalmadığından müflisin hak ve yararlarının korunması iflas masasına geçtiğinden müflisin iflas idaresine tebligat yapılmak suretiyle davaya devam olunması gerekir. Masayı iflas idaresi temsil eder. İflas idaresi tasarrufun iptal davası açmak için aciz belgesi almak zorunda değildir. Kesinleşmiş iflas kararı aciz belgesinden daha kapsamlıdır.
Somut olayda davacı üçüncü kişi istihkak davası açtığı alacaklının ise borçlu ve üçüncü kişi aleyhine İİK’nun 280. maddesi uyarınca tasarrufun iptali davası açtığı borçlu şirket hakkında 22.9.2020 tarihinde iflas kararı verildiği iflas kararının 14.2.2022 tarihinde kesinleştiği, İİK’nun 193.maddesi uyarınca icra takipleri düşeceğinden haczin de ortadan kalktığı karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının görülmesinde hukuki yarar kalmadığından Bölge Adliye Mahkemesince konusu kalmayan istihkak davası ile karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği yönünden Dairemizin çoğunluğunun görüşü ile bozulduğu görülmektedir. Yukarıda açıkladığımız üzere bu durumda bu iflas idaresinin davadan haberdar edilip taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulması isabetsiz olup bu nedenle kararın bozulması yerine yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin Dairemizin çoğunluğunun görüşüne katılamıyorum.20.05.2026