Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/320 E. 2026/1326 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/320
- Karar No
- 2026/1326
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/320 KARAR NO : 2026/1326
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/10/2024 NUMARASI : 2024/274 Esas - 2024/789 Karar
DAVACI : ... (T.C. NO:...) - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... - ... - ...
DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/12/2021
KARAR TARİHİ : 06/07/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 17/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirketin %17,5 hissedarı olduğunu, söz konusu hissenin davacıya merhum eşi ...'dan miras olarak intikal ettiğini, davalı şirketin beyan etmiş olduğu emtiaların karşılıklarını ortaklarından bir kısmına vergisiz şekilde uzun bir müddet dağıttığını, davacıya 22.03.2021 tarihinde yapılan 150.000,00-TL ödeme haricinde hiçbir ödeme yapılmadığını, davacının alacağının davalı şirketin 2018 yılı muavin kayıtlarında 331 kodlu "Ortaklara Borçlar" hesabı altında yer alan 331.60 kodlu hesapta görüldüğünü, 2018 yılındaki şirket defter ve kayıtlarına göre müvekkilinin davalı şirketten alacağının 3.108.249,97.-TL olup, davalı şirket tarafından müvekkiline 22.03.2021 tarihinde alacağının 150.000,00-TL olan kısmının ödendiğini, davacının 2.958.249,97.-TL alacağının ise ödenmemiş olduğundan taraflarınca davalı şirkete karşı Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/21669 Esas sayılı dosyası nezdinde icra takibi başlatıldığını, davacının alacağının ticari alacak olması sebebiyle taraflarınca arabuluculuğa başvurulmuş olup, ekte yer alan 26.11.2021 tarihli son tutanakta da (Arabuluculuk dosya no: 2021/123746) görüleceği üzere anlaşmaya varılamadığını bu sebeple; davalarının kabulüne, davalı-borçlu tarafın haksız ve yersiz olan, borca, faize ve ferilerine ilişkin Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/21669 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazlarının iptaline ve icra takibinin takipteki şartlarla devamına, davalı-borçlunun kötü niyetli olduğu ve alacak likit bulunduğundan takip konusu miktarın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde ki beyanlarını kabul etmediklerini, her ne kadar davalı şirket kayıtlarında bu tutarın, davacının da aralarında bulunduğu tüm ortakları kapsamakta ise de, davacı ve diğer ortaklara müteaddit defalar açıklandığı üzere, söz konusu rakamın, Vergi Usul Kanunu’nun 6736 ve 7143 sayılı Kanunlar’ın gereği olarak hesaplara geçirilen, ancak kâr dağıtımı kararıyla pay sahiplerine dağıtılabilen, sermaye artırımında kullanılabilen ya da tasfiye bakiyesi olarak ortaklara dağıtılabilen bir tutar olduğunu, somut olayda bu kanunun sınırlı olarak imkan verdiği olgulardan hiçbirisinin, söz konusu olmadığını, genel kurul kar dağıtımına sermaye artırımına veya azaltımına ya da tasfiyeye karar verilmediğini, alacağın niteliği ve işlemin özü gereği, bu tutarın, şirketten icra ya da dava yolu ile talep edilebilecek bir tutar olmadığını, davacı ve küçük oğlu olan ortaklarının, şirkete bir çok dava açarak şirketi zarara uğratmak gayreti içerisine girdiklerini, davacının dilekçesinde belirttiği 22.03.2021 tarihli 150.000,00.-TL bedelli ödemenin, davacının dava dilekçesinde belirttiği taşınmazının kentsel dönüşüme girmesi neticesinde müteahhit firmaya ödemek zorunda kaldığı bedelin yaşlı ve ortakların annesi olması hasebiyle ortaklardan alacaklar hesabına kaydedilen; kar payı amacı gütmeyen bir ödeme olduğunu, mahkemece atanacak uzman bilirkişi kurulunda, muhasebeci bilirkişinin yanısıra, hesap uzmanlığı kökenli bir yeminli mali müşavirin görevlendirilmesi halinde, davacı tarafın hiçbir alacağının bulunmadığı, söz konusu kaydın muhasebe standartlarının bir gereği olarak kayıtlara yansıtıldığının tespit edileceğini bu sebeple; huzurdaki davanın Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/137 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davacının müvekkili şirketten alacaklı olmadığının tespitine, bilançoda ve ticari defterlerde vergi yeniden yapılandırma yasası uyarınca şirket kayıtlarında yer alan tutarların gerçek alacak miktarlarını temsil etmediği gözetilerek haksız olan davanın reddine, temerrüde ve ödeme şartları oluşmadığından faiz talebinin reddine, alacağın likit olmaması ve bu anlamda takibe itirazın haksız olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alınan bilirkişi raporlarında da diğer ortarklara bu minvalde yapılan ödemeler bulunduğu tespit edilmiş iken, artık bu yönde bir kararın bulunduğu açık olduğundan, eşit işlem koşulu gereğince davacıya da yapılması gerektiğini ve alacağın talep edilebilir olduğunun belirtildiğini, aksi takdirde davacı dışındaki tüm ortakların alacaklarının ödenmesi, ortaklardan yalnızca davacıya ödeme yapılmaması anlamına gelecek hükmün, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kar payı hususunda hukuki inceleme yapılmasına da lüzum bulunmamakta olup, alacak borç senedi olarak şirket kayıtlarında sabit olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/10/2024 Tarih - 2024/274 Esas - 2024/789 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; şirket ortaklığından kaynaklı alacak nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı ...'ın, davalı şirketin %17,5 hissedarı olduğu, söz konusu hissenin müvekkiline merhum eşi ...'dan miras olarak intikal ettiği, davalı şirketin 22.03.2021 tarihinde davacıya 150.000,00.-TL ödeme yaptığı, bunun haricinde davacıya hiçbir ödeme yapılmadığı, davacının, davalı şirketin 2018 yılı muavin kayıtlarında 331 kodlu "Ortaklara Borçlar" hesabı altında yer alan hesapta görüldüğü üzere davalı şirketten 3.108.249,97.-TL alacaklı olduğu bu alacağın davalı şirket tarafından ödenmemesi üzerine davacı tarafından davalı aleyhine Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/21669 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, başlatılan takibe davalı tarafından itiraz edildiği, itiraz üzerine duran takibin devamı için eldeki davanın açıldığı, ilk derece mahkemesince açılan davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 19/02/2024 tarih 2022/2639 Esas 2024/298 Karar sayılı ilamı ile; " ... Eldeki davada, ilk derece mahkemesince; davalı şirketin 6736 ve 7143 sayılı kanunlar ile kendisine tanınan haklardan faydalandığı, stok beyanında bulunduğu, davacı ortağın hissesine düşen tutar olarak öncelikle 331 nolu "Ortaklara Borçlar" hesabına kaydedildiği, hesabın hareket görmediği, ilgili tutarın 321 nolu "Borç Senetleri" hesabına virmanlandığı, alacağın bu hesap yönünden dava tarihine kadar devredildiği, şirket ortağı davacıya 150.000,00.-TL ödeme yapılarak ödemenin 131.10.01 ... hesabına kaydedildiği, tüm bu hususların alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği, davacının takip ve dava konusu tutar kadar alacaklı olduğu, netice olarak davacının davasını ispat ettiği anlaşılmakla; davanın kabulüne şeklinde karar verilmişse de verilen kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı yanılgılı kanaatle karar verildiği anlaşılmıştır. Kâr payı ortağın en önemli mali hakkıdır. Kar payının hukuki niteliğinin belirlenmesi, şirket açısından bu payın hesap dönemi sonunda dağıtılmasının bir zorunluluk olup olmadığını tespit etmek açısından önemlidir. ETK 385 hükmünde müktesep haklar arasında yer alan kar payı alma hakkına, Yeni Ticaret Kanununun 452. maddesinde yer verilmemiş, ilgili maddede müktesep ve vazgeçilmez haklar saklı tutulmuştur. Kanun koyucu, müktesep hak kavramını tanımakla birlikte, kapsamı ve türlerine ilişkin bir düzenleme yapmamıştır. Müktesep hak ve vazgeçilmez hak kavramlarının içine hangi hakların dahil olduğunu belirlemek öğreti ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Öğretide ..., ortağın kar payı alma hakkının iki cephesi olduğunu, ilkinin şirketin kar elde etmek ve paylaşmak amacını izlemesi zorunluluğundan doğan vazgeçilmez hakkı olduğunu belirtmekte, bu hakkın ETK zamanında güçsüz ve müktesep bir hak olarak nitelendirildiğini, ancak TK'ya göre bu hakkın müktesep niteliğinin olmadığını belirtmektedir (Poroy, Reha/..., Ünal/Çamoğlu, Ersin; Ortaklıklar Hukuku 1, Yeniden Yazılmış 13. Bası, İstanbul 2014, N. 898, 899). Pulaşlı, kar payı alma hakkını hem vazgeçilmez bir pay sahipliği hakkı olarak nitelendirmekte (Pulaşlı, Hasan; Şirketler Hukuku Şerhi, C. II, Tıpkı 2. Baskı, Ankara 2015, 39, N. 13), hem de kar payının nisbi müktesep bir hak olduğunu ifade etmektedir (Pulaşlı, 37, N. 35). Gürbüz Usluel'e göre, kar payı alma hakkı kanundan doğan müktesep bir hak değildir (Gürbüz Usluel, Aslı E., Anonim Şirketlerde Pay Sahibinin Kar Payı Alma Hakkı, Ankara 2016, s. 105). Kâr payı, sadece net dönem kârından ve bunun İçin ayrılmış yedek akçelerden veya serbest yedek akçelerden dağıtılabilir. Net dönem kârı, yıllık bilançoya göre belirlenen yıllık kârdan, geçmiş yıllara ait zararların ve şirketin ödemekle yükümlü olduğu matrahı yıllık olan vergilerle, mali yükümlülüklerin düşülmesinden sonra kalan tutardır. Kâr dağıtımı için ayrılmış yedek akçelerden kasıt da, önceki dönemlerin kârı aracılığıyla oluşturulan özel yedek akçelerdir. Bu tür yedek akçeler, yıllık kâr dalgalanmalarına karşı, ortaklara her yıl miktar olarak eşit bir kâr payı dağıtılmasını mümkün kılmak için ayrılırlar. Bu yedek akçeler yanında, Daşka amaçlar için ayrılmış yedek akçelerden veya serbest yedek akçelerden de kâr payı dağıtılabilir. Başka amaçlar için ayrılmış yedek akçelerden kâr payı dağıtılabilmesi için, öncelikle genel kurul tarafından bunların çözülerek serbest yedek akçe haline getirilmeleri gerekir. Kâr payı dağıtımına ancak, ayrılması gereken kanuni yedek akçelerle, şirket sözleşmesinde öngörülmüş yedek akçeler ayrıldığı takdirde karar verilebilir. Limited şirkette de anonim şirkette olduğu gibi, üç tür yedek akçe vardır (TK 610, 519). Bunlar, kanuni yedek akçe, şirket sözleşmesiyle ayrılan yedek akçe ve genel kurul kararıyla (olağanüstü) ayrılan yedek akçedir. Anonim ve limited şirketlerde ortaklara kar payı dağıtma yükümlülüğünü düzenleyen herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu konuda tartışma TK 519/2-c bendinde yapılan düzenleme ile gündeme gelmiştir. TK 519 yedek akçelere ilişkin bir maddedir ve TK 610 affı dolayısıyla limited şirketlere de uygulanır. 6102 sayılı Kanun ile TK 519/2-c hükmünde ikinci yedek akçe ayrılmasına ilişkin bir değişiklik yapılarak, "pay sahiplerine yüzde beş oranında kar payı ödendikten sonra, kardan pay alacak kişilere toplam tutarın yüzde onu"nun genel kanuni yedek akçe olarak ekleneceği düzenlenmiştir. ETK 466/II-3'de % 5 kar payının ayrılmasından bahsedilirken, yeni kanunda kar payının ödenmesinden bahsedilmektedir. Eski ve yeni kanun arasındaki bu farklılık, yeni TK çerçevesinde ortağa her sene şirket tarafından % 5'lik bir kar payı ödenmesinin zorunlu olup olmadığı meselesini ortaya çıkarmıştır. 6102 sayılı TK 519/2-c hükmünde geçen "kar payı ödendikten sonra" ifadesinden hareket ederek öğretide ..., pay sahiplerinin yıllarca kar payından yoksun bırakılamayacağını, % 5 kar dağıtımının zorunlu hale geldiğini, artık her AŞ'nin her yıl en az % 5 oranında kar dağıtmak zorunda olduğunu, böylece değil yıllarca, bir yıl bile kar dağıtmama yoluna gidilemeyeceğini belirtmektedir (Poroy/ .../Çamoğlu, N. 898). Buna karşın diğer görüş, TK 519/2-c hükmünün, yedek akçe ayrılmasına ilişkin bir hüküm olduğunu, eğer ikinci yedek akçe ayrılmasını gerektiren bir durum söz konusuysa, 5'lik birinci kar dağıtımı yapılması gerektiğinin anlaşıldığını, ikinci yedek akçe ayrılması gerekli değilse, bu durumda her halükarda kar dağıtımı yapılacağı sonucuna varılamayacağını ileri sürmektedir (Yanlı, Veliye; Anonim Şirketlerde Kar Dağıtımı, Batider 2014, C. XXX, S.1, s. 20; Gürbüz Usluel, s. 94). Bu görüş, Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari Içeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesinde, yıllık faaliyet raporunda şirketin finansal durumuna ilişkin yer alması gereken unsurların düzenlendiğini, bu maddenin d bendinde, yıllık faaliyet raporunda kar payı dağıtım politikasına ilişkin bilgilerin ve kar dağıtımı yapılmayacaksa gerekçesi ile dağıtılmayan karın nasıl kullanılacağına ilişkin önerinin yer alacağım öngörüldüğünü, dolayısıyla yönetmelik hükmünde de kar dağıtımı yapmama ihtimalinin düzenlendiğini de belirtmektedir. Yargıtay içtihatlarında kâr payı hakkı lehine çeşitli ölçütler öngörülmüş ve bu ölçütler çerçevesinde karın dağıtılıp dağıtılmayacağına karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu ölçütler: 1. ETK 469/II'ye (TK 523/II) göre yedek akçe ayırabilmek için "duyarlı dengenin" zorunlu koşulu, kar dağıtmamaya yönelik genel kurul kararının yalnızca şirketin sürekli gelişimi hedefine ve paysahiplerine düzenli biçimde kar dağıtma amacına yönelik olmasıdır. 2. Kar payının gereken biçimde dağıtılmaması AO'lara karşı güven ve ilgiyi sarsabileceğinden kararın nesnel (objektif) ölçülere aykırı olmaması kuralının da özenle gözetilmesi icap eder. 3. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılması Şarttır (11. HD. E. 1982/3556, K. 1982/2887, T. 14.10.1982; 11.HD.,E. 1982/487, K. 1982/479, T. 09.02.1982).Kanaatimizce de TK 519/2-c ve yönetmelik hükmü dikkate alındığında anonim ve limited şirketin her yıl kar dağıtma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, genel kurulun kar dağıtımı. konusunda keyfi karar vermemesi, ortakları haklı bir neden olmaksızın kar payından mahrum bırakmaması veya kar payı dağıtımını düşük oranda yapmaması gerekir (Bu yönde Gürbüz Üsluel, s. 95). Yargıtay'a göre de, Şirket ortaklar kurulu TTK.nın bu konudaki düzenlemeleri ile bağlı olup, tahakkuk eden kazanç üzerinde dilediği gibi tasarruf yetkisine sahip değildir. Ortaklar kurulu bilançoya göre ortaya çıkan kazancı dağıtmaktan keyfi bir şekilde sarfınazar edemez (11. HD. E. 2002/13209, K. 2003/5053, T. 16.05.2003; 11. HD.E. 2016/10594, K. 2018/4304, T. 9.6.2018; 11. HD. E. 2019/1317 K. 2019/8061, T.11.12.2019). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 616 ncı maddesinin birinci fıkrasında genel kurulun devredilemez yetkileri sayılmış olup, maddenin (e) bendine göre yıl sonu finansal tabloları ile yıllık faaliyet raporunun onaylanması, kâr payı hakkında karar verilmesi, kazanç paylarının belirlenmesi genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olduğu, genel kurulun, kâr dağıtımının ne zaman yapılacağı ve dağıtım şekli konusunda karar vermeye yetkili tek organ olduğu, kâr payı dağıtılabilmesi için ortaklar genel kurulu kararı alınması gerektiğinin düzenlendiği görülmüştür. Eldeki davada; davacı şirket hissedarı tarafından davalı şirkete karşı iş bu davanın açıldığı ve açılan davada davalı şirketin tarafına 22.03.2021 tarihinde yaptığı 150.000,00.-TL ödeme haricinde herhangi bir ödemede bulunmadığı, kendisinin şirketten daha fazla miktarda alacaklı olduğu, alacaklı olduğu miktarınn 2.958.249,97.-TL olduğu bu alacağın kendisine ödenmesinin talep edildiği görülmüşse de, davacının alacak talebinin kar payı dağıtımına ilişkin bir talep olduğu, mahkemece, davacının kâr payı dağıtımına ilişkin olan davasında gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmadan ve dosya arasına alınan deliller tam değerlendirilmeden sonuca gidildiği varılan sonucun da doğru olmadığı anlaşılmıştır. ..." şeklindeki gerekçeyle kararın kaldırılmasına karar verildiği, ilk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda davanın usulden reddine karar verildiği ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Eldeki davada, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının davalı şirket ortağı sıfatıyla kar payı alacağına hak kazanıp kazanmadığı ve bu alacağın ilamsız icra takibine konu edilip edilmeyeceği noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, kaldırma ilamı sonrasında alınan bilirkişi raporları ile tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlığın davacının şirket ortağı sıfatıyla kar payı alacağı talebinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 616-(1)-e) maddesi uyarınca, Limited Şirketlerde karın kullanım şeklinin belirlenmesi şirket genel kurulunun devredilmez ve vazgeçilmez yetkileri arasında yer almaktadır. Bu nedenle ortakların kar payı talep hakkı, ancak usulüne uygun şekilde toplanan genel kurul tarafından kar dağıtımına ilişkin bir karar alınması ile doğar ve muaccel hale gelir. Somut olayda, davalı şirket genel kurulunca dava konusu döneme ilişkin kar payı dağıtılmasına yönelik olumlu ya da olumsuz herhangi bir karar alındığının ileri sürülmediği gibi, bu yönde ticari defter ve kayıtlar ile dosya kapsamındaki delillerde de herhangi bir tespitin yapılmadığı, ayrıca, Dairemizce verilen kaldırma ilamı sonrası alınan bilirkişi raporunda da aynı hususun açıkça ortaya konulduğu, kaldı ki, mahkemenin, genel kurulun yerine geçerek kar dağıtımına karar vermesi veya doğrudan kar payı alacağına hükmetmesinin de hukuken mümkün olmadığı değerlendirildiğinden, ilk derece mahkemesince 6100 sayılı HMK'nın 114-(2) maddesinde düzenlenen "diğer kanunlarda öngörülen dava şartları" ile aynı Kanunun 115-(2) maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir (Yargıtay 11. H. D.2020/8113 E. 2022/3949K.). Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine, İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/07/2026
... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... *Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*