Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/7076 E. 2026/4614 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7076
- Karar No
- 2026/4614
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/487 Esas, 2025/1397 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/432 E., 2023/890 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 8.900.000,00 USD bedelli, 28.06.2012 keşide tarihli, vadesiz olarak verilen bono dayanak yapılarak müvekkilleri aleyhine başlatılan icra dosyasında bononun zamanaşımına uğradığını ileri sürerek talep edilen miktardan ve bonodan müvekkillerinin borçlu bulunmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı borçlulara kredi kullandırdığını ve borçluların da kredi borcunu ödemek için kambiyo senedi tanzim ettiğini ve müvekkiline verdiklerini, söz konusu borç ödenmeyince müvekkilinin alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlattığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip konusu bononun düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 688. (6102 sayılı TTK'nın 776.) maddesinde bononun unsurlarının açıkça sayıldığı, vadenin bononun unsurları arasında belirtildiği, aynı yasanın 689. (6102 sayılı TTK'nın 777/2) maddesinde bonoda vadenin gösterilmemiş olması halinde görüldüğünde ödenmesi şart olan bono sayılacağının düzenlendiği, bu durumda bonoda bulunması gereken zorunlu unsurlar kanunda sayılmış ise de; vadenin bulunmamasının bononun geçerliliğine etki etmeyeceği, zira bonoda vade olmadığı takdirde bononun görüldüğünde ödenmesine bağlı olduğunun yine yasa maddesinde belirtildiği, 6762 sayılı TTK'nın 690. (6102 sayılı TTK'nın 778.) maddesinin atfıyla 616. maddesinde de görüldüğünde ödenmek üzere poliçenin ibrazında ödeneceği, böyle bir poliçenin düzenleme gününden itibaren 1 yıl içerisinde ödenmesi için ibrazının gerekeceği, buna göre vadesi bulunmadığı için görüldüğünde ödenecek olan bononun tanzim tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde ödenmek üzere ibraz edilmesinin zorunlu olduğu, vadesi gösterilmemiş olan bononun 1 yıl içerisinde ibraz edilmemiş olmasının zamanaşımı süresi dolmadığı müddetçe keşideciyi sorumluluktan kurtarmayacağı, vadesi bulunmayan bononun tanzim tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde ibraz edilmemesi halinde vadenin geçirilmesi durumu söz konusu olup; bu halde rücu hakkı düşeceğinden yalnızca cirantalara müracaat edilemeyeceği, ancak zamanaşımı süresi dolmadığı takdirde senedi tanzim eden keşidecinin sorumluluğunun devam edeceği, 6762 sayılı TTK'nın 661. (6102 sayılı TTK'nın 749. maddesinde) maddesinde poliçeyi kabul edene karşı ileri sürülecek poliçeden doğan taleplerin vadenin geldiği tarihten itibaren 3 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağının belirtildiği, somut olayda takip konusu edilen bononun 28.06.2012 tanzim tarihli 19.06.2020 vade tarihli olduğu, aslı incelenen bononun vade tarihinin 19.06.2020 tarihi olduğu, ancak davacının bonoda vade tarihinin bulunmadığını, vade tarihinin sonradan doldurulduğunu beyan ettiği, davalı alacaklı çalışanı tarafından davacılara gönderilen e-mailde takip konusu edilen bono suretinin takip tarihinden önce davacılara gönderildiği, davacıların bu e-mail içeriği ve ekinde yer alan bono suretini noter marifetiyle tespit ettirdikleri, noterliğin tutanak başlıklı belgesinde davalı banka çalışanı tarafından gönderilen e-mail ve ekinin tespit edildiği, ekte yer alan bononun takibe konu edilen bono olduğu ve vade tarihini içermediği, bu durumda davalı bankanın vade tarihini içermeyen bonoya sonradan vade tarihini ekleyerek icra takibine konu ettiği sonucuna varılacağı, takip dayanağı olan bononun 28.06.2012 tanzim tarihli olduğu, vade tarihini içermediği, bu nedenle görüldüğünde ödenecek bono niteliğinde olduğu, takip borçlularının bonoyu düzenleyen keşideciler olduğu, düzenleme tarihinden itibaren 1 yıllık ibraz müddeti ve bu sürenin bitiminden itibaren işleyen 3 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde keşideciler aleyhine takibe geçilmediği, bu durumda davacı alacaklının müracaat hakkının düştüğü gerekçesiyle davanın kabulü ile davacıların icra dosya üzerinden yürütülen takip nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı banka vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, kambiyo senedine dayalı takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup uyuşmazlık bononun zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
B.Değerlendirme ve Gerekçe Davacılar takip konusu bonoda aval veren, davalı banka ise bononun lehtarı sıfatıyla yer almaktadır. Uyuşmazlık, düzenlenmesi sırasında vade kısmı boş bulunan bononun görüldüğünde ödenecek bono sayılıp sayılamayacağı ve bu hususun davacı avalistler tarafından ileri sürülüp sürülemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 776. maddesinde bononun unsurları tayin edilmiş olup, vade senette bulunması zorunlu unsurlardan olmakla birlikte, senede vade yazılmamış olsa da bu durum senedin geçerliliğini etkilemez. Zira TTK m. 778/1-b atfı ile aynı Kanun'un 703/1. maddesi gereğince senette yer alabilecek vade türleri bakımından, poliçe hakkında yapılan açıklamalar, bono bakımından da geçerlidir. Bir bono, görüldüğünde, görüldükten belli bir süre sonra, düzenleme gününden belirli bir süre sonra ve belirli bir günde ödenmek üzere düzenlenebilir. Belirtilen bu dört tür vadeden birinin gösterilmemiş olması halinde ise senet, kanunen görüldüğünde vadeli kabul edilir. (TTK m. 777/2) Bu nedenle, senedin unsurlarından olan vade alternatif zorunlu unsur olarak kabul edilir. Vadenin yazılmamış olması halinde senedin görüldüğünde vadeli olduğuna dair bu hüküm, bir kanuni karine mahiyetindedir.
TTK’nın 680. maddesinde tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan kambiyo senetlerinin sonradan tamamlanmasına imkân tanınmış; aynı Kanun’un 778. maddesi uyarınca açık poliçeye ilişkin bu hükmün bonolar hakkında da uygulanacağı kabul edilmiştir. Açık bononun varlığı için düzenleyenin imzasının bulunması yeterli olup senedin diğer unsurları sonradan tamamlanabilir. Bu şekilde açık olarak düzenlenen bir bononun, düzenleyenle lehdar arasındaki anlaşmaya uygun olarak doldurulduğu yönünde bir başka kanuni karine bulunmaktadır ( TTK m.680).
Vadesi bulunmayan bononun görüldüğünde ödenecek sayılmasına ilişkin TTK’nın 777/2. maddesindeki karine ile açık senedin doldurma anlaşmasına uygun şekilde tamamlandığına ilişkin TTK’nın 680. maddesinden kaynaklanan karinenin uygulanması bakımından, uyuşmazlığın taraflarının sıfatları önem taşımaktadır. Senedin, düzenleyen ile lehtar arasındaki doldurma anlaşmasına uygun olarak tamamlandıktan sonra üçüncü bir kişiye devredilmesi hâlinde, düzenleyen, senedi kötü niyetle iktisap etmeyen veya iktisabında ağır kusuru bulunmayan hamile karşı, senedin başlangıçta vadesiz olduğunu ve bu nedenle görüldüğünde ödenmesi gerektiğini ileri süremez. TTK’nın 680. maddesiyle korunan iyiniyetli hamil bakımından senedin doldurma anlaşmasına uygun şekilde tamamlandığına ilişkin karine geçerlidir. Buna karşılık, senedin henüz tamamlanmadan lehtara teslim edildiği ve uyuşmazlığın doğrudan doğruya düzenleyen ile lehtar arasında bulunduğu hâllerde farklı değerlendirme yapılmalıdır. Lehtar, doldurma anlaşmasının doğrudan tarafıdır. Bu nedenle düzenleyen, senedin lehtar tarafından verilen yetkiye veya aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu lehtara karşı ileri sürebilir.
Somut olayda ise davacıların bononun düzenleyeni olmayıp aval veren sıfatıyla senette yer aldıkları gözetilmelidir. TTK’nın 702/2. maddesi uyarınca, aval verenin teminat altına aldığı borç şekle ait bir noksandan başka bir nedenle geçersiz olsa dahi aval verenin taahhüdü geçerliliğini korur. Bu nedenle avalist, lehine aval verdiği kişinin temel ilişkiden veya bu kişinin lehtarla arasındaki özel anlaşmadan doğan kişisel defilerini kural olarak ileri süremez. Davacı avalistler, yalnızca düzenleyenin bonoyu vade kısmı boş olarak bankaya teslim etmiş olmasına dayanarak, düzenleyene ait bu defiden yararlanamazlar.
Mahkemece; senedi sonradan iktisap eden hamil ile senedin lehtarı arasındaki ayrım gözetilmeden, ayrıca davacıların düzenleyen değil aval veren oldukları ve aval veren kişinin sorumluluğunun niteliği dikkate alınmadan, bononun vade içermediğinden hareketle görüldüğünde ödenecek bono olduğunun kabul edilmesi doğru değildir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 15.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.