Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1011 E. 2026/1601 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1011
Karar No
2026/1601
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1011 KARAR NO : 2026/1601

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12.02.2024 NUMARASI : 2020/112 E. - 2024/112 K. DAVANIN KONUSU : İstirdat KARAR TARİHİ : 14.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 14.10.2026

İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.02.2024 tarih 2020/112 E. - 2024/112 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, davalı tarafından davacı aleyhine Selçuk İcra Müdürlüğü'nün 2019/1470 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, taraflar arasında herhangi bir alacak borç ilişkisi bulunmadığını, takibe dayanak 27/10/2018 düzenleme tarihli, 20/12/2018 vade tarihli ve 18.500,00 TL bedelli bono üzerindeki her iki imzanın davacıya ait olduğunu, ancak bonoda bonoyu düzenleyen olarak görünen .... Şti.'nin kaşesi ve şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığını, davacının şirketin ortağı ve yetkili temsilcisi olmadığını, .... Şti. tarafından Selçuk İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/53 Esas sayılı dosyasında imza itirazında bulunulduğunu, davacının bonoda avalist olmadığını, senet bedelinden sorumlu tutulamayacağını, ciro silsilesinin bozuk olduğunu, davalının yetkili hamil olmadığını, haksız ve kötüniyetli olduğunu beyan ederek davanın kabulü ile davacının 27/10/2018 düzenleme tarihli, 20/12/2018 vade tarihli ve 18.500,00 TL bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini, takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, % 20'den aşağı olmamak üzere belirlenecek tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, 6325 sayılı Yasanın 18/A maddesi 2. fıkrası hükmü gereğince arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu senedin yapılan iş karşılığı verildiğini, davacının hem şirket adına hem de kendi adına senedi imzalayarak davalıya verdiğini, alacağın tahsili aşamasında şirketin yetkilisi olmadığını beyan ettiğini, davacı tarafın kötüniyetli olduğunu belirterek arabuluculuğa başvurulmaması nedeniyle davanın usulden reddine, aksi kanatte esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile Selçuk İcra Müdürlüğü'nün 2019/1470 Esas sayılı takip dosyasında davacı tarafından ödenen 29.656,00 TL'nin 29/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadına, 29.656,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanacak kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davacı taraf ile davalı arasında meyve satışı nedeniyle yapılan alışveriş neticesi verilen senedin, borç ödenmeyince Selçuk İcra Müd.2019/ 1470 E. sayılı dosyasında takibe konulduğunu, daha sonra takibe konan borcun şerh belirtilmeksizin İcra Müdürlüğüne ödendiğini, daha sonra İzmir 6.ATM 2020/112 E. Sayılı dosyasında menfi tespit davası açıldığını, borç ödenince davanın istihkak davası olarak devam ettiğini, takibe konan senede karşı, senette imzası olan ... ..Şti tarafından itiraz edildiğini ve Selçuk İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/53 E. Sayılı dosyasında atılan imzanın yetkili şirket sahibi şahsa ait olmadığı kararı verildiğini, bu senedin ... ve şirket yetkilisi tarafından düzenlenip imzalandığını ve müvekkiline verildiğini, ...'nin senette müteselsil kefil olduğunu, bu sıfatla borcu ödediğini, borca konu senedin ... ile şirket ... tarafından imzalanarak müvekkiline verildiğini, bu senedin şirket yetkilisinin rızası dahilinde senet düzenlenerek imza atılarak verildiğini, şirket yetkilisi daha sonra da imzanın tarafına ait olmadığına itiraz edip imzanın kendisine ait olmadığını tespit ettirdiğini, başkası adına imza atılmasının kanunen de suç teşkil ettiğini, senedi düzenleyerek imza atan şahısın bu senedi düzenlemeye ve başka resmi işleri de yapmaya yetkili olduğunu, ... firması adına ve kendi adına da bu senedi ...'nin imzalayıp verdiğini, bu şahısın hem kefil hem de borçlu olarak bu senedi düzenlediğini ve müvekkiline verdiğini, burada kötü niyetli olarak şirket adına sahte imza atıldığını, senet takibe konulunca da bu yolun yürütüldüğünü, imzaya itiraz ile senetteki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığının belirlendiğini, verilen senette iki imza olmasının da burada borçluların iyiniyetli olmadığını gösterdiğini, tek imza olması halinde senetteki imzanın sahteliğinin söz konusu olabileceğini, ancak verilen senette iki imzanın olduğunu, bunlardan birinin kefilin imzası ve birinin şirket yetkilisi adına atılmış imza olduğunu, ancak verilen senetteki imzanın kefil tarafından müteselsil kefil olarak hem kendi hem şirket adına atıldığını, şirket yetkilisinin rızası olduğunu, ancak görülen davada verilen kabul kararında senedi tanzim edenin imzasının olmaması nedeniyle kefaletinde geçersiz olacağı ve kefilden senet bedelinin tahsil edilemeyeceği gerekçesiyle karar verildiğini, burada kefilin senedi müteselsil borçlu sıfatıyla imzaladığını, şirket tarafından düzenlenen borca şirket ile birlikte müteselsil kefil olduğunu, ancak verilen mahkemenin bu kabul kararının müvekkilinin mağduriyetine yol açacağını, davacı tarafın müvekkilline yapılan meyve alış verişinden dolayı borcunun mevcut olduğunu, bu borcun ödenmediğini, takibe konduğunu, ancak senetteki imzanın tanzim edene ait olmaması nedeniyle kefilin de sorumluluğu doğmayacağı nedeniyle istihkak iddiasının kabulünün haklı olmadığını, davacı tarafın şirket borcuna kefil olması ancak imzanın keşideciye ait olmaması nedeniyle borçtan kurtulmasının hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olup, istirdat davasına dönüşmüştür. İlk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde dava konusu olan ve Selçuk İcra Müdürlüğünün 2019/1470 esas sayılı dosyasında takibe konu edilen 27.10.2018 tanzim tarihli ve 20.12.2018 ödeme tarihli 18.500 TL bedelli, düzenleyenin ... ve ... Şti. olan, lehdarı ... ve senedin arkasında ciranta ... bulunan senede istinaden kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla yapılan takibe konu senetten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığı, bu senette asıl borçlu görülen ... Şti. yetkilisinin imzasının bulunmadığı bu nedenle müvekkilinin de aval veren sıfatıyla borçlu olamayacağını belirterek menfi tespit davası açmıştır. Mahkemece yapılan yargılamada 16.04.2023 tarihli bilirkişi ....'dan alınan rapora göre senet üzerindeki imzanın ...'ye ait olmadığı, ...'ye ait olduğu belirtilmiştir. Dosya üzerinde yapılan inceleme Selçuk İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/53 Esas sayılı dosyası ve içeriğindeki belgeler değerlendirildiğinde dava konusu olan senedin altında imzası olduğu belirtilen .... Şti'nin yetkilisinin dava dışı ... olduğu gelen sicil kayıtlarından ve tarafların beyanlarından anlaşılmaktadır. Her ne kadar dosyada bilirkişi incelemesi yapılmış ise de bu incelemeye gerek olmadığı, Selçuk İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/56 esas 2019/34 karar sayılı dosyasında davacı vekili (... vekilinin) dava dilekçesinde müvekkilinin takibe konu olan bu senetteki imzayı kendisi attığı, zira ... Şti.nin davalı ... ile yaş sebze meyve alışverişi yaptıklarını, oğlunun şirketinin imza ve kaşesini aramaksızın kefil sıfatıyla belgeye imza attığını, ancak asıl borçlunun sorumlu olmadığı, bu senetten dolayı borçlu olmadığını belirterek takibin geçici olarak durdurulmasını talep ettiği, mahkemece kambiyo senedine mahsus takip yoluyla yapılan takibe şikayetin İİK madde 168/3 gereğince ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 5 gün içerisinde yapılması gerektiği halde yapılmadığından hak düşürücü süre geçmesi nedeniyle reddedildiği belirlenmiştir. Dolayısıyla dava konusu senetteki imzanın davacı ...'ye ait olduğu sabittir. Aksine bir iddia da bulunmamaktadır. Bu nedenle imza incelemesine gerek olmadığı belirlenmiştir. Selçuk İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/53 esas sayılı dosyasında da davacı .... Şti. adına dava açan ...'nin davasında imza incelemesi yapılmış ve imzanın ...'ye ait olmadığından 2021/65 karar sayılı 02.07.2021 tarihli kararla davanın kabulüne ve bu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Sonuç olarak davanın konusu, takibe konu edilen bu senette imzası bulunduğu kabul ve tasdik edilen ...'nin bu senetten dolayı borçlu olup olmadığına ilişkindir. Davacı taraf bu senenin .... Şti adına imza yetkilisi olan ...’nin henüz imza atmaksızın oğlu adına müvekkilinin alışverişe istinaden bu senetten dolayı borçlu olduğunu zannederek imza attığını ve fakat aval verenin asıl borçlunun borcu olmaksızın bu senedi imzalanmasından dolayı borçlu olmadığını ileri sürmüştür. Buna karşılık davalı taraf ise bu senedin müvekkilinin satmış olduğu şeftali ürünün karşılığı olarak düzenlendiğini, bu senedi düzenleyen ...'nin şirket adına imzayı attığını, ...’nin de bunu bildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda davanın takipte yani senetteki imzada asıl borçlunun imzasının bulunmaması, keşidecinin imzasının bulunmaması halinde aval verenin de sorumlu olmayacağından bahisle davanın kabulüne karar verildiği belirlenmiştir. TTK m.702/2 f ya göre “(2) Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir.” Somut olayda senetin incelenmesinde senet üzerinde imzası bulunan ...’nin imzasının kefil sıfatıyla atıldığı belirlenmektedir. Bilindiği üzere Yargıtay kararlarında kefil, aval veren sıfatına sahip olmakta olup aval verenin bu senetten dolayı borçlu olabilmesi için senedin şekil noksanı dışındaki bir sebepten dolayı geçerli olmaması gerekir. Yani senet şekil noksanı dışında başka bir sebepten örneğin keşidecinin temel sebepten/ilişkiden dolayı borçlu olmasa dahi aval veren bu senet nedeniyle borçlu olacaktır. Keşidecinin imzasının bulunmadığı poliçe/ bono senet vasfını taşımayacağı (TTK m.776/1-g) düzenleyenin imzasını içerir. TTK m. 777- (1) İkinci ilâ dördüncü fıkralarda yazılı hâller saklı kalmak üzere, m. 776'da gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet bono sayılmaz.) için aval vermenin de taahhüdünün bir hükmü bulunamayacaktır. Bu nedenle davacının dava konusu senetten dolayı borçlu olması söz konusu olamayacaktır. Davanın kabulü bu nedenle doğrudur. Bu istinaf sebebine dayalı talebin reddi gerekmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 2.025,80 TL'den peşin alınan 506,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.519,20 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 14.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1011, K. 2026/1601, T. 14.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1011-e-2026-1601-k-b5f057a41c18