Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1739 E. 2026/1813 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1739
Karar No
2026/1813
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1739

KARAR NO : 2026/1813

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 03/08/2026

NUMARASI : 2026/1332 Esas (Ara Karar )

TALEP: İhtiyati Tedbir

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/10/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

TALEP : İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; İhtiyati tedbir talep eden ...'in 03.11.2025 tarihinde kurulan davalı ...'nin kurucu ortağı ve müdürü olduğunu, şirketin kuruluşundan itibaren operasyonel süreçlerde aktif rol üstlendiğini, ancak zamanla diğer ortaklar ... ve... ile aralarında şirket yönetimi ve işleyişine dair görüş ayrılıkları yaşandığını, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin tamamen ortadan kalktığını, ihtiyati tedbir talep edenin şirket yönetiminden dışlandığını, sistem erişimlerinin kısıtlandığını, bilgi alma ve denetim haklarının engellendiğini, kurucu ortağı olduğu iş yerine girişinin fiilen önlendiğini, ihtiyati tedbir talep edene ve ailesine yönelik fiziksel şiddet tehditlerinde bulunulduğunu, bu durumun 02.06.2026 tarihli ihtarname ile davalı tarafa bildirildiğini, ihtiyati tedbir talep edenin maruz kaldığı baskı ve tehditler nedeniyle 15.06.2026 tarihinde ... Amirliği'ne şikayette bulunduğunu, ortaklık ilişkisinin çekilmez hale geldiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 638. maddesi uyarınca haklı nedenlerle şirketten çıkmasına karar verilmesini, dava süresince davacı ...'in davalı şirket adına yapmış olduğu ve yapacağı işlemlerden kaynaklanan hak ve borçlarının Türk Ticaret Kanunu’nun 638. maddesi uyarınca dondurulmasına ve davacının dava süresince doğacak borçlar yönünden teminat altına alınmasına, dava sonuçlanıncaya kadar şirket mal varlığının korunması, şirket kayıt ve belgelerinin muhafazası ile şirket yönetiminin tarafsız şekilde yürütülmesini teminen davalı şirkete uygun görülecek yetkilerle kayyum atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu ara kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, " İhtiyati tedbir talep eden tarafça dava konusu, Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelenmesi ve haklı nedenlerin varlığı sebebiyle şirketten çıkış (ortaklıktan haklı nedenle fesih/çıkma) ile bu duruma bağlı olarak ayrılma akçesinin tahsili ve yargılama süresince hak ve borçlarının Türk Ticaret Kanunu’nun 638. maddesi uyarınca dondurulması ve teminat alınması ile kayyum atanması amacıyla ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş olup HMK 389 anlamında haklılığının yaklaşık olarak ispat edilmemiş olması ayrıca tedbir konusunun yargılama gerektirdiği anlaşıldığından şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine,..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir talep edenin haklı nedenle ortaklıktan çıkma talebine ve ihtiyati tedbir istemine dayanak teşkil eden vakıalar soyut ve dayanaksız iddialardan ibaret olmadığını, aksine ihtiyati tedbir talep edene yönelik tehdit içerikli konuşmalara ilişkin ses kayıtlarını içeren ... bellek ve ailesine yönelik gerçekleştirilen eylemlere ilişkin kamera görüntülerini içeren ... bellek mahkeme dosyasına fiziken sunulduğunu, ihtiyati tedbir talep edene yönelik eylemler dava açılmasıyla sona ermediğini ve yaşanan yeni olay nedeniyle ihtiyati tedbir talep eden yeniden kolluk makamlarına başvurmak zorunda kaldığını, mahkemece, dosya kapsamında mevcut deliller ayrı ayrı ve bir bütün hâlinde değerlendirilmeden, hangi delilin hangi nedenle yaklaşık ispat bakımından yeterli görülmediğinin ortaya konulmadığını, yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını ve ihtiyati tedbir talep edenin yargılama süresince korunmasını gerektiren koşulların mevcut olduğunu, "tedbir konusunun yargılamayı gerektirdiği" gerekçesi, ihtiyati tedbir talebinin reddi için tek başına yeterli olmadığını ve TTK M. 638/2’de öngörülen geçici hukuki korumanın amacıyla bağdaşmadığını, uyuşmazlığın esasının yargılama sonucunda çözümlenecek olması, tek başına ihtiyati tedbir talebinin reddini gerektiren bir neden olmadığını, ihtiyati tedbir talebinin “tedbir konusunun yargılamayı gerektirdiği” gerekçesiyle reddedilmesinin TTK m. 638/2 hükmünün düzenleniş amacıyla bağdaşmadığını, uyuşmazlığın esasının yargılamayı gerektirmesi ihtiyati tedbir kararı verilmesine tek başına engel teşkil etmediğini, ara karar sonrasında meydana gelen gelişmeler ve dosyaya sunulan yeni deliller de ihtiyati tedbir ihtiyacının devam ettiğini, ihtiyati tedbir talep eden, davalı şirketin kurucu ortağı ve müdürü olmasına rağmen şirket yönetiminden ve faaliyetlerinden dışlandığını, sistem erişimlerinin kısıtlandığını, bilgi alma ve denetim haklarının kullanılması engellendiğini ve kurucu ortağı olduğu iş yerine girişin fiilen önlendiğini, ara kararda, söz konusu delillerin yaklaşık ispat bakımından neden yeterli görülmediğine ilişkin herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın süreklilik arz ettiğini, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin ortadan kalktığı yönündeki iddialarının somut delillerle desteklendiğini, dosya kapsamında mevcut delillerin hangi nedenle yetersiz görüldüğü ortaya konulmaksızın yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğinin kabul edilmesinin, ayrıca ara karar sonrasında meydana gelen gelişmeler ve dosyaya sunulan yeni deliller karşısında tedbir ihtiyacının yeniden değerlendirilmemesinin isabetli olmadığını, ihtiyati tedbir talep edenin şirket yönetimi ve faaliyetleri üzerindeki fiili etkisinin ortadan kaldırıldığını, ortaklık ilişkisinin tüm sonuçlarıyla devam etmesi; ihtiyati tedbir talep edenin bilgisi, iradesi ve denetimi dışında gerçekleştirilebilecek şirket işlemlerinin sonuçlarına maruz kalmasına ve yargılama süresince hukuki ve ekonomik menfaatlerinin zarar görmesine neden olabileceğini, ihtiyati tedbir talep edenin şirket yönetiminden ve bilgi akışından fiilen dışlandığı bir süreçte, şirketin mali ve idari işlemleri üzerinde herhangi bir denetim imkanına sahip olmaksızın yargılama sonucunu beklemek zorunda bırakılması, dava sonunda elde edilmesi amaçlanan hukuki korumanın etkisiz kalması riskini beraberinde getirdiğini, TTK m. 638/2 kapsamında ihtiyati tedbir talep edenin ortaklıktan doğan hak ve borçlarının uygun görülecek ölçüde dondurulması ve durumunun teminat altına alınmasına yönelik gerekli önlemlerin alınması gerektiğini, şirket yönetiminin yargılama süresince herhangi bir denetime tabi olmaksızın yalnızca diğer ortakların fiili kontrolünde devam etmesinin, ihtiyati tedbir talep edenin hukuki ve ekonomik menfaatleri bakımından ciddi bir risk oluşturduğunu, davalı şirkete şirket faaliyetlerinin devamlılığını engellemeyecek ve gerekli denetimi sağlayacak kapsam ve yetkilerle sınırlı olmak üzere kayyum atanmasına karar verilmesini, kayyum atanmasının mevcut aşamada ölçülü olmadığı kanaatine varılması halinde ise, ihtiyati tedbir talep edenin ortaklık hakları ile dava sonunda belirlenecek ayrılma akçesine ilişkin menfaatlerinin korunabilmesi amacıyla, TTK m. 638/2 kapsamında somut olayın özelliklerine uygun diğer geçici hukuki koruma tedbirlerine karar verilmesini, beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Talep, limited şirket ortaklığından çıkma davasında ihtiyati tedbir kararı verilmesi, istemidir.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 638/2, maddesi, Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." şeklinde düzenlenmiştir.

İhtiyati tedbir isteyen davacı taraf, davalı şirketin kurucu ortağı ve şirket müdürü olduğu, ortaklar arasında güven ilişkisinin zedelendiği ve çekilmez hale geldiği iddiasıyla haklı nedenle şirket ortaklığından çıkma davasında, dava süresince davacı ...'in davalı şirket adına yapmış olduğu ve yapacağı işlemlerden kaynaklanan hak ve borçlarının Türk Ticaret Kanunu’nun 638. maddesi uyarınca dondurulması ve davacının dava süresince doğacak borçlar yönünden teminat altına alınması, dava sonuçlanıncaya kadar şirket malvarlığının korunması, şirket kayıt ve belgelerinin muhafazası ile şirket yönetiminin tarafsız şekilde yürütülmesini teminen davalı şirkete uygun görülecek yetkilerle kayyum atanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir.

6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.

Somut olayda, diğer ortaklar ... ve...'un davacı ...'i şirket yönetiminden dışlamaya yönelik eylemlerde bulunduğu, şirket müdürü sıfatıyla görevlerini yerine getirmesini engellediği, şirket kayıt ve sistemlerine erişimini kısıtladığı, bilgi alma ve denetim haklarını kullanmasını fiilen imkansız hale getirdiği, hatta kurucu ortağı ve müdürü olduğu iş yerine girişini dahi engellediği gibi sebeplerle yukarıda belirtilen ihtiyati tedbirlere karar verilmesi talep edilmiş olmakla birlikte, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması talebinin somutlaştırılmamış olması, davalı şirkette organ boşluğu bulunduğunun iddia edilmemiş olması ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre ancak toplanacak delillere göre yapılacak yargılama sonucu bir neticeye varılabileceğinden eldeki istem yönünden yaklaşık ispat şartı gerçekleşmemiştir. Ayrıca HMK'nın 389. Maddesinde düzenlenen "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi" sebeplerinin varlığı da yaklaşık olarak ispatlanamamıştır. Elbetteki yargılamanın ilerleyen aşamalarında değişen durum ve koşullara göre tekrar ihtiyati tedbir talep edilebilir. Ancak dava dosyasının bulunduğu aşama itibariyle ihtiyati tedbir koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Sonuç itibariyle, yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karar ve gerekçesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-İhtiyati tedbir talep eden tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-İhtiyati tedbir talep eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.07/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1739, K. 2026/1813, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1739-e-2026-1813-k-7df5c2a5a24c