Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2388 E. 2026/2151 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2388
Karar No
2026/2151
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/2388

KARAR NO: 2026/2151

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 13/10/2026 (ARA KARAR)

ESAS NO: 2026/1048

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/11/2026

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 03/11/2026

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil ... aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi yürütülmektedir. Takibin dayanağını oluşturan senet, müvekkilin gerçek ve geçerli bir borç ilişkisini yansıtmamakta; silahla tehdit edilmek, kendisi ve eşi hakkında ölüm tehdidinde bulunulmak suretiyle zorla imzalatılmış bulunmaktadır. Müvekkilin bu şahısla HERHANGİ BİR TİCARİ İLİŞKİSİ OLMADIĞI GİBİ Ayrıca müvekkilin banka hesap hareketlerinin incelenmesiyle, almış olduğu asıl borcun çok üzerinde ödeme yaptığı ve HATTA fazladan ödeme gerçekleştirdiği ortaya konulacaktır. Hatta müvekkil davalıdan alacaklıdır. Müvekkil, takip konusu senet YAHUT MÜVEKKİLDEN ZORLA ALINMIŞ OLAN SENETLERİN hiçbirinden davalıya karşı borçlu değildir. Bu nedenle, İcra ve İflas Kanunu m.72 kapsamında borçsuzluğun tespiti ile takip işlemlerinin müvekkil bakımından telafisi güç sonuçlar doğurmaması için geçici hukuki koruma sağlanması talep edilmektedir.1. Müvekkilin Yargılama Giderlerini ve Teminatı Karşılama Gücü Bulunmadığından Adli Yardım Talebinin Kabulü Gerekmektedir. 1.1. Müvekkil, davalılara yöneltilen mevcut borçsuzluk iddiasını ileri sürmek ve icra takibinin yol açacağı ağır sonuçlardan korunmak için bu davayı açmak zorunda kalmıştır. Ne var ki müvekkilin ekonomik durumu, nispi harç, gider avansı, bilirkişi gideri ve geçici hukuki koruma kapsamında istenebilecek teminat yükünü ailesinin geçimini önemli ölçüde zorlaştırmaksızın karşılamaya elverişli değildir. Müvekkilin mali kaynaklarının, takip konusu olduğu ileri sürülen borç baskısı altında tükendiği; banka hareketlerinin incelenmesi hâlinde davalılara ve bağlantılı kişilere asıl borcun üzerinde yaklaşık 6.000.000 TL ödeme yapıldığı anlaşılacaktır. Müvekkilin ekonomik gücünü ortaya koyan adli yardım evrakı da dosyaya sunulmaktadır. Ayrıca müvekkil adına herhangi bir araç ya da taşınmaz kaydı da bulunmamaktadır. Buna ilişkin evraklarda ektedir. Ayrıca müvekkilin borçlu olduğu 20 nin üzerinde icra dosyası olup, buna ilişkin evrak ibrazedilği gibi uyap üzerinden de celbini talep ediyoruz. Bu belge ve kayıtlar birlikte değerlendirildiğinde, müvekkilin yargılama giderleri ile teminat yükünden geçici olarak muaf tutulması zorunluluğu doğmaktadır. 1.2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.334 uyarınca, kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zorlaştırmadan yargılama veya takip giderlerini ödeyemeyen ve talebi açıkça dayanaktan yoksun bulunmayan kişiler adli yardımdan yararlanabilir. Müvekkilin talebi, soyut bir borç inkârına değil; Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına, silahla tehdit altında imzalatıldığı bildirilen senetlere, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasına ve banka hareketleriyle incelenecek fazla ödeme vakıasına dayanmaktadır. Bu yönüyle açılan dava, açıkça dayanaktan yoksun değildir. Müvekkilin içinde bulunduğu ekonomik güçlük ile uyuşmazlığın somut dayanakları birlikte ele alındığında, adli yardım koşulları oluşmuştur. Adli yardımın kabulü, müvekkilin mahkemeye erişim hakkını fiilen kullanabilmesi bakımından da zorunludur. 1.3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.335, adli yardımın yargılama ve takip giderlerinden geçici muafiyet ile teminat gösterme yükümlülüğünden geçici muafiyet sağlayabileceğini düzenlemektedir. Müvekkilin talebi yalnızca harç ödemesinden muafiyetle sınırlı olmayıp, dava boyunca yapılması zorunlu giderler ile ihtiyati tedbir yönünden gündeme gelecek teminat bakımından da adli yardımın kapsamlı biçimde uygulanmasına ilişkindir. Zira senetlerin sayısı, bedelleri, lehtarları, hamilleri ve takipteki toplam alacak miktarı henüz takip dosyası celbedilmeden tam olarak belirlenememektedir. Bu belirsizlik, müvekkilin karşılaması gereken harç ve teminat yükünü de ağırlaştırmaktadır. Mahkemenizce müvekkilin mali durumuna uygun biçimde yargılama giderleri ve teminat yönünden adli yardım kararı verilmesi talep olunur. 1.4. Müvekkilin fazla ödeme iddiası, adli yardım talebinin esasını oluşturan ekonomik durumla da doğrudan bağlantılıdır. Yüklenen şikâyet dilekçesinde, hesap hareketleri incelendiğinde müvekkilin davalı ile birlikte hareket eden yani birlikte tefecilik yaptıkları oğluna ve diğer tüm şahıslara aldığı borçtan “6 milyon kadar fazladan ödeme yaptığı” açıkça bildirilmiştir. Bu olgu, müvekkilin mevcut ekonomik imkânlarının takip tehdidi altında nasıl zayıfladığını ortaya koymaktadır. Banka hesap hareketleri ve dekontların incelenmesiyle, ödemelerin tarihleri, tutarları ve başta ... olmak üzere ilgililerle bağlantısı belirlenebilecektir. Müvekkilin hem takip baskısı altında bulunması hem de yüksek tutarlı ödemeler gerçekleştirmiş olması, harç ve teminat yükünün kendisi bakımından katlanılamaz nitelikte olduğunu göstermektedir. 1.5. Adli yardım talebi, dava konusu borçsuzluk iddiasından bağımsız bir kolaylık değil; müvekkilin maddi hukuk iddiasını etkili biçimde ileri sürebilmesinin usulî güvencesidir. Takipteki senetlerin tamamına ilişkin inceleme yapılabilmesi için icra dosyasının, banka kayıtlarının ve Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasının getirtilmesi gerekmektedir. Bu incelemeler gider avansı ve bilirkişi masrafı doğurabilecek niteliktedir. Müvekkilin ekonomik gücünün bu masrafları peşinen karşılamaya yeterli olmaması, dava hakkının kullanılmasını engelleyecek bir sonuç yaratmamalıdır. Bu sebeple müvekkilin HMK m.334 ve m.335 uyarınca yargılama harçları, giderleri ve teminat yönünden adli yardımdan yararlandırılması gerekir.2. Takip İşlemlerinin Müvekkil Bakımından Telafisi Güç Sonuçlar Doğurmaması İçin İhtiyati Tedbir Kararı Verilmelidir. 2.1. Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası, müvekkilin cebir ve tehdit altında imzalatıldığını bildirdiği senetlerden birine dayanmaktadır. Takip dosyasındaki senedin düzenleme tarihleri, vade tarihleri, bedelleri, lehtarları, hamilleri ve takipteki mevcut aşaması, dosyanın celbiyle belirlenebilecektir. Bununla birlikte takip işlemlerinin sürmesi, müvekkilin malvarlığı üzerinde haciz ve muhafaza işlemleri uygulanması riskini doğurmaktadır. Müvekkilin borçlu olmadığı senetler üzerinden yürütülen cebri icranın devamı, dava sonunda telafisi güç maddi sonuçlara yol açacaktır. Bu nedenle, esas hakkındaki inceleme sonuçlanıncaya kadar müvekkilin hukukî ve ekonomik durumunun ihtiyati tedbir yoluyla korunması gerekmektedir. 2.2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.72, borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açılmasına imkân tanımaktadır. Aynı hüküm, takip öncesi ve takip sonrası döneme göre farklı geçici koruma sonuçları öngörmektedir. Somut olayda takip dosyasının mevcut aşaması, senetlerin tam kapsamı ile haciz ve tahsil işlemlerinin ulaştığı safha takip dosyası getirtilmeden ayrıntılı olarak belirlenememektedir. Ancak takip dosyasının varlığı ve müvekkilin takip konusu senetten borçlu olmadığı yönündeki somut iddiası sabittir. Mahkemenizce dosyanın ivedilikle celbiyle birlikte, müvekkilin uğrayacağı zararı önleyecek en etkili tedbirin tesis edilmesi gerekmektedir. 2.3. Müvekkilin tedbir talebi, takipten kaçınmaya veya gerçek bir borcun ifasını geciktirmeye yönelik değildir. Bu durum Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı dosyası ile de sabittir. Talep, silah gösterilerek ve ölüm tehdidi altında imzalatıldığı bildirilen, dava konusu ve ayrıca birden çok senetten birinin bedelinin 5.000.000 TL olduğu anlaşılan birden fazla senet yönünden borçsuzluğun yargısal inceleme sonunda belirlenmesine kadar müvekkilin korunmasına yöneliktir. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyası, senetlerin düzenlenmesine ilişkin cebir, tehdit, tefecilik ve yağma iddialarının soruşturma konusu olduğunu göstermektedir. Müvekkilin iddiası, ceza soruşturmasından bağımsız olarak bu hukuk davasında delillerle ispatlanacaktır. Bununla birlikte soruşturma dosyasındaki kayıtlar, tedbir incelemesinde müvekkilin iddiasının ciddi ve somut olgulara dayandığını ortaya koymaktadır. 2.4. Müvekkilin mali durumu, tedbirin teminatsız uygulanması talebini de zorunlu kılmaktadır. HMK m.335 kapsamında verilecek adli yardım kararı ile müvekkilin teminat gösterme yükümlülüğünden geçici olarak muaf tutulması mümkündür. Müvekkilin davalının da içinde bulunduğu tefecilik yapan gruba yaklaşık 6.000.000 TL fazla ödeme yaptığı iddiası, takip tehdidi altındaki ekonomik durumunu ağırlaştıran temel vakıalardan biridir. Yüksek miktarlı senetlere ilişkin takip baskısı karşısında ayrıca teminat yatırılmasının istenmesi, müvekkilin geçici hukukî korumadan yararlanmasını fiilen imkânsızlaştıracaktır. Bu nedenle ihtiyati tedbirin, adli yardım kararıyla birlikte teminatsız olarak tesis edilmesi talep edilmektedir. 2.5. Mahkemenizce takip aşaması itibarıyla takibin tamamen durdurulmasına karar verilemeyeceği değerlendirilirse, müvekkilin korunması amacıyla icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmelidir. Bu talep, İİK m.72’de düzenlenen menfi tespit rejimiyle uyumlu, kademeli ve müvekkilin telafisi güç zararlardan korunmasına yönelik bir taleptir. Takip dosyasının celbi sonrasında, dosyanın hangi aşamada bulunduğu ve hangi geçici koruma biçiminin uygulanacağı netleşecektir. Her iki durumda da takip konusu senetlerin zorla imzalatıldığı ve müvekkilin borçlu olmadığı yönündeki ciddi iddia, dava sonuna kadar müvekkilin malvarlığının korunmasını gerektirmektedir. Bu sebeple öncelikle takibin ve haciz işlemlerinin teminatsız durdurulmasına, karar verilmesi gerekir. 3. Takip Konusu Senetler Silah Gösterilerek ve Ölüm Tehdidi Altında İmzalatıldığından Müvekkili Bağlamamaktadır. 3.1. Müvekkilin borçsuzluk iddiasının temelinde, takip konusu senetlerin serbest iradeye dayanmaksızın düzenlenmiş olması bulunmaktadır. Müvekkil, ... ve ... tarafından silahla tehdit edilerek birden fazla senedi imzalamaya zorlanmıştır. Şikâyet dilekçesinde, söz konusu kişilerin müvekkilden 6.000.000 TL ile 7.000.000 TL arasında alacaklı olduklarını ileri sürdükleri; buna karşılık müvekkile bir tanesi 5.000.000 TL değerinde olan birden fazla senedin zorla imzalatıldığı açıklanmıştır. Bu senetlerden biri de icraya konulan senettir. Bu senetlerin, gerçek ve serbest bir borç ikrarının ürünü olmadığı müvekkilin açık vakıa beyanıdır. Senetlerin şekli varlığı, bu irade sakatlığını ve senetlerin düzenlenme koşullarını ortadan kaldırmaz. Müvekkil davalıdan bahse konu senetteki meblağı borç almadığı gibi hesap hareketleri incelendiğinde görüleceği üzere müvekkil davalıya borçlu değil alacaklıdır. 3.2. Müvekkilin açıklamasına göre senetler, borcun ödenmemesi hâlinde ... , ... ve ... isimli kişilerin müvekkili ve eşini öldürecekleri yönünde sözler söylenerek alınmıştır. Bu kişilerin gece müvekkilin evinin önünde beklediklerinin (mesaj kayıtları da mevcuttur), davalıların bu kişileri zor tuttuklarının ifade edilmesi ve silah gösterilmesi, müvekkilin kişilik bütünlüğüne ve aile yaşamına yönelik ağır tehdit oluşturmuştur. Bu olaylar, şikâyet dilekçesinde ayrıntılı biçimde bildirilmiştir. Müvekkilin iradesini sakatlayan olayların, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasında araştırıldığı anlaşılmaktadır. Soruşturma dosyası, cebir ve tehdide ilişkin vakıaların tüm yönleriyle aydınlatılması bakımından celbedilmelidir. Müvekkil sonradan öğrendiği üzere davalı ve birlikte tefecilik yapan kişilerden aldığı parayı ödemiş ancak bu şahıslar müvekkilden aldıkları paraların faize gittiğine söyleyerek hep daha fazlasını istemiş ve müvekkili durmadan borçlandırmışlardır. Gördüğü tehdit ve baskı altında kendini borçlu zanneden müvekkil sürekli bir ödeme ile cebelleşmiştir. 3.3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.37 uyarınca korkutma sonucunda sözleşme yapan kimse, bu sözleşmeyle bağlı değildir. Türk Borçlar Kanunu m.38 bakımından ise kişinin kendisinin veya yakınlarının kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesine inanmakta haklı olması korkutmanın hukukî sonucunun değerlendirilmesinde belirleyicidir. Somut olayda müvekkile ve eşine yönelik ölüm tehdidi, gece evinin önünde bekleme anlatımı ve silah gösterilmesi, ağır ve yakın zarar tehlikesinin varlığına ilişkin olguları oluşturmaktadır. Müvekkilin senetleri bu baskı altında imzaladığı yönündeki beyanı, ceza soruşturması dosyası, soruşturma kapsamındaki iletişim kayıtları ve tanık anlatımlarıyla birlikte değerlendirilecektir. Bu koşullarda senetlerin müvekkil yönünden bağlayıcı borç doğurduğunun kabulü mümkün değildir. 3.4. Senetlerin kimler lehine düzenlendiği de irade sakatlığı iddiasının kapsamını göstermektedir. Müvekkilin açıklamasına göre banka hesap hareketlerinin çoğu ... adına olduğundan, senetler ... , ... , ... ve ... lehine doldurulmuş/imzalatılmıştır. Bu olgu, takip dosyasında yer alan senet ve varsa senetlerin lehtar ve hamil bilgilerinin ayrı ayrı incelenmesini gerekli kılmaktadır. Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasının celbiyle her senedin düzenleme bilgisi, bedeli, lehtarı, hamili ve takip alacaklısı belirlenecektir. Davalıların takip konusu senetle ilişkisi ve müşterek hareket kapsamı, icra dosyası ile soruşturma dosyası birlikte incelenerek açıklığa kavuşacaktır. 3.5. Müvekkilin talebi, takip dosyasındaki senedin borç ilişkisi içindeki yerinin belirlenmesini ve irade sakatlığı koşullarının senet yönünden değerlendirilmesini gerektirmektedir. Bu nedenle icra dosyasında bulunan senet suretlerinin, takip talebinin, ödeme emrinin, takip alacaklısı bilgilerinin ve varsa haciz tutanaklarının dosyaya getirtilmesi zorunludur. Senetlerin tamamı, aynı baskı ortamında ve gerçek bir borç ilişkisi bulunmaksızın imzalatıldığı bildirilen belgeler niteliğindedir. Müvekkilin senetler nedeniyle davalı ve birlikte tefecilik yaptığı borçlu olmadığı yönündeki talebi, İİK m.72’nin tanıdığı menfi tespit davasının kapsamındadır. Bu nedenle takip konusu senet ve ferilerinin tamamı yönünden müvekkilin borçsuzluğunun tespiti gerekmektedir. 4. Müvekkil Asıl Borcun Çok Üzerinde Ödeme Yapmış Olduğundan zorla alınan diğer senetler de olduğu gibi Takip Konusu Senet Yönünden de Borçlu Değildir. 4.1. Müvekkil, davalılara veya davalılarla bağlantılı kişilere gerçek bir borç ilişkisi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, kendisinden istenen bedelleri ödeme yönünde yoğun baskı altında kalmıştır. Yüklenen şikâyet dilekçesinde, hesap hareketleri incelendiğinde müvekkilin şahıslara aldığı borçtan “6 milyon kadar fazladan ödeme yaptığı” açıkça belirtilmiştir. Bu vakıa, takip konusu senedin de dayandığı ileri sürülen borç ilişkisinin ekonomik temelinin kalmadığını göstermektedir. Müvekkilin hesabından yapılan ödemelerin tamamı, ödeme tarihleri, tutarları, gönderilen hesaplar ve açıklamaları üzerinden banka kayıtlarıyla belirlenebilecektir. Banka hareketlerinin incelenmesi durumu açıkça ortaya koyacaktır. Davalı müvekkile gönderdiği ödemenin kat be kat fazlasını zaten tahsil etmiştir. bu durum hesap hareketleri ile sabittir. buna rağmen alınan paraların faize gittiğini söyleyen şahıslar ve davalı müvekkilden zorla senetler almış, sözleşmele izmalatılmıştır. müvekkilin dava konusu senetten dolayı davalıya bir borcu yoktur. taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki de söz konusu değildir. Olayın oluş şekli savcılık dosyasında da ayrıntılı şekilde anlatılmıştır. 4.2. Ödemelerin büyük bölümünün ... adına gerçekleştiği, müvekkilin açık beyanında yer almaktadır. Buna karşılık senetlerin ... , ... , ... ve ... lehine imzalatıldığı bildirilmiştir. Bu durum, hesap hareketleri ile takip senetlerinin biçimsel lehtar bilgileri arasında kurulacak bağlantının önemini artırmaktadır. Banka kayıtları, ödemelerin kimlere yapıldığını somut biçimde gösterirken; takip dosyası, bu ödemelerin hangi senetlerle ve hangi iddia edilen borç ilişkisiyle bağlantılı olduğunu belirleyecektir. Bilirkişi incelemesi yoluyla yapılacak karşılaştırma, müvekkilin almış olduğu asıl borcun üzerinde ödeme yapıp yapmadığını ve takipte istenen bedellerin hangi ölçüde dayanaksız kaldığını ortaya koyacaktır. 4.3. Müvekkilin 6.000.000 TL ile 7.000.000 TL arasında borçlu olduğu yönündeki iddianın karşısında, müvekkilin aldığı asıl borcun yaklaşık 6.000.000 TL üzerinde ödeme yaptığı vakıası bulunmaktadır. Müvekkil, davalıya ve birlikte tefecilik yaptığı kişilere bu kapsamda kesinlikle borçlu olmadığını açıkça beyan etmektedir. Bu nedenle banka hesapları ile senetlerin ayrı ayrı karşılaştırılması, davanın esasının doğru biçimde aydınlatılması bakımından zorunludur. 4.4. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.72, borçlunun takipten önce veya takip sırasında borçlu olmadığının tespiti için dava açmasına imkân verir. Müvekkilin iddiası, yalnızca borcun doğmadığına ilişkin olmayıp; senetlerin irade sakatlığı altında alınması ve buna ek olarak varsa asıl borcun fazlasıyla ödenmiş bulunması nedenlerine dayanmaktadır. Banka kayıtları, müvekkilin ödeme yaptığını; senetler ve takip dosyası ise bu ödemelerin hangi iddia edilen borçlara ilişkin bulunduğunu ortaya koyacaktır. Soruşturma dosyasındaki kayıtlar, ödemelerin ve senetlerin cebir, tehdit ve tefecilik iddialarıyla bağlantılı olduğunu göstermektedir. Bu delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda takip konusu senedin müvekkil bakımından geçerli ve baki bir borcu temsil etmediği anlaşılacaktır. 4.5. Müvekkil aleyhine yürütülen takip, borç bulunmadığı hâlde senede dayanılarak başlatılmıştır. İcra dosyasındaki alacaklı bilgileri, senet hamilleri ve davalının takip ilişkisi dosyanın celbiyle netleşecek; takipteki senet yönünden taraflar arasındaki bağ ayrı ayrı ortaya konulacaktır. Bu inceleme, hem borçsuzluk tespitinin kapsamını hem de davalının haksız ve kötü niyetli takipten doğan sorumluluğunu belirleyecektir. Müvekkilin menfi tespit talebi, icra takibinin tamamına yönelik olup; bu talebin kabulü hâlinde icra takibinin müvekkil yönünden hukukî dayanağı kalmayacaktır. Açıklanan nedenlerle, takip dosyasındaki senetlerin tamamı bakımından müvekkilin davalılara borçlu olmadığının tespiti ile kanuni kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Yasal düzenleme gereği Kayseri Arabuluculuk Bürosu’na başvuruda bulunulmuş, ancak ... numaralı dosyadan yapılan görüşmeler neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamamıştır. Buna ilişkin ... tarihli “Arabuluculuk Son Tutanağı” tanzim edilmiş olup, işbu dava ikamesi zaruret arz etmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın kabulü ile; Davacının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.334 ve m.335 uyarınca adli yardım talebinin kabulü ile yargılama harçları, giderleri ve teminat yatırma yükümlülüğünden geçici olarak muaf tutulmasına, Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında yürütülen icra takibinin, her türlü haciz ve muhafaza işleminin dava sonuna kadar teminatsız olarak durdurulmasına; bu talebin kabul edilmemesi hâlinde icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası ve takibe dayanak senetlerin tamamı yönünden davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine ve haksız, kötü niyetli takip nedeniyle davalılar aleyhine takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine" karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Davacı tarafça istenen ihtiyati tedbir yönünden mahkeme 13/10/2026 tarihli ara kararıyla: "...İİK'nun 72/2. maddesi hükmüne göre "İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir". İİK'nun 72/3. maddesi hükmüne göre "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın % 15'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir". Somut uyuşmazlık yapılan genel açıklamalar ve bahse konu yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacının takip sonrası menfi tespit davası açarak Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında yürütülen icra takibinin durdurulmasına, bu talebin kabul edilmemesi halinde icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi mahiyetinde ihtiyati tedbir talebi olduğu görülmektedir. Davacının dava açarken sunmuş olduğu delillerin yaklaşık ölçüde kanaat verici delil olmadığı anlaşıldığından davacının icra takibinin durdurulması talebinin ve icra veznesine yatırılacak olan paranın alacaklıya ödenmemesi talebinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.

1-Davacının icra takibinin durdurulması talebinin ve icra veznesine yatırılacak olan paranın alacaklıya ödenmemesi talebinin ayrı ayrı REDDİNE..." karar vermiştir.

Bu ara karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde; "Müvekkil, Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibine dayanak senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti için 09/10/2026 tarihinde dava açmış; senetlerin silah gösterilerek ve ölüm tehdidi altında imzalatıldığını ileri sürerek Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasına dayanmıştır. Mahkeme 13/10/2026 tarihli ara kararıyla takibin durdurulması ve icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi taleplerini ayrı ayrı, yaklaşık ispat bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. İki ret bölümüne karşı istinaf ediyor; öncelikle takibin durdurulmasını, bu istem kabul edilmezse adli yardım nedeniyle teminatsız ödeme yasağı tedbirini talep ediyoruz.

1.Ret kararı, yaklaşık ispat değerlendirmesini somut delillerle ilişkilendirmemiştir. Mahkeme, iki tedbir talebini yaklaşık ispat bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiş; ancak hangi delilin incelendiğini ve senedin cebir ve ölüm tehdidi altında imzalatıldığı iddiasının neden yeterli görülmediğini açıklamamıştır. Bu gerekçe, taleplerin ayrı ayrı ve dosyadaki somut delillerle bağlantılı biçimde değerlendirildiğini göstermemektedir. HMK m.391/3 uyarınca tedbir talebinin reddi gerekçeli olmalıdır. Takip dosyası ile soruşturma dosyasındaki kayıtların hangi yönlerden değerlendirildiği ve iki farklı tedbir talebinin neden reddedildiği açıklanmadığından ara karar bu yönüyle denetime elverişli değildir. Silah ve ölüm tehdidi iddiası ile gösterilen takip ve soruşturma kayıtlarının tedbir taleplerine etkisi ara kararda açıklanmamıştır. Bu nedenle ret kararlarının ayrı ayrı kaldırılması ve taleplerin yeniden değerlendirilmesi gerekir.

2. Senedin cebir ve tehditle imzalatılması, kendi hukuki niteliği ve delilleriyle değerlendirilmelidir. Mahkeme, dava dilekçesini özetlerken müvekkilin silah gösterilerek ve ölümle tehdit edilerek senet imzalamaya zorlandığı vakıasını aktarmıştır. Buna karşılık hukuki değerlendirme bölümünde uyuşmazlığı, takip başladıktan sonra sahtelik iddiasına dayanılarak açılan menfi tespit davasında HMK m.209 uyarınca takibin durdurulması meselesi olarak ele almıştır. Oysa aktarılan dava sebebinin merkezinde, senedin düzenlenmesinde müvekkilin iradesine yönelen baskı ve tehdit bulunmaktadır. İhtiyati koruma değerlendirmesi de öncelikle bu vakıa temelinde yapılmalıdır. HMK m.209, yazı veya imza inkârının sonuçlarını düzenler. Korkutma iddiasının hukuki karşılığı ise iradenin serbestçe oluşmasına ilişkin kurallardadır. TBK m.37, diğer tarafın veya üçüncü kişinin korkutması sonucunda işlem yapan kişinin işlemle bağlı olmamasını; m.38 ise kişilik haklarına veya malvarlığına yönelik ağır ve yakın zarar tehlikesini düzenler. Silah gösterilmesi ve ölüm tehdidiyle senet imzalatılması anlatımı, tehdit ile borçlandırıcı işlemin oluşumu arasındaki bağlantının incelenmesini gerektirir. Müvekkilin borçsuzluk savının dayanağı da bu bağlantıdır. Ara kararda sahtelik bakımından aktarılan ceza davası, tutuklama veya rapor gibi örneklerin, korkutma iddiasına ilişkin bütün deliller değerlendirilmeden belirleyici ölçüt hâline getirilmesi isabetli değildir. Cebir ve tehdidin gerçekleşme biçimini ortaya koyan kayıtların kendi anlamlarıyla ele alınması gerekir. HMK m.33 uyarınca hukuki nitelendirmeyi yapacak mahkeme, ileri sürülen vakıayı onun niteliğine uygun kurallarla değerlendirmelidir. İrade üzerinde baskı oluşturularak senet imzalatılması iddiasına, başka bir uyuşmazlık türüne ilişkin açıklamalarla cevap verilmesi bu yükümlülüğü karşılamamaktadır.

3. Gösterilen soruşturma dosyası ile takip dosyasının bağlantılı içeriği değerlendirilmelidir. Dava dilekçesinde Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyası açıkça gösterilmiştir. Bu dosyaya, senetlerin düzenlenmesine ilişkin cebir, tehdit, tefecilik ve yağma iddiaları yönünden dayanılmıştır. Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ise davaya konu senedin takipte kullanılmasını, senet üzerindeki bilgileri ve icra işlemlerinin ulaştığı aşamayı ortaya koyacak kayıttır. Bu iki dosyanın birlikte ele alınması, bir yandan borçsuzluk iddiasının dayanağını, diğer yandan geçici korumanın kapsamını somutlaştıracaktır. İhtiyati tedbir değerlendirmesinde soruşturmanın adı ve numarasından ibaret bir inceleme yerine, senedin düzenlenmesine ilişkin iddiayla bağlantılı kayıtların içeriği esas alınmalıdır. Ara kararda ise soruşturma dosyasındaki hangi kaydın incelendiği ve cebir iddiası yönünden ne ifade ettiği açıklanmamıştır. Takip dosyasının senet, takip talebi ve tahsilat aşamasına ilişkin verileriyle bu kayıtlar arasında bir değerlendirme bağı da gösterilmemiştir. İlk dilekçede belirtilen bu delillerin içerikleriyle ele alınması, müvekkilin talebinin somut olarak incelenmesinin gereğidir. Benzer nitelikte bir tehdit ile bono düzenleme uyuşmazlığında Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 03/12/2025 tarihli, 2025/2670 E., 2025/7237 K. sayılı kararında, soruşturma kapsamındaki incelemenin senedin imzalanması sırasında baskı bulunup bulunmadığını yeterince açıklamadığını belirleyerek davanın reddine ilişkin hükme yönelik istinaf başvurusunun reddi kararını bozmuştur. Daire, somut olayın delillerinin birlikte değerlendirilmesini isteyerek “sadece savcılık soruşturmasına dayanılarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.” sonucuna ulaşmıştır. Bu kararın uyuşmazlığımıza katkısı, tehdit ile senet düzenleme iddiasının olayın içeriğine özgü bir inceleme gerektirmesidir. Burada da soruşturma ve takip kayıtları, müvekkilin ileri sürdüğü baskı ile takip konusu senet arasındaki ilişki bakımından değerlendirilmelidir. Tedbir aşamasındaki bu inceleme, nihai hüküm için gerekli bütün ispat faaliyetinin tamamlanmasını beklemekten farklıdır; mevcut kayıtların yaklaşık ispat ölçüsünde ne gösterdiğinin açıklanmasını gerektirir.

4. İcra veznesindeki paranın ödenmemesi istemi bağımsız bir geçici koruma talebidir. İcra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi, takibin durdurulmasından ayrı bir tedbirdir. Mahkeme bu alternatif talebi, kabul edilmiş adli yardım kararıyla teminat muafiyetini de dikkate alarak ayrıca değerlendirmeliydi. Bu tedbir, uyuşmazlık konusu bedelin yargılama sürerken alacaklıya aktarılmasını engelleyerek korunmasını sağlar. Borçsuzluğun esastan belirlenmesine kadar paranın icra veznesinde tutulması, geçici koruma ile esas hüküm arasındaki ayrımı da muhafaza eder. Müvekkilin talebi, dava sonucu verilmesi gereken nihai kararın şimdiden kurulmasına değil, o kararın ekonomik etkisinin korunmasına yöneliktir. İİK m.72/3'ün öngördüğü teminat ise gecikmeden kaynaklanabilecek karşı menfaati güvence altına alan unsurdur. Alternatif olarak, Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında dava konusu senet nedeniyle icra veznesine yatırılmış ve yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesine karar verilmesini talep ediyoruz. Bu talep, kabul edilmiş adli yardım nedeniyle teminatsızdır. 3. Yüksek bedelli senetler ve takip baskısı, gecikme tehlikesi yönünden somut değerlendirme gerektirir. Dava dilekçesinde, zorla imzalatılan birden fazla senetten birinin bedelinin 5.000.000,00 TL olduğu belirtilmiştir. Müvekkil ayrıca davalının da içinde bulunduğunu ileri sürdüğü tefecilik yapan gruba yaklaşık 6.000.000,00 TL fazla ödeme yaptığını bildirmiştir. Bu anlatım, müvekkilin ekonomik baskı altında tutulduğu ve borçlu olmadığı senetler nedeniyle yeniden tahsilat tehdidiyle karşılaştığı iddiasının bütününü oluşturmaktadır. Tedbir değerlendirmesi, bu yüksek bedelli senetlerin ve mevcut takibin müvekkilin malvarlığı bakımından yarattığı riski göz önünde tutmalıdır. HMK m.389, gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesini geçici koruma bakımından dikkate alır. Bu nedenle inceleme yalnız borçsuzluk iddiasının dayanaklarına değil, takip devam ederken uyuşmazlık konusu paranın korunmasının gerekliliğine de yönelmelidir. Mevcut icra takibi, dava sonuçlanmadan tahsilat ve ödeme işlemleri yapılabilmesine elverişli bir hukuki süreçtir. Veznedeki paranın alacaklıya aktarılmasının önlenmesi, müvekkilin dava sonunda elde edeceği korumanın yeni bir geri alma uyuşmazlığına dönüşmesini önleyecek niteliktedir. Talep, takip dosyasında dava konusu senet nedeniyle icra veznesine yatırılmış ve yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkindir; adli yardım kararı gereğince teminat alınmamalıdır. 4. İstinaf incelemesinde öncelikle ödeme yasağına karar verilmeli; önemli delil eksikliği varsa yeniden inceleme sağlanmalıdır. İstinaf incelemesinde öncelikle takibin durdurulmasına; bu istem kabul edilmezse ödeme yasağı tedbirine karar verilmesini ve kararın Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına bildirilmesini talep ediyoruz. Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasındaki kayıtların birlikte değerlendirilmesini talep ederiz. Açıklanan nedenlerle; İstinaf başvurumuzun kabulüyle Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/1048 Esas sayılı dosyasındaki 13/10/2026 tarihli ara kararın (i) icra takibinin durdurulması talebimizi ve (ii) icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi talebimizi ayrı ayrı reddeden bölümlerinin kaldırılmasına; öncelikle icra takibinin durdurulmasına, bu talep kabul edilmezse kabul edilmiş adli yardım nedeniyle teminatsız olarak Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında dava konusu senet nedeniyle vezneye yatırılmış ve yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesine karar verilmesine ve kararın ilgili icra müdürlüğüne bildirilmesine, Önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle yeniden inceleme gerektiğinin belirlenmesi hâlinde, ret kararının kaldırılarak dosyanın, belirtilen deliller değerlendirilip ihtiyati tedbir istemi hakkında yeniden karar verilmek üzere HMK m.353/1-a-6 uyarınca ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlk dilekçede dayanak gösterilen Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının... sayılı soruşturma dosyasının ilgili kayıtlarının getirtilerek tedbir incelemesinde değerlendirilmesine, Başvurumuzun HMK m.391/3 gereğince öncelikle incelenmesine; istinaf yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine ve hükmedilmesi gereken vekâlet ücretinin davalıdan alınmasına,karar verilmesini" ileri sürmüş ve talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

Mahkeme davacının adli yardım talebi hakkında 13/10/2026 tarihli ara kararıyla: "...

1-6100 sayılı HMK'nun 334. gereğince davacının ADLİ YARDIM TALEBİNİN KABULÜNE,

2-Davacının yatırmak zorunda olduğu/olacağı yargılama harç ve giderlerinden muaf tutulmasına,

3-Davacı tarafından yatırılmak zorunda olan yargılama harç ve giderlerinin HMK'nun 339/1. maddesi hükmü uyarınca ileride haksız çıkacak tarafa yükletilmek üzere bu aşamada suç üstü ödeneğinden karşılanmasına," karar vermiştir.

HMK 335/3 maddesine göre: " adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder" şeklinde düzenlendiğinden işbu derdest dava yönünden ve dolayısıyla davacının istinaf başvurusu yönünden de sözkonusu adli yardım kararının etkisinin devam ettiği anlaşılmıştır.İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece verilmiş ve istinaf edilmiş olan 13/10/2026 tarihli gerekçeli ara kararda yazılı ayrıntılı açıklamalar ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde ; Derdest işbu davanın Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinden sonra açılmış menfi tespit talebine ilişkin olması, İ.İ.K. 72/3 maddesine göre icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinin emredici olarak hüküm altına alınmış olması nedeniyle, davacının , icra takibinden sonra açtığı işbu menfi tespit davasında istediği icra takibinin ihtiyati tedbiren durdurulmasına ilişkin tedbir talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Mahkemece de, istinaf edilen gerekçeli ara kararı ile davacının söz konusu ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiğinden 13/10/2026 tarihli ara kararının iş bu kısmının hukuka uygun olduğu bu nedenlerle de davacının bu kısma yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davacı taraf dava dilekçesi ve istinaf dilekçesiyle ile dava konusu icra takibi yönünden ayrıca icra veznesine girecek paranın davalı alacaklıya ödenmemesi yönünden de ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkeme bu yöndeki tedbir talebinin de reddine karar vermiştir. Her ne kadar mahkemece söz konusu tedbir talebinin de reddine karar verilmişse de , davanın niteliğine, bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına,sunulan beyan ve belgelere, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasına göre davacının söz konusu mahiyetteki yani icra veznesine girecek paranın davalı alacaklıya ödenmemesine ilişkin ihtiyati tedbir talebinin kabulü için İ.İ.K. 72/3,2. cümlesi uyarınca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların bulunduğu,zira burada yasaca arananın kesin bir ispat olmayıp yaklaşık ispatın yeterli olduğu anlaşıldığından bu yöndeki ihtiyati tedbir talebinin ise kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.Bu nedenlerle mahkemenin istinaf edilen ara kararının bu kısmının hukuka uygun olmadığı, davacı vekilinin istinafının bu yönden haklı ve yerinde olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davacının istinafının bu yönden kabulü ile, mahkemece verilmiş ve istinaf edilmiş olan 13/10/2026 tarihli ara kararının yukarıda bahsedilen kısmı yönden kaldırılmasına, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince düzeltilerek yeniden karar verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;

2-HMK 353/1-b.2 md. gereğince, KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2026/1048 Esas sayılı derdest menfi tespit davasında verdiği 13/10/2026 tarihli ara kararına karşı davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE,

2-İstinaf edilen işbu 13/10/2026 tarihli ara kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

Düzeltilerek yeniden karar verilmesine, buna göre;

3-"1-Davacının, dava konusu menfi tespit istenen Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinin ihtiyati tedbiren durdurulmasına ilişkin talebinin İ.İ.K 72/3 maddesi gereğince REDDİNE,

2-Davacının dava konusu Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibi yönünden icra veznesine girecek paranın davalı alacaklıya ödenmemesine ilişkin ihtiyati tedbir talebinin ise İ.İ.İK. 72/3,2. Cümle madde gereğince kabulü ile; davacının adli yardım talebinin ilk derece mahkemesinin 13/10/2026 tarihli ara kararıyla kabul edilmiş olması,HMK 335/3 maddesine göre : "adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder" şeklinde düzenlendiğinden işbu derdest dava yönünden ve dolayısıyla davacının istinaf başvurusu yönünden de sözkonusu adli yardım kararının etkisinin devam etmesi ile HMK 392/1-son cümlesine göre "Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez" şeklindeki hükmü nedeniyle,işbu ihtiyati tedbir kararı yönünden davacı taraftan teminat alınmamasına yani tedbirin teminatsız olarak verilmesi suretiyle, dava konusu Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasında icra veznesindeki paranın davalı alacaklıya ihtiyati tedbiren verilmemesine,

3-Bu konuda ilgili icra müdürlüğü dosyasına mahkemece (ilk derece mahkemesince) yazı yazılmasına,"

4-İstinaf başvurusunda bulunan davacının adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiş olduğundan bu aşamada istinaf harçları hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan posta giderlerinin ise derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,

6-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

7-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ile 391/3 maddesi gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 03/11/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2388, K. 2026/2151, T. 03.11.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2388-e-2026-2151-k-7135dd847a38