Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1171 E. 2026/1293 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1171
Karar No
2026/1293
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1171

KARAR NO: 2026/1293

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : (KAPATILAN)İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 20/12/2021

NUMARASI: 2019/108 Esas, 2021/976 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 14/10/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı ... A.Ş. vekili, taraflar arasında ... Binası yapım işi kapsamında duvar, sıva, şap, boya, yer ve duvar kaplamaları işlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla 20.07.2012 tarihli taşeron sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmenin 8/F maddesinde taşeronun doğrudan veya dolaylı olarak sebep olduğu zararlar yahut sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle taşerona veya üçüncü kişilere karşı yapılacak resmî yazışma, tespit, icra takibi, şikâyet ve davalara ilişkin bütün masraf ve avukatlık ücretlerinin ... Barosunun güncel tavsiye tarifesine göre belirlenerek yüzde 25 fazlasıyla taşerondan tahsil veya mahsup edileceğinin kararlaştırıldığını, davalı taşeronun başlattığı takipler ve açtığı davalar nedeniyle İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1143, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/658 ve İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/708 Esas sayılı dosyaları ile çeşitli icra dosyalarında yapılan gider ve avukatlık ücretleri karşılığında 18.12.2018 tarihli ve ... numaralı 87.006,56 TL bedelli fatura düzenlenerek davalıya gönderildiğini, faturanın davalı tarafından iade edilmesi üzerine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 87.006,56 TL asıl alacak ve 6.972,44 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 93.979,00 TL üzerinden başlatılan takibin davalının itirazıyla durduğunu ileri sürerek itirazın iptaliyle takibin 93.979,00 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi uygulanmasına ve davalının yüzde 20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı.... Şti. süresinde cevap dilekçesi vermemiş olmakla birlikte 23.02.2021 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde, dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle süresi içinde cevap sunamadığını, takip konusu faturanın kendisinden hukuki hizmet alınmayan bir avukatlık ücretine ilişkin bulunduğunu ve süresinde iade edildiğini, taşeron olarak sözleşmeden kaynaklanan edimlerini eksiksiz yerine getirmesine rağmen davacı iş sahibinin hakediş ve teminatlarını ödememesi üzerine takip ve dava yollarına başvurmak zorunda kaldığını, davacının kendi kusurlu davranışlarından kaynaklanan uyuşmazlıklara ait yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerini sözleşmenin 8/F maddesine dayanarak kendisine yükleyemeyeceğini, anılan hükmün davacının haklı veya haksız olduğuna bakılmaksızın uygulanmasının Anayasa ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğünü sınırlandıracağını, dayanak gösterilen dosyalarda davacının haklı olduğunun da ortaya konulamadığını ve mali müşavir bilirkişi raporunun kendi savunmalarını doğruladığını belirterek davanın reddine, davacının yüzde 20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine ve yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davacı tarafından 18.12.2018 tarihli ve ... numaralı “avukatlık ücreti yansıtması” açıklamalı faturaya dayanılarak 87.006,56 TL asıl alacak ve 6.972,44 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 93.979,00 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalının borca, faize ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu, sözleşmenin 8/F maddesinin uygulanabilmesi için masrafların davalının doğrudan veya dolaylı olarak sebep olduğu zarar ya da sözleşmeye aykırı davranışından kaynaklanması gerektiği, faturaya dayanak dosyalardan kesin olarak reddedilen davalar yönünden davalının zarara sebep olduğundan veya sözleşmeye aykırı davrandığından söz edilemeyeceği, kısmen kabul ve kısmen reddedilen dosyalarda davalının yargı yoluna başvurmasının hak arama özgürlüğü kapsamında kaldığı, henüz derdest bulunan dosyalarda ise tarafların haklılık durumları kesinleşmediğinden davalının sorumluluğunun belirlenemeyeceği ve bu kalemler yönünden takibin erken başlatıldığı gerekçesiyle davanın reddine, davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 12.878,00 TL nispi vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine ve 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek Hazineye gelir kaydına karar verilmiştir.

Davacı vekili, ilk derece mahkemesince tarafların özgür iradeleriyle imzaladıkları taşeron sözleşmesinin 8/F maddesinin açık ve bağlayıcı içeriğinin göz ardı edildiğini, her iki tarafın tacir olması nedeniyle davalının sözleşmeyi imzalarken ve borçlarını yerine getirirken basiretli bir iş insanı gibi davranma yükümlülüğü bulunduğunu, sözleşme özgürlüğü gereğince geçerli olarak kararlaştırılan masraf ve avukatlık ücretlerinin yüzde 25 fazlasıyla taşerondan tahsiline ilişkin hükmün sonradan hak arama özgürlüğü gerekçe gösterilerek uygulanamaz hâle getirilemeyeceğini, davalının sözleşmeye aykırı davranışları ve başlattığı hukuki süreçler nedeniyle davacının avukatlık ücreti ve gider yapmak zorunda kaldığını, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında sözleşme hükmüne göre talep edilebilecek bedeller yönünden alternatif hesaplamalar yapılmasına rağmen bu hesaplamaların hükümde değerlendirilmediğini, davacının alacağının ve düzenlenen faturanın sözleşmesel dayanağının bulunduğunu ileri sürerek öncelikle tehir-i icra kararı verilmesini, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüyle davalının icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini talep etmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi davalı ise yüklenicidir. Davacı vekili, taraflar arasındaki 20.07.2012 tarihli taşeron sözleşmesinin 8/F maddesi uyarınca davalının sebep olduğu dava ve takipler nedeniyle düzenlenen 87.006,56 TL bedelli faturaya dayalı olarak başlatılan takipte 87.006,56 TL asıl alacak ve 6.972,44 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 93.979,00 TL’ye yönelik itirazın iptaliyle takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiş, davalı vekili beyanında uyuşmazlıkların davacının kendi kusurundan kaynaklandığını, faturanın süresinde iade edildiğini ve sözleşme hükmünün hak arama özgürlüğünü engelleyecek biçimde uygulanamayacağını savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatı istemiş, Mahkemece faturaya dayanak dosyaların bir kısmında davacının haksız bulunduğu, bir kısmında hak arama özgürlüğü kapsamında yargı yoluna başvurulduğu, derdest dosyalar yönünden ise talebin erken olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.faturaya dayanak dosyaların bir kısmında davacının haksız bulunduğu, bir kısmında hak arama özgürlüğü kapsamında yargı yoluna başvurulduğu, derdest dosyalar yönünden ise talebin erken olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Taraflar arasında, ... Binası yapım işi kapsamında duvar, sıva, şap, boya, yer ve duvar kaplamaları imalatlarının davalı taşeron tarafından gerçekleştirilmesine ilişkin 20.07.2012 tarihli taşeron sözleşmesi düzenlenmiş olup, uyuşmazlıkla ilgili 8/F maddesinde taşeronun doğrudan veya dolaylı olarak sebep olduğu zararlar yahut sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle taşerona veya üçüncü kişilere karşı yapılacak her türlü resmî yazışma, mahkeme veya noter aracılığıyla tespit, icra takibi, şikâyet ve davaya ilişkin bütün masraf ve avukatlık ücretlerinin taşerondan yüzde 25 fazlasıyla tahsil veya mahsup edileceği, avukatlık ücretlerinin İstanbul Barosunun güncel tavsiye tarifesine göre belirleneceği ve iş kazasıyla sözleşmenin ifasına ilişkin gerekli görülen hâllerde bedeli taşerona ait olmak üzere özel bilirkişi raporu alınabileceği kararlaştırılmıştır.

Somut olayda, taraflar arasındaki 20.07.2012 tarihli taşeron sözleşmesinin 8/F maddesinde taşeronun doğrudan veya dolaylı olarak sebep olduğu zararlar veya sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle yapılacak resmî yazışma, tespit, icra takibi, şikâyet ve davalara ilişkin masraf ve avukatlık ücretlerinin yüzde 25 fazlasıyla taşerondan tahsil veya mahsup edileceği kararlaştırılmış ise de, anılan düzenlemenin taşeronun taraf olduğu her dava ve takip nedeniyle yüklenicinin yaptığı bütün giderlerin sonuçtan bağımsız olarak taşerona yükletileceği şeklinde yorumlanamayacağı, sözleşme hükmünün uygulanabilmesi için davalının zarara sebebiyet verdiğinin veya sözleşmeye aykırı davrandığının ve talep edilen giderlerin de bu davranışın sonucu olarak doğduğunun davacı tarafından ispatlanması gerektiği, .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takibi ile bağlantılı İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/708 Esas sayılı itirazın iptali davasının kesin olarak reddedilmiş olması karşısında bu dosyalar yönünden davalının zarara sebep olduğundan veya sözleşmeye aykırı davrandığından söz edilemeyeceği, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/658 Esas sayılı davasının kısmen kabul ve kısmen reddedilmesi-nin davalının yargı yoluna başvurmasını tek başına sözleşmeye aykırı davranış hâline getirmeyeceği, bu karar üzerine davacı lehine hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ayrıca takibe konulmuş bulunmasının da sözleşmenin 8/F maddesi kapsamında yeni bir zarar ve alacak doğurmayacağı, .... İcra Müdürlüğünün ..., İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1143 ve .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyaları bakımından ise davanın reddine ilişkin ilk kararın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırıldığı ve uyuşmazlığın yeniden görülmekte olduğu, dolayısıyla davalının zarara sebebiyet verip vermediği ile sözleşmeye aykırı davranıp davranmadığının henüz belirlenmediği ve bu kalemlere ilişkin talebin erken olduğu, bilirkişi raporunda gösterilen bedellerin davacının mevcut bir alacağını saptayan kesin hesaplar olmayıp mahkemenin aksi yönde hukuki değerlendirme yapması ihtimaline bağlı terditli hesaplamalardan ibaret bulunduğu olduğu anlaşıldığından, mahkeme kararı doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-(KAPATILAN)İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../12/2021 tarih ve 2019/... Esas, 2021/.... Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 14/10/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1171, K. 2026/1293, T. 14.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1171-e-2026-1293-k-22a06ae7b05c