Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1093 E. 2026/1263 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1093
- Karar No
- 2026/1263
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1093
KARAR NO: 2026/1263
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/05/2019
NUMARASI: 2017/178 Esas, 2019/470 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 08/10/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili, davalıya ait ... İli, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parseldeki ... ... isimli projede yer alan ... blok ..., Sıra ... blok ... ve ..., ... blok ... ve ...’ya ait ince inşaat işlerinin davacı şirket tarafından yapılması konusunda 08.03.2012 yürürlük tarihli sözleşme akdedildiğini, sözleşmenin 12-d maddesinde tüm malzeme ve işçiliğin sözleşmeye uygun ve işveren talimatları doğrultusunda işin süresinde davalıya tam eksiksiz teslim edildiğini, ... ilinde 31.01.2015-02.02.2015 tarihleri arasında yaşanan lodos fırtınası neticesinde davacının yapımını üstlendiği bir takım blokların çatılarında ve muhtelif kısımlarına hasarlar meydana geldiğini, davalının 04.04.2015 tarihli ihtarnamesi ile onarım yapılmasının bildirildiğini ve aksi takdirde 136.000-TL tutarın kendilerine rücu edileceğinin ihtar edildiğini, davacının 09.04.2015 tarihinde ihtara cevap vererek hasarın davalının imalatları ile ilgisinin olmadığı ve mücbir sebep olduğunun bildirildiğini, ... 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/14 D.İş dosyası ile delil tespiti yapıldığını, tespit ile hasarın KDV hariç 29.700,00 TL olarak belirlendiği ve proje tercih edilen malzemenin hatalı olmasından kaynaklandığının belirlendiğini, davalının da ... 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/135 D.iş sayılı dosyası ile tespit yaptırarak montaj ve imalat hatası ayıplı üretim nedeni ile uğranılan 107.500-TL+KDV hasarın teminat mektubundan karşılanacağının 02.12.2016 tarihli ihtarname ile kendilerine bildirildiğini, meydana gelen olayda sorumluluklarının olmadığını, Afet Koordinasyon Merkezinin resmi açıklamalarından doğa olayının Tropikal Fırtına olarak nitelendirildiğini belirterek, davacının davalıya 107.500,00 TL tutarında bir zarar tazmin borcu olmadığının tespitine, 23.10.2016 tarihli teminat mektubunun paraya çevrilmesinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı şirketin hiçbir zaman inşaat yapmadığını ve personel istihdam etmediğini, davalı şirketin hayata geçirdiği projelerde inşaat işlerini bölerek anahtar teslim şekilde ihale ettiğini, bu kapsamda davacıya dava konusu işlerin verildiğini, teslim edilen işlerde olumsuz hava şartları neticesinde cephe mantolama sıvalarının döküldüğünü, çatı bakır kaplamasının uçtuğunu, balkon parepetlerinde bulunan mermerlerin kırıldığını, çatı asansörü makina dairesi pvc doğrama önündeki aliminyum menfezin parçalandığını, blok giriş saçaklarında bakır çatı birleşimlerinin açılarak koptuğunu, saçak alt kaplamasının açıldığını, arduvazlı membran çatı duvar ile birleşimlerinin ayrıldığını, yalıbaskı kaplamalı cephelerde parçaların düştüğünü, ... bloklarında kat hollerinde olan şaft kapak profillerinin kırıldığını, meydana gelen hasarlardan davacının sorumlu olduğunu, hasarın imalat hatasından meydana geldiğinin bilirkişi raporlan ile sabit olduğunu, davacı tarafından açılan tespit davasındaki raporun kabulünün mümkün olmadığını, davacının meydana gelen hasardan hukuken sorumlu olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, meydana gelen hasarların hatalı malzeme seçiminden kaynaklandığı, bu hususun gizli ayıp niteliğinde olduğu, sert hava koşulları neticesinde ortaya çıktığı, sözleşme gereği hatalı malzeme seçilmiş olmasından ötürü davacının sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı istinaf edilmiştir.
Dairemiz; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 12/b ve 12/d maddeleri hükümleri uyarınca kullanılan tüm malzemenin iş sahibinin denetim ve onayından geçtiği, resmi AKOM kayıtlarına göre lodosun tropikal fırtına boyutunda olup teknik olarak mücbir sebep teşkil ettiği, yüklenici tarafından farklı malzeme seçilmiş olsa dahi fırtınanın şiddeti karşısında hasarın önlenemeyeceği ve illiyet bağının kesildiği, yargılama sırasında nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin istirdadının gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararı kaldırılarak menfi tespit (107.500,00 TL) ve istirdat (90.547,16 TL) davasının kabulüne karar verilmiştir.
Dairemiz kararı temyiz edilmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/3475 Esas, 2023/4077 Karar sayılı bozma ilamında; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 472/3 ve 476. maddeleri gereğince yüklenicinin işin uzmanı olarak eseri fen ve sanat kurallarına uygun biçimde tamamlayıp teslim etme ana borcu altında bulunduğu, sözleşmede malzeme onayı iş sahibine bırakılmış veya malzemeler iş sahibince seçilmiş olsa dahi yüklenicinin seçilen malzemenin iklim şartlarına ve eserin amacına elverişsiz olduğunu iş sahibine bildirme konusunda genel ihbar yükümlülüğü taşıdığı, bu yasal ihbar mükellefiyetinin yerine getirilip getirilmediğinin araştırılmadığı, ayrıca davalı tarafça aldırılan tespit raporundaki montaj ve imalat hatası iddialarının ek bilirkişi raporuyla denetlenmediği gerekçesiyle dairemiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dairemiz tarafından yargıtay bozma ilamına uyularak 2024/157 Esas, 2025/725 Karar sayılı ilamında; Yargıtay bozma ilamına uyularak aldırılan ek bilirkişi raporu doğrultusunda binalarda yükleniciye izafe edilebilecek bir montaj hatasının bulunmadığının saptandığı, davacının şantiye aşamasında düzenlediği toplantı tutanakları vasıtasıyla teknik aksaklıkları iş sahibine iletmek suretiyle TBK m. 476 kapsamındaki genel ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiği, sözleşmenin 12/b ve 12/d maddeleri gereğince malzeme onayının tamamen iş sahibinde olduğu, fırtınanın ulaştığı sıra dışı şiddet dikkate alındığında olayın mücbir sebep vasfını koruduğu ve malzeme seçimi farklı olsaydı dahi hasarın önlenemeyeceği gerekçesiyle menfi tespit (107.500,00 TL) ve istirdat (90.547,16 TL) taleplerinin yeniden kabulüne hükmedilmiştir.
Daire kararımız temyiz edilmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2025/3106 Esas, 2026/2430 Karar sayılı nihai bozma ilamında; Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyulmasına rağmen bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, TBK'nın 472/3 ve 476. maddeleri mucibince eseri fen ve tekniğe uygun teslim etmekle yükümlü olan davacı yüklenicinin dosyaya sunduğu adi toplantı tutanaklarının kanunun aradığı usul ve mahiyette geçerli bir genel ihbar niteliği taşımadığı, davalı iş sahibinin malzeme seçimi konusunda bağlayıcı bir talimatı bulunduğunun da davacı tarafça ispatlanamadığı, işin uzmanı sıfatıyla özen ve ihbar borcuna aykırı davranan yüklenicinin hasarın sonuçlarına katlanmak zorunda olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul edilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Davacı vekili, taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında yapılan imalatlarda lodos fırtınası nedeniyle meydana gelen hasarlardan müvekkilinin sorumlu olmadığını ileri sürerek davalıya 107.500,00 TL borçlu olmadığının tespitini ve yargılama sırasında teminat mektubundan tahsil edilen 90.547,16 TL'nin istirdadını talep etmiş, davalı vekili hasarların imalat hatasından kaynaklandığını ve davacının sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Taraflar arasında 08.03.2012 tarihinde davalıya ait ... ... projesinde yer alan ... blok ..., Sıra ... blok ... ve ..., ... blok ... ve ... ince inşaat işlerinin yapılması konusunda sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 8. maddesinde yüklenicinin ayıplı imalatlardan sorumluluğunun 5 yıl devam edeceğinin, 12/b maddesinde sözleşmeye ve şartnameye aykırı hususların düzeltileceğinin, 12/d maddesinde tüm malzeme ve işçiliğin sözleşmeye ve işverenin talimatlarına uygun olacağının düzenlendiği, 31.01.2015 ve 02.02.2015 tarihleri arasında meydana gelen lodos fırtınası sonucunda yapılan imalatların bir kısmında hasar oluştuğu, davacı tarafından yaptırılan 01.06.2015 tarihli delil tespiti raporunda hasarın hatalı malzeme seçimi ve şiddetli lodostan kaynaklandığı ve zarar miktarının 29.700,00 TL olduğu, davalı tarafından yaptırılan 02.02.2016 tarihli tespit raporunda ise montaj ve imalat hatalarının bulunduğu ve hasarın 107.500,00 TL artı KDV olduğu, mahkemece alınan 28.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda hatalı malzeme seçimi ve sert hava koşulları nedeniyle davacının sorumlu olmadığı görüşü bildirilmiştir.
Dairemiz tarafından verilen son karar davanın kabulü iken, yargıtay tarafından yapılan temyiz incelemesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay bozma ilamında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 472/3 ve 476. maddeleri uyarınca yüklenicinin eseri fen ve sanat kurallarına, tekniğine ve iş sahibinin beklediği amaca uygun olarak tamamlayıp teslim etmekle yükümlü olduğu, sözleşme ve ekleri ile proje ve varsa teknik resimlere aykırı imalat yapılması halinde iş sahibinin talimatı bulunsa dahi yüklenicinin genel ihbar yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması durumunda doğacak sonuçlardan sorumluluktan kurtulamayacağı, davacı tarafından dosyaya sunulan toplantı tutanaklarının kanuna uygun bir ihbar niteliğinde bulunmadığı, davalı iş sahibinin malzeme seçimine ilişkin talimatının bulunduğunun davacı tarafından ispat edilemediği, dosyada toplanan delillere göre davacı yüklenicinin eser sözleşmesi kapsamında üstlendiği edimini ve ihbar yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiğinin kabul edilemeyeceği, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir.
Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmenin 12/d maddesinde tüm malzeme ve işçiliğin sözleşmeye uygun ve işverenin talimatları doğrultusunda olacağının kararlaştırıldığı, dosyadaki tespit raporlarında hatalı malzeme seçimi ve montaj imalat hatalarına ilişkin değerlendirmelerin bulunduğu, davacı tarafından meydana gelen hasarın şiddetli lodos fırtınasından kaynaklandığı ve malzeme seçiminin iş sahibinin talimatları doğrultusunda yapıldığı ileri sürülmüş ise de, Yargıtay bozma ilamında açıkça belirtildiği üzere davacı tarafından sunulan toplantı tutanaklarının TBK'nın 476. maddesi kapsamında genel ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiğini göstermediği, davalı iş sahibinin malzeme seçimine ilişkin talimatının bulunduğunun da ispatlanamadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, sözleşmenin 12/d maddesinde yer alan düzenlemenin tek başına davacı yüklenicinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, davacı yüklenicinin işin ehli olarak üstlendiği imalatları fen ve sanat kurallarına uygun şekilde gerçekleştirme ve iş sahibine karşı genel ihbar yükümlülüğünü yerine getirme zorunluluğunun bulunduğu, Yargıtay bozma ilamında yapılan değerlendirmeler doğrultusunda davacının bu yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirdiğinin kabul edilemeyeceği, meydana gelen hasarın lodos fırtınası sonrasında ortaya çıkmış olmasının da somut dosyada belirlenen bu sorumluluğu ortadan kaldırmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 04.06.2026 tarihli bozma ilamına uyularak yapılan değerlendirme sonucunda, davacı yüklenicinin sözleşme kapsamında üstlendiği edimini ve genel ihbar yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiğini ispatlayamadığı, bu nedenle meydana gelen hasardan sorumlu olmadığı yönündeki iddiasının kabul edilemeyeceği, davalıya 107.500,00 TL borçlu olmadığının tespitine ilişkin talebinin yerinde bulunmadığı, buna bağlı olarak yargılama sırasında teminat mektubundan tahsil edilen 90.547,16 TL'nin istirdadı isteminin de kabulüne olanak bulunmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../05/2019 tarih 2017/... Esas - 2019/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davacının davasının REDDİNE,
B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN
1-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 1.835,84 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 1.103,84 TL harcın kararın kesinleşmesini takiben ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE,
2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
3-Davalı tarafından yapılan 111,00 TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN
1- Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalı tarafa İADESİNE,
2-Davalı tarafından yapılan toplam 400,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 22.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.