Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2799 E. 2026/2028 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2799
- Karar No
- 2026/2028
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO:2023/2799
KARAR NO:2026/2028
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:26/09/2023
NUMARASI:2019/1005 Esas - 2023/756 Karar
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:01/10/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin eşinin kullandığı ... plaka sayılı araç ile 24/12/2017 tarihinde seyir halinde iken dava dışı sürücü ve işleten ...'nin davalının sigortacısı olduğu İran plakalı... plakalı çekici ve çekiciye bağlı ... plakalı römorkü kaygan yoldaki dikkatsizliği sebebiyle aracı yan yatırması ve müvekkilinin eşinin araca çarpması sonucu kaza meydana geldiğini, kaza sonrasında müvekkilinin gözünde ciddi şekilde yaralandığını ve bütün tıbbi müdahalelere rağmen %100 oranında görme kabiliyetini kaybettiğini, aracının hasara uğradığını uğranılan zararların tazmini için davanın açıldığını belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000 TL iş göremezlik tazminatı, 1.000 TL hasar, 1.000 TL değer kaybı, 1.000 TL tedavi gideri tazminatı olarak toplam 4000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava öncesinde davacı tarafından müvekkil şirkete başvuru yapılmışsa da müvekkili şirket sigortalısının kusuru tespit edilemediğinden başvurunun reddedildiğini, başvuru koşulunun gerçekleşmediğini, tedavi, geçici bakıcı ve geçici iş görememe tazminatı ...’nun sorumluluğunda olduğunu, faiz türünün de yasal faiz olduğu dikkate alındığında davacı vekilinin en yüksek faiz isteminin de reddi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının hasar tazminatı davasının kabulü ile; 9.000,00 TL hasar tazminatının temerrüt tarihi 04/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının değer kaybı talebinin reddine, Davacının tedavi masraflarına ilişkin talebin feragat nedeniyle reddine, Davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin kabulü ile; 265.103,17 TL tazminatın temerrüt tarihi 04/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi hesap raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkili şirketçe sigortalanmış aracın dava konusu olayda kusuru bulunmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, kusur çelişkisinin giderilmesi için dosyanın kusur yönünden incelenmek üzere ATK'ya gönderilmesini talep ettiklerini, kusur durumu ve maluliyet oranı hatalı kabul edildiğinden ve tespit edilen maluliyet oranı yüksek olduğundan tazminatın müvekkili şirket açısından olması gerekenin üzerinde hesaplandığını, sağlık giderleri teminatının ... sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğunun sona erdiğini, dava konusu kaza nedeniyle ... tarafından davacı yana geçici iş göremezlik tazminatı ödemesi yapılıp yapılmadığı hususuna dair herhangi bir tespit yapılmadığını, mahkemece hatalı şekilde doğrudan kaza tarihinden faize hükmedildiğini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 24/12/2017 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonet ile D.100-17 kod nolu devlet yolunu takiben ... yönüne doğru seyirle olay mahalline geldiğinde daha önce buzlu ve karlı zeminde dava dışı sürücü ...’nin hâkimiyetinden çıkarak yolun sağ şerit ile kısmen sol şeridi kapatacak şekilde konumlanmış olan... plakalı çekiciye takılı ... plakalı römorkun sağ yan arka kesimine çarpması neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kaza meydana geldiği anlaşılmıştır.Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre kazanın meydan gelmesinde sigortalı araç sürücüsü ...'in %60, davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü ...'in %40 kusurlu olduğunun tespit edildiği, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı Merzifon 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/457Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporuna göre sürücü ...'in asli derecede, sürücü ...'in tali derecede kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda her ne kadar kaza tespit tutanağında sürücü ...'e kusur tespiti yapılmamış ise de mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Mahkemece hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporuna davalı vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesi değerlendirilmeden karar verilmesi doğru olmamış ise da davalının itiraz dilekçesinin incelenmesinde, davacının iş göremezlik tazminatının davalının sigortacısı olduğu... plakalı çekici ve çekiciye bağlı ... plakalı römork sürücüsü ...'nin %60 kusuru oranında hesaplama yapılmış olması nedeni ile davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı karşı araç sigorta şirketinin ödemesi bulunup bulunmadığının araştırılmamış olması sonuca etkili olmayacaktır.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "..." formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları). TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile ...Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalı Sigorta Şirketinin geçici işgöremezlik tazminatı sorumluluğu bulunmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/12431 E. - 2025/23675 K. sayılı kararı).İstanbul ATK 2 İhtisas Kurulu tarafından aynı kaza sebebi ile düzenlenen maluliyet raporunda davacının trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre % 32 meslekte kazanma gücü kaybı tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunda dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre maluliyet raporuna ilişkin istinaf itirazları da yerinde değildir. KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinin 8.günden itibaren davalı Sigorta Şirketinin temerrüdünden söz edilebilir. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça, davadan önce davalı Sigorta Şirketine yapılan başvuru 21/11/2018 tarihinde reddedilmiş olup bu tarihten sonraki 8. işgününün sonu olan 04/12/2018 tarihi itibariyle davalı sigorta şirketi temerrüde düşmüştür. Sigortacı yönünden bu tarihten itibaren yasal faize hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığından istinaf talebi yerinde değildir.Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 18.723,98 TL harçtan peşin alınan 4.680,99 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.042,99 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/10/2026