Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1890 E. 2026/1082 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1890
- Karar No
- 2026/1082
- Karar Tarihi
T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
1. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1890
KARAR NO : 2026/1082
KARAR TARİHİ: 21.05.2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/03/2020
NUMARASI : 2018/165 Esas - 2020/147 Karar
DAVA : Alacak
KARAR YAZIM TARİHİ : 01.06.2026
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Erzurum ...Başmüdürlüğü yetkisi dahilinde Ağrı ... .... Müdürlüğü binasının inşaatında yüklenici tarafından eksik ve kusurlu imalatların yapıldığını, bunun üzerine dava dışı yüklenicinin hakedişinden kesilen ve nakde çevrilmiş kesin teminatının kullanılarak eksik ve kusurlu imalatların pazarlık yöntemiyle yaptırılması için makam oluru alındığını, ancak davalı tarafından yapılan işlerin yapılmamış gibi gösterildiğini, yapılan işlerin ise mükerrer olarak gösterildiğini, toplam 53.880,00 TL ödenmiş olduğunu, ...İnşaat tarafından kesilen faturanın ödenmesi için Muhasebe Müdürlüğüne yazı yazıldığını, ancak yapılan işlerin incelenmesinde yapılmayan işlerin yapılmış olarak, yapılan işlerin ise mükerrer olarak gösterildiğini, özellikle ikinci iş için çok cüzi bir ödeme yapılması gerektiği ancak 08.04.2016 tarihli ücretlendirme raporunda ...İnşaat açısından noksan-kusurlü imalatların toplam bedelinin 6.740,22 TL (KDV hariç) olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafından yapılmayan işlerin yapılmış olarak, yapılan işlerin ise mükerrer olarak gösterilmesi neticesinde toplam 53.880,00 TL ödenmiş olduğunu, söz konusu tutarın talep edilmesi gereken tutardan çok daha düşük olabileceği sebebiyle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla vekil eden tarafından tespit edilebilen tutar olan 6.740,72 TL (KDV dahil) nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizinin birlikte davalıdan tahsilini teminen dava açılması zarureti hasıl olduğunu belirterek, 6.740,72 TL (KDV dahil) nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı adına usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmiş ise de, davalı taraf davaya karşı cevap vermediği anlaşılmıştır.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle; bilirkişi incelemesi sonucunda davacıya ait KDV hariç 7.185,72 TL alacağının bulunduğunun tespit edildiğini, bu nedenle dava değerinin ıslah edilmesinin gerektiğini talep ve dava etmiştir.
YEREL MAHKEME KARARI; Mahkemece " Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye aykırı olarak davalının gerçekleştirdiği eksik imalatlar nedeniyle maddi tazminat talepli olarak mahkememizde dava açıldığı, bilirkişilerden aldırılan rapora göre eksik ve mükerrer yapılan imalatların miktarları ve maliyet hesaplarının raporundaki cetvelde hesaplandığı, bu durumda davalı firmanın davacı kuruma 2015 yılı itibari ile KDV hariç 7.185,72.-TL olarak geri ödeme yapması gerektiği yönünde tespitte bulunulduğu, davaya konu işlerin...Müdür Vekili tarafından düzenlenen 10/..../2015 tarihli tutanak ile kesin kabullerinin yapıldığı, ayrıca her ne kadar davacı tarafça usulüne uygun olmayan yemin teklifinde bulunulmuş ise de davalı tarafça, davacı kurum tarafından verilen işlerin yapıldığına ilişkin beyanda bulunulduğu, bu suretle davalı tarafın tazminat sorumluluğunun kalmadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine " şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ;
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ağrı ... .... Müdürlüğü Hizmet Binasının yapımı yüklenici davalı tarafa ihale edildiğini, işin tamamlanmasından sonra yapılan incelemeler neticesinde bir kısım işlerin eksik veya sözleşmeye aykırı olarak ifa edildiğini, bazı imalatların ise hiç yapılmadığı tespit edildiğini, bilirkişi incelemesi neticesinde KDV hariç 7.185,72 TL eksik imalat bedeli hesaplandığını, davalıya gönderilen yazılı ihtarlara rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, mahkemenin davayı reddetme gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kesin kabul tutanağının şerhli ve koşullu olduğunu, yüklenicinin kusurlarının bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, davalı tarafın beyanının soyut ve delille desteklenmediğini, kamu kurumlarının ayıplı ifaya karşı korunmasının anayasal ve yasal sorumluluk olduğunu, mahkemenin davayı reddetme gerekçesinde işin tam ve eksiksiz teslim alındığı hususunda yanılgıya düştüğünü, 30.03.2015 tarihinde imza altına alınan tutanakta belirtilen işlerin yapılmadığı taraflarca kabul edilmediği için yapılan işin tam ve eksiksiz şekilde teslim alınmadığının göstergesi olduğunu belirterek, 7.954,04 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesi gerektiğini belirterek verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan iş sahibinin fazla ödeme iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Eser sözleşmesi iş sahibinin ödemeyi taahhüt ettiği iş bedeli karşılığında yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi ve teslim etmeyi üstlendiği tam iki taraf için hak doğuran ve borç yükleyen bir sözleşmedir. Eser sözleşmesinde iş sahibinin asli borcu TBK 470. maddesi çerçevesinde meydana getirilen eser karşılığında bir miktar pararın ödenmesi, yüklenicinin borcu ise eseri zamanında ve ayıpsız olarak imal ve teslim etmektir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 472/3 ve 476/3 maddeleri uyarınca, yüklenici işin ehli olup bedele hak kazanabilmesi için eseri fen ve sanat kuralları ile tekniğine ve iş sahibinin ondan beklediği amaca uygun olarak tamamlayıp teslim etmesi zorunludur.
Eser sözleşmesinde, yüklenicinin iş bedelinin tamamına hak kazanabilmesi için eseri tamamlayarak iş sahibine teslim ettiğini ispat etmesi gerekir. Kural olarak sözleşmenin feshedilmediği veya işten el çektiği kanıtlanmadığı sürece imalatın yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmelidir. Bu kabul, fiili karine niteliğinde olup, iş sahibi bunun aksini ispat edebilir. Bir başka anlatımla iş sahibi, eseri kendisinin tamamladığını, yüklenicinin işi terk ettiğini, yani sözleşmenin sona erdiğini kanıtlamakla yükümlüdür (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/1041 E. 2021/1423 K. sayılı ilamı). Bir diğer söyleyişle, akdî ilişkinin devam ettiği, yüklenicinin işi bırakmadığı, işyerini terk edip gitmediği sürece gerçekleştirilen iş ve imalâtların yüklenici tarafından gerçekleştirildiği karine olarak kabul edilmektedir ve işin yapılmadığı ya da eksik yapıldığı iddiasının davalı tarafça kanıtlanması gerekir. 6098 sayılı TBK'nın 481. maddesi gereğince, eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir (Yargıtay 15. H.D.'nin 2016/5725 E.
2018/629 K sayılı kararı).
Somut olaya yönelik yapılan değerlendirmede; taraflar arasında, davacının dava dışı yükleniciyle yaptığı eser sözleşmesi kapsamında yüklenicinin eksik bıraktığı bir kısım işin davalı tarafından yapılmasına ilişkin ''doğrudan temin'' usulüyle eser sözleşmesi düzenlendiği, davalı tarafından sözleşme kapsamındaki işlerin yapılarak teslim edildiği, taraflar arasında işin eksiksiz olarak tamamlandığına dair 12.09.2017 tarihli tutanak düzenlendiği, davalının işin kendisi tarafından eksiksiz olarak tamamlandığına dair yemin ettiği, yemin delilinin kesin nitelikte olduğu, davacının tutanak altına alınıp teslim edilen işlerin davalı tarafından eksik yapıldığına yönelik iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca kamu düzeni ve istinaf sebepleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara göre, ilk derece mahkemesi kararında tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)/b-1. maddesi ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/165 Esas ve 2020/147 Karar sayılı kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunun HMK’nın 353-(1)/b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 732,00TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın tebliği, kesinleştirme, gider avansının iadesine ilişkin işlemlerinin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21.05.2026