Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/705 E. 2026/872 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/705
Karar No
2026/872
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :2026/705

KARAR NO :2026/872

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:17/02/2026

NUMARASI:2025/864 E. - 2026/140 K.

DAVANIN KONUSU:Zayi belgesi verilmesi

Zayi belgesi verilmesi talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle talebin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 07.02.2021 tarihinde kurulduğunu, hep tek ortağı ve tek müdürü ... olduğunu, 2021–2025 dönemlerine ait yevmiye defteri, defter-i kebir, envanter defteri, genel kurul toplantı ve müzakere (karar) defteri, ortaklar/pay defterinin usulüne uygun tasdik edilerek kullanıldığını, davacının şirket merkezi olarak bildirilen Beylikdüzü ilçesindeki ... adresi bir sanal ofis adresi olup, fiziki olarak defter muhafazasına elverişli olmadığını, bu sebeple davacının defterlerinin tek ortak ve müdür ...'ya ait diğer şirketi ... ve .... Şti.'nin merkezi (... Arnavutköy/İstanbul) adresinde muhafaza edildiğini, aynı yetkiliye sahip ... ve .... Şti.'ne ait defterlerin de zıyaa uğraması nedeniyle açılan İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/641 Esas sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğini, 30.08.2025 tarihinde yapılan yerinde incelemede ... ve .... Şti.'ne ait işyerinin boşaltıldığı ve üçüncü kişiye kiraya verildiğinin tespit edildiğini, bu hususun tutanak ve fotoğraflarla kayıt altına alındığını, davacı tarafından, makul araştırmanın yapılması da gerektiğinden eski mali müşavirin elinde bulunma ihtimaline binaen eski SMMM'ye (... Şti.) noter ihtarnamesi gönderildiğini, SMMM elindeki evrakları iade edeceğini beyan etmekle birlikte 'defterler bende değil'' diye yazılı beyanda bulunduğunu, tüm aramalara rağmen defterlerin fiziki yerinin saptanamadığını, iş yeri adresinin boşaltılması anında rıza dışında alınmış/çalınmış olduğu sonucuna ulaşıldığını, faili meçhul hırsızlık şüphesiyle 12.09.2025 tarihinde Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığına başvurulduğunu, bu durumda defterlerin davacının iradesi dışında zıyaa uğradığının sabit olduğunu, halihazırda e-Defter kayıtlarının da tutulduğunu, davacının yevmiye ve büyük defterlerinin belirli dönemlerden itibaren Gelir İdaresi Başkanlığı e-defter sistemi üzerinden elektronik ortamda tutulmakta olduğunu, ilgili dönemlere ait beratların zamanında yüklendiğini, onaylandığını,bu beratların, söz konusu defterlerin usulüne uygun şekilde oluşturulup saklandığını gösteren resmî kayıtlar olduğunu, şirketin ilgili yıllara ait defter kayıtlarının varlığını açıkça ortaya koyduğunu, defterlerin son bilinen muhafaza yerinin şirket adresi olduğu,nu, adresin boşaltıldığının tutanak ve fotoğraflarla sabit olduğunu, önceki SMMM'nin elinde olmadığına dair yazılı cevabının bulunduğunu,defterlerin çalınmış olabileceği şüphesiyle savcılığa başvuru yapıldığını, zıyaın 30.08.2025 tarihinde öğrenildiğini, böylece TTK m.82/7'de öngörülen koşulların tamamının oluştuğunu, ticari defterinin yokluğunun, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca şirketin organ kararlarının alınamamasına yol açtığını, bu nedenle şirketin olağan faaliyetlerinin yürütülmesinin ciddi biçimde engellendiğini ileri sürerek, davacı şirkete ait 2021–2025 yıllarına ilişkin yevmiye defteri, defter-i kebir, envanter defteri, genel kurul toplantı ve müzakere (karar) defteri ile ortaklar/pay defterleri ve bunların dayanak ticari belgelerinin zıyaa uğradığının tespitine, zayi belgesi verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, zayi belgesi verilmesi istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; davacı şirkete ait yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri, genel kurul toplantı ve müzakere defteri ile ortaklar/pay defterlerinin zayi olup olmadığı, buna göre TTK mad. 82/7 uyarınca gerekli şartların oluşup oluşmadığı hususlarındadır.İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/641 E. Sayılı dosyası, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet başsavcılığının 2025/43282 Sor. Sayılı dosyası celp edilerek dosya arasında alınmıştır. Dava, TTK'nun 82/7 maddesine istinaden açılmış zayi belgesi istemine ilişkindir.Davacı taraf dava dilekçesi ile; 2021–2025 yıllarına ilişkin yevmiye defteri, defter-i kebir, envanter defteri, genel kurul toplantı ve müzakere (karar) defteri ile ortaklar/pay defterleri ve bunların dayanak ticari belgelerinin zıyaa uğradığının tespitini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 82/7. maddesi uyarınca zayi kararı verilmesini talep etmiştir. Zayi sebebi olarak defterlerin bulunduğu iş yerinin boşaltıldığı ve üçüncü kişiye kiraya veriliği ve defterlerin fiziki yerinin saptanamadığı, iş yeri adresinin boşaltılması anında rıza dışından alınmış/çalınmış olduğu sonucuna ulaşıldığı beyan edilmiştir.6102 Sayılı TTK'nın 82/7. maddesinde; "Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren 30 gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.TTK 82/7. maddesi uyarınca bu defter ve belgelerin yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi doğal afetlerle veya hırsızlık gibi eylemlerle ziyaa uğraması halinde zayi belgesi verileceği düzenlemiştir. TTK'nın 82/7. maddesinde, zayi belgesi verilmesini gerektirecek zayi olma durumları sınırlı olarak sayılmamış ise de tacirin zayi belgesi isteyebilmesi için, defterlerin zayi olmasında kusur ve sorumluluğunun bulunmaması, tedbirli bir tacir gibi davranmasına rağmen zayi olayına engel olamamış durumda olması gerekir.Ayrıca, zayi durumunun tacirin iradesi dışında meydana gelmesi zorunludur.Somut olayda, davacı tarafın zayi sebebini belirtmediği, yalnızca defterin bulunduğu iş yerinin boşaltılması ve üçüncü kişiye kiraya verilmesi sırasında kaybolduğunu beyan ettiği görülmektedir.Tacir olan olan davacının talebe konu defterleri güvenli bir şekilde muhafaza etmesi, basiretli bir tacirin bu dikkat ve özeni göstermesi, nedeni ne olursa olsun defterlerin güvenli bir yerde güvenli bir şekilde muhafaza etmesi gerekmektedir. Yine kanunda sayılan hususlar defter ve belgelerin irade dışında zayi olmasına dayanmaktadır.Davacının tarafın ticari defterlerin zayi sebebi olarak kanunda sayılan veya geçerli kabul edilebilecek bir mazeret bildirmediği, defterlerin bulunduğu iş yerinin boşaltılması ve üçüncü kişiye kiraya verilmesi sureti ile kaybının zayi sebebi sayılamayacağı gibi davacının basiretli tacir gibi davranmadığı ve gerekli dikkat ve özen görevini yerine getirmediğini göstermektedir. Açıklanan nedenlerle davacı tarafın somut bir zayi sebebi belirtmediği, zayi talebinin TTK.82/7. maddesi şartlarını taşımadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. "gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;mahkemenin ret gerekçesinin dosya kapsamı ile açıkça çeliştiğini, davacı şirkete ait ticari defterlerin, şirket yetkilisinin diğer şirket merkezinde meydana gelen hırsızlık olayı sonucunda tamamen ortadan kalktığını, iş yerinin fiilen yağmalanmış ve masa, sandalye dahil olmak üzere işyerinde bulunan demirbaşlar ile birlikte ticari defterlerin de ortadan kaldırıldığını, olay sonrasında söz konusu işyerinin tamamen boşaltıldığını ve kısa süre içerisinde aynı adreste üçüncü bir firmanın faaliyete başladığını, bu durumun yalnızca maddi bir kayıp yaratmadığını, müvekkil şirketin ticari ve hukuki organizasyonunu da ciddi biçimde felce uğrattığını, tanık delili toplanmadan hüküm kurulmasının hukuki dinlenilme hakkının ihlali olduğunu, davacı tarafça, ticari defterlerin zayi olduğuna ilişkin maddi vakıanın ortaya konulabilmesi amacıyla tanık deliline açıkça dayanıldığını, iki tanık bildirildiğini, tanıkların, olay günü şirket yetkilisi ile sözleşme imzalamak üzere işyerine gelen üçüncü kişiler olup, işyerinin boşaltılmış olduğunu, şirket faaliyetlerinin fiilen sona erdiğini ve işyerinde bulunan demirbaşların ortadan kaldırıldığını bizzat gözlemleyen kişiler olduğunu, dolayısıyla bu tanıkların şirket çalışanı olmayan, davacı ile menfaat ilişkisi bulunmayan, olayın gerçekleştiği gün işyerinde bulunan bağımsız üçüncü kişiler olduğunu, buna rağmen mahkeme tarafından; tanıkların dinlenmesine karar verilmediğini, elektronik defter kayıtlarının incelenmemesi ve bilirkişi incelemesi yapılmadan hüküm kurulmasının eksik inceleme niteliğinde olduğunu, somut olayda davacı şirket tarafından, ticari kayıt düzeninin varlığını ve defterlerin usulüne uygun şekilde tutulduğunu ortaya koymak amacıyla e-defter kayıtları ve ilgili berat dosyalarının USB ortamında dosyaya sunulduğunu, bilindiği üzere e-defter uygulaması kapsamında oluşturulan yevmiye defteri ve büyük defter kayıtları, Gelir İdaresi Başkanlığı sistemi üzerinden oluşturulan ve resmî beratlarla doğrulanan elektronik kayıtlar olup, bu kayıtlar ilgili dönemlere ait ticari defterlerin varlığını ve düzenli tutulduğunu gösteren teknik ve hukuki delil niteliğinde olduğunu, dolayısıyla dosyaya sunulan elektronik defter kayıtlarının şirketin ticari kayıtlarının düzenli şekilde tutulduğunu, ilgili dönemlerde ticari defterlerin fiilen mevcut olduğunu, ticari faaliyetlerin kesintisiz biçimde yürütüldüğünü ortaya koyabilecek nitelikte son derece önemli deliller olduğunu,davacının basiretli tacir olmanın gerektirdiği özeni gösterip ticari kayıtlarını mevzuata uygun şekilde düzenli olarak tutmuş ve e-defter sistemine ilişkin tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğunu, nitekim ilgili dönemlere ait e-defter kayıtları ve berat dosyalarının eksiksiz biçimde oluşturulduğunu, bu kayıtların tamamı sunulduğunu, mahkeme tarafından dosyaya sunulan bu kayıtların içeriğinin hiç incelenmediğini, elektronik defterlerin gerçekten oluşturulup oluşturulmadığı, beratlarının mevcut olup olmadığı veya ticari kayıt düzeninin bulunup bulunmadığı yönünde herhangi bir bilirkişi incelemesinin yaptırılmadığını, mahkemenin yalnızca defterlerin noter tasdik kayıtlarına ilişkin araştırma yapmakla yetindiğini, buna karşılık dosyaya sunulan elektronik kayıtların değerlendirilmesi yönünde hiçbir inceleme yapılmadığını,Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/6538 E. 2022/8236 K. 23.11.2022 T. sayılı kararında da görüleceği üzere, uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırarak tüm önleyici tedbirleri alıp almadığı ve davacının kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği şeklinde hüküm kurulduğunu, ceza soruşturmasının yüzeysel şekilde sonuçlandığını, hukuk mahkemesinin maddi olayı araştırma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağını, defterlerin çalınmasına ilişkin olarak Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunulduğunu, ne var ki söz konusu soruşturma dosyasında, maddi olayın tüm yönleriyle araştırılmadığını, nitekim soruşturma dosyasında olayın gerçekleştiği işyerine ilişkin kapsamlı bir inceleme yapılmadığını, tanıkların dinlenmediğini ve olayın oluş şeklinin detaylı biçimde araştırılmadığını, soruşturma dosyasının henüz numara aldığı gün ''Savcılık kayıp eşya bulma bürosu değildir'' şeklinde hukuka uygun düşmeyen bir gerekçe ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, ayrıca hukuk hakiminin ceza kararı ile bağlı da olmadığını, mahkemenin, davacının basiretli tacir gibi davranmadığı değerlendirmesinin de hatalı olduğunu, ticari defterlerin zayi olduğuna ilişkin davalarda değerlendirilmesi gereken temel hususun; defterlerin tacirin iradesi dışında ortadan kalkıp kalkmadığı olduğunu, somut olayda davacının ticari defterlerininin mevzuata uygun şekilde tasdik ettirildiğini, ticari kayıtlarını düzenli biçimde tutulduğunu,e-defter kayıtlarının oluşturulduğunu, beratlarını zamanında yüklendiğini, muhasebe kayıtlarını mali müşavir nezdinde düzenli biçimde muhafaza ettiğini, bu yönleriyle ticari kayıt düzenini basiretli bir tacirden beklenen özen çerçevesinde yürüttüğünü, nitekim ilgili dönemlere ait e-defter kayıtlarının dosyaya sunulmuş olmasının da, davacının ticari kayıt düzeninin varlığını açıkça ortaya koyduğunu, bu nedenle somut olayda basiretli tacir gibi davranmayan bir şirketten değil aksine ticari kayıtlarını düzenli şekilde tutmuş olmasına rağmen iradesi dışında meydana gelen bir olay sonucu fiziki ticari defterlerini kaybetmiş bir şirketten söz etmek gerektiğini, diğer yandan ticari defterlerin saklandığı işyerinin tamamen boşaltılmış olması, işyerinde bulunan demirbaşların dahi ortadan kaldırılmış bulunması ve kısa süre içerisinde aynı adreste üçüncü bir firmanın faaliyet göstermeye başlamış olması birlikte değerlendirildiğinde, olayın davacının iradesi dışında gelişen bir durum sonucu meydana geldiğinin açıkça anlaşıldığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve zayi belgesi verilmesine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava, hukuki niteliği itibariyle, TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca zayi belgesi verilmesi istemine ilişkin bir çekişmesiz yargı işidir.İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacının talebi, TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca açılmış, zayi belgesi verilmesi talebi olup, maddede sayılan veya benzeri nedenlerle tacirin saklamakla yükümlü olduğu ticari belgelerin zayi olması halinde zayi belgesi verilebileceği düzenlenmiştir. TTK'nın 82/1. maddesi "Tacir, ticari defterlerini, envanterleri, finansal tablo, bilanço ve faaliyet raporlarını, aldığı mektupları (bir ticari işe ait yazışmaları), gönderdiği mektup suretlerini, kayıtlara esas olan belgeleri, sınıflandırılmış şekilde saklamakla yükümlüdür." hükmünü içerir.Saklama süresi on yıl olup sürenin başlangıcı da kanunda belirtilmiştir (TTK m.82/5-6). Defter ve belgelerin saklanması yükümü, gerçek kişi tacirlerde ticaretin terk edilmesinden sonra sürdüğü gibi, tacirin ölümü halinde mirasçılar bakımından da devam eder. Mirasın resmi tasfiyesi veya tüzel kişiliğin sona ermesi durumlarında, defter ve belgeler Sulh Hukuk Mahkemesince saklanır (TTK m.82/8).Saklanması gereken defter ve belgeler, saklama süresi içinde, yangın, deprem, su baskını gibi bir afet veya hırsızlıktan dolayı zayi olursa, tacirin (ölmüşse mirasçılarının), durumu öğrendikten itibaren 30 gün içerisinde işletmenin olduğu yerdeki mahkemeye başvurarak zayi belgesi alması gerekir. Kanun'da “isteyebilirler” denmiş ise de bu bir zorunluluk niteliğindedir. Zayi belgesi için açılan dava, çekişmesiz yargı işidir (TTK m.82/7).Davacı, ticaret şirketi olup tacirdir. Zayi olduğu talep edilen defterler de maddede belirtilen saklanması zorunlu olan ticari defterlerdendir.Dosya kapsamı, CBS takipsizlik kararına itiraz dilekçesi, dava dilekçesi bir bütün olarak incelendiğinde; davacı şirketin tek yetkilisi ve ortağının ... olduğu, davacı şirketin defterlerinin adı geçen yetkilinin diğer bir şirketinin adresinde bulunduğu, yetkilinin 14.04.2025 tarihinden sonra şirket merkezine uzun süre uğramadığı, bu süreçte iş yerinin boşaltıldığının, şirket belgelerinin ve bilgisayarının bulunamadığı, adresin boşaltılıp bir başkasına kiraya verildiğinin belirtildiği görülmektedir. Bu tespitlere göre somut olaya gelindiğinde; zayi belgesi verilmesi için kanunda sayılan sebepler tahdidi olmamakla birlikte, somut olayda, davacının özen ve basiretli tacir yükümlülüğüne uygun davrandığı kanıtlanamamıştır.Davacı şirketin defterlerinin tutulduğu adrese yetkilinin uzun süre uğramadığı davacı vekilince takipsizlik kararına yapılan itiraz dilekçesinde belirtilmektedir. Basiretli bir tacirin defterlerinin tutulduğu şirket merkezine uzun süre uğramaması, bu konuda geçerli bir mazeret de belirtilmemesi karşısında gerekli dikkat ve özeni göstermediği sonucunu doğurmaktadır.Ticari belgelerin uygun şekilde muhafaza edilmek suretiyle gerekli önlemlerin alınması, basiretli bir tacirden beklenecek davranıştır.Davacı ticari defter ve belgelerini koruyup gözetme yükümlülüğüne ve basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne uygun davarandığını kanıtlayacak delil göstermemiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin zayi belgesi istemine ilişkin içtihadı da bu yöndedir (E:2015/13372, K: 2017/1346, T:07.03.2017). Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.07.05.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.ç. maddesi uyarınca karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/705, K. 2026/872, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-705-e-2026-872-k-0e6a4b5f20ff