Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2377 E. 2026/1726 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/2377
Karar No
2026/1726
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2377 - 2026/1726 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/2377 KARAR NO : 2026/1726

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : .... Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 13.06.2024 NUMARASI : 2021/1057 Esas, 2024/507 Karar

DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : ... VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat) KARAR TARİHİ : 02.06.2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02.06.2026

.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.06.2024 tarih ve 2021/1057 Esas, 2024/507 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30/07/2020 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresinde ... plaka sayılı motosiklet ile sürücüsü ve modeli tespit edilemeyen araç arasında kaza meydana geldiğini, kazada ... plaka sayılı motosiklette yolcu konumunda bulunan müvekkili ...'ın yaralandığını, kazaya sebebiyet veren aracın ve ... plaka sayılı motosikletin olay yerini terk etmesi ve kamera kaydının bulunmaması nedeniyle olay yerine gelen trafik ekiplerinin düzenlediği kaza tespit tutanağında kusur dağılımının yapılamadığını, kazaya ilişkin soruşturma başlatıldığını, müvekkilinin geçirmiş olduğu kaza neticesinde sürekli olarak malul kaldığını, plakası tespit edilemeyen aracın firari olması ve ... plaka sayılı motosikletin ZMMS'si bulunmaması nedeniyle ... olayda tam sorumluluğunun bulunduğunu, taraflarınca kaza sebebiyle güvence hesabına başvuru yapıldığını ancak sonuç alınamadığını, taraflarınca tahkim komisyonunu da başvurulduğunu ancak delillerin toplanması için mahkemeye başvuru yapılması gerektiğinden dosyadan el çekilmesine dair karar verildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, HMK m.107 uyarınca şimdilik 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tazminine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ISLAH : Davacı vekili 02.06.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini sürekli iş göremezlik 279.042,82 TL'ye ıslah etmiş, bu dilekçeden sonra sunduğu 06.05.2024 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile dava değerini 402.680,17 TL'ye ıslah etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet, yetki, görev ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, müvekkilinin yerleşim yerinin İstanbul olduğunu, davacının maluliyetinin kaza nedeniyle olduğuna ilişkin rapor sunulmadığını ve kaza olduğuna ilişkin herhangi bir belge de bulunmadığını, iddia edilen kaza ile ilgili açılan soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, bu nedenle yasal olarak müvekkilinin sorumlu olmadığını, davacının zararını ve zarar verenin kusurunu ispat edemediğini, ... sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sosyal güvenlik kurumunun ödemiş olduğu tazminat varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan düşürülmesinin gerektiğini, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kabulüne, taleple bağlı kalınarak 402.680,17-TL sürekli iş göremezlik tazminatının 08/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiği görüldü. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemek kaydıyla belirsiz alacak davasında dava değerinin ıslah yolu ile arttırılamayacağını, ayrıca dava değerini 03.06.2023 tarihinde 279.042,82 TL olarak ıslah yoluyla artırmış olup daha sonra hiç hiç ıslah yapmamış gibi dava dilekçesinde belirtilen değer üzerinden dava değerini arttırdığını, bu kapsamda ıslah edilen tarihe göre hüküm kurulması gerekirken yerel mahkemenin bu hususu gözetmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın müvekkil kuruma yapmış olduğu başvurusunda maluliyetini ve kaza ile illiyet bağını ispatlayan belge sunmamış olup usulüne uygun bir başvurunun gerçekleştirilmemiş olduğunu ve bu nedenle usulden davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, C.B.S kararında da açıkça belirtildiği üzere kazanın olduğuna ilişkin ispat bulunmadığını, bu kapsamda davacının müvekkili kuruma yapmış olduğu başvurunun usulen geçersiz olduğunu, bu nedenle de başvuru şartı yerine getirilmemiş olup başvuru yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, hükme esas alınan kusur ve maluliyet raporlarının eksik inceleme ile düzenlenilmiş olduğunu, davacının bu kaza nedeniyle malul kaldığını ispat edemediği gibi, hangi aracın kazaya sebep olduğunu gösteren bir belge de ibraz edemediğini, bu durumda davacının, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat edemediğini, dosya kapsamında yer alan ve faraza olarak yapılmış olan kusur oranı tespitlerinin esas alınarak verilen hükmün hatalı olduğunu, hükme esas alınan hesap raporunun hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin temerrüde düşmemesi sebebiyle hükmedilen faizin başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, müvekkil kurumun sorumluluğunda bulunduğu iddia edilen aracın kaza tarihinde mevcut zorunlu mali sorumluluk sigortasının olup olmadığı araştırılmadan aleyhlerine hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile, meydana gelen trafik kazası neticesinde karşı tarafa Sosyal Güvenlik Kuruluşları tarafından gelir bağlanmış veya ödeme yapılmış ise, bu miktar ilgili kuruluştan sorulmak suretiyle tespit edilmeli ve talep edilen tazminattan bu miktarın tenzil edilmesinin gerektiğini, müterafik kusur indirimi ve hatır taşıması indirimi yapılmasının gerektiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3. ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davası olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ve verilen kararı davalı vekili istinaf etmiştir. Davalı vekilinin dava açılmadan evvel, davalı şirketi 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun bir başvuruda bulunulmadığına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davacıların dava dilekçesinin dilekçesi ekinde 18.03.2021 gününde, kaza tespit tutanağı, davacılara ait TC kimlik numarası ve kimlik fotokopisi, kaza yapan araca ait ekspertiz raporu, ilgisi, nüfus kayıt örnekleri muayene tutunakları ve başvuran davacının vekiline ait vekaletname ile gününde başvuru yapmış olduğu, bu başvuruya rağmen davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı görülmüştür. Buna göre başvuran davacıların, dava açmadan evvel önce gerekli evraklar ile zararın karşılanması için 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun şekilde başvuru yaptığı bu başvurunun davalı sigorta şirketi tarafında kabul edildiği hatta davalı sigorta şirketi tarafından başvurulan evraklar üzerinde inceleme yapıldığı anlaşılmakla, davacıların başvuran tarafından usulüne uygun bir şekilde başvuru yapılmadığına ilişkin istinaf başvurusu kabul edilmemiştir. Davalı vekilinin kesin hükmüm nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davacı tarafından davalı ... aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu’nda açılan 06/05/2021–2021.E.90087 nolu dosyanın 01.10.2021–K-2021/129850 nolu Uyuşmazlık Hakem Heyeti Kararı ile dosyadan el çekme kararı verilmiştir. İş bu karar bir ilam niteliğinde olmadığından bu husustaki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Davalı vekilinin olayın gerçekleşme biçimine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Türk Medeni Kanunun'un 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." 6098 sayılı TBK.nın zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. maddesinde, “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” düzenlemesi yapılmıştır. Bu hale göre haksız fiilini bir türü olan trafik kazası nedeniyle yaralanmadan kaynaklanan zararın tazmini için açılan davada iddia olunan trafik kazasının varlığının ve varsa diğer araç sürücüsünün kusurunun iddia eden tarafından ispat edilmesi gerekir. Somut olayda, aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi nitelikteki kaza tespit tutanağı ve yine hastane kayıtları birlikte değerlendirildiğinde, gerçekleşen vakıanın trafik kazası şekilde gerçekleştiği anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Davalı vekilinin hükme esas alınan kusur raporuna ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Somut olayda, 30.07.2020 günü saat 17:52 sıralarında sürücüsü tespit edilemeyen araç sevk ve idaresindeki aracıyla kavaklı mahallesi ... sokak üzerinden ... caddesi kavşağı istikametine doğru seyir halindeyken kavşaktan karşı tarafına ... caddesi istikametine doğru geçiş yapmak isteyeceği esnada aracının ön kısımlarıyla; ... caddesi bölünmüş yol üzerinden ... istikametinden gelip ... sokak kesişimi kavşağı istikametine seyir halinde bulunan sürücü ... un sevk ve idaresindeki ... plakalı aracının sağ yan kısımlarıyla çarpması ve motorsiklet üzerinde bulunan sürücü ve davacı yolcu ...'ın yere düştüğü plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsünün olay yerinden ayrılması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelir. Dosya içerisinde bulunan olay yerine giden ilk ekibin düzenlemiş olduğu trafik kaza tespit tutanağı, taraf beyanları ile mevcut verilere göre; sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsünün sevk ve idaresindeki aracıyla ... sokak üzerinden gelerek ... caddesi üzerinden yolun karşı tarafına ... caddesi istikametine geçiş yapacağı esnada kavşakta kaza yaptığı anlaşılmış olup; sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsü ... sokak üzerinden gelerek ... caddesi bölünmüş yol kavşağına geldiğinde sürücüye göre yolun sağ ve sol tarafının görüşe açık olduğu kazanın olmaması için dikkatli ve duyarlı bir şekilde aracını kullandığı taktirde kazanın olmaması için önlem alınabilecekken gerekli duyarlılığı göstermediği, sürücü yolun sağından ve solundan gelen araç trafiğini göz önünde bulundurarak kavşakta durarak Ana yol üzerinden ( ... caddesi ... istikametinden ) gelen araç sürücülerine ilk geçiş hakkını vererek daha sonra yolu kontrol ederek yolda ki trafik akımının müsait olduğu bir anda geçişine başlaması ve tamamlaması gerekirken bu kurallara uymayarak ... plakalı aracın seyir yönünü kapatarak, dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde araç kullanarak bu kazanın oluşumuna sebep olduğu kavşaklarda geçiş önceliğine uymadığı bu kazada kural ihlali yaparak %75 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracıyla ... caddesi nmüş yol üzerinden ... istikametinden ... sokak istikametine doğru seyir halindeyken aracının hızını kesmeden hareket ettiği kaza anında sürücünün gidişine göre yolun görüşe açık olduğu görülmüş. Sürücü şehir merkezinde vaktin gündüz havanın açık zeminin kuru olduğu zamanlarda bu tür yollarda dikkatli ve duyarlı bir şekilde aracını kullanarak kavşağa yaklaşırken aracının hızını yavaşlatarak güvenli bir şekilde kavşaktan geçiş yapması gerekirken bu dikkat ve duyarlıllığı göstermediği yeterli trafik eğitimine ve becerisine sahip olmadığından aracının hızını azaltmadan kavşağa gelerek geçiş yapmaya çalıştığı sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsünü gördüğü anda kazanın olmaması için aracının fren tertibatını kullanarak aracını yavaşlatması gerekirken bu önlemi almadığı geliş hızıyla birlikte kavşağa giriş yaparak kazaya karıştığı görülmüş olup; Olay mahalline giden trafik ekiplerinin düzenlemiş olduğu trafik kaza tespit tutanağı incelendiğinde kaza mahallinde ... plakalı araca ait olay yerinde fren ve kazıntı izine rastlanmamış sürücü bu tür yollarda aracını kullanırken normal hız limitleri içerisinde aracını kullandığı zaman yayaları ve diğer yol kullanıcılarını rahatlıkla görebilir buna göre kazanın olmaması için tedbir alması gerekirken, bu kazanın oluşumunda gerekli önlemi almadığından aracının hızını kavşaklara yaklaşırken azaltmadığı kazanın oluşumunda kural ihlali yaptığı anlaşılmakla, %25 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle iş bu husustaki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Davalı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir. Mahkemesinde hükme esas alınan 26.01.2023 tarihli ... Adli Tıp Anabilim Dalı Adli Tıp Kurul maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 30.07.2020 tarihinde yürürlükte bulunan 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile %8 oranında kalıcı bir maluliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Öte yandan, davacının dava dilekçesinin ekinde delil olarak sunmuş olduğu, 13.10.2021 tarihli ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Adli Tıp Kurul maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 30.07.2020 tarihinde yürürlükte bulunan 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine düzenlenmiş ve yine kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile %6 oranında kalıcı bir maluliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu bakımdan, davacının delil olarak dayandığı ve mahkemece temin edilen raporlar arasında çelişki mevcut olduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılması gereken iş bu raporlar arasında çelişkiler giderilmek ATK rapor alınarak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedene davalı vekilinin bu husustaki istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Tüm bu anlatılanlar ışığında mahkemece öncelikle yukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve araştırma yapıldığı, HMK'nın 353/1-a-6. bendine göre gereken delillerin toplanmadığı anlaşıldığından açıklanan nedenlere dayalı davalı vekilinin istinaf taleplerinin, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KABULÜYLE, kararın kaldırılarak, sair istinaf nedenleri incelenmeksizin dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1.a-6. maddesi gereğince KABULÜ İLE, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.06.2024 tarih ve 2021/1057 Esas, 2024/507 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Yukarıda belirtilen sebeplerle eksik bilgi ve belgeler tamamlandıktan sonra davanın yeniden görülüp karar verilmesi için dosyanın yerel Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına, 5-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-HMK'nın 359/3. maddesi gereğince harç iade ve karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 7-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5. fıkrası gereğince yatıran/ sunan tarafa iadesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 02.06.2026

Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/2377, K. 2026/1726, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-2377-e-2026-1726-k-a9b5b2b58a3d