Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2472 E. 2026/1781 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/2472
Karar No
2026/1781
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2472 - 2026/1781 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/2472 KARAR NO : 2026/1781

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/12/2023 NUMARASI : 2022/393 Esas, 2023/959 Karar DAVACI : ... - VEKİLLERİ : Av. DAVALI : VEKİLLERİ : Av. DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 09/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/06/2026

....Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.12.2023 tarih ve 2022/393 Esas, 2023/959 Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı sigorta firmasında sigortalanan ... plakalı aracın, müvekkil ... adına kayıtlı ... plakalı aracın sol ön çamurluğuna çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, tarafların düzenledikleri kaza tespit tutanağı incelendiğinde, kazaya sebebiyet verenin, %100 kusurlu olanın ... yönetimindeki ... plakalı araç olduğunun açıkça görüldüğünü, müvekkile ait aracın kazanın olduğu gün ... Oto Kapaorta boya servisine telsim edildiğini, ancak aracın tamiratına ilişkin 1,5 yıldır herhangi bir işlem yapılmadığını ve araç tamir sürecinin uzatıldığını, gerekli parçaların sigorta şirketi tarafından teslim edilmediği, aracın tamiri ile ilgili uzun süredir herhangi bir işlem yapılmadığı için müvekkilinin büyük maddi kayba uğradığını, HMK'nın 107.maddesi uyarınca davanın belirsiz alacak davası olarak kabulüne, şimdilik 1.000,00 TL olmak üzere araçtaki hasarlı parçaların tespit edilerek onarım bedeli ve söz konusu onarım ile birlikte oluşacak değer kaybının, onarımının mümkün olmaması halinde ise aracın perte ayrılması ile birlikte aracın emsal değerinin ve kaza tarihi olan 01.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizinin davalıdan tahsilini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumluluğunu yerine getirdiğini, araç hasarına ilişkin tedarikçi ödemeleri kapsamında 82,34 TI. ... Otom. Tamir şirketine 28,32 Ti. ... Otomotiv Sat. şirketine ödeme yapıldığını, bundan başka davacının hak etmiş olduğu değer kaybı yada araç hasar alacağının bulunmadığını, davalı tarafın sorumluluğunun poliçe limiti kadar olduğunu, tarafların kusur dağılımı için ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, değer kaybı hesabının Karayolları Motorlu Taşıtlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre hesap edilmesi gerektiğini, değer kaybı hesabının eksper siciline kayıtlı bir eksper tarafından hesap edilmesi gerektiği, trafikten çekme belgeli veya hurdaya ayrılmış araçlar için değer kaybı ödenmeyeceğini, mini onarımlar ile giderilebilen işlemler teminat kapsamı dışında olup, bu araçlar için değer kaybı ödenemeyeceğini, davalı sigorta şirketinin mevduata uygulanan en yüksek faizden sorumlu olmadığını, açıklanan nedenlerle, zamanaşımından davanın reddine, sigorta şirketine usulüne uygun başvuruda bulunulmaması nedeniyle davanın usulden reddine, Adli Tıp Kurumundan kusur raporu alınmasına, eksper siciline kayıtlı bir eksper tarafından değer kaybının hesap edilmesine, davanın esastan reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; 1.798,00-TL değer kaybı, 8.356,00-TL hasar bedeli olmak üzere toplam 10.154,00-TL'nin dava tarihinden (25/04/2022) itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; dava dilekçesinde de talep ettikleri üzere faizin başlangıç tarihinin kaza tarihi olan 01.10.2020 olması gerekirken yerel mahkeme tarafından hatalı bir şekilde faizin başlangıç tarihinin dava tarihinden itibaren işleyecek şekilde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkiline ait aracın kazanın yaşandığı gün davalı sigortanın bilgisi dahilinde yine davalı ile anlaşmalı olan servise teslim edildiğini, fakat müvekkiline ait aracın tamiratına yönelik hiçbir işlem yapılmadığını, müvekkilinin davalı sigorta şirketini her aradığında çeşitli bahanelerle talepleri yerine getirilmemiş olup aracın tamir sürecinin uzatıldığını, akabinde davalı sigorta şirketinin müvekkiline ait araçtaki hasarları onaramadıkları ve belirli parçaları tedarik edemediği ortaya çıktığını, taraflarınca işbu dava açıldığı zamanda karara çıktığı zamanda söz konusu aracın halen tamir edilmemiş olduğu hususları ile kaza tarihi ile davanın karara çıktığı tarihler arasındaki enflasyonist ortam dikkate alındığı zaman seçenekli hazırlanan bilirkişi raporundaki kaza tarihindeki değer kaybı ve hasar bedeli hesaplamasının dikkate alınarak hüküm kurulmuş olmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, halihazırda da tamir edilmemiş müvekkiline ait araç için güncel olarak hesaplanan değer üzerinden davanın kabul edilmesi gerekirken yaklaşık 4 yıl önceki kaza tarihindeki değer üzerinden hesaplanmış bedellerin hükme esas alınması ve haksız fiilden doğan zararlarda faizin başlangıcının haksız fiilin işlendiği tarih olmasına rağmen dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Karara karşı davalı vekili; davacının başvurusu kapsamında davalı tarafından araç hasarına ilişkin tedarikçi ödemeleri kapsamında 82,34 TL ... Otom. Tamir Şirketine 28,32 TL ... Otomotiv Sat. Şirketine ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemelerin bilirkişi tarafından hesaplama yapılırken tenzil edilmediğini, işbu ödemelerin düşülerek hesaplama yapılması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken hatalı karar verildiğini, hesaplamada hasar onarım bedeli için parça ile işçilik fiyatlarının fahiş hesaplandığını, davalı sigorta şirketinin sigortalısının kusuru oranında zarardan sorumlu olduğunu, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karar davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. Bilirkişi raporlarına yönelik yapılan istinaf incelemesinde; Mahkemece makine mühendisi ve trafik polisinden alınan 30.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda; dava dışı sürücü ...'ın kavşaklarda geçiş önceliğine riayet etmemekten ve sola dönüş esnasında doğru geçmekte olan araçlara geçiş hakkını vermediğinden dolayı %100 oranında asli kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'nin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, araçtaki güncel hasar onarım bedelinin 18.585,00 TL, kaza tarihinde ise 8.356,00 TL olduğu, değer kaybının kaza tarihinde 1.798,00 TL belirtilmiş olmakla bilirkişi heyet raporunun içtihatlara ve dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Yine her ne kadar davacı vekili güncel verilerek göre hesaplama yapılması gerektiğini belirtmiş ise de, dava haksız fiilden kaynaklı olup zararın olay tarihindeki verilere göre belirlenmesi yerinde olmakla bu yöndeki istinaf yerinde görülmemiştir. Faiz başlangıç tarihine yönelik yapılan istinaf incelemesinde; Dava trafik kazasından kaynaklanan hasar bedeli ve değer kaybı istemine ilişkindir. Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. Mahkemece dava tarihinden itibaren işleyecek faize hükmedilmiştir. Davacının dava tarihinden önce ara bulucuya başvurduğu, son tutanak tarihinin 18.03.2022 olduğu anlaşılmakla bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin istinaf talebi yönünden yapılan incelemede; HMK'nın 352. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabul edilebilmesi için miktar itibariyle kararın kesin nitelikte olmaması gerekir. 04/06/2025 tarih ve 32920 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nun Ek 1. maddesinin 2. fıkrası ise "363 ve 364 üncü maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı veya şikâyet başvurusunun yapıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklindedir. Buna göre eldeki davanın karar tarihi 11.01.2024 olmakla anılan madde hükmü yürürlüğe girmeden karar verildiğinden değişikliğin eldeki davaya uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Buna göre, 6100 sayılı HMK'nın 341/1 maddesinde öngörülen 1.500,00 TL kesinlik sınırının her takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında arttırılacağı düzenlenmiştir. HMK'nın EK1/2 maddesindeki değişiklik tarihi 04.06.2025 olup, ilk derece mahkemesinin 13.12.2023 günlü karar tarihindeki yürürlükte olan hükümlere göre kesinlik sınırı 17.830,00 TL'dir. Somut olayda; dosyaya baktığımızda davanın hasar bedeli ve değer kaybına yönelik olup mahkemece 1.798,00 TL değer kaybı, 8.356,00 TL hasar bedeli olmak üzere toplam 10.154,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf ettiği miktarın istinaf sınırı olan 17.830,00 TL'nin altında kaldığı dikkate alınarak ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu karar istinaf yoluna başvurulması mümkün olmayan kararlardan olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın HMK'nın 352/1-b. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABUL - KISMEN REDDİ ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere ....Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.12.2023 tarih ve 2022/393 Esas, 2023/959 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; -1.798,00 TL değer kaybı, 8.356,00 TL hasar bedeli olmak üzere toplam 10.154,00 TL'nin 18.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Davacı tarafından yapılan 149,75-TL posta ücreti, 2.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.149,75-TL'nin kabul red oranına göre hesaplanan 997,38-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Arabulucuya ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı kanunun 18/A-14 maddesi gereğince davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin harç ve 369,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 449,70-TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT'nin 13. maddesine binaen hesaplanan 10.154,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT'nin 13/2. maddesine binaen hesaplanan 10.154,00 -TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 9-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 693,61-TL harçtan toplam peşin alınan ve ıslah olmak üzere 449,70-TL harcın mahsubu ile eksik alındığı anlaşılan bakiye 249,91-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irad kaydına, 10-HMK'nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine, İstinaf giderleri açısından; 11-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 12-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 13-Davacı tarafından yapılan 40,00 TL istinaf yargılama ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 14-Davalı tarafından yapılan 394,00 TL istinaf dosya gönderme ücretinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; davalı yönünden KESİN, davacı yönünden Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.09/06/2026

Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/2472, K. 2026/1781, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-2472-e-2026-1781-k-880ee7cd2da4