Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1221 E. 2026/1452 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1221
Karar No
2026/1452
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1221 - 2026/1452 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1221 KARAR NO : 2026/1452

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/07/2025 NUMARASI : 2024/621 Esas 2025/571 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat

KARAR TARİHİ : 08/10/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 26/10/2026

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalı ... A.Ş. vekili ve davalı ... ... vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 14.08.2022 tarihinde sürücü ... ... ... sevk ve idaresinde bulunan davacıya ait araçla ... ilinden Bursa iline doğru ... üzerinde seyir halinde olduğu sırada yolda bulunan kaplama lastik parçasına çarptığını ve bu çarpmanın etkisiyle tek taraflı maddi hasarlı bir trafik kazasının meydana geldiğini, gerçekleşen trafik kazası neticesinde davacıya ait aracın büyük oranda zarar gördüğünü belirterek, aracın değer kaybından kaynaklı olarak 6100 sayılı Yasa’nın 107. maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müşterek veya müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... ve ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; "davanın kabulüne, davacının uğradığı değer kaybı zararı karşılığı talebiyle bağlı kalınarak 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 14.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine" karar verilmiş, karar davacı vekili, davalı ... A.Ş. vekili ve davalı ... ... vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunda belirlenen değer kaybı bedelinin yetersiz olduğunu, mahkemece araç satış sitelerinden geçmişe dönük olarak aracın kazasız ve davacı şirketin tramer kaydıyla aynı değerde kazalı araçlarının fiyat farklarının istenmesi ve bunun neticesinde çıkacak ücretin günümüz piyasa değerlerine uyarlanarak bu bedele hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... ... vekili istinaf dilekçesinde; 3996 sayılı Bazı ... ve Hizmetlerinin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun kapsamında ihalesi yapılan Otoyolu Projesine ilişkin olarak diğer davalı ... ... ve ... Anonim Şirketi ile ... ... arasında 27.09.2010 tarihinde "otoyolunun Yap-İşlet-Devret-Modeli ile Yapılması, İşletilmesi ve Devri İşine Ait Sözleşme"nin imzalandığını, anılan sözleşme uyarınca otoyolun bakım ve işletilmesinden sorumlu kuruluşun diğer davalı olduğunu, bu sebeple ... üzerinde meydana gelen ve yol kusurundan kaynaklanan zararlardan da diğer davalının sorumlu olduğunu, nitekim dosya üzerinden alınan 26/03/2025 tarihli bilirkişi raporunun değerlendirme başlıklı kısmının c maddesinde; "Davalı ... ... O-5 numaralı otoyolun yapım, bakım ve işletmesini ... ve ... A.Ş.'ye verdiği anlaşıldığından kusursuz bulunmuştur." şeklinde değerlendirme yapılmasına rağmen kararda verilen tazminat miktarına müşterek ve müteselsilen olarak hükmedildiğini, anılan rapor nazara alınarak davalı idare açısından davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, ... güzergahında rutin yol kontrolleri, yol temizlik çalışmaları, yol üzerine düşen veya dökülen malzemelerin kaldırılması, yolun üst yapısında oluşan açılmaların kapatılması veya gelen ihbarların hemen değerlendirilmesiyle ilgili 24 saat esasına göre görev yapan yüklenici şirket (diğer davalı) elemanlarıyla intikal süresi içerisinde müdahale edilerek olumsuzlukların giderildiğini, trafik güvenliğinin sağlandığını, 14.08.2022 tarihinde ... plakalı aracın karışmış olduğu kazada, yol üzerine düşen kaplama lastik parçası ile ilgili herhangi bir ihbar gelmediğini, yol kontrollerinde bir olumsuzluğa rastlanmadığını, yol üzerine düşen lastik parçasının öncelikle ... Genel Müdürlüğünün ihmali ile olan illiyet bağının ispatlanması gerektiğini, gerek hizmet kusuru gerekse objektif sorumluluk ilkesi uyarınca İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edilebilmesi için İdarenin zarar doğurucu bir davranışının olması, zarar doğuran eylem veya işlemin İdareye yüklenebilir olması ve meydana gelen zararı ile İdarenin eylem ve işlemi arasında uygun illiyet bağının birlikte bulunması gerektiğini, davalı idarenin olayla alakalı olarak herhangi bir kusuru bulunmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; görevsiz mahkemece alınan bilirkişi raporunda ''Otoyoldan sorumlu ... A.Ş. ve davacının maliki olduğu ... plakalı dava dışı araç sürücüsü ... ... ... meydana gelen kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığı''nın, yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunda; olay mahalli ... zemininde bulunan lastik parçasının kaldırılmasına ilişkin davalı ... ... Ve ... A.Ş.'nin herhangi bir ihbarda bulunulmadığı, lastiğin zemine ne zaman düştüğü ve ne kadar süredir kaldırılmadığına dair herhangi bir tespit bulunmadığı, bu sebeple davalı ... ... Ve ... A.Ş.'nin görevlilerinin yolu kontrol etme isleminde hatalı hal ve hareketleri görülmediği, yükümlü olduğu görev ile ilgili hizmet ve denetim kusuru bulunmadığının belirlenmesine karşın mahkemece davalı aleyhine hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, olayda davalı şirketin kusurlu olduğunun ispat edilemediğini, idari bir yapı olmayan, özel hukuk tüzel kişisi davalının davaya konu kaza kapsamında herhangi bir kusuru yahut ihmali bulunmadığını, davalı şirket tarafından ... ... tarafından belirlenen tüm kural ve esaslar doğrultusunda gerekli önlem ve tedbirlerin alındığını,kazanın davacıya ait araç sürücüsünün kusuru ile meydana geldiğini, mahkemece hükmedilen değer kaybı bedeli ve faiz başlangıç tarihi, faiz bedelinin haksız olduğunu, davalı şirketin uygulama sözleşmesi ve ekleri doğrultusunda hazırlamış olduğu projelerinin ... ... onayı sonrasında projelere uygun şekilde inşa edildiğini ve bu süreç boyunca tüm imalatların bizzat ... ... ve ... ... tarafından görevlendirilmiş müşavir firma elemanları tarafından kontrol edildiğini,yapım sonrasında ise müvekkil şirket ..., bakım, onarım, tadilat, temizlik ve güvenlik çalışmalarını 6001 sayılı Kanun uyarınca otoyolun emniyetle kullanılmasını sağlayacak şekilde, ... ... ile imzalanan Uygulama Sözleşmesi ve eklerine uygun olarak, 2918 sayılı ... Trafik Kanunu ile sair mevzuat tahtında eksiksiz bir şekilde yerine getirildiğini, devriye ekiplerinin, devriye turları sırasında tespit ettikleri ya da 161 ... Çağrı Merkezi’ne bildirilen kazalara ve sair olaylara müdahale ettiğini,olay yerinin güvenliğini sağlayıp yol yüzeyinin temizliğini gerçekleştirdiğini, davalı şirkete ait trafik departmanı tarafından olay öncesi olay yerinden geçildiğini, ancak ... üzerinde herhangi bir soruna rastlanılmadığını, trafik departmanının en son olay mahallinden geçiş saati ile (19:23) dava konusu kazanın meydana geliş saati (20:21) arasında 58 dakika gibi kısa bir sürenin olduğu ve de davalı şirkete ait otoyolun çok geniş bir alana yayıldığı hususları göz önünde bulundurulduğunda; davalı şirketin üzerine düşen yükümlülükleri gereği gibi yerine getirdiğinin açıkça ortada olduğunu, kazadan önce davalı şirketin ilgili departmanına otoyolda lastik parçası bulunduğuna dair herhangi bir ihbar yapılmadığını, kazada davalı şirketin herhangi bir sorumluluk ve yükümlülüğü bulunmadığını, kazanın ... ...'nün ihmalinden kaynaklandığına yahut bu olumsuz duruma geç müdahale edildiğine dair bir veri de bulunmadığını, mahkemece dava dışı araç sürücüsünün müterafik kusurunun dikkate alınması gerektiğini, davalı şirkete ait bakım ekibinin 20:42'de, devriye ekibinin 20:55'te olay yerinde bulunduğu, ancak polis ekiplerinin saat 21:20'de olay yerine intikal ettiğini, kazanın gerçekleşmesinden çok sonra olay yerine gelen polis memurları tarafından düzenlenen tutanakların geçerli kabul edilemeyeceğini, davaya konu kazanın oluşmasına ve dolayısıyla zararın meydana gelmesine sebep olan lastik parçasını yol üzerinde bırakan araç sahibi ve sürücüsü üçüncü kişinin ağır kusurlu olduğunu, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, hesaplamanın kaza tarihindeki piyasa rayiç bedelleri üzerinden yapılması gerektiğini, aracın trafiğe çıkışı, kaza anındaki kilometresi, hasar geçmişinin de değer kaybı hesabında nazara alunması gerektiğini, 20 Mart 2020 tarihinde RG’de yayımlanan "... Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Si̇gortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar" kapsamındaki değer kaybı formülünün uygulanması gerektiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç değer kaybına bağlı maddi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda kaza tespit tutanağı uyarınca, 14.08.2022 tarihinde ... ... ... Taşımacılık ve Pazarlama Tic. Ltd. Şti’nin maliki olduğu ve dava dışı sürücü ... ... ...’in yönetimindeki araç ile ... ili yönünden Bursa ili yönünde otoyolun orta şerit üzerinde seyir halinde olduğu sırada otoyolun 06 kontrol kesiminin km: 1+500 geldiğinde orta şerit üzerinde bulunan lastik parçasına çarpmasıyla meydana gelen kazada sürücü ... ... ...’in kusurunun olmadığı, yol yapım, bakım ve onarımından sorumlu ... A.Ş’nin KTY 19. maddesinde belirtilen yolun trafik güvenliğini sağlayacak şekilde bulundurmamakla kusurlu olduğunun belirlendiği, mahkemece Makine Mühendisi bilirkişi Halil Coşkun’dan alınan rapor uyarınca yol üzerinde plakası belli olmayan sırt atarak kopan lastik parçasının ait olduğu araç sürücünün olayda %100 oranında kusurlu olduğu, araç sürücüsü ... ... ...’in kusursuz olduğunun belirlendiği, mahkemece bilirkişi heyetinden alınan rapor uyarınca davacıya ait araç sürücüsü ... ... ...’in olayda kusurunun olmadığı, ... ... Ve ... A.Ş. görevlilerinin yolu kontrol etme işleminde hatalı hal ve hareketlerinin görülmediği, yükümlü olduğu görev ile ilgili hizmet ve denetim kusurunun bulunmadığının değerlendirildiği, davalı ... ... yönünden yapılan değerlendirmede; davalı ... Genel Müdürlüğünün O-5 numaralı otoyolun yapım, bakım ve işletmesini ... ve ... A.Ş.'ye verdiği anlaşıldığından olayda kusursuz bulunduğu, yol üzerinde bulunan lastik parçası yönünden yapılan değerlendirmede; olay yerinde yol sathı üzerine nasıl ve ne zaman geldiği/düştüğü belli olmayan lastik kaplamanın meydana gelen maddi hasarlı kazada %100 etken olduğu, dava konusu aracın ... marka, ... ... 1.3 TCE EDC 140 tipi, 2020 model olup, kaza tarihi itibariyle 21.499 kilometrede otomobil cinsi bir araç olduğu, ... üzerinde bulunan lastik parçasına çarpması sonucu hasarlandığı, aracın onarımının ... Motorlu Araçlar İnş. San. Tic. A.Ş.'de yapıldığı ve bu konuda düzenlenen faturada; aracın ön tampon ve ilave bağlantı parçaları, şamandıra pompası, depo muhafaza sacı, sağ ön davlumbaz, radyatör sağ ve sol uç parçaları, ön panel v.s parçalar olmak üzere 94.494,40 TL olarak belirtildiği, aracın serbest piyasada 650.000 TL'ye alıcı bulabileceği, aracın ön tampon, davlumbaz, ön panel hasarlarının 2. el alıcılar üzerinde olumsuz etki yaratacağı, yapılan araştırmada aracın tamir edildikten 635.000 TL'ye alıcı bulabileceği tespit edilerek, araçta meydana gelen değer kaybının 650.000,00 - 635.000,00 = 15.000,00 TL olarak hesaplandığı, dava konusu araçta 15.000,00 TL değer kaybı meydana geldiğinin belirlendiği, mahkemece anılan delillerin değerlendirilmesiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. KTK'nın 3. maddesinde; "Erişme kontrollü karayolu (... - ekspresyol): Özellikle transit trafiğe tahsis edilen, belirli yerler ve şartlar dışında giriş ve çıkışın yasaklandığı, yaya, hayvan ve motorsuz araçların giremediği, ancak, izin verilen motorlu araçların yararlandığı ve trafiğin özel kontrola tabi tutulduğu karayoludur." denilerek tanımlanmıştır. Dava konusu kazanın erişme kontrollü karayolu (...) vasfındaki ... ili yönünden Bursa ili yönünde 05 numaralı otoyolun 06 kontrol kesiminde meydana geldiği, kaza mahalli olan otoyolun işletilmesinin 3996 sayılı Bazı ... ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun kapsamında ihalesi yapılan Gebze-Orhangazi-İzmir (İzmit Körfez Geçişi ve Bağlantı Yolları Dahil) Otoyolu Projesine ilişkin olarak diğer davalı ... ... ve ... Anonim Şirketi ile ... ... arasında 27.09.2010 tarihinde "Gebze-Orhangazi-İzmir (İzmit Körfez Geçişi ve Bağlantı Yolları Dahil) otoyolunun Yap-İşlet-Devret-Modeli ile Yapılması, İşletilmesi ve Devri İşine Ait Sözleşme" kapsamında davalı ... ve ... A.Ş. tarafından gerçekleştirildiği sabittir. Bu kapsamdaki yolların işletilmesini üstlenen şirketler, kendisi tarafından işletilen yolun, niteliğine uygunluğunu sağlamakla yükümlüdür. Taşıt yolunda bulunan cisme bağlı olarak kazanın meydana geldiğinin kanıtlanması durumunda, yolun işletilmesini üstlenen şirket meydana gelen maddi zararlardan sorumludur. Bir davada husumet kavramı dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler, şeklen o davanın tarafları ise de, mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verebilmesi için bu kişilerin gerçekten o davada davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine, davalı sıfatı ise bir sübjektif hakkın kendisinden davalı olarak istenebileceği, o hakka uymakla yükümlü olan kişiye aittir. Uygulamada davacı sıfatı, "aktif husumeti", davalı sıfatı ise "pasif husumeti" karşılayacak şekilde ifade edilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsa bile mahkemece resen nazara alınması gerekliliğidir. Somut olayda,mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında, yol üzerinde plakası belli olmayan sırt atarak kopan lastik parçasının ait olduğu araç sürücünün olayda %100 oranında kusurlu olduğu,araç sürücüsü ... ... ...’in kusursuz olduğunun belirlendiği,mahkemece bilirkişi heyetinden alınan rapor uyarınca davacıya ait araç sürücüsü ... ... ...’in olayda kusurunun olmadığı, ... ... ve ... A.Ş. görevlilerinin yolu kontrol etme işleminde hatalı hal ve hareketlerinin görülmediği, yükümlü olduğu görev ile ilgili hizmet ve denetim kusurunun bulunmadığının değerlendirildiği, davalı ... ... yönünden yapılan değerlendirmede; davalı ... Genel Müdürlüğünün O-5 numaralı otoyolun yapım, bakım ve işletmesini ... ve ... A.Ş.'ye verdiği anlaşıldığından olayda kusursuz bulunduğu, yol üzerinde bulunan lastik parçası yönünden yapılan değerlendirmede; olay yerinde yol sathı üzerine nasıl ve ne zaman geldiği/düştüğü belli olmayan lastik kaplamanın meydana gelen maddi hasarlı kazada %100 etken olduğunun belirlendiği,buna karşın mahkemece her iki davalının sorumluluğu yönünde yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Şu durumda erişme kontrollü karayolunda (...) davacıya aşt araç sürücüsünün sırt atarak kopan lastik parçasına çarpmasıyla meydana gelen kaza nedeniyle açılacak maddi tazminat istemli davada, kazanın meydana gelmesinde sırt atarak kopan lastik parçasının ait olduğu dava dışı araç sürücüsünün asıl etken olduğu, kazanın meydana geldiği yolun korunması, bakımı ve yasal düzenlemelere uygunluğunu sağlama noktasında asli görevin otoyolun işletilmesini üstlenen şirkete ait olduğu ve meydana gelen kazadan kaynaklı zararların tazmini istemi ile açılan davalarda da otoyolun işletilmesini üstlenen şirketin sorumluluğuna gidilmesi gerektiği gözetilerek, mahkemece davalı ... ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru değildir. Kabule göre de, Yargıtay tarafından kabul edilen hesaplama yöntemine göre; hasara uğrayan aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, daha önce hasar görmüş ise hasarlı parçaları değerlendirilerek aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının hesaplanması gerekirken,mahkemece hükme esas alınan raporda emsal araçlara ilişkin bilgiler somutlaştırılmadan,aracın önceki hasar kayıtları değerlendirilmeden, Yargıtay tarafından belirlenen ilkelere uyulmadan araç değer kaybı belirlemesi yapılması ve mahkemece bu raporun hükme esas alınmasıyla yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK’nın 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda, istinaf eden taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, mahkemece yeniden yargılama yapılarak önceki raporu tanzim eden bilirkişiden Yargıtay tarafından belirlenen ilkelere uygun şekilde araç değer kaybına ilişkin ek hesap raporu alınması, davalı ... ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğinin nazara alınması ve tüm delillerin değerlendirilmesiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili, davalı ... A.Ş. vekili ve davalı ... ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ayrı ayrı KABULÜ ile, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.07.2025 tarihli, 2024/621 Esas - 2025/571 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, Kararın kaldırılma sebebine göre,istinaf eden taraf vekillerinin sair istinaf taleplerinin şimdilik İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-İstinaf eden taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 3-İstinafa gelen taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine, 4-İstinaf eden taraflarca yatırılan istinaf gider avansından, kullanılmayan kısmın yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 08.10.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1221, K. 2026/1452, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1221-e-2026-1452-k-fc6a8c19d286