Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1441 E. 2026/1225 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1441
- Karar No
- 2026/1225
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 4. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1441 - 2026/1225 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/1441 KARAR NO : 2026/1225
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/06/2026 NUMARASI : 2025/295 E. 2026/433 K. DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 15/10/2026 KARARIN YAZIM TARİHİ : 15/10/2026
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece verilen karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı, ikinci el araç satışı ile iştigal eden davalıdan ... plakalı ... model ... marka kamyoneti 07.07.2024 tarihli noterde düzenlenen araç satış sözleşmesi ile 447.000,00 TL bedel ile satın aldığını, ancak noter satış belgesinde satış bedelinin 315.000,00 TL olarak gösterildiğini, aracın ayıplı çıkması üzerine derhal davalı satıcıyı aradığını, davalının, bu durumdan bilgisi olmadığını belirtmesi üzerine araç üzerinde bilirkişi tespiti yaptırdığını, bilirkişi raporunda aracın gizli ayıplı olduğunun belirtildiğini, aracın silindir kapağının açılıp motorun sökülmesi ve rektefiye edilmesi sonucunda araçta KDV dahil 96.300,00 TL onarım işlemi yapıldığını ileri sürerek, gizli ayıplı araç satışı nedeniyle onarım bedeli 96.300,00 TL ile delil tespiti için yapılan 6.780,60 TL olmak üzere toplam 103.080,60 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, aracın yağ eksilmesinden kaynaklı tamir işlemlerinin ilgili faturada belirtildiği ve fiyatlandırıldıkları anlaşılsa da, motor arızası ile ilgili olmayan işlemlerin de faturada belirtildiği, bu ilgili olmayan işlemlerin ve fiyatlarının faturalandırılan bedelden düşülerek davacının davalıdan talep edebileceği bedelin belirlenmesi gerektiği, bu bağlamda motorun yağ yakması ile ilgili olmayan işlemlerin ve fiyatlarının 8.950,00 TL olduğu, bilirkişi tarafından belirtilen miktardan bu bedelin düşümü sonucu onarım bedelinin 85.560,00 TL olduğu, ayıp ihbar ve süresinin tespit ve talep tarihi gözetilerek yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; gizli ayıp nedeniyle 85.560,00 TL onarım bedeli ile 6.780,00 TL tespit dosyasına yapılan masraf olmak üzere toplam 92.340,00 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı, mahkemece verilen kararda dava ile ilgisi olmayan hususlara yer verildiğini, maddi hataların olduğunu, davacının nakliye işiyle uğraşan bir esnaf olması nedeniyle araçlar konusunda tecrübeli olduğunu, aracı satın aldıktan 10 gün sonra yağ eksiltme sorununu fark ettiğini söyleyen davacının yaklaşık iki ay sonra delil tespiti yaptırmış olmasının malı ayıbıyla kabul ettiği anlamına geleceğini, mahkemece ayıp ihbarının süresinde olduğunun kabul edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, davanın reddinin gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, ayıplı araç satışı nedeniyle araç onarım bedelinin ve delil tespiti dosyasında yapılan masrafların tahsili istemine ilişkindir. Gerek istinaf sebebi yapılan ve gerekse HMK'nın 355. Maddesine göre kamu düzeni nedeniyle resen dikkate alınması gereken hususların incelenmesinde; Mahkemece işin esası incelenerek hüküm kurulmuştur. Taraflar arasındaki esasa ilişkin uyuşmazlığın çözümünden önce, davada HMK'nın 355. maddesi gereğince kamu düzeni nedeniyle re'sen dikkate alınması gereken usule ilişkin aykırılıkların mevcut olup olmadığının tespiti gereklidir. Usule ilişkin aykırılıklar konusunda da öncelikli olarak ve mahkemece re'sen dikkate alınması gereken husus ise, mahkemenin görevli olup olmadığı sorunudur. Zira görev, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınabileceği gibi, taraflarca da davanın her aşamasında ileri sürülebilir. 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 'un 6. Maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. Maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5. maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. Aynı Kanun'un 5. maddesinde ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan işin, diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlenmiş olup işin ticari nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir. Öte yandan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. maddesinde de; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." düzenlemesi bulunmaktadır. Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici, diğer tarafın satıcı, sağlayıcı ya da müteşebbis olması, yapılan işlemin de tüketici işlemi niteliğinde bulunması gereklidir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; davanın, trafik sicilinde "hususi" olarak kayıtlı olan araç satış sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olayda mutlak ticari davanın bulunmadığı sabit ise de, nispi ticari davanın mevcut olup olmadığı ise anlaşılamamaktadır. Zira mahkemece her iki tarafın da tacir olup olmadığı ve yapılan hukuki işlemin ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığı incelenip değerlendirilmediği gibi, bu hususa ilişkin bilgi ve belgeler de dosyada mevcut değildir. Uyuşmazlıkta her iki tarafın da tacir ve yapılan işin tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması halinde Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olacağı, taraflardan birinin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un tanımladığı anlamda "tüketici", diğer tarafın ise yine bu Kanun'un tanımladığı anlamda "satıcı" sıfatında olması halinde ise Tüketici Mahkemesinin görevli olacağı, aksi halde ise davada genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olacağı dikkate alınarak, bu doğrultuda inceleme ve araştırma yapılıp, öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı husususun belirlenmesi, mahkemenin görevli olmadığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilmesi, aksi durumda işin esasının incelenmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkemenin görevi konusunda eksik inceleme ile karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yargılamanın yeniden yapılması için dosyanın mahalline gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1/a/6. maddesi uyarınca Ankara Batı 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 04/06/2026 tarih, 2025/295 Esas ve 2026/433 Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar ve ilam harcının talep halinde istinaf yoluna başvuran davalıya iadesine, 4-İstinaf kararının yerel mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/10/2026 tarihinde kesin olarak karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip