Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2673 E. 2026/2385 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2673
Karar No
2026/2385
Karar Tarihi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2026/2673 Esas - 2026/2385 Karar

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/2673 KARAR NO : 2026/2385

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 21/05/2025 NUMARASI : 2023/67 Esas - 2025/373 Karar DAVA : Menfi Tespit

İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Davalı KARAR TARİHİ : 13/10/2026

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen karara karşı, süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dava dosyası incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkili şirketin hesabına davalı şirketin hesabından habersiz olarak 60.000,00 TL ve 140.000,00 TL tutarlı 2 adet para transferi yapıldığını sonradan öğrendiklerini, müvekkilden bu paraların talep edildiğini, müvekkili şirketin davalı şirket yetkilisinin beyanıyla durumdan haberdar olması üzerine 21.11.2022 tarihinde ... Bankasına ait internet şubesine hiç giriş, çıkış ya da herhangi bir ticari işlem yapmadığını arayan kişiye beyan ettikten sonra bankanın internet şubesine girmeyi denediğini, ancak bloke olduğunun fark edildiğini, derhal banka şubesinde bulunan müşteri sorumlusunu arayıp ekli dekontlardaki işlemlerin bilgisi dışında yapıldığını öğrendiğini, daha sonradan da işbu dekontları alarak yapılan dolandırıcılık işlemine ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu, müvekkili aleyhine icra takibi yapıldığını ve işbu takibin müvekkilinin UETS adresine geldiğini, bu adresi kullanmayan müvekkili hakkındaki takibin bu şekilde kesinleştirilerek, müvekkilinin araç ve banka hesaplarına, 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarına haciz konulduğunu, müvekkilinin davalı şirketle hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, bu şirketten gelen paranın ve müvekkilinin de transfer edilen paranın gittiği kişi ya da kişileri tanımadığını, bu dolandırıcılık işlemini yapan kişilerin müvekkili şirketin de hesabını kullanarak banka şifrelerini kırdığını ve bu usulsüz işlemleri yaptığını, müvekkilinin davalıya hiçbir borcu olmadığı hususunun yasal defterlerinin incelenmesi sonrasında da ortaya çıkacağını, davalı tarafın kötüniyetle hareket ederek dolandırıcıların kendilerini uğrattığı zararı kendilerinden talep ettiğini belirterek, müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğramasının önüne geçilmesi için Ankara 2.İcra Müdürlüğü'nün 2022/20066 E. sayılı icra dosyasının teminatsız olarak veya uygun görülecek teminatla tedbir talepli olarak durdurulmasına, taraflara ait ticari defter ve belgeler ile sair delillerin incelenmesinden sonra davalıya borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; ara buluculuk müessesesine başvurulmamış olması nedeniyle dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemelerin görevli olduğunu, konu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu, hak düşürücü süre, zamanaşımı ve yetki itirazlarının bulunduğunu, davacı şirketin haksız zenginleşmiş olması nedeniyle TBK m. 77 gereğince bu tutarı iade etmekle yükümlü olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece yapılan yargılama neticesinde verilen kararla; "(...)Bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve alınan raporda, da belirtildiği üzere davacı ile davalı şirket arasında ticari bir ilişki bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı hesabından davacı hesabına aktarılan tutar davalı yönünden sebepsiz zenginleşme olarak değerlendirilebilecek ise de bu para aynı anda davacı hesabından başka hesaplara transfer edilmiştir. Davaya konu olayda, gerek davalı taraf gerekse davacı taraf mobil bankacılığa giriş şifrelerini koruyup kollamakta yeterli ve gerekli önlemleri almamış, neticede davalı tarafın mobil bankacılık şifresini ele geçirip hesabından davacı hesabına intikal ettirilen tutar, yine davacı tarafın mobil bankacılık şifresini ele geçiren kötü niyetli 3. Şahıslarca başka hesaplara transfer edilmiştir. Davaya konu olayda hem davacı hem de davalı aynı yöntemle gerçekleştirilen bir usulsüzlükle karşı karşıya kalmış olup, mobil bankacılığa girişte kullanılan telefon ve giriş şifresini koruyup kollamakla yükümlü olunmasına karşın bu yükümlülüğün yerine getirilmesinde gerekli dikkat ve özeni göstermeyen tarafların olayda eşit oranda kusurlu oldukları, davacının kusur oranına düşen 100.000,00TL ile sınırlı olarak sorumlu olduğu, yine davalının davacıyı takipten önce temerrüde düşürdüğüne dair delil bulunmaması nedeniyle faiz talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Tarafların arasında ticari ilişki bulunmaması nedeniyle ticari defterler incelenmemiştir. Tüm bu sebeplerle davanın kısmen kabulü ile davacının Ankara 2. İcra Müdürlüğü'nün 2022/20066 Esas nolu dosyasına konu alacağın 100.000,00 TL asıl alacak ve 1.984,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 101.984,93 TL kısmından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin İcra ve İflas Kanununun 72. maddesinin 4. fıkrası gereğince reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. (...)" gerekçeleri ile; davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEBİ : Davalı vekili istinaf dilekçesi ile özetle; arabuluculuğa başvurulmadan görevsiz mahkemede dava açıldığı için davanın usulden reddi gerektiğini, ... Bankası cevap yazısında; müvekkili şirketten davacının hesabına toplam 200.000,00 TL geldiği, davaya konu işlemlerin davacı şirket yetkilisi ... adlı kullanıcının yaptığının belirtildiği, müzekkere cevapları, bilirkişi raporları, banka ve LOG kayıtları ile davacının iddialarının gerçek dışı olduğunun ve davacı şirketin banka hesabından yapılan işlemleri yapan kişinin davacı şirket çalışanı olduğunun; davacının sebepsiz olarak zenginleştiğinin kesin olarak sabit hale geldiğini, taraflar arasında söz konusu para transferinin dayandığı herhangi bir hukuki işlem mevcut olmadığını, sebepsiz zenginleşme bakımından talebin bölünmesinin mümkün olmadığını, işlemlere dayalı tutarın bir kısmı bakımından davacının sebepsiz zenginleştiğini diğer kısmı bakımından ise sebepsiz zenginleşmediğini söylemenin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı menfi tespit talebine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş, verilen karar, davalı tarafından istinaf edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda özetle; ''Davaya konu işlemlerin davacı ve davalı personellerine ait cep telefonu mobil uygulamasından gerçekleştiği, IP bilgisinin Türkiye ye ait blok içerisinde olduğu, davaya konu havale/EFT işleminde güvenlik şifresi girilmiş olduğu, davalının banka hesabına dair mobil bankacılık şifresini 3. Kişilerle paylaşmış olduğu ve üstüne düşen yükümlülüklere uymadığı, aynı durumun davacı için de söz konusu olduğu, davacı ve davalı tarafın, Sayın Mahkemece takdir edilecek kusur oranlarının, oluştuğu tespit edilen 200.000 TL zarar tutarı ile çarpımından elde edilecek tutarda sorumlulukları bulunduğu,'' yönünde görüş bildirilmiştir. Davacı, eldeki dava ile, davalı şirket hesabından kendi hesaplarına geçen dava konusu tutarlardan dolayı bir sorumlulukları olmadığını iddia ederek menfi tespit talebinde bulunmuş, mahkemece, olayın dolandırıcılık eylemiyle gerçekleştiği, hesap ve şifre bilgilerini koruyamayan her iki tarafında eşit oranda sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Borçlar Kanunu'nun konuya iliskin 61 vd. maddelerindeki (TBK'nın 77. vd. maddelerindeki) düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcu altındadır. Tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme, resmi biçimde yapılmadığından, hukuken geçersizdir (TMK'nun md.706, BK.md.213, TBK.'nun md.237., Tapu Kanunu md.26. ve Noterlik Kanunu md.60). Somut uyuşmazlıkta, mahkemece, olayda her iki tarafında özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı, iki tarafında eşit oranda kusurlu olduğundan bahisle sonuca gidilmiş ise de, davalı taraf, sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği zenginleşen davacı tarafın tüm tutardan sorumlu olması ve zenginleştiği oranda davalıya karşı borçlu olduğunu zira hesap hareketlerinin davacı çalışanlarınca gerçekleştirildiği hususlarını savunmakta olup, davalının bu savunmaları doğrultusunda, olay nedeniyle devam eden soruşturma ve/veya kovuşturma dosyaları celp edilip, incelenmeden, maddi vakalar değerlendirilip, olayın oluş şekline göre ceza yargılaması doğrultusunda, borcun niteliğinin değişip değişmediği tartışılmadan, olayın sebepsiz zenginleşme şeklinde mi yoksa davacının çalışanlarının eylemleriyle mi geçekleştiği noktalarında yeterince araştırma ve değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi isabetli bulunmamıştır. Bu durumda, mahkemece, ceza dosyası getirtilip incelenerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Dava dosyası kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; davacı savunmalarının esaslı unsurlarını oluşturan ve eldeki davanın niteliği itibariyle mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak tüm esaslı delillerin toplanmamış ve mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesinde öngörülen şartlar gerçekleştiğinden davalının istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi ve ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının istinaf talebinin KABULÜNE, 2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 21/05/2025 tarih, 2023/67 Esas - 2025/373 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine iadesine, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve karar harçlarının talep halinde iadesine, 5-Davalı tarafından yapılan toplam 300,00-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine; Dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 13/10/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 13/10/2026

Başkan Üye Üye Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2673, K. 2026/2385, T. 13.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2673-e-2026-2385-k-4b8d6e9fcdc4