İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/449 E. 2026/811 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/449
- Karar No
- 2026/811
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/449 Esas KARAR NO : 2026/811
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/05/2026 KARAR TARİHİ : 19/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkiller aleyhine ... 27. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı senedin kambiyo vasfı taşımadığı ve zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasında menfi tespit davası açıldığını, ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi... E.... K. sayılı ve 16.10.2025 tarihli ilamı ile müvekkillerin borçlu olmadıklarının tespitine karar verildiğini, ayrıca ... 24. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında açılan takibin iptali davasının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi ...Esas .. Karar sayılı ve 20.04.2026 tarihli ilamı ile kabul edilerek takibin iptaline hükmedildiğini, müvekkillerin haciz ve cebri icra tehdidi altında 15.01.2025 tarihinde ... 27. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına toplam 492.130,95-TL ödeme yapmak zorunda kaldıklarını, davalının hukuki dayanaktan yoksun icra takibini sürdürerek sebepsiz zenginleştiğini ve kötüniyetli olduğunu, 6325 sayılı Kanun kapsamında zorunlu arabuluculuk sürecinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını belirterek, haksız tahsil edilen 492.130,95-TL'nin ödeme tarihi olan 15.01.2025 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan istirdadına, İİK m. 72 uyarınca %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar tarafından müvekkil aleyhine açılan istirdat davasında ... 27. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası kapsamında tahsil edilen 492.130,95 TL'nin iadesinin talep edildiğini, davacıların iddialarını henüz kesinleşmemiş olan ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas, ... Karar sayılı menfi tespit kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin ..Esas, ..Karar sayılı takibin iptali kararına dayandırdıklarını, söz konusu kararların istinaf ve temyiz incelemelerinin devam ettiğini, bu nedenle HMK'nın 165. maddesi uyarınca ilgili dosyaların kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması gerektiğini, İİK'nın 72. maddesi kapsamında istirdat davasının kabulü için gerekli şartların oluşmadığını, davacıların borçlu olmadıklarını ispat edemediklerini, dava konusu alacağın imzası inkâr edilmeyen kambiyo senedine dayandığını, kambiyo senetlerinin soyut borç ikrarı niteliğinde olduğunu, davacıların borcun sona erdiğine veya hiç doğmadığına dair yazılı bir delil sunamadıklarını, menfi tespit kararının maddi hukuka değil takip hukukuna ilişkin şekli değerlendirmelere dayandığını, bu kararın hukuka aykırı olduğunu ve istinaf incelemesinin sürdüğünü, takip tarihinde yürürlükte olan mevzuata ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına uygun hareket edildiğini, sonradan değişen içtihatların geçmişe yürütülmesinin hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerini ihlal ettiğini, davacıların yaklaşık dokuz yıl boyunca takibe itiraz etmeyip tahsilat aşamasında peş peşe dava açmalarının TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olduğunu, müvekkilin kötüniyetli olmadığını ve kambiyo senedine dayanarak yasal haklarını kullandığını belirterek öncelikle bekletici mesele kararı verilmesini, aksi halde davanın esastan reddini, davacıların kötüniyet tazminatı taleplerinin reddini ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, ... 11. ATM'nin ...Esas sayılı dosya, ... 24. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya ve ... 27. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti dosyamız içerisine alınmıştır. Dava; İKK 72. Maddesi uyarınca açılan istirdat davasıdır. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Somut olayda, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı tarafından davacı borçlu aleyhine ... 27. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile yapılan takipte asıl alacak 180.000,00 USD , işlemiş faiz alacağı 12.871,23 USD olmak üzere toplam 192.871,23 USD talep edildiği, davacı borçlu tarafından cebri icra tehdidi altında 15/01/2025 tarihinde icra dosyasına 492.130,95 TL ödeme yaptığı, iddiası ile yapılan fazla ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında iadesinin talep edildiği anlaşılmaktadır. ... 11. ATM'nin.. Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacılar ... ve ... tarafından davalı ...'a karşı 08/10/2024 tarihinde Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davası açtığı, Mahkemenin 18/09/2025 tarihli karar ile davanın "Takibin TL karşılığının gösterilmemesi nedeniyle geçerli bir takip bulunmadığından davanın kabulüne, davalıların ... 27. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı takip dosyasındaki takibe konu borçtan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığından bu konudaki talebin reddine," karar verildiği, kararın istinaf incelemesinde olduğu anlaşılmıştır. ... 24. İHM'nin... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacılar ... ve ... tarafından davalı ...'a karşı 02/09/2024 tarihinde Takibin Taliki Veya İptali davası açtığı, Mahkemenin 11/10/2024 tarihli kararı ile davanın tümden reddine karar verildiği, kararın istinaf edildiği, İstanbul BAM 21. HD.... Esas, ...Karar sayılı ilamı alındığı, kararın temyiz aşamasında olduğu anlaşılmıştır. ... 27. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile yapılan takipte asıl alacak 180.000,00 USD , işlemiş faiz alacağı 12.871,23 USD olmak üzere toplam 192.871,23 USD talep edildiği, davacı borçlu tarafından 15/01/2025 tarihinde icra dosyasına 492.130,95-TL ödeme yaptığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramların ve yasal mevzuatın açıklanmasında yarar bulunmaktadır. Türk Hukuk Lûgatında istirdat (geri alma) davası; “1-Haklı bir neden olmaksızın mal ediniminden doğan ve bu yolla edinilen malın geri alınmasını içeren dava (TBK m. 77-82, TMK m. 122), 2- Hakkında yapılan ilamsız icra takibine süresinde itiraz etmediği ya da itirazın kaldırılması nedeniyle gerçekte borçlu olmadığı parayı ödemek zorunda kalan borçlunun ödediğini geri almak amacıyla açtığı dava. " şeklinde tanımlanmaktadır: (İİK m.72)” (Türk Hukuk Lûgatı, Cilt I, Ankara 2021, s. 414). Lûgatta istirdat davası başlığı altında yapılan ilk tanım Borçlar Hukuku'nda yerini bulan sebepsiz zenginleşme davasına karşılık gelmekte olup bu davanın ikinci tanımda açıklanan ve icra iflas hukukuna özgü bir eda davası olan istirdat davası ile benzer yönleri bulunmaktadır. İcra ve İflâs Kanunu’nun 72/1. maddesi “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü içermektedir. Aynı maddenin 7. Fık- rasında ise “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tama- men ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir” düzenlemesi mevcuttur. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya itiraz etmiş olup da itirazının icra mahkeme- since kaldırılmış olması nedeniyle kesinleşen icra takibine rağmen, borçlu olmadığı kanısında bulu- nabilir. Böyle bir borçlu, borçlu olmadığını tespit ettirmek için menfi tespit davası açabilir ve bu davada hiç değilse icra dairesinin banka hesabına yatan paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı alarak (İİK m. 72/III/2.c.) aleyhine yapılmakta olan icra takibinin durdurulmasını ve davayı kazanınca da takibin iptalini sağlayabilir. Borçlu, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine geri verilmesi için istirdat davası açabilir (İİK m. 72/VII). Borç- lunun menfi tespit davası açmış olması hâlinde, menfi tespit davası sonuçlanmadan önce borcun öden- mesi üzerine de menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilmelidir (İİK m. 72/VI). İstirdat davası, esasen sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanan bir eda davası olup, bununla icra takibi sırasında sebepsiz olarak ödenmiş olduğu iddia edilen bir paranın geri verilmesi istenir. Yalnız, davanın şartı icra hukukuna dayanmaktadır: Borçlunun, borcu bulunmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması(Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/ Hanağası, Emel: İcra İflas Hukuku, Ankara 2018, 4. Baskı,) İcra ve İflas Kanunu’nda yerini bulan istirdat davasından sonra sebepsiz zenginleşme kavramına ilişkin açıklama yapmak yerinde olacaktır. Borcun kaynaklarından biri olarak öngörülen sebepsiz zenginleşme, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 61 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Benzer hükümler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 77 ve devamı maddelerinde de yer almaktadır. BK’nın 61. maddesi; “Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisabeden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır” hükmünü haizdir. Haklı bir neden olmaksızın başkasının mal varlığından ya da emeğinden zenginleşen kimse bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür (TBK 77). Bu yükümlülük özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan ya da gerçekleşmemiş veya sona ermiş bir nedene dayanması durumunda doğmuş olur. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlakî bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. Hukuka ya da ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez (Türk Hukuk Lûgatı, s. 962). Buna göre borcun kaynağı olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun neden- sellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli haklı bir sebebe dayalı olmaması gerekmektedir. Sebepsiz zenginleşmeden bahsedilebilmesi için diğer şartların yanında en önemlisi zenginleşenin mal varlığında meydana gelen artışın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Zira zenginleşmeyi doğuran sebep, kazandırma veya zenginleşenin müdahalesi ya da umulmayan bir olay olabilir. Nitekim BK’nın 61. maddesinde özellikle “haklı bir sebep olmaksızın” ifadesine yer verilmiş ve haklı olmayan sebep teşkil edecek hususlar örnek olarak sayılmıştır. Bu durumda kazandırmaya (edime) dayanan sebepsiz zenginleşme; “geçerli olmayan sebebe” veya “gerçekleşmemiş sebebe” veyahut “sona ermiş sebebe” dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme hâlinde zenginleşen ve fakirleşen arasında kanun gereği bir borç ilişkisi doğmakta olup, bu borcun konusu mal varlığında meydana gelen fazlalığın geri verilmesidir. Sebepsiz zenginleşmede sadece mal varlığındaki eksilmenin giderilmesinin talep edilmesi söz konusudur. Görüldüğü gibi, sebepsiz zenginleşme, ikincil (talî) niteliktedir ve mal varlığındaki azalmanın başka aslî nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez. Başka bir anlatımla aynı olayda, aynî haktan (istihkak davası), zilyetlikten, sözleşmeden, sözleşme benzeri hukukî ilişkiden veya haksız fiilden kaynaklanan bir talebin ileri sürülmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulama alanı bulamayacaktır. Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulu'nun 09.12.2021 tarihli ve ... E., ...K. sayılı kararında da değinilmiştir. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı tarafından davacı borçlu aleyhine ... 27. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile yapılan takipte asıl alacak 180.000,00 USD , işlemiş faiz alacağı 12.871,23 USD olmak üzere toplam 192.871,23 USD talep edildiği, davacı borçlu tarafından cebri icra tehdidi altında 15/01/2025 tarihinde icra dosyasına 492.130,95 TL ödeme yaptığı iddiası ile yapılan fazla ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında iadesinin talep edildiği anlaşılmaktadır. İstirdat davasında önemle vurgulanması gerekli bir husus vardır ki, o da; borç olmayan paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiğidir. (İİK.m.72/Vll). Dolayısıyla, borçlunun parayı doğrudan alacaklıya veya icra dairesine ödediği veya borçlunun haczedilen mallarının satılıp, bedelin icra dairesine ödendiği tarihte 1 yıllık istirdat davası açma süresi başlar. Paranın icra dairesince alacaklıya ödendiği an, 1 yıllık istirdat davası açma süresinin başlaması bakımından önemli değildir. Borcun ödenmesi takside bağlanmışsa, 1 yıllık dava açma süresi son taksidin ödendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Kanunda öngörülen süre, hak düşürücü süre olduğundan; taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece re'sen gözönüne alınır. Mahkemenin yargılamanın her aşamasında hak düşürücü süreyi kendiliğinden dikkate alması ve İİK'nun m.72/Vll'de öngörülen bir yıllık dava açma süresini geçiren borçlunun açtığı istirdat davasını reddetmesi gerekir (HGK... E, ... K, 11.04.2007 gün). Gelinen noktada, icra takibinin davacı şirket adına yapılmış olması, başka bir deyişle davacının icra dosyasının borçlusu konumunda bulunması davanın istirdat davası olması yönünden ayırıcıdır. Çünkü yukarıda da izah edildiği üzere, istirdat davalarında icra takibinin borçlusu, borçlu olmadığını düşündüğü bir parayı mallarının muhafaza altına alınmasını engellemek adına dosya borcunu ödemek durumunda kalmıştır. O hâlde, eldeki davanın istirdat davası olduğu kabul edilmelidir. Somut olayda; davacı yanca 15/01/2025 tarihinde icra dosyasına ödenen fazla bedelin istirdadı istenmekle fazla ödenen paranın son ödendiği tarihten itibaren 1 (bir) yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir. Dolayısıyla, borçlunun bu parayı alacaklıya ödediği tarihten itibaren 1 yıllık istirdat davası açma süresi başlar. Davacının icra dosyasına borcu 15.01.2025 tarihinde ödediği, arabuluculuk tarihinin 14.05.2026 tarihi olduğu, eldeki davanın 21/05/2026 tarihinde açıldığı, hak düşürücü sürelerde zamanaşımındaki gibi sürelerin durması ya da kesilmesi söz konusu olmadığı da göz önüne alındığında hak düşürücü süre nedeni ile davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE NEDENİ İLE REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 8.404,37 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatan 7.672,37 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 78.740,95-TL nisbi vekalet ücretinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davacılardan müşterek müteselsilen alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalıya verilmesine, 4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 6.400,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine adına gelir kaydına, 7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 19/10/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır