İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/139 E. 2026/807 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/139
Karar No
2026/807
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/139 Esas KARAR NO : 2026/807

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/02/2026 KARAR TARİHİ : 19/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; arabuluculuk başvurusu yapıldığı, sigorta şirketine başvuru yapıldığı fakat olumlu veya olumsuz dönüş alınmadığını, 20.11.2024 tarihinde saat 05: 15 sularında ...'den... plakalı araç ile Havabüs ile seyahat edilirken aracın sarsıntısı nedeniyle müvekkilin oturduğu yerden zıplayarak önündeki koltuğun kolçağına vurup baygınlık geçirdiğini, kızının ısrarına rağmen aracın durmayarak havalimanına gittiğini ve müdahalenin havalimanında yapıldığını, belinde ciddi kırık olan müvekkilin ameliyatlara rağmen yürüyemediğini, başka operasyonlar da geçireceğini, faturalı ve faturasız tedavi giderleri ile burun ameliyatının maddi tazminata eklenmesini, tedavi gideri, geçici iş göremezlik ve kazanç kaybı sebebiyle şimdilik 100,00 TL maddi zararın belirsiz alacak davası olarak davalılardan müteselsilen tahsilini istediğini, manevi zararın tazmini için de kaza neticesindeki sağlık masrafları ve olumsuz etkenler nedeniyle manevi tazminatın hesaplanarak ödenmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılardan ....vekilleri cevap dilekçesinde özetle; davacının 20.11.2024 tarihinde ... plakalı araçta meydana geldiğini iddia ettiği olayın gerçek dışı olduğunu, davacının emniyet kemeri takmaksızın ve koltukta yatar vaziyette seyahat ederek kendi kusuruyla yaralanmasına sebebiyet verdiğini, uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun kapsamında bir tüketici işlemi olduğunu ve Tüketici Mahkemesi mahkemelerinin görevli bulunduğunu, davacının daha önce ... 5. Tüketici Mahkemesi nezdinde açtığı davanın usulden reddedildiğini, araçta herhangi bir trafik kazası veya çarpışma yaşanmadığını, sürücü İrfan Dikyol'un yoldaki bir engel nedeniyle manevra yaptığını ve yolcuları uyardığını, diğer yolcuların zarar görmemesinin davacının uygunsuz seyahat biçiminden kaynaklandığını, TBK m. 52 uyarınca müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının iddia ettiği sağlık sorunları ile olay arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını, davacının olay öncesi sağlık geçmişinin ve radyolojik görüntülerinin incelenmesi gerektiğini, ürolojik rahatsızlıkların olayla bağlantısının tıbben kanıtlanmadığını, maddi tazminat taleplerinin belirsiz olduğunu ve sebepsiz zenginleşmeye yol açtığını, manevi tazminatın cezalandırma aracı olmadığını, olayla ilgili tüm kolluk ve savcılık soruşturma dosyalarının celbini, sürücünün ve diğer yolcuların tanık olarak dinlenmesini, araç kayıtlarının ve GPS verilerinin getirtilmesini, davacının e-Nabız ve ... kayıtları ile tüm tıbbi belgelerinin toplanmasını, uzman bilirkişi heyetinden kusur, illiyet ve maluliyet raporu alınmasını, öncelikle mahkemenin görevsizliğine, aksi takdirde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, trafik tescil kaydı, hizmet cetveli dökümü, poliçe, hasar dosyası, SGK kayıtları, tevdi evrakları, SBGM kayıtları, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...Soruşturma sayılı dosya UYAP sureti dosyamız içerisine alınmıştır. Dava trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar iddiasına dayalı maddi - manevi tazminat davasıdır. Davanın esasına geçilmeden evvel, öncelikle görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından da yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması zorunludur. Dava dilekçesinde iddianın ileri sürülüş biçimine göre, davacının ...plakalı araç ile Havabüs ile seyahat edilirken aracın sarsıntısı nedeniyle müvekkilin oturduğu yerden zıplayarak önündeki koltuğun kolçağına vurup baygınlık geçirdiği, kızının ısrarına rağmen aracın durmayarak havalimanına gittiği ve müdahalenin havalimanında yapıldığı, davacının yaralandığı ve bir takım tedaviler geçirdiği anlaşılmıştır. Bu hali ile davanın yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davası olduğu anlaşılmaktadır. 28/05/2014 tarihi itibarı ile yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/k maddesinde tüketici tanımlanmış "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" 3/ı maddesinde ise tüketici işlemi "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 73/1.maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2.maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 Sayılı Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1.maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği belirtilmiştir. Ayrıca HMK'nın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmış olup, HMK'nın 115.maddesi hükümleri gereğince dava şartlarının mevcut olup olmadığı, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gereken hususlardandır. Somut olayda, davanın açıldığı ... tarihi itibarı ile ... Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, buna göre yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca işbu davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait bulunduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından davaların birlikte görülmesi gereklidir. Ayrıca davalı sigorta şirketleri hakkındaki davanın da ticaret mahkemesine göre daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkeme, görevli olup olmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden inceler ve görevsiz olduğu kanısına varırsa kendiliğinden görevsizlik kararı verir. Taraflar da, yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karar bağlamalıdır. Bu durumda davanın, davacı yolcunun, dava dışı sürücü idaresinde bulunan davalı adi ortaklığı oluşturan ... Şirketi ile davalı ... Şirketi'nin işleteni olduğu yolcu otobüsünün tek taraflı trafik kazası yapması sonucunda yaralanmasından doğan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olması, taraflar arasındaki ilişkinin yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanması ve davacının ise tüketici vasfına sahip olması nedeniyle davacı ile davalı taşıyan arasındaki temel ilişki olan taşıma sözleşmesinin dava tarihi itibarı ile yürürlükte olan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalması nedeniyle davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olması ve uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden, mahkememizce görevsizlik kararı verilmiştir. (Yargıtay 17.Hukuk Dairesi ... E. ... K., Ankara BAM 26.HD... E....K.sayılı kararları bkz.) Davanın dayanağı olan kazaya yol açan otobüsün işleteni, sürücüsü ile davacı arasında taşıma sözleşmesi olduğu, davacının tüketici konumunda bulunduğu, bu nedenle 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsamında kaldığı aşikardır. Davaya esas olan temel uyuşmazlık, tüketici işlemi sayılan taşıma ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle davanın da, ticaret ve asliye hukuk mahkemesine göre daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir. (Yargıtay HGK'nın 14/02/2019 tarih, ... Esas,...Karar sayılı ilamı) Bir başka deyişle davacının birden fazla davalı aleyhine açmış olduğu davada zorunlu mali mesuliyet sigortacısı yönünden ticaret mahkemesinin görevli olduğu ilk bakışta düşünülebilir ise de, 01/07/2012 tarihinden sonra yürürlüğe giren 6502 Sayılı Kanunun m.73 hükmü uyarınca uyuşmazlık başka bir mahkemenin görev alanında kalmış olsa dahi, 6502 Sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra tüketici sıfatı olanların açacağı davalar yönünden tüketici mahkemesinin daha özel görevli konumunda bulunduğu, bu yönden davacının, aleyhine dava açtıkları davalılar yönünden tüketici mahkemesinin en özel görevli olduğu kabul edilmelidir. Esasen gerek doktrin gerekse yargısal uygulamada da sonraki kanun ile yeni ve daha özel görevli mahkemenin kurulması durumunda bu mahkemenin görevli olması gerektiği yönünde ön kabul mevcuttur. Sonraki kanun ile önceki kanun ilişkisinde genel yorum kuralları uyarınca, sonraki kanundaki özel düzenleme, daha önceki kanunda yer alan hükme göre tercih edilmelidir. Zira normlar hiyerarşisinde aynı konuya ilişkin aynı düzeyde bulunan normların çatışması durumunda aynı düzeydeki en son tarihli özel düzenleme, daha eski olan önceki düzenlemeyi bir anlamda ilga eder. Nitekim yargısal uygulamada tüketici konumunda dava açanların taşıma sözleşmesine dayanarak davalılar aleyhine açmış oldukları davada da uyuşmazlık ile ilgili 6502 Sayılı Yasanın 73/1.madesi gereğince tüketici mahkemelerinin görevli olduğu yönünde uygulamalar devam etmektedir. (İstanbul BAM 9.HD. ... E. ... K., İstanbul BAM 45 HD.... E. ... K., Ankara BAM 26.HD ... E. ... K., İzmir BAM 20.HD ...E. ...K., Gaziantep BAM 11.HD... E. ... K., Yargıtay 17.HD ... E. ... K.). Yapılan açıklamalar karşısında, temel ilişkinin taşıma ilişkisi olması nedeniyle eldeki davanın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmekte olup, ihtilafın mahkememize göre özel görevli mahkeme olan tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğine yönelik emsal içtihatlar da nazara alınarak, davacının davalılar hakkında açmış olduğu davanın daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi ( Yargıtay HGK'nın 14/02/2019 tarih, ... Esas, ...Karar sayılı ilamı) gerektiğinden mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın göre yönünden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 6502 sayılı TKH hakkındaki kanunun ve ilgili mevzuatın uygulanması ile ilgili ihtilaflara bakma görevinin Tüketici Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, işbu davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 114/c maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE 2-HMK 20. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesine müteakip taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmesi halinde dosyanın İSTANBUL NÖB. TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine, taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmediği takdirde RESEN davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına , 3-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 4-Yargılama, harç ve masrafların ve sair hususların görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilinin yüzüne karşı, davalı ... sigortanın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 19/10/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/139, K. 2026/807, T. 19.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-139-e-2026-807-k-5e155abc36c8