İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/635 E. 2026/589 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/635
Karar No
2026/589
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/635 Esas KARAR NO : 2026/589

DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/10/2024 KARAR TARİHİ : 29/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yetkilisi ...'ın, ... Şirketi adına yeni bir araç almak için piyasa araştırması yapmış olduğunu, araç fiyatlarını araştırdığı sırada arkadaşlarına araçlarını nereden satın aldıklarını kendisinin de sıfır kilometrede olan bir araç satın almak istediğini söylemiş olduğunu, müvekkili şirket yetkilisinin arkadaşlarının kendilerinin araçlarını İstanbul'da bulunan ... yetkili bayisi olan ... (...) adlı firmadan, firma çalışanı ... ile iletişime geçerek aldıklarını söylediklerini ve müvekkiline ...'ün iletişim bilgilerini verdiklerini, ...'e de müvekkilinin iletişim bilgilerini verdiklerini, müvekkilinin, ... çalışan ... aracılığıyla arkadaşlarının sorunsuz şekilde sıfır araç aldığını bilmesi ve duyması üzerine ...'le aralık ayının başında iletişime geçmiş ve almak istediği aracın 2024 Model ...Renkli araç olduğunu, şirketi ... Şirketi (VN: ...) adına aracı alacağını söylemiş olduğunu, ... (...) adlı firmada çalışan ...'ün, müvekkilinin istediği marka model ve renkteki aracın teşhir ürün fotoğraflarını çekmiş ve müvekkiline göndermiş olduğunu, müvekkiline aralık ayı sonunda aracı teslim edebileceğinin sözünü vermiş olduğunu, ...'ün, müvekkili ...'a attığı mesajlarda ve telefon görüşmelerinde 2024 Model ... aracı 775.000,00 TL'ye satabileceğini söylemiş ve 07.12.2023 tarihinde müvekkilinin şirketinin imza sirkülerini, imza yetkilisinin kimlik fotoğrafını göndermesini istemiş olduğunu, aynı zamanda 07.12.2023 tarihli mesajında ... ... İban numarasını göndererek müvekkilinden kısmi ödeme yapmasını istemiş, ödeme yapılmaması halinde araç fiyatlarında yaşanan hızlı artış nedeniyle zama takılabileceğini söylemiş, akabinde aracın satışı için gerekli olan müvekkiline ait şirketin imza sirkülerini, imza yetkilisine ait kimliği istemiş olduğunu, müvekkili ... almak istediği aracın galeride çekilmiş fotoğraflarının ... tarafından kendisine gönderilmesi ve imza sirküleri gibi resmi kayıtlarının kendisinden istenmesi üzerine ...'ün aracın satışını yapacağına inanmış ve kendisinden ... araç satış kayıt sistemine satış kaydı oluşturmak amacıyla istenildiği söylenilen şirketine ait imza sirküleri, imza yetkilisine ait vekaletname ve kimlik fotoğrafını ...'e ... platformu üzerinden göndermiş olduğunu, ...'ün, müvekkiline araç satışı için kaydını alıp kendisini satış listesine eklediğini, ... araç satış sistemine kaydettiğini söylemiş ve araç temini ve zamdan etkilenmemesi için ödeme yapması gerektiğini bildirmiş bu kapsamda paylaştığı banka hesabına farklı tarih ve zamanlarda para göndermesini istemiş olduğunu, müvekkilinin ...'ün ... çalışanı olması nedeniyle aracı kendisine satış işlemlerini yaptığına inanmış ve anlaştıkları 775.000,00 TL'yi gözönüne alarak ...'ün istediği tutarları göndermiş olduğunu, bu kapsamda müvekkili ... 07.12.2023 tarihinde ... İBAN numaralı ... Bankası hesabına "... Otomatik Gri Renk Alım Kaporası" açıklamasıyla 50.000,00 TL para göndermiş olduğunu, ...'ün kendisinden 125.000,00 TL daha para göndermesini istemesi, parayı göndermediği taktirde anlaştıkları 775.000,00 TL'ye aracı alamayacağı zamlı olarak aracı alacağı söylemleri üzerine 18.12.2023 tarihinde müvekkilinin 125.000,00 TL daha para göndermiş ve açıklamaya "Araç Alım Kaporası ..." yazmış olduğunu, bu ödemenin ardından ... tarafından 18.12.2023 tarihinde müvekkiline mesaj atılmış ve "tamam gelmiş abi 25 daha göndersen 200 vermiş olsak" demiş olduğunu, müvekkilinin de 18.12.2023 isteği üzerine 25.000,00 TL daha göndermiş ve açıklamaya "..." yazmış olduğunu, ... 20.12.2023 tarihinde müvekkiline mesaj atmış, 775.000,00 TL'ye anlaştık 175.000,00 TL gönderdin 100.000,00 TL daha atarsan 500,000,00 TL kalsın zama takılmayalım şeklinde mesaj atarak 100.000,00 TL daha para istemiş olduğunu, müvekkilinin toplamda 200.000,00 TL para yolladığını beyan ettiğinde ... "bakayım abi hemen hata yapmayayım, doğru abi 75.000,00 TL daha atabilirsen iyi olur 500.000,00 TL kalsın" demiş olduğunu, ...'ün ... araç için kendisini listeye aldığını bilen müvekkilinin, 22.12.2023 tarihinde ... e 75.000,00 TL göndermiş açıklamaya "..." yazmıştır. 28.12.2023 tarihinde ... 100.000,00 TL daha istemiş ve müvekkilinin arabasını alma ümidiyle parayı "..." açıklamasıyla göndermiş olduğunu, parayı gönderdiği gün yazışmalarda da sabit olduğu üzere ...'ün 75.000,00 TL daha istemiş ve bu kapsamda müvekkilinin "..." açıklamasıyla parayı göndermiş olduğunu, müvekkilinin istenilen parayı göndermesi üzerine ...'ün, gelecek araç listesini müvekkiline ... üzerinden göndermiş ve 50.000,00 TL daha para istemiş olduğunu, müvekkilinin aracının gelmesi ümidiyle 29.12.2023 tarihinde ...'ün isteğini yerine getirmiş iki ayrı seferde 25.000,00 TL olmak üzere toplamda 50.000,00 TL "..." açıklamasıyla şüpheliye göndermiş olduğunu, 03.01.2024 tarihinde attığı mesajda "abi hayırlı işler 125 daha atmamız lazım bugün olabilir mi ya da yarın öğlen yapmamız lazım, abi yarın önemli" şeklinde attığı mesajlarla ve telefon görüşmesi neticesinde 125.000,00 TL daha para isteyen ...'e müvekkili şirketi olan ... Şirketi hesabından 125.000,00 TL daha para göndermiş ve şimdiye kadar 600.000,00 TL ödeme yaptığını söylemiş olduğunu, Bunun üzerine 04.01.2024 tarihinde ... tarafından müvekkiline "abi 5 ten sonra liste gelecek haber edeceğim sana, abi teslimata 100 kalacak şekilde ayarlayalım 70 daha atarsın bugün veya yarın sabah tamam" şeklinde mesaj attığını, 05.01.2024 tarihinde ...'ün mesaj atarak "abi hayırlı işler hayırlı cumalar 1'e kadar yaparsak abi senden ricam" şeklinde yeniden 70.000,00 TL istemesi üzerine müvekkili şirketin hesabından 70.000,00 TL daha para göndermiş olduğunu, 08.01.2024 tarihinde müvekkilinin, ...'e mesaj atmış ve "merhaba, ... durum nedir" şeklinde araç durumunu sormuştur. ... ise "merhaba abi, beyaz listede bizim rengi bekliyorum" şeklinde mesaj atmış listenin işaretli işaretli halini ve gümrüğe ilişkin evrak fotoğrafı göndermiş olduğunu, 16.01.2024 tarihinde müvekkilinin yeniden aracın durumunu sormak için mesaj attığını, ...'ün, "perşembe sabahı liste gelecek yeni Allahın izniyle bunda çıkacak araç" şeklinde cevap vermiş olduğunu, perşembe günü olan 18.01.2024 tarihinde müvekkilinin mesaj atarak ...'e gelişme olup olmadığını sormuş olduğunu ve ...'ün cevap vermemiş ve telefonlara çıkmamış olduğunu, 22.01.2024 tarihinde ...'ün, müvekkiline mesaj atmış araç listesi iletmiş ve "manuel gri geldi otomatik de düşer bu hafta, açamadım toplantıdan çıkayım, bak beyaz otomatik gelmişti onu istemedik" şeklinde mesaj atmış olduğunu, 31.01.2024 tarihinde ...'ün kendisinden yeniden istediği tutar olan 105.000,00 TL daha şirket hesabından "..." açıklamasıyla ...'e gönderilmiştir. 05.02.2024 tarihinde ... yeniden mesaj atmış ve "abi günaydın hayırlı haftalar 2/3 arası aşağıda olacağım hemen arayacağım bugün bitireceğiz Allah'ın izniyle" şeklinde mesaj atmış müvekkilinin aramalarına çıkmamış olduğunu, 06.05.2024 tarihinde müvekkilinin aramasının cevaplanmaması üzerine ...'e mesaj atmış "merhaba ..., herhalde bizim iş olmayacak gibi, araba yok sanırım" yazdığını, ...'ün cevap olarak "Abi araç var senin 2 gündür arayamadım, yarı gün durdum işte hastane işim bitti yarın mesai başlıyor ilk iş senin araç olacak" demiş olduğunu, 11 Şubatta müvekkilinin bilgi beklediğini yazmış ... araç listesi fotoğrafı atarak gri yazmış olduğunu, 12 Şubatta ise ...'ün attığı mesajda "bugün bana teslim günü belli olacak seni arayacağım" yazmış olduğunu ancak müvekkilini aramamış olduğunu, bunun üzerine müvekkilinin 13 Şubat tarihinde attığı mesajda gelişme olup olmadığını sormuş olduğunu, ...'ün arayacağım şeklinde cevap vermiş olduğunu ve müvekkilini aramamış olduğunu, bunun üzerine müvekkilinin 14 Şubat tarihinde attığı mesajda aracın çıkıp çıkmadığını sormuş olduğunu, ...'ün müvekkili ile liste paylaşmış ve arayacağını söylemiş olduğunu, son durum şeklinde araç liste fotoğrafı paylaşmış olduğunu, 27 Mayıs tarihinde ...'ün, müvekkiline araç fotoğrafları atmış ve araçlar geliyor yardımdayım yazmış olduğunu, sonrasında ...'ün müvekkili arayarak aracının geldiğini yılbaşından sonra araçların zamlanması nedeniyle fiyat farkı oluştuğunu, aracın teslim edilebilmesi için kasaya güncel fiyat bedelinin girmesi gerektiğini, müvekkilinin 205.000,00 TL daha para göndermesi gerektiğini bu para kasaya girdikten sonra geri kendisine iade edileceğini söylemiş ve sonrasında müvekkiline 15.04.2024 tarihinde attığı mesajda "Günaydın abi 205.000, yarında bana inan, banka adı, İban, Alıcı Ünvan lazım olacak" yazıp müvekkiline parayı iade edeceğini söylemiş ve İban bilgisini istemiş olduğunu, müvekkilinin yaptığı 205.000,00 TL'lik ödemenin kendisine iade edilmesi için şirketine ait iban bilgisini paylaştıklarını ve ...'e 15.04.2024 tarihinde 205.000,00 TL "ARAÇ BEDELİ" açıklamasıyla göndermiş olduğunu, İşbu ödeme ile birlikte müvekkilinin, ...'ün hesabına toplam 980.000,00 TL para göndermiş olduğunu, müvekkilinin araç bedeli olarak 775.000,00 TL göndermiş sonrasında zamlı araç fiyatından etkilenmemek için ... tarafından istenilen ve kendisine iade edileceğini kasaya para girişi yapıldıktan sonra geri verileceği söylenen 205.000,00 TL daha ödeme yapmış olduğunu, toplam 980.000,00 TL para veren müvekkiline araç satışı yapılmamış ve parasının da geri verilmemiş olduğunu, müvekkili şirket yetkilisinin aracın geldiğine inandırılarak şirket adına vekaletname ve imza sirkülerini paylaşmış olduğunu, müvekkili şirket yetkilisinin, son yatırdığı bedelle birlikte aracı teslim alacağına inandırıldığından kendi aracını satmış olduğunu, şirketin kendi aracının satılması ve araç tesliminin yapılmaması üzerine mağdur olan ve ... tarafından oyalandığını anlayan müvekkili şirket yetkilisinin, ...'a ... (...) ...adresinde "..." adlı ... bayisine gitmiş ve ... ile görüşmek istediğini söylediğinde ...'ün işten çıkarıldığı bilgisini aldığını, müvekkili şirket yetkilisinin, ... yöneticilerine durumunu anlatmış toplam 980.000,00 TL para verildiğini aracı almak istediğini söylemiş olduğunu ancak şirket yöneticisinin aracı veremeyeceklerini parayı almadıkları için para iadesi yapamayacaklarını beyan ettiklerini, ...'ün, ... firmasında çalışmasından yararlanarak, mesai saatleri içerisinde işinin ve iş yerinin imkanlarını kullanarak müvekkiline zarar vermiş olduğunu, bu nedenle adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğu gereği işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun 66. Maddesi uyarınca adam çalıştıran davalının kusursuz sorumluluğu bulunmakta olduğunu, davalı şirketin zararı önlemek için gerekli özeni göstermemiş olup; davalının kusursuz objektif sorumluluğu bulunmakta olduğunu, ...'ün işini ve iş yerini kullanarak sadece müvekkilini dolandırmamış birden çok kişiyi dolandırmış olduğunu, bu durumun davalı şirket yetkilisi ...'nun ... Soruşturma sayılı dosya kapsamında .... Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiği 16.08.2024 günlü ifadesinde de sabit olduğunu, işbu ifadede davalı şirket yetkilisi ...'nun, ...'ü işten çıkardıktan sonra işyeri ... firmasına 7 ila 10 mağdurun geldiğini beyan etmiş olduğunu, bu durumun bile başlı başına davalının personeline karşı kontrol, denetim, özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmediğini ortaya koymakta olduğunu, ... hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmuş olduğunu, müvekkilinin uğradığı zararların objektif kusursuz sorumluluğu bulunan davalı şirket tarafından tazmin edilmesi gerekmekte olduğunu, 25.09.2024 tarihinde ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri yapılmış ve anlaşamama tutanağı düzenlenmiş olduğunu, dava sonucunda hükmedilecek tazminata avans faizi işletilmesi gerektiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle; öncelikle haklı davalarının kabulünü, müvekkili tarafından araç satın almak için ödenen bedel gözetilerek, fazlaya ve faize ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00-TL tazminatın zarar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın kısmi alacak davası olarak açılması hukuken mümkün olmadığını, zira hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydıyla, talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebileceğini ancak alacağın tamamının aynı hukukî ilişkiden doğuyor ve talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belirli olması ve bölünemiyor olduğu durumunda kısmî dava açılamamakta olduğunu,huzurdaki davada davacı tarafın davaya konu tutarın ne kadar olduğunu kesin bir şekilde bildirdiğini, hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacı tarafın işbu davayı açmadan evvel müvekkili şirket aleyhine ... 26. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası tahtında ilamsız icra takibi başlatmış olduğunu, anılan takibe müvekkili şirket adına süresi içinde itiraz edilmiş olduğunu, itiraz üzerine davacı taraf ile ... Arabuluculuk Bürosu'nın ... Numaralı dosyası tahtında arabuluculuk görüşmesi yapılmış ancak anlaşma sağlanamamış olduğunu, anılan icra dosyasında davacının talep ettiği tutar belli ve alacağın tamamının aynı hukuki ilişkiden doğuyor iken huzurdaki davayı kısmi alacak davası olarak açmasının hukuken mümkün olmadığını, bu sebeplerle işbu davanın hukuki yarar yokluğundan bahisle usulden reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, müvekkili şirketin TBK gereğince adam çalıştırdığı için sorumluluğu olduğunun farkında olduklarını ancak huzurdaki davada müvekkili şirketin çalıştırdığı işçisinin eyleminden dolayı davacıya karşı sorumluluğunun hukuken bulunmadığını, davacı tarafın bir tüzel kişi olduğundan dolayı basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerekmekteyken ağır kusuru sebebiyle bir zarara uğramış olmasından dolayı müvekkili şirketten bu zararını gidermeye çalışmakta olduğunu, oysa davacının, bir şirketten ürün satın alırken TTK gereğince ödemenin ilgili şirket hesabına yapılması gerektiğini bilmesi gerekmekte olduğunu, sıradan bir vatandaşın bile bildiği bir konu olan bu durumun basiretli bir tacir olan davacının bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, zira, araç satın alımında ödemeyi yapan kişiye ruhsat çıkarılacağından ve araç faturası düzenlenip KDV'si ve diğer vergileri ödeneceğinden ödemenin satışı yapan müvekkili şirkete yapılması gerekirken yapılmayıp şirketin muhasebe servisinde dahi çalışmayan sadece 2. el satış danışmanı olan çalışanın şahsi hesabına yapılmasında davacının ağır kusurlu olduğunu, kaldı ki, araç bedelinin 775.000,00.-TL olarak anlaşıldığını, anılan tutarın davacı tarafından ...'ün şahsi hesabına ödendiğini daha sonra ...'ün davacıyı arayarak aracın zamlandığını 205.000,00.-TL daha gönderilmesi gerektiğini, araç faturasının düzenlendikten sonra bu 205.000,00.-TL'nin müvekkili şirket tarafından kendilerine iade edileceğinin söylendiğini bunun üzerine davacının 205.000,00.-TL daha ...'ün hesabına gönderdikleri beyanının basiretli bir tacir tarafından böyle bir şeyin muhabesel olarak olmasının imkansız olduğunu bilemeyecek durumda olması beklenemeyeceğinden kabulünün mümkün olmadığını, zira davacı tarafın bir tüzel kişi olduğunu, aynı şekilde ticaret hayatı içinde kendileri de faturalı mal alıp satmakta olduğunu, davacının basiretli bir tacir olduğu göz önüne alındığında araç faturasının 980.000,00.-TL kesildikten sonra 205.000,00.-TL ödemenin kendilerine iade edilmesinin hem TTK hem de Vergi Kanunlarımız gereğince olmasının mümkün olmayacağını idrak etmesi gerektiğini ancak davacının muhtemeldir ki müvekkili şirket çalışanı ile birlikte hareket ederek bu şekilde kata kulli işlere girmiş olduğunu, yoksa araç satıldıktan sonra aracın parasının büyük bir kısmının iade alınmayacağını bilebilecek durumda olması gerektiğini, eğer ki davacı tüm bunları bilmesine rağmen basiretli bir tacir olarak hareket etmeyerek bir zarara uğramış ise bu durumun tamamen davacının ağır kusurundan kaynaklandığından davacının müvekkilinin adam çalıştıranın sorumluluğuna gitmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının dosyaya sunduğu banka dekontları incelendiğinde görüleceği üzere ilk ödemenin 07.12.2023 tarihinde yapılmış, son ödemenin ise 15.04.2024 tarihinde yapılmış olduğunu, diğer bir ifade ile davacı tarafın 4,5 ay boyunca ...'e para göndermiş ama bir kez olsun şirket yetkilileriyle görüşme yapmamış, şirkete gelerek aracın neden gelmediğini sormamış olduğunu, bir aracın 4,5 ay boyunca yetkili bayiye gelmemiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olup davacının basiretli bir tacir olarak bunu düşünüp şirket yetkilileri ile görüşmesi gerekirken bunu yapmadığını, burada da davacının ağır kusurlu olduğunu, müvekkili şirketin, ... ve ... Markası'nın hem yetkili bayisi hem de yetkisi servisi olduğunu, toplamda 150'ye yakın çalışanı olduğunu, bunların bir kısmının serviste çalışan araç ustası olduğunu, diğer kişilerin masa başında çalışan çalışanlar olduğunu, her departmanının başında müdürler olduğunu, şirket çalışanlarının her konuda kendi departmanlarının müdürlerinden onay almak durumunda olduklarını, müvekkili şirkette muhabesel yapılan tüm işlemlerin önce şirket içinde çalışan muhasebe müdürünün onayına sunulmakta akabinde ise yeminli mali müşavire bildirilmekte olduğunu, müvekkili şirketin her yıl bağımsız denetim firması olan ... A.Ş....tarafından denetime tabi tutulmakta olduğunu, yine şirket çalışanları tarafından gönderilen tüm maillerin şirket özel maillerinden gönderilmekte, kayıt altına alınmakta ve tüm maillerde hem ilgili departmanların müdürleri hem de şirket yetkilileri bulunmakta olduğunu, tüm satış temsilcilerinin masasında sabit hat bulunmakta olup müşteriler ile bu sabit hatlardan görüşme yapmaları kendilerine tebliğ edilmiş olduğunu, anılan durumun hem müşteri memnuniyeti için hem de çalışanların denetlenmesi adına kayıt altına alınmakta olduğunu, araç satışında muhasebe departmanda çalışan kişilerin araç fatura bedelinin ödenmiş olması akabinde, tüm bilgi ve belgeleri muhasebe müdürünün onayına sunarak onayı akabinde araç faturasını düzenleyebildiklerini, şirkette hiçbir çalışanın müvekkili şirket adına tahsilat yapma yetkisi bulunmadığını, bu konuda hiçbir çalışanda ne bir vekalet ne de bir kaşe bulunmadığını, şirket yönetiminin her zaman şirket içinde bulunduğunu, şirket ortakları birden fazla kişi olduğundan dolayı tüm ortakların aynı tarihlerde şirket dışında bulunmadığını, müvekkili şirkette tüm işlemlerin kanuni düzenlemeler gereğince bankalar kanalıyla yerine getirilmekte olduğunu ve tüm işlemlerin faturalı olduğunu, ne araç satışında ne de servis hizmetinde elden ödeme alınmadığını, tüm bunların açıkça müvekkili şirketin üzerine düşen denetim görevini eksiksiz yerine getirdiğinin apaçık bir göstergesi olduğunu, tüm bunlara rağmen ayrıca davacının da tüzel bir kişi olduğundan dolayı basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerekirken bile bile kendi ağır kusuru ile müvekkili şirketten satın alacağı araç için şirket çalışanın hesabına para göndermiş olmasından dolayı arada ki illiyet bağı kesildiğinden müvekkilinin adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğuna hukuken gidilemeyeceğini, eğer ki aksi bir durum söz konusu olursa örneğin binlerce çalışanı olan Koç Holding, Sabancı Holding gibi şirketlerde çalışan bir çalışanın şahsi hesabına para gönderilerek şirketin para gönderilene borçlandırılması gibi bir durum ortaya çıkacağını ki bu durumun ticari hayatı fiilen imkansız kılacağını, bu sebeple basiretli bir tacirin parayı gönderdiği kişinin tahsilata yetkili kişi olup olmadığını araştırması gerektiğini, hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın, huzurdaki davaya konu olayda toplam 980.000,00.-TL ödeme yaptığını beyan etmekte olduğunu ancak dosyaya sunulan banka dekontlarında davacının toplam 930.000,00.-TL ödeme yaptığı, 50.000,00.-TL'yi ise ...'ın yaptığı görülmekte olduğunu, davacının bir başka kişinin ödemesini kendi ödemesi gibi göstermesi hatalı olup eğer ki bir talep hakkı var ise o talebi parayı gönderen kişinin yapması gerekmekte olduğunu, hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının bir an davasında haklı olduğu varsayımda bile uygulanacak faiz türü davacının iddiasının aksine avans faizi değil yasal faiz olması gerektiğini, bu sebeple davacının talep ettiği faiz türüne de itiraz ettiklerini, yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının ağır kusuru sebebiyle basiretli bir tacir gibi hareket etmeyerek zarara uğramasından dolayı müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilmesinin hukuken mümkün olmadığından huzurdaki davanın külliyen reddini talep ettiklerini, yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının haksız ve kötü niyetli davasının külliyen reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE; Dava , TBK'nın 66. Maddesi uyarınca adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında açılan tazminat davasıdır. Davacı, davalıya ait oto galeride çalışan dava dışı ...'ün kendisini araç satışı vaadiyle dolandırdığını, araç bedeli/kapora olarak belirlenen meblağı ödediğini ancak aracın teslim edilmediğini iddia ederek zararın tazminini talep etmiştir. Mahkememizin 27/05/2025 tarihli duruşmasında davalı tanığı ...; "...davalı şirkette 16 yıldır 2. El satış müdürü olarak çalışmaktayım, ... 2015-2016 yılları arası satış danışmanıydı, dava açıldıktan sonra dava konusu hakkında bilgim oldu, ... kişisel hesabına araç satış parası olarak para almış, biz bunu kendisi işi bıraktıktan sonra davacı ...'e ulaşamayıp şirketimize başvurduğunda öğrendik, ...'ün görevi arabaları tanıtmak ve sipariş açmak, davalı şirket adına araç satmaktır, hesabına para alması konusunda şirkette yetkisi yoktur, herhangi bir imza yetkisi bulunmamaktadır, şirketi temsil yönünde vekaletname yoktur, şirketimizin bilgisi dahilinde hesabına para yatması söz konusu değildir, şirketteki denetimi denetçi firma yapmaktadır, ... maaş ile çalışmaktaydı, prim usulü yoktu, kendisi işi haber vermeden bıraktıktan sonra davacı taraf bizimle irtibata geçti, ...'ün hesabına para aldığını bu şekilde öğrendik, Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu; ... 2014 sonu, 2015 başı gibi satışta çalışmaya başladı, 2024 yılının mayıs ayına kadar şirkette çalıştı, son pozisyonu satış danışmanlığıydı, ... tarafından mağdur edilen başka bir kişi bilmiyorum, çalışanlarının hesaplarını kontrol eden bir sistem olup olmadığını bilmiyorum, Davalı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: davalı şirketin yaklaşık 160 çalışanı vardır, ... ve ... firmalarının yetkili bayisi ve servisiyiz,..." beyanında bulunduğu görüldü. Mahkememizin 27/05/2025 tarihli duruşmasında davalı tanığı ...; "...davalı şirkette yaklaşık 20-21 senedir muhasebeci olarak çalışmaktayım, ... yaklaşık 8-10 senedir ikinci el satış danışmanı olarak çalışmaktaydı, maaşlı çalışırdı, prim almazdı, ... ve ... distribütör firmasıyız, firmamızda ... grup çalışanları, ... grup çalışanları, ikinci el satış grup çalışanları ayrıdır, toplamda yaklaşık olarak 15'in üzerinde satış danışmanı çalışan vardır, satış danışmanları ön kontrolü, fotoğraflayıp ilana konulması işlemini yapar, ilanda bulunan araç için arandığı zaman araç ile ilgili bilgi verir, kendisinin fiyat belirleme yetkisi yoktur, ikinci el departmanının şirket üzerine ayrı hattı var ve ayrı dahili numaraları var, satış danışmanları alıcılar ile bu numaralar üzerinden irtibat kurarlar, satış danışmanlarının kişisel banka hesapları KVKK nedeni ile denetlenmemektedir diye biliyorum, Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: sıfır araç listeleri ikinci el satış departmanındaki çalışanlar ile paylaşılmazdı, kural olarak dışarıdan biri aradığında şirket hattından bize ulaşır, danışman kişisel hattı ile kendi inisiyatifinde alıcılar ile irtibata geçerse bunun denetimi şirket tarafından mümkün değildir, ... tarafından mağdur edildiğini söyleyen başkasını duymadım, ... önce işe gelmedi, sonra biz davacı taraftan olayı duyduk, Davalı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: davalı şirkette 125-150 kişi çalışmaktadır, biz şirkette satış yapılınca şirket ortağının dahi kişisel hesabına o parayı almayız, para sadece şirket hesabına gelir, bağımsız denetçimiz bulunmaktadır, rutin denetime tabiyiz, hesapların kontrolü yapılmaktadır, bütün hesaplar devlete bildirilmektedir..." beyanında bulunduğu görüldü. ... 4. ASHM'nin ... Talimat sayılı dosyasının 12/06/2025 tarihli duruşmasında davacı tanığı ...; "...Ben tamirciyim, taraflar arasındaki araç alışverişini biliyorum, benim iş yerinden komşum davacının arkadaşı imiş, bana geldiler, tanıdık bayi var mı diye sordular, ben de davalı tarafı söyledim, yıllar öncesinde davalı taraftan araç almıştım, oradan bir tanışıklığım vardı, bir sorun dedim, sormuşlar, fiyat almışlar, fiyatı uygun bulup ...araç satın almışlar, alıcı aracın parasını bayiye değil, aracı olan ikinci el satan müdüre parayı göndermiş, bana bunu komşum ...anlattı, araç teslim edilmemiş, dolandırıldım diye şikayette bulunmuş, benim olayla ilgili başka bilgim yok, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir,..." beyanında bulunduğu görüldü. Dava dışı çalışan ...'ün SGK kayıtları, işyeri özlük dosyası, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...soruşturma sayılı dosyası, dekontlar ve taraf delilleri toplanmış, tüm deliller toplandıktan sonra, bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, mali müşavir bilirkişi ..., otomotiv uzmanı bilirkişi ..., nitelikli hesap uzmanı bilirkişi ...tarafından hazırlanan 20/05/2026 tarihli bilirkişi raporunda; "...Araç Alım- Satımı Yönünden : Dosya kapsamındaki banka dekontları, ... yazışmaları, araç bilgileri ve piyasa verileri birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlığa konu aracın ... model araç olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki yazışmalarda araç satış bedelinin başlangıçta 775.000 TL olarak konuşulduğu görülmekte ise de, banka kayıtlarına göre davacı tarafça farklı tarihlerde toplam 980.000 TL ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Dosya kapsamına sunulan ... model araç fiyat listesinde aynı aracın liste satış bedelinin 1.000.900 TL olduğu, olay tarihi itibarıyla benzer donanım ve segmentteki araçların piyasa değerlerinin yaklaşık 1.000.900 TL ile 1.168.000 TL aralığında bulunduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda, davacı tarafça gerçekleştirilen toplam 980.000 TL tutarındaki ödemenin, araç piyasa rayicinin yaklaşık 20.900 TL altında kaldığı, dolayısıyla piyasa koşullarından tamamen uzak veya olağan dışı bir fiyatlama niteliği taşımadığı değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, kurumsal otomotiv satış uygulamalarında araç satış işlemlerinin şirket tüzel kişiliği adına yürütülmesi, tahsilatların şirket hesapları üzerinden gerçekleştirilmesi ve satış sürecinin faturalandırma ile tamamlanması esastır. Somut olayda ise ödemelerin şirket hesabı yerine şahıs hesabına gönderildiği, ödemelerin farklı tarihlerde parça parça gerçekleştirildiği ve satış sürecinin kurumsal bayi uygulamalarına uygun şekilde yürütülmediği görülmüştür. III-) İNCELEME TARTIŞMA VE DEĞERLENDİRME: 1-) İncelemeye Konu Olan Mali Belgeler 1/1-) Davalı Tarafın Defterleri; Şirketin 2024-2025 yılı yevmiye, kebir, envanter defterinin tasdikine ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir. Yılı Defterin Cinsi Tasdik Makamı Tasdik Tarihi Yevmiye No. 2023 Envanter Defteri ... 62. Noterliği ... ...

2024 Envanter Defteri ... 62. Noterliği ... .... 2025 Envanter Defteri ... 62. Noterliği ... ...

Usul İncelemesi İbraz edilen 2023-2024-2025 yılı envanter defterlerinin açılış onaylarının, TTK Madde 64, 66 (Eski TTK. Madde 69,70/son 72/3) ve VUK madde 220-226 uyarınca yasal sürelerde ve usule uygun şekilde tasdik ettirildiği görülmüştür. Davalı şirketin,2024 yılı 2025/5 dönemi defterlerini elektronik ortamda tutulmaktadır. 2024 yılı ve 2025/5 dönemi şirketin elektronik ortamda tutulan defterlerin açılış dönemi işlemlerinin kaydedildiği yevmiye ve kebir defterlerine ilişkin e-defter beratlarının yasal sürede GİB bilgi sistemine yüklendiği görülmüştür. Defterlerin GİB Bilgi Sistemine Yüklendiği Yevmiye ETTN /Tekil No/Tarih bilgileri incelenmiştir. 1 sıra No'lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre gerçek ve Tüzel Kişiler için Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Gerçek ve Tüzel kişiler için Elektronik defter tutma sürecinde hesap döneminin ilk ayının beratının alınması açılış onay yerine geçecektir. ‘hükmü bulunmaktadır. Berat yükleme süresi, ilgili olduğu ayı takip eden üçüncü ayın son gününe kadar olduğundan, bu süreler içerisinde yapılan hesap döneminin ilk ayına ait berat yüklemeleri açılış onay yerine geçecektir. Aynı tebliğe göre Gerçek ve Tüzel kişiler için ''Elektronik defter tutma sürecinde hesap döneminin son ayının beratının alınması kapanış onayı yerine geçecektir. Hükmü bulunmaktadır. Buna göre davalı şirket 2023-2024-2025 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süre içersin yapıldığı görülmüştür. 1/3-) Yardımcı Muavin Defter Dökümleri, 1/4-) Ödeme Dekontları 2-) Defter ve Kayıtların Tespiti; Davacının Tarafından Sunulan Muavin Dökümleri Üzerinde Yapılan Tespitler; Davacının muavin hesaplarında ... Diğer Ticari Borçlar-... hesabı ve...Verilen Sipariş Avansları Hesabı açıldığı görülmüştür. 2/1-) Dönem incelememize konu teşkil eden davacı firmanın kayıtlarında dava konusu ödemelerin kaydedildiği 329.12 Diğer Ticari Borçlar-... hesabı ve 159.01 ... Verilen Sipariş Avansları muavin defter dökümü yevmiye maddeleri, ödeme bilgileri borç alacak durumunu gösteren tablo detaylı şekilde incelenmiştir. 01.01.2023-31.12.2025................TOPLAM CARİ HESAP: 930.000,00- TL’sı davacı lehine BORÇ bakiyesi verdiği görülmektedir. 159.01 hesapta davacı ... adına aşağıdaki ödemeleri gerçekleştirdiği, ödemelerin davacı lehine hesaba borç kaydedildiği tespit edilmiştir. 20.12.2023 tarihli 15 araç kapora bedeli 125.000,00 TL'sı ödemenin, 20.12.2023 tarihli 16 araç kapora bedeli 25.000,00 TL'sı ödemenin, 30.12.2023 tarihli 4 araç kapora bedeli 100.000,00 TL'sı ödemenin, 30.12.2023 tarihli 4 araç kapora bedeli 75.000,00 TL'sı ödemenin, 30.12.2023 tarihli 25 araç kapora bedeli 75.000,00 TL'sı ödemenin, 30.12.2023 tarihli 26 araç kapora bedeli 25.000,00 TL'sı ödemenin, 31.12.2023 tarihli 4.577,63 TL'sı virman kaydının davacı lehine borç kaydedildiği, tespit edilmiştir. 2023 yılından 2024 yılına hesabın 429.577,63 TL'sı borç bakiye ile devrettiği tespit edilmiştir. 329.12 hesapta davacı ...'e aşağıdaki ödemeleri gerçekleştirdiği, ödemelerin davacı lehine hesaba borç kaydedildiği tespit edilmiştir. 2023 yılından 2024 yılına hesabın 425.000,00 TL'sı borç bakiyeyle devrettiği görülmüştür. 10.01.2024 tarihli 18 araç kapora bedeli 125.000,00 TL'sı ödeme, 10.01.2024 tarihli 19 araç kapora bedeli 70.000,00 TL'sı ödeme, 31.01.2024 tarihli havale bedeli 105.000,00 TL'sı ödeme, 20.04.2024 tarihli havale 205.000,00 TL'sı ödeme, 30.06.2024 tarihlinde hesap görünen 930.000,00 TL'sı tutarın 195.02 numaralı iş avansına devredildiği tespit edilmiştir. 2/2-) Tüm yukarıdaki açıklanan işlemler neticesinde 31.12.2025 tarihli yardımcı muavin defter dökümünde 195.02 hesap kodlu ...’ in avans hesap numarasının 930.000,00 TL’sı davacı lehine borç bakiyesi verdiği tespit ve kontrolü yapıldı. Davalının Defter ve Kayıtları Üzerinde Yapılan Tespitler; Davalı tarafından sunulan 2023-2024-2025 yılı defterleri üzerinde yapılan tespitler; Davalının defterlerinde davacı adına açılmış herhangi muhasebe alt hesabı tespit edilememiştir. 2/2-) Davacının defterlerinde yıl sonu hesap kayıtları incelenmiş olup davacı adına devreden hesap tutarlarının olmadığı tespit edilmiştir. Netice İtibariyle Mali Hesap Yönünden :Davacının davaya dayanak yapmış olduğu 930.000,00 TL'sı ödemeyi defterlerinde ... hesabına kaydetmiş olduğu,...'den defterlerinde alacaklı olduğu, davalıya ticari defter kayıtlarında davacıyla ticari ilişkisini gösteren hesap, tutar, bakiye tespit edilemediği ve Önder Küçükle de ticari ilişkisi tespit edilemediği, davacının alacağının iddialar çerçevesinden hukuki ve teknik değerlendirme gerektirmektedir. Davacının alacağına zarar tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte talep etmiş olduğu, alacağı temerrüde düşüren ihtarname dosya içeriğinde görülememiş olup temerrüt tarihindeki belirsizlik nedeniyle işlemiş faiz hesabı yapılamamıştır. Finans/Nitelikli Hesap Yönünden: Dosya kapsamındaki teknik incelemeler, banka hareketleri, ticari kayıtlar, taraf beyanları, otomotiv piyasa rayiçleri ve mali veriler birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça dava konusu araç alımı amacıyla toplam 980.000,00 TL ödeme yapıldığı, davacı şirket kayıtları ve doğrudan banka transferleriyle doğrulanabilen kısmın 930.000,00 TL olduğu, araç bedelinin piyasa rayiçleriyle uyumlu bulunmasına karşın ödemelerin davalı şirket çalışanının şahsi hesabına yapılmasının olağan ticari ve kurumsal satış uygulamalarına aykırılık teşkil ettiği, bu durumun davacı yönünden TTK m.18/2 kapsamında basiretli tacir ölçütü çerçevesinde müterafik kusur değerlendirmesini gerektirdiği, ancak çalışan sıfatı, taraflar arasındaki güven ilişkisi ve satış organizasyonunun davalı şirket faaliyet alanı içerisinde gerçekleşmiş olması hususları birlikte dikkate alındığında TBK m.66 kapsamında adam çalıştıranın sorumluluğu yönünden davalı şirket bakımından hukuki sorumluluk koşullarının oluşup oluşmadığının Sayın Mahkemenin takdirinde bulunduğu, Mahkemece davalı sorumluluğunun kabulü halinde davacının ispatlanabilen zarar/alacak tutarının 930.000,00 TL, üçüncü kişi tarafından yapılan ödemenin de davacı hesabına kabul edilmesi halinde toplam 980.000,00 TL olarak dikkate alınabileceği..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü. TBK'nın 66.maddesine göre; ''Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz. Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir.'' Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmayıp, olağan sebep sorumluluğudur. Burada yasa ile adam çalıştırana genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü, bir gözetim ödevi yüklenmiştir. Adam çalıştıranın sorumluluğu kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Bu halde yukarıda sözü edilen objektif özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterli kabul edilmektedir. TBK'nun 52. Maddesine göre "Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir." Zarar görenin kendi kusurunda, kişinin kendisine zarar veren bir hareket tarzı söz konusudur. Zarar görenin kendi kusuru, akıllıca iş gören, mantıklı bir kişinin, kendi yararı gereği zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçması gereken bir eylemi olarak nitelendirilmelidir. Zarar görenin kusuruna ortak kusur, birlikte kusur veya müterafik kusur da denilmektedir (Tandoğan, Haluk; Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara, 1961, s. 318.). Müterafik (ortak) kusur, makul bir kimsenin kendi yararına sakınmak zorunda olduğu düşüncesiz, dikkatsiz bir hareket tarzıdır. Müterafik (ortak) kusur kasdi olabileceği gibi ihmal şeklinde de ortaya çıkabilir. Zarar görenin müterafik (ortak) kusuru tespit edilirken, aynen zarar verenin kusurunda olduğu gibi objektif kusur kriterlerine başvurulmalı, yani objektifleştirilmiş kusur kavramı esas alınmalıdır. Zarar görenin müterafik (ortak) kusuru illiyet bağını kesecek yoğunlukta ise zarar veren sorumluluktan kurtulacak ve tazminat ödemeyecektir. Buna karşılık zarar görenin müterafik (ortak) kusuru bu yoğunlukta değilse ortak sebep olarak tazminattan indirim sebebi teşkil edecektir. Zira bu hâlde zarar görenin kusuru, diğer ortak sebepler arasında kısmi bir sebep olarak zararın doğmasına veya artmasına katkıda bulunmuştur (Eren, s. 791). Başka bir deyişle zarar görenin davranışının illiyet bağını kesecek yoğunlukta olup olmadığı tespit edildikten sonra zarar görenin müterafik (ortak) kusuru belirlenerek sorumluluk paylaştırılıp tazminattan indirim yapılacaktır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi ...E ...K) Adam çalıştıran, yapılacak iş için uygun fikri, mesleki bilgi ve yeteneklere sahip bir kişi seçmekle yükümlüdür. Seçeceği yardımcı kişinin yapacağı iş için vasıflı, yeterli eğitim görmüş, yeni bilgi, yöntem ve tekniği özümsemiş ve izlemiş olmasını arayacaktır. Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmadığı için sorumluluk, kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlâliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir (Eren, s. 644). Borçlar Kanunu'nun BK'nın 55. (6098 Sayılı TBK'nın 66.) maddesinde ayrıca adam çalıştırana sorumluluğu kaldıracak nitelikte bir kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanınmıştır. Buradaki kurtuluş kanıtı niteliği itibariyle bir kusursuzluk kanıtı olmayıp, sorumluluktan kurtulma kanıtıdır. Bu nedenle adam çalıştıran zararın meydana gelmemesi için somut durumun gerektirdiği her türlü objektif dikkat ve özeni göstermiş olduğunu ispat ederse sorumluluktan kurtulacaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesinin 2. fıkrası uyarınca; 'Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.' Basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü; tacirin ticari örf ve adetleri bilmesini, iş çevrelerindeki teamüllere uymasını, yapacağı işlemlerde doğabilecek riskleri öngörerek rasyonel ve profesyonel bir özen göstermesini zorunlu kılar. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirketin bir ... model araç satın almak için davalı şirkette 2. El satış danışmanı olarak çalışan dava dışı ... ile irtibata geçtiği, irtibatın davalı şirketin resmi elektronik posta hesabıyla veya adına kayıtlı telefonla değil, dava dışı çalışanın cep telefonu ile ... uygulaması üzerinden gerçekleştirildiği, toplam 930.000TL olan ödemelerin dava dışı çalışanın şahsi hesabına yapıldığı, sektör bilirkişisinin tespit ettiği üzere satışın fatura ve şirket kayıtları üzerinden yürütülmesi ve çalışan şahsi hesabına parça parça ödeme alınmaması gerektiğinden, somut ödeme yönteminin olağan ticari ve kurumsal otomotiv satış uygulamalarıyla uyumlu olmadığı, TTK'nın 18/2. Maddesi uyarınca basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacının bu eyleminin, asgari ticari özen ve basiret yükümlülüğünün ihlali olduğu , davacı tacirin kendi ağır kusuruyla parayı şirket dışı bir şahsi hesaba yatırmış olması, eylemi galeri faaliyeti kapsamından çıkardığı ve TBK'nun 52. Maddesi uyarınca dava dışı çalışanın eyleminden zarar gören davacının ağır kusuru ile zararın artmasına neden olduğu, davacı tarafça davalı şirket yetkilisi ...'nun soruşturma dosyasındaki beyanının ikrar niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de çalışanın suç oluşturan eylemlerinin sonradan öğrenildiğine ilişkin beyanın ikrar kapsamında olmadığı, iletişimin ve para transferinin davalı şirket gözetimi dışında yapılması karşısında davalı şirketin faaliyeti kapsamında çalıştırdığı ...'ün çalışmasında objektif özen yükümlülüğünü ihlal ettiği sonucuna ulaşılamayacağı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre hesap edilen 732-TL. maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 427,60-TL. harç ile 15.883-TL. Islah harcının toplamı olan 16.310,60-TL'sından mahsubu ile fazla alınan 15.578,60-TL'nın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 145.500-TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600-TL. arabuluculuk ücretinin tamamının, davacıdan tahsiliyle hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize ya da en yakın Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.29/09/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

¸Bu evrak 5070 sayılı Yasa gereğince elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/635, K. 2026/589, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-635-e-2026-589-k-20b637c04806