İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/2386 E. 2026/293 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2386
- Karar No
- 2026/293
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/2386 Esas KARAR NO : 2026/293
DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 23/10/2026 KARAR TARİHİ : 26/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP :Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin haklı alacağının tahsili amacıyla İstanbul... İcra Müdürlüğü... E. sayılı dosyası ile davalı borçlu ... A.Ş. aleyhine icra takibi ikame edildiğini, takibin kesinleşmesinin akabinde borçlu şirketin banka hesaplarına yazılan 89/1 haciz müzekkerelerine verilen cevaplarda hesaplarda para bulunmadığı ve banka rehni olduğunun görüldüğünü, borçlu yana ait menkul ve gayrimenkul bulunmaması sebebiyle İstanbul ... İcra Dairesi’nin ...E. sayılı dosyası kapsamında 06.07.2026 tarihinde Huzur Mahallesi Azerbeycan Caddesi... Blok No: ... ... Sarıyer/İstanbul adresinde haciz işlemi gerçekleştirildiğini, bina güvenlik görevlisinin beyanı, Ticaret Sicil kayıtları ve tabeladan anlaşılacağı üzere bu adresin borçlu şirket ile diğer davalıların fiili ticari faaliyet adresi olduğunu, davalı borçlu ile diğer davalı şirketler arasında organik bağın da ötesinde ilişki bulunup adeta aynı kişi olduklarını, şirketlerin temsilcilerinin aynı kişilerden oluştuğunu, faaliyet alanları ve konularının birebir örtüştüğünü, yönetim ve organizasyon süreçlerinin aynı olduğunu, davalı şirketlerin tüzel kişilik perdelerini kötüye kullanarak alacaklıdan mal kaçırdığını ve alacağın tahsilini engellediğini belirterek tüzel kişilik perdesinin kaldırılması suretiyle davamızın kabulüne ve diğer davalıların asıl borçlu şirketin borcundan sorumlu tutulmalarını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı taraflara dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Ticari davalar TTK. 4. maddesinde; mutlak ve nispi ticari dava olarak düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklarda ise; nispi ticari dava sözkoınusu olup, ticaret mahkemesi görev alanı içinde kalacaktır. TTK.'nın 5. maddesine göre; Asliye Ticaret Mahkemeleri, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevlidir. Uygulamada borçlunun, gerçekte kendi adına edinmek üzere bedelini ödediği bir mal varlığı unsurunu alacaklılarından kaçırmak amacı ile yakını, organik bağ içerisinde olduğu gerçek yada tüzel kişi adına edinmiş olması halinde, tasarrufun (hukuki işlem) dışarıdan üçüncü kişiler arasında yapılmış görünmesine rağmen, gerçekte bedeli borçlunun mal varlığından çıkmış fakat karşılığı borçlunun arkasına gizlendiği gerçek yada tüzel kişinin mal varlığına girmiştir. Namı müstear (inançlı işlem) ile gizlenmiş muvazaalı işlemler hakkında iptal davaları açılabileceği Yargıtay uygulamaları ile kararlılık kazanmıştır. (-Yargıtay HGK'nin 12.10.2001 gün ve 2001/2-515 E., 605 K sayılı; 17.Hukuk Dairesinin 20.06.2011 gün ve 2010/11090 E.-2011/6367 K. sayılı kararları-) 6100 sayılı HMK'nın 2/1.maddesi hükmüne göre malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yine aynı maddenin 2. fıkrasına göre HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Muvazaaya dayanan davalar ile İİK'nın 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davaları için gerek HMK, gerek TBK, gerekse İİK'da görevli mahkemeye ilişkin özel bir düzenlemeye yer verilmediğinden genel hükümlere göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerekecektir. Bu hususta Yargıtay HGK'nın 10.02.2016 gün, 2014/17-2389 Esas ve 2016/129 Karar sayılı kararında "...tasarrufun iptali davasında ya da somut olayda olduğu gibi TBK’nın 19. maddesi gereğince ve İİK’nın kıyasen uygulanması istemli olarak açılan davalarda alacaklı ile borçlu taraflar arasındaki ticari nitelikteki alım satım ya da banka alacağını oluşturan ticari ya da genel kredi sözleşmeleri görevin belirlenmesinde dikkate alınamayacaktır. Ne tasarrufun iptali davası, ne de TBK.m. 19 gereğince İİK’nın 283. maddesinin kıyasen uygulanması istemli muvazaa davası TTK’nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ya da nispi ticari dava niteliğine haiz olduğundan 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesi gereğince genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görev alanında kalmaktadır." şeklinde karar verilerek görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu belirlenmiştir. Yine emsal nitelikte ki Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 09/04/2018 tarih, 2016/8983 E. ve 2018/3951 K. sayılı kararında da " ...Dava, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Tasarrufun iptali, davaları mutlak ticari dava niteliğinde olmayıp şahsi nitelikte ve borçlunun tasarruflarına yönelik bulunduğundan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevine girmektedir." şeklinde karar verilmiştir. Hal böyle olunca da ilk derece mahkemesince, davanın TTK'nın 4. maddesi kapsamında nispi yada mutlak ticari dava olmadığı, bu nedenle Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmayacağı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından dava şartı yokluğu sebebiyle davanın USÛLDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nin GÖREVLİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE, 3-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 20/1 maddesi uyarınca,kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin Mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesi için başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4-Yargılama giderinin görevli Mahkemece değerlendirilmesine, 5-Usul ekonomisi ilkesi gereği; dosya üzerinden görevsizlik kararı verildiğinden, kararın HMK madde 27/1-2 uyarınca taraflara tebliğine, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. .26/10/2026
Katip E-imzalı
Hakim E-imzalı