Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1105 E. 2026/1435 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1105
- Karar No
- 2026/1435
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 5. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1105 KARAR NO : 2026/1435
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 03/04/2025 NUMARASI : 2024/731 Esas 2025/373 Karar DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : Menfi Tespit İstinaf Yoluna Başvuran(lar) DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... TALEP KONUSU : Mahkeme Kararının Kaldırılması İSTİNAF KARAR TARİHİ : 09.06.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09.06.2026 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/04/2025 tarih ve 2024/731 Esas 2025/373 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE : Davacının; 2020 yılı haziran ayı ile 05.04.2023 tarihleri arasında ... plakalı aracı ... ın ( ... ) firmasından uzun süreli olarak kiraladığını, önceden belli olmayan hgs geçiş ücretleri, trafik cezaları, sürücü kusuru nedeniyle oluşabilecek trafik kazaları nedeniyle doğacak maddi hasarlar v.b meblağları garanti altına almak için oto kiralama sözleşmesi ekinde sadece isim ve imza olan kambiyo senedini düzenleyip verdiğini, senet alacaklısı olarak " ... ( ... ) " isimli şahıs yazıldığı için senedin araç kiralama ile ilgili olduğu açıkça belli olduğunu, araç kiralamalarında araç kiralama faaliyetlerinin anlık olarak kolluk kuvvetlerine bildirme zorunluluğu bulunduğunu, ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulu KABİS' e anlık olarak bildirmek zorunluluğunun olduğunu, araç kiralama firmalarının bu konulara ait bilgi ve belgeler ile kayıtları firmalarında her an hazır tutma zorunluluğunun olduğunu, davacı aleyhine .... İcra Dairesi 2024 / 3017 Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla başlatılan takibin, sadece isim ve imza yazılı olan boş kambiyo senedinin ... tarafından 01.08.2023 Düzenleme Tarihi, 10.08.2023 Vade Tarihi ve 52.000.-TL Bedel yazılarak hukuka aykırı bir şekilde gerçekleştirilmeye çalışıldığını, bu takibin iptali için .... İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde 2024 / 284 Esas sayılı dosyada başvuruda bulunduğunu, Mahkemeden; ... Plakalı aracın kiralama özgeçmişi için Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki KABİS' den gerekli kayıtların istenmesini talep etmesine rağmen eksik tahkikat sonucunda takibin iptalinin gerçekleşmediğini, bu kayıtlar celp edilseydi 05.04.2023 tarihinde kiralık aracı teslim ettiğinin açıkça anlaşılacağını, aracı teslim ettikten üç ay sonra düzenleme tarihi atılmasının, senedin imzalı boş olarak verildiğinin ve sonradan lehtar tarafından zorunlu kısımlarının doldurulduğu ve böyle bir borcun olamayacağının anlaşılacağını, 01.08.2023 Düzenleme Tarihli 10.08.2023 Vade Tarihli 52.000.- TL Bedelli Bonoya sadece imza attığını, diğer zorunlu unsurların Lehdar ... ( ... ) tarafından doldurulduğunu, bu durumun, takibe konu edilen bononun kambiyo senedi niteliğine haiz olmadığını ve takibin hukuka aykırı olduğunu, gerektiğinde Kriminal İnceleme talep ettiğini, mahkememizce ... Plakalı aracın kiralama özgeçmişinin Emniyet Genel Müdürlüğü KABİS ile Oto Kiralama Firmasından zorunlu tutması gerekli bilgi ve belgelerin istenmesi halinde haklılığının ortaya çıkacağını ve 01.08.2023 Düzenleme Tarihli 10.08.2023 Vade Tarihli 52.000.- TL Bedelli Bono açısından Lehtarın Türk Ceza Kanunu” nun 209. Maddesi uyarınca veriliş amacına aykırı olarak açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunun, Türk Ceza Kanunun 207. Maddesi uyarınca özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinin ortaya çıkacağını, ... Plakalı aracı ... a 05.04.2023 tarihinde teslim ettiğini ve aynı gün ... Plakalı Aracı ... firmasından kiraladığına dair oto tamircisi ... isimli şahsın tanık olduğunu, bu durumdan dolayı mağduriyetler yaşadığını, arabuluculuk başvurusu sonunda anlaşmanın sağlanılamadığını, tüm bu nedenlerle bahsi geçen borçlardan dolayı 52,000.- TL tutarlı Senet Bedeli ile 10.000.- TL tutarlı reeskont faizi yükümlülüğünün olmadığının tespit edilmesini, teminata hükmedilmesi halinde teminatın davalıya iadesini önlemek amacıyla ihtiyatı tedbir kararı alınmasını, davalının %30 oranında tazminata hükmedilmesini, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI : İlk derece mahkemesince; " Davanın KABULÜ ile; Davacının .... İcra Müdürlüğünün 2024/3017 esas sayılı dosyasında takibe konu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine "şeklinde karar verildiği görülmüştür. DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Yargılamaya konu bu dosyada davalı ..., açılan davadan usulüne uygun şekilde haberdar edilmediğini, bu durum yalnızca hukuki dinlenilme hakkının (HMK m.27) ihlali değil; aynı zamanda hukuk devleti ilkesine de aykırı olduğunu, tebligat işlemlerinin usulsüz yapıldığı ve müvekkilinin mahkemeye cevap verme imkânından fiilen mahrum bırakıldığını, dosya kapsamındaki tebligat evraklarının şekli ve içeriğinden açıkça anlaşıldığını, bu nedenle mahkemece yapılan yargılamanın usule aykırı olduğunu ve kararın bu haliyle açıkça hükümsüz olduğunu, bu noktada davada şu sorunun cevabı hayati önem taşıdığını, “Eğer gerçekten davalının borcu yoksa ve senet geçersizse, o halde bu senet neden mevcuttur? Davacı neden imzaya açıkça itiraz etmemiştir?” Bu soruların cevabı, senedin varlık sebebine ilişkin ispata yönelik yükümlülüğünü davacıya yüklediğini, zira senedi elinde bulunduran kişi, hem borcun varlığını hem de senedin geçerliliğini yazılı delille ispatla yükümlü olduğunu, davalının cevap dilekçesi sunamamış olması, imzayı kabul ettiği veya borcu ikrar ettiği anlamına gelmediğini, HMK m.128/1 açıkça “cevap verilmemesi inkâr olarak kabul edilir” dediğini, davacının kötü niyetli davrandığı mahkemeyi yanıltıcı bir yargı sürecine sevk ettiği kanaatinde olduklarını, bu hususun istinaf incelemesinde re’sen dikkate alınması gerektiğini, somut olayda davacı tarafından imzalanıp ...’a verilen senette bu unsurlardan imzanın var olduğu kabul edilmekle, senetin kambiyo vasfında olduğunu, keşidecinin senedi imzalarken hangi edime karşılık verdiği veya hangi amaçla verdiği, ancak yazılı senet metninden farklıysa gerçek iradesi mahkemece tespit edilerek hükme esas alınması gerektiği, öte yandan senet verme işlemi yetkili bir temsilci tarafından yapılmışsa, Türk Borçlar Kanunu m.40 uyarınca temsil olunan bakımından bağlayıcı olduğunu, örneğin müvekkili ...’ın şirketinin bir yetkilisi söz konusu senedi alacaklıya teslim etmişse bu işlem ...’ı doğrudan bağladığını, aynı şekilde, davacı senedi imzalamışsa, bu işlem kendi hesabına olduğunu, somut uyuşmazlıkta davacı tarafından düzenlenip verilen senedin arkasında taraflarca imza konusunda anlaşmazlık bulunmadığından, temsil meselesi mahiyet değiştirici olmadığını, irade hususunda ise, senedin hangi borç veya teminata ilişkin olarak verildiği yargılama konusu yapılabilir; ancak yazılı senet metninde aksi bir ifade yoksa, TBK m.19 kapsamında her halükârda keşidecinin gerçek iradesi esas kabul edileceğini, somut olayda davacı, senedin kötüye kullanıldığını iddia etmektedir; davacı bu iddiasına ancak senet üzerindeki tahrifat ve doldurma işlemlerine ilişkin belgelerle (örneğin tarih değişimi raporları, dolum makbuzları vb.) ispat sağlaması gerektiği, davacının bu yönde ortaya koyduğu herhangi bir yazılı delil bulunmadığı gibi, yerleşik uygulamaya göre açık senedin kötüye kullanılmasına ilişkin iddialar tanıkla değil yazılı delille desteklenmesi gerektiği, dolayısıyla davacı, bütün belgeleriyle birlikte ispat yükünü yerine getirmesi gerektiğini, (TBK m.18-19 ve TTK m.680 uyarınca), somut olayda mahkeme, davalının cevap vermemesi üzerine davayı olduğu gibi kabul ettiğini; oysa hukuka göre bu durum davacının iddialarının sabit olduğunu göstermediğini, aksine davacı, senedin alacaklıya meşru bir edim karşılığı verildiğini ispatla yükümlü olduğunu, alınan cevap alamama (varsayılan inkâr) halinde dahi, kendisini borçlu kılan yazılı belgenin geçersizliğini veya hukuka aykırılığını ileri sürenin bu iddiasını kanıtlaması gerektiğini, aksi takdirde yargılama usulüne ve HMK hükümlerine aykırı bir şekilde hüküm verildiği ileri sürülebileceğini, müvekkili ... lehine kendilerince; taraflar arasında mücerret borç ikrarı içeren bono düzenlendiğini, bu senede ilişkin her türlü risk (borç yükümlülüğü vs.) senedi imzalayan tarafın üstüne kaldığını, dolayısıyla davacının açığa imza iddiasını ispat edememesi halinde senet geçerliliğini korur ve menfi tespit talebi reddedilmesi gerektiğini, sonuç olarak yukarıda izah edilen mevzuat hükümleri ve Yargıtay içtihatları dikkate alındığında, yerel mahkemenin esastan kabul kararı usul ve yasaya uygun bulunmadığını, savunmalarının ve ispat yükümlülüğünün dağılımı çerçevesinde müvekkili lehine sonuç alınması için istinaf yoluna başvurulması gerektiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf talepleri doğrultusunda kaldırılmasını vekaleten talep etmiştir. İstinaf dilekçesine cevap veren davacı vekili dilekçesinde özetle; Karşı tarafın yapmış olduğu istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. KABUL VE GEREKÇE: Dava, araç kira sözleşmesi uyarınca davalıya verilen bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup, Davacı vekili, .... İcra Müdürlüğünün 2024/3017 esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde davalı alacaklı tarafından davacı takip borçlusu hakkında 01.08.2023 tanzim, 10.08.2023 vade tarihli 52.000,00 TL bedelli bonodan kaynaklı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. İlk derece mahkemesinceDavacının .... İcra Müdürlüğünün 2024/3017 esas sayılı dosyasında takibe konu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, davalı vekilince karar istinaf edilmiştir. 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun sulh hukuk mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1/a bendi gereğince kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar sulh hukuk mahkemesinin görevine girmektedir. Mülga 1086 Sayılı HMUK'dan farklı olarak bu düzenlemede miktar ayırımı yapılmaksızın tahliye, alacak, tazminat, kiracılık sıfatının tespiti gibi tüm kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yeri sulh hukuk mahkemesi olarak gösterilmiştir. Somut olayda, davacı tarafça, taraflar arasında araç kiralanması konusunda kira sözleşmesi yapıldığı,.... İcra Müdürlüğünün 2024/3017 E. sayılı dosyasında takibe konulan 52.000,00 TL bedelli bononun bu sözleşme kapsamında davacı tarafından davalıya verildiği iddia edilmiştir. Davacının davalıya dava konusu bono nedeniyle borçlu olup olmadığının taraflar arasındaki kira sözleşmesi uyarınca değerlendirilmesi gerekmektedir. (Benzer konuda Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2016/4562 E. 2016/7085 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere) Açıklanan nedenlerle; İlk derece mahkemesince Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmadığından kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-a(3) maddesi gereğince kaldırılması gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince kararın esası incelenmeden KALDIRILMASINA, 2-Görev ile ilgili karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine İADESİNE, 3-İstinaf başvurusu sırasında peşin alınan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine, 4-İstinaf başvuru harcı ve diğer istinaf giderlerinin yargılama masrafı olarak İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmesine, 5-Karar tebliği, harç ve diğer usulî işlemlerin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 302/5 ve 359/4 maddeleri gereğince İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09.06.2026 Başkan-... Üye-... Üye -... Katip-... ¸e-imza ¸e-imza ¸e-imza ¸e-imza