İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/327 E. 2026/424 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/327
- Karar No
- 2026/424
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/327 KARAR NO : 2026/424
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/04/2023 KARAR TARİHİ : 04/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 05/04/2026 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; davacılar ..... ve ..... Motorlu Araçlar Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine, davalı .... tarafından Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. sayılı dosyası üzerinden, 05.03.2023 keşide tarihli, ..... seri numaralı ve 10.750.000,00 TL bedelli çeke istinaden icra takibi başlatıldığını; Takibe konu çekin, dava dışı keşideci ..... Motorlu Araçlar San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin dava dışı ......'a olan borcu nedeniyle teminat amacıyla keşide edildiğini, çekin tarihsiz olarak düzenlenmesinin de teminat olarak verildiğini doğruladığını; davacı ......'dan garantör olmasının istenmesi üzerine davacılar tarafından çekin garantör sıfatıyla ciro edildiğini; Asıl keşideci ..... Motorlu Araçlar'ın ......'a borcunu ödememesi üzerine, çekte cirosu bulunan davacılar tarafından bir kısım çek ve bir kısım aracın devri suretiyle söz konusu borcun ödendiğini; tarafların ortak arkadaşı olan davalı .....'ın, çekin alınacağı yere yakın olması sebebiyle çeki teslim alabileceğini söyleyerek çeki aldığını; çeki iptal edip keşideci bankaya teslim edeceğini beyan ettiğini, hatta çekin ön ve arka yüzüne 'iptal' yazılı görüntüsünü davacıya ..... üzerinden gönderdiğini; Buna rağmen davalının çeki ne iptal ettiğini ne de bankaya teslim ettiğini; çeki bu kez kendi adına ciro etmek suretiyle haksız ve mesnetsiz biçimde icra takibine koyduğunu; asıl borç ödendiğinden teminat olarak verilen çekin bedelsiz kaldığını, davalının haklı hamil olmadığını ve çekin bedelsizliğini bilerek hareket ettiğini, davalının bu kötü niyetinin gerek ..... yazışmaları gerekse tanık beyanları ile sabit olduğunu; Cevaba cevap ve beyan dilekçelerinde ise; her iki davacı arasında birlikte dava açmada hukuki yarar bulunduğunu, harcın tensip kararı uyarınca süresinde tamamlandığını, menfi tespit davalarının bir miktar paranın ödenmesi talebini içermemesi nedeniyle dava şartı arabuluculuğa tabi olmadığını; bedelsizlik def'inin kişisel bir def'i olmakla birlikte, TTK m. 687/1'in son cümlesi uyarınca hamilin senedi 'bile bile borçlu zararına' iktisap etmesi hâlinde hamile karşı da ileri sürülebileceğini, bu hususun tanık dâhil her türlü delille ispatlanabileceğini (Yargıtay 19. HD 2017/4471 E. 2019/5638 K.; YHGK 2021/19-659 E. 2022/82 K.) beyanla; Davacıların davalıya hiçbir borcunun bulunmadığının, Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. sayılı takibine ve takibe konu çeke dayalı olarak borçlu olmadıklarının tespitine, takibin iptaline, davalının kötü niyetle takip yapması nedeniyle takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, takibin teminatsız olarak durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA; Davalı vekilinin 12/05/2023 havale tarihli mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; usule ilişkin olarak, her bir davacı çeki ayrı ayrı ciro etmiş olduğundan ayrı dava açılması gerektiğini, tek harç yatırılarak iki davacı adına dava sürdürülmesinin usule aykırı olduğunu; menfi tespit davasının kısmi olarak açılamayacağını, harca esas değer ile sonuç-istem arasındaki çelişki ve eksik harç nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini; menfi tespit davalarının da konusu para alacağı olduğundan dava şartı arabuluculuğa tabi bulunduğunu ileri sürmüştür. Esasa ilişkin olarak; çekin bir ödeme aracı olduğunu, poliçe ve bonodan farklı olarak kredi (teminat) işlevini haiz bulunmadığını, çek üzerinde herhangi bir teminat kaydı yer almadığını, teminat iddiasında bulunan tarafın bu hususu yazılı delille ispat etmesi gerektiğini (HMK m. 200-201); bedelsizlik def'inin kişisel bir def'i olduğunu ve TTK m. 687/1 uyarınca düzenleyen veya önceki hamillerle olan ilişkilere dayanan def'ilerin başvuran hamile karşı ileri sürülemeyeceğini; Müvekkili ile davacılar arasında uzun yıllara dayanan ticari ve şahsi ilişki bulunduğunu, müvekkilinin davacılardan ve dava dışı ..... Motorlu Araçlar'dan ..... marka aracı temin etmelerini istediğini, aracın bedelini ödediği gibi ayrıca borç para da verdiğini, ancak aracın teslim edilmediğini; ortaklıklarını sona erdirme aşamasındaki davacı ve dava dışı şirketin, verilen borç para ile teslim edilemeyen aracın güncel bedelinin toplamı olan 10.750.000,00 TL bedelli çeki müvekkiline verdiğini; bu hususun savcılık soruşturmasındaki ifadeler (.....), tanık beyanları ve ..... yazışmaları ile sabit olduğunu; davacı tarafça sunulan .... görüntülerinin ve 'iptal' yazılı çek fotokopisinin denetime elverişsiz ve üzerinde oynanmış olduğunu beyanla; Davanın reddine, davacıların kötü niyetle dava açtığının anlaşılması hâlinde %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine ve yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE : Dava, kambiyo senedine (çeke) dayalı bedelsizlik iddiasıyla açılan menfi tespit istemine ilişkindir (İİK m. 72; HMK m. 106). Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri ile yargılama ön şartları denetlenmiş, uyuşmazlık konuları resen belirlenmiş ve taraflarca gösterilen deliller toplanmıştır. Dava kıymetli evraktan kaynaklandığından TTK m. 4/1-d ve m. 5 uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olup mahkememiz görevlidir. Takibe konu icra takibi yargı çevremizdeki Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü nezdinde başlatıldığından, İİK m. 72/8 uyarınca menfi tespit davasının takibin yapıldığı yer mahkemesinde açılması mümkün olup mahkememizin yetkisi bulunmaktadır; davalının yerleşim yerinin başka bir yargı çevresinde bulunması, takip yeri mahkemesine tanınan seçimlik yetkiyi ortadan kaldırmaz. Davalı tarafça ileri sürülen usule ilişkin itirazlar yönünden; (i) çekte ciro silsilesinde yer alan davacılar arasında HMK m. 57 anlamında ihtiyari dava arkadaşlığını mümkün kılan hukuki ve fiilî bağlantı bulunduğundan ve birlikte dava açmakta hukuki yararları mevcut olduğundan, tek dilekçe ve tek harçla dava açılması davanın görülmesine engel teşkil etmemiş; harca esas değere ilişkin eksiklik tensip kararıyla davacılara tamamlattırılarak giderilmiştir. (ii) Menfi tespit davası bir eda davası olmayıp, bir miktar paranın ödenmesi değil, ödenmemesi gerektiğinin (borçlu olunmadığının) tespiti istemini içerdiğinden, TTK m. 5/A anlamında dava şartı arabuluculuğa tabi değildir; bu husus İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin 30.12.2019 tarih, ..... E. ..... K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Bu itibarla davalının usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.(Davanın açılış tarihi itibariyle yapılan değerlendirme) A) UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE TOPLANAN DELİLLER Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacıların, davalı tarafından başlatılan ve Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. sayılı dosyası ile yürütülen icra takibine konu 05.03.2023 keşide tarihli, ..... seri numaralı, 10.750.000,00 TL bedelli çekten dolayı borçlu olup olmadıkları; çekin bedelsiz kalıp kalmadığı; bedelsizlik iddiasının ciro yoluyla hamil konumundaki davalıya karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği ve takibin haksız ve kötü niyetli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Yargılama kapsamında; Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. sayılı icra dosyası, dava konusu çek ve ciro silsilesine ilişkin belgeler, tarafların ve dava dışı ..... Araç Kiralama Ltd. Şti.'nin 2022-2023 yıllarına ait ticari defter ve kayıtları, ticaret sicil kayıtları, taraflarca sunulan ..... yazışmaları, davacı tarafça sunulan 'iptal' ibareli çek görüntüleri ve davacı ile davalı tanıklarının beyanları celp ve tespit edilmiş; dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Dava konusu çekin ciro silsilesi; ..... Motorlu Araçlar (keşideci) > ..... Motorlu Araçlar (lehtar) > .... (ciranta) > .... (son hamil) şeklindedir. Buna göre davalı ...., çeki ciro yoluyla iktisap etmiş son hamil konumundadır; davacılar ise çekin lehtarı ve ilk cirantası sıfatına haizdir. Bu yapı, aşağıda ayrıntılı biçimde açıklanacağı üzere ispat yükünün ve def'i rejiminin belirlenmesinde belirleyici niteliktedir. B) BİLİRKİŞİ HEYETİ RAPORU Mahkememizin ara kararı uyarınca, tarafların ve dava dışı ..... Araç Kiralama Ltd. Şti.'nin ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde inceleme yapmak üzere oluşturulan bilirkişi heyeti (Prof. Dr. Murat ATALI - medeni usul ve icra-iflas hukuku; Doç. Dr. Emrah KULAKLI - medeni ve borçlar hukuku; Burcu CENGİZ - SMMM) tarafından sunulan 13.01.2026 tarihli raporda özetle şu tespitlere yer verilmiştir: - Davacı ..... Motorlu Araçlar şirketinin 2022 ve 2023 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, 2023 yılı e-defter beratlarının GİB onaylı olarak süresinde alındığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu; ancak davaya konu 10.750.000,00 TL bedelli çekin davacı ..... Motorlu Araçlar kayıtlarında bulunmadığı; davacının çek keşidecisi dava dışı ...... Motorlu Araçlar'dan 01.01.2023 itibarıyla 7.265.455,47 TL alacaklı göründüğü ve bu bakiyenin 31.12.2023 itibarıyla aynı tutarda devam ettiği. - Dava konusu çekin, takip alacaklısı davalı..... ile davacılar arasında doğrudan bir hesap ilişkisine veya muhasebe kaydına dayanmadığı; davacının kayıtlarındaki alacağın çek keşidecisi ..... Motorlu Araçlar'a ait olduğu. - Heyetin hukukçu üyeleri tarafından; kambiyo senedinin soyutluğu ilkesi gereği hamilin alacağını yalnızca senede dayandırabileceği, temel ilişkiyi ispat zorunda olmadığı; buna karşılık bedelsizlik iddiasının ispat yükünün borçlu davacıda bulunduğu; davaya konu hukuki ilişki ve iddiaların HMK m. 200'deki senetle ispat sınırını aştığı, bu nedenle bedelsizliğin kural olarak yazılı delille (senede karşı senetle) ispatının gerektiği; davacı tarafça sunulan ..... yazışmalarının bedelsizliği açık biçimde ortaya koyar nitelikte ve güvenilir bir delil başlangıcı sayılamayacağı; tanık beyanlarının ise kendi içinde çelişkili olduğu, bir kısım tanığın çekin teminat amacıyla verildiğini ve borcun ödendiğini, iki tanığın ise çekin teslim edilemeyen araç bedeli karşılığında bağımsız bir ticari borca dayalı olarak verildiğini ve borcun devam ettiğini beyan ettiği; delil başlangıcı ile desteklenmeyen salt tanık anlatımlarına dayanılarak hüküm kurulamayacağı; sonuç olarak menfi tespit talebine konu bedelsizlik iddiasının HMK'da öngörülen ispat koşullarını sağlamadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporu, dosya kapsamı ve toplanan delillerle uyumlu, gerekçeli ve denetime elverişli bulunduğundan; hukuki nitelendirme ve nihai takdir münhasıran mahkememize ait olmak kaydıyla (HMK m. 33, m. 282), aşağıda yapılan değerlendirmede maddi tespitler yönünden esas alınmıştır. C) ÇEKİN HUKUKİ NİTELİĞİ, SOYUTLUK İLKESİ VE BEDELSİZLİK KAVRAMI Çek, TTK m. 780 ve devamı maddelerinde düzenlenen, hukuki niteliği itibarıyla bir havale işlemini içeren ve kanunen emre yazılı sayılan bir kambiyo senedidir. Kambiyo senetleri, üzerinde yer alan hakkın temel borç ilişkisinden bağımsız olduğu, soyut (mücerret) nitelikteki kıymetli evraktandır. Bu ilke uyarınca senedin geçerliliği herhangi bir sebebe bağlı olmayıp, kambiyo taahhüdü TBK m. 18 anlamında soyut bir borç ikrarı niteliğindedir. Hamil, alacağını yalnızca senet metnine dayanarak talep edebilir ve taahhüdün sebebini (temel ilişkiyi) açıklamak yahut ispatlamak zorunda değildir; alacağın varlığı kanun gereği bir karine olarak kabul edilir (bu yönde YHGK 29.04.2021 tarih, 2017/40 E. - 2021/542 K.). Çekte bedelsizlik, kambiyo senedinin düzenlenmesine neden olan temel hukuki ilişkinin hiç doğmamış olması, geçersizliği veya sona ermesi nedeniyle bu ilişkiden kaynaklanan temel alacağın hukuken mevcut olmaması hâlini ifade eder. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasında esas alınan husus, soyut nitelikteki kambiyo senedinin varlığı değil, senedin ihdasına neden olan temel alacağın hukuken mevcut olup olmadığıdır. Davacı tarafça ileri sürülen 'teminat çeki' iddiası da özünde bedelsizlik iddiasına dayanmaktadır. Bir kambiyo senedinin teminat amacıyla verilmesi, tek başına ve doğrudan senedin bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkmasıyla senet bedelsiz hâle gelir. Dolayısıyla davacıların hem 'teminat çeki' hem de 'borcun ödenmesiyle bedelsiz kalma' yönündeki iddialarının hukuki dayanağı, temel alacağın sona erdiği (ödendiği) vakıasının ispatına bağlıdır. D) İSPAT YÜKÜNÜN DAĞILIMI VE BEDELSİZLİK DEF'İNİN CİRO YOLUYLA HAMİL OLAN DAVALIYA KARŞI İLERİ SÜRÜLEBİLİRLİĞİ (TTK m. 687/1 ve m. 818) Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıdadır (HMK m. 190; TMK m. 6). Ne var ki kambiyo senedinde borçlu davacı, borcun temel ilişkisinin hiç doğmadığını ya da sona erdiğini ileri sürerek bedelsizlik savunmasında bulunduğunda, kambiyo senedinin yarattığı borç karinesini çürütmek bizatihi davacının üzerine düşer. Diğer bir anlatımla, bedelsizlik iddiasıyla açılan menfi tespit davasında ispat yükü, soyutluk ilkesinin kanuni sonucu olarak ters çevrilmiş ve senedin bedelsiz olduğunu ileri süren borçlu davacıya geçmiştir. Bu husus Yargıtay'ın yerleşik içtihadıyla da sabittir (Yargıtay 15. HD 21.09.1989 tarih, 1989/1254 E. - 1989/3739 K.: 'Çekin teminat veya borç senedi gibi herhangi bir hukuki ilişki nedeniyle verildiğini iddia eden taraf bu hususu ispat etmekle yükümlüdür.'). Somut olayın ayırt edici ve belirleyici özelliği, davalı .....'ın çekin lehtarı değil, ciro silsilesi içinde çeki devralan SON HAMİL konumunda bulunmasıdır. Davacıların ileri sürdüğü bedelsizlik (çekin, dava dışı ..... Motorlu Araçlar'ın dava dışı .....'a olan borcu için teminat olarak verildiği ve bu borcun ödenmesiyle bedelsiz kaldığı) iddiası, niteliği itibarıyla temel borç ilişkisinden kaynaklanan KİŞİSEL (ŞAHSİ) BİR DEF'İDİR. Kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesinin doğal sonucu, keşideci/önceki ilgililer ile lehtar arasındaki temel borç ilişkisindeki sakatlıkların kural olarak ciro yoluyla senedi devralan iyiniyetli hamile ileri sürülememesidir. Bu kural TTK m. 687/1'de düzenlenmiş olup, m. 818/1 yollamasıyla çekler hakkında da uygulanır. Anılan hükme göre: 'Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.' Bu düzenleme karşısında, davacıların bedelsizlik def'ini ciro yoluyla hamil olan davalı .....'a karşı ileri sürebilmeleri, ancak davalının çeki iktisap ederken BİLE BİLE BORÇLU ZARARINA HAREKET ETTİĞİNİ (kötü niyetli iktisabını) ispatlamalarına bağlıdır. Nitekim davacılar da bu hukuki çerçeveyi benimseyerek, dayandıkları Yargıtay 19. HD 26.12.2019 tarih, 2017/4471 E. - 2019/5638 K. ve YHGK 08.02.2022 tarih, 2021/19-659 E. - 2022/82 K. sayılı kararlarına atıfla, hamilin kötü niyetli iktisabının tanık dâhil her türlü delille ispatlanabileceğini ileri sürmüşlerdir. Mahkememizce de, hamilin kötü niyetli iktisabı bir maddi vakıa olduğundan, bu olgunun senetle ispat kuralına tabi olmaksızın her türlü delille kanıtlanabileceği kabul edilmektedir. Ancak burada belirleyici olan, bu olgunun ispat YÜKÜNÜN ve sonucunun kime ait olduğudur: kötü niyetli iktisabı ispat yükü, bunu ileri süren DAVACILARA aittir. Öte yandan davalı, davacılarla arasında doğrudan bir temel ilişki (teslim edilemeyen ..... marka aracın bedeli ile verilen borç para) bulunduğunu ve çekin bu ilişki nedeniyle kendisine verildiğini savunmaktadır. Bu savunmanın kabulü hâlinde dahi davacıların durumu iyileşmemektedir: zira tarafların doğrudan ilişki içinde olduğu kabul edildiğinde, bu kez davacıların ileri sürdüğü bedelsizlik (borcun başka bir ilişkiden doğduğu ve ödendiği) iddiasının, aşağıda (E) bölümünde açıklanacağı üzere senetle ispat kuralına tabi olarak yazılı delille kanıtlanması gerekecektir. Sonuç olarak, davalının hukuki konumu ister 'ciro yoluyla hamil' isterse 'doğrudan ilişkinin tarafı' olarak nitelendirilsin, her iki ihtimalde de ispat yükü davacılarda kalmakta ve davacıların bu yükü yerine getirmemesi davanın reddini gerektirmektedir. E) SENETLE İSPAT ZORUNLULUĞU VE İSTİSNALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME (HMK m. 200, 201, 202) Bir hakkın doğumu, devri, değiştirilmesi, sona ermesi veya ifası amacıyla yapılan ve yapıldığı tarihteki değeri kanunda öngörülen sınırı aşan hukuki işlemlerin kural olarak senetle ispatı zorunludur (HMK m. 200). Senede bağlı bir hukuki işleme karşı ileri sürülen ve onun hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldıracak yahut azaltacak nitelikteki hukuki işlemler de, değerine bakılmaksızın senetle ispat olunmalıdır (HMK m. 201). Somut olayda davacıların dayandığı vakıalar -çekin dava dışı bir borç için teminat olarak verildiği, asıl borcun 'bir kısım çek ve bir kısım araç devri' yoluyla ödendiği ve böylece teminat çekinin bedelsiz kaldığı- niteliği itibarıyla birer hukuki işleme dayanmakta olup, gerek çek bedeli (10.750.000,00 TL) gerekse ödendiği ileri sürülen tutarlar, dava tarihinde (2023 yılı) geçerli olan senetle ispat sınırının (14.800,00 TL) çok üstündedir. Bu itibarla bedelsizliği doğuran ödeme ve teminat ilişkisinin kural olarak yazılı delille ispatı gerekmektedir (senede karşı senetle ispat). Bu husus Yargıtay 19. HD'nin yerleşik içtihatlarıyla da sabittir (22.12.2016 tarih, 2015/17819 E. - 2016/16118 K.; 08.04.2016 tarih, 2015/14493 E. - 2016/6126 K.). Davacılar, ödendiğini ileri sürdükleri borca ve çekin teminat olarak verildiğine ilişkin olarak; ödemeyi gösterir banka kaydı, dekont, makbuz, mahsuplaşma belgesi, ibraname veya yazılı bir sözleşme gibi senetle ispat ölçüsünde tek bir yazılı delil sunamamışlardır. Davacı şirketin usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde de dava konusu çeke veya davalı ......'a karşı bir borca ilişkin herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Bu durumda davacılar, üzerlerinde bulunan ispat yükünü senetle ispat kuralı çerçevesinde yerine getirememişlerdir. Senetle ispat zorunluluğu mutlak olmayıp, delil başlangıcı bulunması hâlinde tanık dinlenebilir (HMK m. 202). Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemi tamamen ispata yeterli olmamakla birlikte onu muhtemel gösteren ve aleyhine ileri sürülen tarafça verilmiş veya gönderilmiş bir belgedir. Davacılar bu noktada davalı ile aralarındaki ..... yazışmalarına dayanmış iseler de; söz konusu yazışmaların davalı tarafından kabul edilmediği, üzerinde değişiklik yapılmış olabileceğinin ve gönderilmediğinin ileri sürüldüğü, içeriğinin ise davacıların bedelsizlik iddiasını -özellikle davalının kötü niyetli iktisabını- açık ve kesin biçimde ortaya koymaktan uzak olduğu görülmektedir. Bilirkişi heyeti de WhatsApp yazışmalarının davacının bedelsizlik iddiasını somut ve açık biçimde ortaya koyar nitelikte güvenilir bir delil başlangıcı sayılamayacağı kanaatine varmıştır. Bu nedenle, delil başlangıcı ile desteklenmeyen salt tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulması olanaklı değildir. F) DAVACI DELİLLERİNİN VE TANIK BEYANLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Yukarıda açıklanan ispat ölçüsü bir an için bir yana bırakılıp, davacıların kötü niyetli iktisap olgusunu her türlü delille ispatlayabileceği kabul edilse dahi; toplanan deliller, davacıların ne çekin bedelsizliğini ne de davalının kötü niyetli (bile bile borçlu zararına) iktisabını ispatlamaya elverişli ve yeterli değildir. Şöyle ki: Davacı tanıkları ..... ve davacının oğlu ......'un beyanları esas itibarıyla, davacı ..... ile dava dışı ..... arasındaki borç ilişkisine ve bu kapsamda çekin teminat olarak verilip borcun ödendiği yönündeki anlatıya ilişkindir. Ne var ki bu tanıkların bilgileri büyük ölçüde DUYUMA (.....'tan duyduğuma göre, telefonun hoparlöre verilmesi suretiyle ....'dan dinleme) dayanmakta; daha da önemlisi, tanıkların tamamı, davalı ..... ile davacılar (veya dava dışı kişiler) arasında ticari bir ilişki bulunup bulunmadığını BİLMEDİKLERİNİ açıkça beyan etmişlerdir. Dolayısıyla bu beyanlar, uyuşmazlığın çözümünde belirleyici olan 'davalının çeki bile bile borçlu zararına iktisap ettiği' olgusunu ortaya koymaktan uzaktır. Hatta tanık ....., davalının 'ödedin ama benim de .....'tan alacağım var' dediğini aktararak, davalının kendi nezdinde bir alacak iddiası bulunduğuna işaret etmiştir. Buna karşılık davalı tanıkları ...... ve .......; davalı ......'ın davacı ......'dan ...... marka araç sipariş ettiğini, bedelini ödediğini, ancak aracın teslim edilmediğini ve teslim edilemeyen aracın bedeli karşılığında çekin davalıya verildiğini, dolayısıyla çekin gerçek bir borç ilişkisine dayandığını beyan etmişlerdir. Bu beyanlar, davacı tanıklarının teminat-ödeme anlatısı ile doğrudan çelişmektedir. Bu hâliyle tanık beyanları kendi içinde açık bir çelişki taşımakta olup, tek başına davacılar lehine bir kanaat oluşturacak nitelikte ve güçte değildir. İspat yükü altındaki davacıların, çelişkili tanık beyanları ve denetime elverişsiz/ihtilaflı ..... yazışmaları dışında, iddialarını destekleyen güvenilir ve kesin bir delil sunamadıkları görülmektedir. Bedelsizlik gibi soyutluk karinesini çürütmeye yönelik bir iddianın, çelişkili ve büyük ölçüde duyuma dayalı tanık anlatımlarıyla ispatlanmış sayılması mümkün değildir. Davacılar tarafından sunulan, üzerinde 'iptal' ibaresi bulunan çek görüntüsü (fotokopi) yönünden ise; bu belgenin davalı tarafça kabul edilmediği, fotokopi ve denetime elverişsiz nitelikte olduğu, üzerindeki 'iptal' ibaresinin kim tarafından ve hangi tarihte yazıldığının belirlenemediği görülmektedir. Asıl nüshası getirtilip incelenemeyen ve sıhhati ihtilaflı bu görüntünün, tek başına davalının kötü niyetli iktisabını veya çekin bedelsizliğini ispata yeterli kabul edilmesi mümkün değildir. G) DOSYA BÜTÜNÜ - DESTEKLEYİCİ KARİNELER VE EMARELER (HMK m. 192) Davacıların ispat yükünü yerine getirememiş olması tek başına davanın reddi için yeterli olmakla birlikte; gerekçenin pekiştirilmesi ve dosya bütünlüğünün sağlanması bakımından, davacı iddiasının aksini düşündüren aşağıdaki olgu ve emareler de HMK m. 192 anlamında mahkememizce serbestçe değerlendirilmiştir: - Ciro silsilesi (......) kesintisiz ve usulüne uygundur; davalı ...... şeklen meşru hamil konumundadır. Davacıların çeki bizzat ciro etmiş olmaları, basiretli tacir olarak kambiyo taahhüdü altına girmenin sonuçlarını bildikleri karinesini doğurur (TTK m. 18/2). - Bilirkişi incelemesinde, davacı .... Motorlu Araçlar'ın çek keşidecisi ..... Motorlu Araçlar'dan 7.265.455,47 TL tutarında alacaklı göründüğü tespit edilmiştir. Bu bulgu, taraflar çevresinde gerçek ve yüksek meblağlı ticari ilişkilerin varlığını göstermekte olup, dava konusu çekin hiçbir temel ilişkiye dayanmayan tamamen düzmece bir senet olduğu yönündeki davacı iddiasını zayıflatmaktadır. - Davalı tanıkları ...... ve .......'nın, çekin teslim edilemeyen araç bedeli karşılığında verildiği yönündeki uyumlu anlatımları, davalının çekin gerçek bir borca dayandığı yönündeki savunmasını destekleyen bir emare niteliğindedir. - Davacıların 'çekin tarihsiz verilmesinin teminat niteliğini gösterdiği' iddiası da sonuca etkili görülmemiştir; zira açık (beyaza imzalı) düzenlenen bir çekin sonradan anlaşmaya uygun olarak tamamlanması TTK m. 780/2 anlamında geçerli olup, tarihin sonradan atılmış olması tek başına çekin teminat amacıyla verildiğini veya bedelsiz olduğunu göstermez. Tüm bu emareler, davacıların bedelsizlik ve kötü niyetli iktisap iddialarının ispatlanamamış olması olgusuyla birlikte değerlendirildiğinde, davanın reddi yönündeki kanaati pekiştirmektedir. H) DAVALININ TAZMİNAT TALEBİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ (İİK m. 72/5) Davalı vekili, davacıların kötü niyetle dava açtığını ileri sürerek alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Menfi tespit davasının alacaklı (davalı) lehine sonuçlanması hâlinde, İİK m. 72/5 uyarınca tazminata hükmedilebilmesi; davacı lehine bir ihtiyati tedbir kararı verilmiş olmasına ve alacaklının bu tedbir nedeniyle alacağını geç almaktan doğan bir zarara uğramasına bağlıdır. Anılan tazminat, niteliği itibarıyla ihtiyati tedbir kaynaklı gecikme zararının karşılığı olup, davacının gösterdiği teminattan alınır. Somut olayda, davacıların talebine rağmen yargılama sırasında davacılar lehine herhangi bir ihtiyati tedbir kararı verilmemiş, icra takibi durdurulmamıştır. Tedbir kaynaklı bir gecikme ve buna bağlı bir zarar doğmadığından, İİK m. 72/5'in uygulanma koşulları somut olayda gerçekleşmemiştir. Ayrıca, davacıların iddialarının kısmen tanık beyanlarıyla desteklenen ve savunulabilir nitelikte bulunması karşısında, davanın esastan reddedilmiş olması tek başına davacıların kötü niyetle veya ağır kusurla dava açtıklarını da göstermez (HMK m. 329). Bu itibarla davalının tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda ayrıntılı biçimde açıklanan tüm vakıalar, dosya kapsamındaki deliller ve bilirkişi heyeti raporundaki tespitler bir arada değerlendirildiğinde; (i) Dava konusu 05.03.2023 keşide tarihli, ...... seri numaralı, 10.750.000,00 TL bedelli çekin soyut (mücerret) bir kambiyo senedi olduğu ve hamili lehine alacağın varlığına ilişkin bir karine oluşturduğu; (ii) davalı .....'ın çekin lehtarı değil, ciro yoluyla iktisap eden son hamili konumunda bulunduğu; (iii) davacıların ileri sürdüğü bedelsizlik (teminat-ödeme) def'inin kişisel bir def'i olup, TTK m. 687/1 ve m. 818 uyarınca hamil olan davalıya ancak davalının çeki bile bile borçlu zararına iktisap ettiğinin ispatı hâlinde ileri sürülebileceği; (iv) davacıların hem bu kötü niyetli iktisabı hem de bedelsizliğe esas ödeme ve teminat ilişkisini, HMK m. 200 anlamında yazılı delille ya da güvenilir bir delil başlangıcıyla desteklenen tanık beyanıyla ispatlayamadıkları; (v) toplanan tanık beyanlarının kendi içinde çelişkili olduğu ve büyük ölçüde duyuma dayandığı, davalının kötü niyetini ortaya koymaktan uzak bulunduğu; (vi) iki davalı tanığının çekin gerçek bir araç-bedeli borcuna dayandığını beyan etmesi, davacının ticari defterindeki bulgular ve ciro silsilesinin geçerliliği ile birlikte davacı iddiasının aksini desteklediği; sonuç olarak davacıların çekin bedelsiz olduğunu ve davalının borçlu olmadıklarını herhangi bir delil ile ispatlayamadıkları gibi yemin deliline de dayanmadıkları anlaşıldığından davanın reddine, davacılar lehine ihtiyati tedbir verilmemiş olması nedeniyle İİK m. 72/5'in tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davalının tazminat talebinin de reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı vekilinin kötüniyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından REDDİNE, 3-Alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının peşin yatırılan 31.744,93-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 31.012,93-TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacılara İADESİNE, 4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı tarafından yapılan 3 adet tebligat ve posta gideri olan 320,00-TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 1.047.200,00-TL ücreti vekaletin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafından peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacılara İADESİNE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.04/06/2026
Başkan ..... ¸e-imzalıdır Üye ..... ¸e-imzalıdır Üye ..... ¸e-imzalıdır Katip .... ¸e-imzalıdır