Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1124 E. 2026/1274 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1124
- Karar No
- 2026/1274
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1124 - 2026/1274
T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2024/1124 (KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2026/1274
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/04/2024 ESAS-KARAR NO : 2021/351 E - 2024/231 K
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 05/10/2026 YAZILDIĞI TARİH : 20/10/2026
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı yanca Ankara 16. İcra Müdürlüğü'nün 2020/3362 Esas sayılı takip dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, takip konusunun, iki tırın satışına ilişkin olduğunu, söz konusu tır bedellerinin tamamının ödendiğini, buna karşın davalı şirketin haksız ve kötüniyetli olarak takibe giriştiğini, aynı konuya ilişkin olarak daha önce Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/5 Esas sayılı dosyası ile davalı yanca alacak davası açıldığını ve yapılan yargılama neticesinde iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine hükmedildiğini, davalının ileri sürdüğü sebeplerin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, Ankara 16. İcra Müdürlüğü'nün 2020/3362 Esas sayılı dosyasında borçlu olunmadığının tespitine ve icra takibinin iptaline, ayrıca davalı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin, müvekkil şirket tarafından ayrı bir tüzel kişilik olarak kurulduğunu ve akaryakıt satışı ile nakliyesi alanında faaliyet gösterdiğini, davacı şirketin resmiyette kurucu ortağı olarak görünen kişilerin davalı şirketin sigortalı personelleri konumunda bulunduğunu, müvekkil şirketin, davacı şirketin kuruluşu esnasında bedeli davalı yanın kasasından karşılanmak suretiyle on bir (11) adet yeni tanker satın aldığını ve davacı şirkete devrettiğini, bunun yanı sıra müvekkili şirkete ait üç (3) adet tankerin, bedeli davacı şirket tarafından daha sonra ödenmek üzere karşı yana devredildiğini, ancak davacı şirket tarafından söz konusu tırların bedellerinin ödenmediğini, bunun üzerine Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/5 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, bahsi geçen davada yer alan tırların eldeki dava dosyasında iddiaya konu tırlardan farklı olduğunu, bunun yanı sıra davacı şirketin takip konusu tırlar hakkında Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/230 Esas sayılı dosyası ile ecrimisil istemli bir başka dava ikame ettiğini ve bu mahkemede yapılan yargılama neticesinde hükmedilen kısmen kabul kararının temyiz başvurusu üzerine bozulduğunu, davacı şirketin ödeme yapmaması nedeniyle haklı nedenle takip başlatıldığını savunarak, davanın reddine ve davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, takibe ve davaya konu................plaka sayılı araç bedeli yönünden yapılan değerlendirmede; tarafları aynı olan Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/5 Esas sayılı asıl dava dosyasında, eldeki davada takibe dayanak teşkil eden ve dava konusu yapılan .......... plaka sayılı araç bedelinin davacı şirket tarafından (bizim dosyamızda davalı şirket) ödendiği iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine hükmedildiği, bu durumda HMK'nın 303. maddesi kapsamında maddi anlamda kesin hükmün şartları olarak ifade edilen "taraf", "sebep" ve "konu" unsurlarının somut olay yönünden gerçekleştiği, kesin hükmün, hükmü veren mahkeme dâhil bütün mahkemeleri bağlayacağı, bu şekilde eldeki davada ortaya çıkan kesin delil tesiri resen dikkate alınarak, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/5 Esas sayılı asıl dava dosyasında............ plaka sayılı araç bedelinin ... ... Havacılık İşletmesi Ticaret Ltd. Şti. tarafından ... Havacılık İşletmesi Ltd. Şti.'ne ödendiğinin kabul edilmesinin mevcut dava yönünden kesin delil oluşturduğu ve davacı şirketin davalı şirkete borcunun olmadığı, diğer yandan, takibe ve davaya konu...plaka sayılı araç bedeli yönünden yapılan değerlendirmede ise, dosya içeriğine uygun, ayrıntılı ve gerekçeli 03/01/2023 tarihli bilirkişi ek raporu ve 11/10/2023 tarihli bilirkişi 2. ek raporu ile tüm bilgi ve belgeler uyarınca, davalı şirketin ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı, bu nedenle ilgili hususun davalı lehine delil olarak kabul edilemeyeceği, davacı şirketin 2011 yılı ticari defterlerinde ise...plaka sayılı aracın dava dışı ... İnşaat Oto Kiralama Ltd. Şti. tarafından 13/05/2011 tarihinde davacı şirkete satıldığı ve aynı gün davacı şirket tarafından araç bedelinin dava dışı şirkete ödendiği, dolayısıyla davacı şirketin 2011 yılı ticari defter kayıtları doğrultusunda davacı şirketin dava konusu...plakalı araç satışından kaynaklı olarak davalı şirkete borcunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı şirketin araç bedellerinin ödendiğini iddia etmesine karşın ödeme işleminin gerçekleştirildiğine dair herhangi bir bilgi ve belge sunmadığını, İİK'nın 72. maddesi uyarınca ispat külfetinin davacı şirket üzerinde olduğunu, davacı şirketin 2009 yılı ticari defterleri incelenmeksizin hüküm kurulduğunu, davacı şirketin dava dilekçesi ile alacağın zamanaşımına uğradığını bildirdiğini ve bu şekilde borcu ikrar ettiğini, araçların (tırların) bedelinin ödendiği hususunun davacı şirketçe ispat edilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin davacı yanca reddedilmediğini, davacı şirketin derdestlik itirazında bulunduğunu, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/5 Esas sayılı asıl dava dosyasında...plaka sayılı araç yönünden karar verildiğini, ancak aynı araca ilişkin eldeki dosyada yeniden hüküm oluşturulduğunu, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/5 Esas sayılı dosyasında "taraf", "sebep" ve "konu" yönünden eldeki uyuşmazlık için kesin hüküm kabul edilirken derdestlik dava şartına değinilmeden kabul kararı oluşturulmasının hukuka aykırı bulunduğunu, konuya ilişkin karar düzeltme isteminde bulunulduğunu ve bu kararın sonucunun beklenmesinin zorunluluk arz ettiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, davacının, alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olup olmadığı ve takibin iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, menfi tespit ve takibin iptali talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Somut olayda, dosyanın aydınlığa kavuşturulması için öncelikle kesin hüküm üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır. Bilindiği üzere, Medeni usul hukukunda deliller, kesin deliller ve takdiri deliller olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Hukukumuzda kesin deliller, ikrar (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı HMK/HMK) m. 188) , senet (HMK m. 199 vd.), yemin (HMK m. 225 vd.) ve kesin hüküm (HMK m. 303) olmak üzere dört tanedir. Takdiri deliller ise tanık (HMK m.240 vd.), bilirkişi (HMK m. 266 vd.), keşif (HMK m.288 vd.) ve kanunda düzenlenmemiş diğer deliller (HMK m. 192) olarak sayılmaktadır. Takdiri deliller yönünden delil türlerinin sınırlı olarak sayılmadığı kabul edilmektedir (Alangoya, Y./Yıldırım, K./Deren Yıldırım, N.: Medeni Usul Hukuku Esasları, İstanbul 2004, s. 341; Arslan, R./ Yılmaz, E./ Taşpınar Ayvaz, S.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2017, s. 389-390). Bu açıdan kuvvetli (güçlü) delil takdiri bir delil türü olarak nitelendirilebilir. Kesin hüküm şekli anlamda kesin hüküm ve maddi anlamda kesin hüküm olmak üzere ikiye ayrılır. Şekli anlamda kesin hüküm, sözü edilen karara karşı artık bütün olağan kanun yollarının kapandığı anlamına gelir. Bazı son kararlar verildikleri anda kesindirler (HMK m. 361). Kanun yolu açık olan bir karar, kanun yoluna başvurma süresi geçmekle de kesinleşir. Bir hüküm bir kere şekli anlamda kesinleşirse artık bu hükme karşı olağan kanun yollarına başvurulamaz. Bir kararın maddi anlamda kesinleşmesi için öncelikle şekli anlamda kesinleşmesi gerekir. Maddi anlamda kesin hükümde ise; dava sebebinin (maddi vakıaların), taraflarının ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Maddi anlamda kesin hükmün koşulları HMK’nın 303/1 inci maddesinde açıklanmıştır. Buna göre “Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir”. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere, kesin hükmün ilk koşulu her iki davanın taraflarının aynı kişiler olması, ikinci koşulu müddeabihin aynılığı, üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. Kesin hükmün ikinci koşulu olan müddeabihin aynılığı, dava konusu yapılmış olan hakların aynı olmasıdır. Önceki dava ile yeni davanın müddeabihlerinin (konularının) aynı olup olmadığını anlamak için eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunun karşılaştırılması gerekir. Eski ve yeni davanın konusu olan maddi şeyler fiziksel bakımdan aynı olsa bile bu şeyler üzerinde talep olunan haklar farklı ise müddeabihlerin aynı olduğundan bahsedilemez. Kesin hükmün üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebi, hukuki sebepten farklı olarak davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Her iki davanın dayandığı maddi vakıalar (olaylar) aynı ise diğer iki koşulun da bulunması hâlinde kesin hükmün varlığından söz edilebilir. Önemle vurgulanmadır ki; maddi anlamda kesinlik, yalnız hüküm fıkrası için söz konusudur. Hüküm fıkrası, davada (veya karşı davada) istenen hususlar (talep sonucu) hakkında mahkemece verilen kararı (hükmü) gösterir. Hükmün gerekçesinin kesin hüküm gücü yoktur. Bununla beraber, gerekçe maddi anlamda kesinlikten tamamen soyutlanmış da değildir. Maddi anlamda kesinlik, yalnız hüküm fıkrasına ilişkin olduğundan hükümde tarafların talep sonuçları (veya talep sonuçlarının bazı kalemleri) hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemişse, hakkında karar verilmemiş olan hususlar bakımından maddi anlamda kesin hüküm söz konusu olmaz. İspat bakımından değerlendirmek gerekir ise; kesin hüküm (mahkeme ilamları) HMK'nın 204/1. maddesine göre kesin delil teşkil eder. Birinci davada verilmiş olan hüküm, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak, aynı konuya ilişkin olarak açılan ikinci davada, kesin hükme bağlanmış olan husus (HMK m.303/1,2) yönünden kesin delil teşkil eder. Aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak ve aynı hukukî ilişki hakkında açılan ikinci davanın konusu, birinci davadakinden farklı olsa bile, iki davanın da temelini oluşturan aynı hukukî ilişkinin mevcut olup olmadığı hakkında (birinci davada) verilmiş olan (kesin) hüküm, ikinci davada kesin delil teşkil eder. Bir davada verilen kesin hüküm, bu davanın tarafları dışındaki başka birine (üçüncü kişiye) karşı açılan (veya üçüncü kişi tarafından birinci davanın taraflarından birine karşı açılan) ve konusu ile dava sebebi (vakıalar) aynı olan ikinci bir davada kesin delil teşkil etmez; çünkü iki davanın tarafları farklıdır. Fakat, birinci davada verilen kesin hüküm, ikinci davada kuvvetli (güçlü) bir takdiri delil teşkil eder (Kılıç, H.: Açıklamalı İçtihatlı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Cilt II, Ankara, 2011, s. 2341 vd.). Kesin hüküm hakkında yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; Ankara 4. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2020/3362 Esas (Kapatılan Ankara 16. İcra Müdürlüğü'nün 2020/3362 Esas) sayılı dosyası ile; 02/03/2020 tarihinde davalı tarafından, davacı aleyhine, ...... plaka sayılı araç ile...plaka sayılı araç bedellerinden kaynaklanan alacağa dayalı toplam 300.000,00 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. Diğer yandan, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/5 Esas sayılı dosyasının yapılan incelemesinde, ... Havacılık İşletmesi Ltd. Şti. (eldeki dosya davalısı) tarafından ... ... Havacılık İşletmesi Ticaret Ltd. Şti. (eldeki dosya davacısı) hakkında davacı şirketçe bedeli ödenen on bir (11) adet aracın davalı adına tescil ettirildiği, ilk taksit olan 100.000,00 TL'nin tutanak ile nakit, 2. taksit olan 87.000,00 TL'nin çek karşılığı ödendiği, ancak davalı yanca araçların geriye kalan bedellerinin ödenmediği iddiası ile araç bedelleri ve kar bedeli için şimdilik 100.000,00 TL'nin tahsili istemli dava açıldığı, yapılan yargılama neticesinde 19/03/2021 Tarih ve 2021/236 Karar sayılı karar ile davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine hükmedildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2023 tarih ve 2021/8186 Esas, 2023/179 Karar sayılı kararı ile söz konusu hükmün onandığı, onama kararına karşı karar düzeltme talebi üzerine bu kez kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/04/2024 tarih ve 2024/1434 Esas, 2024/3102 Karar sayılı kararı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verildiği ve bu tarih itibari ile kararın kesinleştiği görülmüştür. O halde, ... Havacılık İşletmesi Ltd. Şti. tarafından açılan alacak davasının ilk derece mahkemesince verilen 19/04/2024 tarihli "davanın kabulü" kararından sonra 22/04/2024 tarihi itibariyle kesinleştiği dikkate alınarak, söz konusu kesinleşen alacak davasının eldeki davaya etkisinin değerlendirilmesi ile bu kapsamda tarafların durumunun tartışılması ve hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca mahkemece, tüm delillerin toplanıp değerlendirilmesi ve bu kapsamda sonuca gidilmesi gerekirken eksik araştırmaya dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesinde isabet bulunmamıştır. Dava dosyası kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; tarafların iddia ve savunmalarının esaslı unsurlarını oluşturan ve eldeki davanın niteliği itibariyle mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış ve mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a.6 maddesinde öngörülen şartlar gerçekleştiğinden (sair istinaf nedenleri incelenmeksizin) davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/351 Esas, 2024/231 Karar sayılı ve 19/04/2024 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde davalıya İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 05/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Katip 102606 e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."