Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2323 E. 2026/957 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/2323
Karar No
2026/957
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2323 - 2026/957 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/2323 KARAR NO : 2026/957

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/10/2024 NUMARASI : 2024/186 Esas - 2024/526 Karar

DAVACI : DSAK ULUSLARARASI NAKLİYAT SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : BEŞKÖPRÜ YILDIZ PETROL GIDA MADDELERİ TEMİZLİK OTOMOTİV TAŞIMACILIK TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/12/2021

KARAR TARİHİ : 18/05/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 12/06/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı firma yetkilisinin Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı ve Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde icra dosyası alacaklısı firma yetkilileri hakkında şikayetleri olduğunu, Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2019/3272 esas sayılı dosyasında T.C. Ziraat Bankası A.Ş. İzmit Sanayi/Kocaeli Şubesine ait ... seri nolu, 35.000,00-TL bedelli 10/03/2019 keşide tarihli, keşidecisi davacı olan lehtarı davalı olan çekin takibe koyulduğunu, bahse konu takibe bağlı açılan Sakarya 2. İcra Ceza Mahkemesinin 2019/469 esas sayılı dosyasında da savunmalarını da bu yönde ileri sürerek bu dosyada imzanın kendisine ait olmadığının tespitine, bahse konu çekte davacının imzasını taşımadığını, davacıya ait menkuller üzerine haciz koyduğunu ancak icra takibine konu çekteki imzanın davacıya ait olmadığını ve takibin durdurulmasına, icra takibinin durdurulmasına ve davacı hakkındaki hacizlerin fekkine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davaya ve icra takibine konu çek davacı şirket yetkilisi tarafından 4-5 adet imzalı çek ile birlikte verildiğini, bu çeklerden dava konusu çek dışındaki tüm çeklerin ödendiğini, davaya konu edilen icra takibinin dayanağı olan çek ise davacı şirket ortaklarının aralarında yaşadıkları anlaşmazlıklar sebebi ile ödenmediğini, kaybedildiği ve imzasının inkar edilen çek üzerinde davalı şirkete ait kaşe basıldığını, imzanın kaşe üzerine atıldığını, davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın KABULÜ ile, davacının Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2019/3272 sayılı takip dosyasına dayanak olan T.C. Ziraat Bankası A.Ş. İzmit Sanayi/Kocaeli Şubesine ait ... seri nolu, 35.000,00-TL bedelli 10/03/2019 keşide tarihli, keşidecisi davacı olan lehtarı davalı olan çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Takip konusu alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Dosya içerisinde bulunan imza asıllarının ilgili kurumlara iadesine, 4-Dosya içerisinde bulunan Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2019/3272 sayılı takip dosyası aslının ve çek aslının icra müdürlüğüne iadesine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı arabulucu başvurusunda bulunmadığını, çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmaması şirketi borçsuz kılmadığını, ticari defterlerin incelenip şirketin borçlu olup olmadığının araştırılması gerektiğini, çekin lehdarı olmak tek başına imzanın çek keşidecisine ait olmadığını bilmek anlamını taşımadığını, bu sebeple mahkemenin %20 kötüniyet tazminatına ilişkin kararı doğru bir karar olmadığını, davalının, davacı şirket ile ticari ilişkisi nedeniyle almış olduğu çeke ilişkin çek suretini ve ödeme dekontunu dosyaya sunmuş bulunmakta iken mahkeme davacı şirket ile ticari ilişkinin araştırmasına girmediğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dava açılış tarihi olan 22/11/2021 tarihinde ticari dava niteliğindeki menfi tespit davalarının açılabilmesi için arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmadığını, davalı şirket istinaf başvuru dilekçesinde davacı şirketle ticari ilişkileri nedeniyle almış olduğu çeke ilişkin çek suretini sunduklarını iddia etselerde davalı tarafça sunulan çek sureti ... adına düzenlenmiş bir çek sureti olup, dosyamızla bir ilgisi bulunmadığını, Yerel mahkemece yapılan inceleme sonucunda adli tıp raporunda inceleme konusu çek üzerinde ki imzanın davacı şirketin yasal yetkilisine ait olmadığı sabit olduğunu beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/10/2024 Tarih - 2024/186 Esas - 2024/526 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davalı tarafından davacı aleyhine Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2019/3272 esas sayılı dosyası üzerinden T.C. Ziraat Bankası A.Ş. İzmit Sanayi/Kocaeli Şubesine ait ... seri nolu 35.000,00-TL bedelli 10/03/2019 keşide tarihli, keşidecisi davacı lehtarı davalı olan çekin takibe konu edildiği, bahse konu çekte davacının imzası bulunmadığı, bu nedenle de takibe konu çekten borçlu olmadığı belirtilerek aleyhine başlatılan takipte borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi için davacı tarafından eldeki davanın açıldığı, ilk derece mahkemesince açılan davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 05/02/2024 tarih 2022/2505 esas 2024/200 karar sayılı kararı ile; " ... Eldeki davada; davacının T.C. Ziraat Bankası A.Ş. İzmit Sanayi/Kocaeli Şubesine ait ... seri nolu 35.000,00-TL bedelli 10/03/2019 keşide tarihli, keşidecisi davacı lehtarı davalı olan çekte davacının imzası bulunmadığı bu nedenle de bu çekten kendisinin sorumlu olamayacağı ve bu doğrultuda da takibe konu edilen bu çekten dolayı borçlu olmadığına yönelik karar verilmesini talep ettiği, davalının ise; cevap dilekçesinde davacının bu iddiasına karşılık davaya ve icra takibine konu çek davacı şirket yetkilisi tarafından 4-5 adet farklı çek ile birlikte verildiği, bu çeklerden dava konusu çek dışındaki tüm çeklerin ödendiği, davaya konu edilen icra takibinin dayanağı olan çekin ise davacı şirket ortaklarının aralarında yaşadıkları anlaşmazlıklar sebebi ile ödenmediği yönünde savunmada bulunduğu, her ne kadar davacı şirketin çek tanzim tarihi olan 10.03.2019 tarihindeki şirket yetkilisinin, Ticaret Sicil Gazetesinden yapılan sorgulamada ... olduğu, anılan şirket yetkilisinin imza asılları ilgili kurumlardan getirtilmiş, az yukarıda bahsedilen Hukuk Genel Kurulu'nun 06/06/2001 tarih ve 2001/12-466 E. - 2001/483 K. sayılı kararındaki hususlarda imza incelemesi yaptırılmıştır. Dosyaya sunulan 10.08.2022 tarihli ATK raporunun Hukuk Genel Kurulu'nun 06/06/2001 tarih ve 2001/12-466 E. - 2001/483 K. sayılı kararına uygun olarak düzenlendiği, incelemenin laboratuvar ortamında, optik aletlerle ve uygun teknik kullanılarak yapıldığının rapordan anlaşıldığı, buna göre çek üzerindeki imzanın şirket yetkilisi ...’in eli ürünü olmadığı bildirilmiş, bu haliyle çekteki keşideci imzasının davacı yetkilisine ait olmadığı kanaatiyle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne şeklinde karar verilmişse de verilen kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak verildiği, davalının eldeki davaya getirdiği savunmasında belirttiği aynı imzayı içeren diğer çeklerin sorunsuz şekilde ödendiği iddiasının mahkemece araştırılmadığı ve sonuca bu eksiklikle gidildiği anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalara göre, mahkemece yapılması gereken iş; takibe ve davaya konu edilen çekin davacı tarafından verilen vekaletname kapsamında keşide edilip edilmediğinin araştırılması, çek yetkisiz temsilci tarafından keşide edildi ise yukarıda açıklanan şekilde yetkisiz temsil hükümleri çerçevesinde davacının diğer çekleri ödeyip ödemediği hususu araştırılmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi olmalıdır. ... " şeklindeki gerekçeyle kararın kaldırılmasına karar verildiği, ilk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır. Eldeki davada, davacı vekili, davalı tarafından Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2019/3272 esas sayılı dosyası ile takibe konulan T.C. Ziraat Bankası A.Ş. İzmit Sanayi/Kocaeli Şubesine ait ... seri numaralı, 35.000,00-TL bedelli 10/03/2019 keşide tarihli çek üzerinde davacıya ait imza bulunmadığını, bu nedenle takip konusu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, davalı vekili ise, dava konusu çekin taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında verildiğini, aynı seriden verilen diğer çeklerin sorunsuz şekilde ödendiğini, dava konusu çekin ise şirket ortakları arasında sonradan ortaya çıkan anlaşmazlık nedeniyle ödenmediğini savunarak davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin önceki kararında; davalının savunmasında ileri sürdüğü, aynı imzayı taşıyan diğer çeklerin ödendiği yönündeki iddianın araştırılması, dava konusu çekin davacı şirket yetkilisi veya yetkili temsilci tarafından keşide edilip edilmediğinin belirlenmesi, gerektiğinde yetkisiz temsil hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesinin gerektiğinin belirtilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukukî ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklindedir. Her somut olaydaki maddi vakıaya göre lehine hak çıkaran taraf ve ispat yükü şekilleneceğinden, maddî hukuk kuralına ilişkin bu vakıaların doğru ve net bir şekilde belirlenerek ortaya konulması gerekmektedir. Maddede aksine düzenleme olmadıkça ibaresi eklendiğinden, kanunda ispat yükü ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verildiğinde, ispat yükü genel kurala göre değil de kanunda belirtilen özel düzenlemeye göre belirlenecektir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Ancak takip kambiyo senedine dayandığı zaman, ispat yükü yer değiştirir ve ispat yükü davacı/borçluda olur. Eldeki dava, zorunlu unsurları ihtiva eden kambiyo senedi vasfındaki çekten kaynaklanmakta olup ispat yükü davacıdadır. Dosya kapsamının incelemesinde; Dairemizin önceki kaldırma kararı sonrasında mahkemece davalının savunmasında ileri sürdüğü, dava konusu çek ile birlikte davacı şirket yetkilisi tarafından imzalanarak kendisine verildiği iddia olunan diğer çeklerin araştırıldığı, bu kapsamda davalı taraftan ödeme yapıldığı ileri sürülen diğer çeklere ilişkin bilgi ve belgelerin istenildiği, davalı tarafından her ne kadar dava konusu edilen çekin davacı şirket tarafından 4-5 adet çek ile birlikte verildiği savunulmuş ise de, davalının yalnızca Ziraat Bankası A.Ş. Kocaeli Şubesine ait 04/12/2018 keşide tarihli ... seri numaralı, 30.000,00 TL bedelli bir çek örneğini dosyaya sunabildiği, yine, davalı vekilince de 17/09/2024 tarihli beyanında müvekkili tarafından kendisine sadece bu çekin verildiğinin belirtilmiş olduğu anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince, anılan çek yönünden ilgili bankadan bilgi istenildiği, Ziraat Bankası A.Ş.'nin cevabi yazısında 30.000,00 TL bedelli çekin keşidecisinin dava dışı ... olduğu, çekin yine ... tarafından bankaya ibraz edildiğinin bildirildiği, buna göre söz konusu çekin davacı şirket tarafından keşide edilmediği ve davalıya davacı şirket tarafından verilmiş bir çek olduğunun da ortaya konulamadığı anlaşılmıştır. Bu haliyle davalının, dava konusu çekle aynı mahiyette başka çeklerin davacı şirket yetkilisi tarafından düzenlenip ödendiğine ilişkin savunmasını ispat edemediği görülmektedir. Öte yandan dosyada mevcut 10/08/2022 tarihli adli belge inceleme raporunda, dava konusu çek üzerindeki keşideci imzası ile davacı şirketin çek keşide tarihinde yetkilisi olan ...'e ait mukayese imzaları arasında tersim biçimi, harf karakterleri, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından belirgin farklılıklar bulunduğu, inceleme konusu imzanın ...'in eli ürünü olmadığı yönünde görüş bildirildiği, söz konusu raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır. Eldeki davada, dava konusu çek üzerindeki keşideci imzasının davacı şirket yetkilisine ait olmadığı sabit olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 659. maddesi uyarınca sahte veya yetkisiz imzaya dayalı senetlerden dolayı sorumluluğun doğmayacağı, imzanın kendisine ait olmadığını ileri süren kişinin bu defiyi alacaklıya karşı da ileri sürülebileceği açıktır. Davacı şirketin çek keşide tarihindeki yetkilisine ait olmayan imzaya dayanılarak düzenlenen çek nedeniyle sorumlu tutulamayacağı gözetildiğinde, davacının takip konusu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı değerlendirilmiştir. Eldeki davada kötü niyet tazminatı yönünden yapılan değerlendirmede ise; 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 72-(5) maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için takibin haksız olmasının yanında kötü niyetli olarak başlatılmış bulunması da gerekmektedir. Somut olayda davalının, çeki doğrudan lehtar sıfatıyla elinde bulundurduğunu, çekin davacı şirket yetkilisi tarafından kendisine verildiğini ileri sürmüş; ancak bu savunmasını doğrulayacak nitelikte herhangi bir çek, belge veya delil ibraz edemediği, buna karşın dava konusu çek üzerindeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığına dair dosya kapsamındaki bilirkişi raporuyla belirlenmiş olduğu, davalının çeki doğrudan teslim aldığını ileri sürmesi karşısında, çekin yetkili kişi tarafından düzenlenip düzenlenmediğini bilebilecek durumda olduğu, buna rağmen davacı aleyhine kambiyo takibi başlattığı, yargılama sırasında da savunmasını doğrulayacak delilleri sunamadığı, bu itibarla davalının takipte haklı olduğuna yönelik makul ve objektif bir dayanağının bulunmadığı, takibin haksız olduğu kadar kütü niyet unsurunu da taşıdığı, bu nedenle mahkemece asıl alacağın %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesinde de herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Gerekçeli karar başlığında; davacının adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 2.390,85 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 597,71 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.793,14 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/05/2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/2323, K. 2026/957, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-2323-e-2026-957-k-586710ad5434