Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/3418 E. 2026/4673 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3418
- Karar No
- 2026/4673
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1217 Esas, 2025/1132 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2024/292 E., 2024/576 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine 18.05.2021 keşide, 18.11.2021 vade tarihli, nakden kaydı bulunan 400.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, senedin yağma sureti ile baskı ve tehdit sonucu alındığını, müvekkilinin takip alacaklısını tanımadığını, davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve ceza davası açıldığını, müvekkilinin borçlanma iradesi bulunmayan işbu senetten dolayı borçlu olmadığını ileri sürerek davacının Aksaray İcra Müdürlüğü'nün 2022/2630 E. sayılı dosyasından ve takibe konu senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine takip miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra takibinin kesinleştiğini, davacının iddialarının asılsız ve kötüniyetli olduğunu, ispat yükü üzerinde olan davacının borcu olmadığını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine tazminata karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu bononun düzenleme yılının 2021 olduğu, her ne kadar davacı taraf bonoda açığa imza atıldığını belirtmiş ise de takip tarihi ve davacının suç duyurusu tarihinin 2022 yılı olduğu değerlendirildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 39. maddesi ile aranan bir yıllık sürenin arabuluculuk ve dava tarihi itibariyle geçtiği, ceza dosyasının incelenmesinde de davacıya yönelen ikrah iddiasının ortadan daha geç kalktığına ilişkin bir delil bulunmadığı, davacı tarafından da bu yönde bir anlatım veya iddiada bulunulmadığı, hayatın olağan akışında suç duyurusu ile benzer tarihlerde menfi tespit davasının açılabileceği, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının zorla senet imzalattırıldığına yönelik şikayetini 2022 yılında yaptığı, 27.02.2022 suç tarihli iddianame düzenlenerek ceza davasının açıldığı, bu durumda korku ve ikrahın bu tarihte ortadan kalktığının kabulü gerektiği, işbu davanın 30.05.2024 tarihinde açıldığı, TBK'nın 39/1 hükmü gereğince korkutulan tarafın korkunun kalktığı tarihten itibaren bir yıl içerisinde işbu davayı açması gerektiği, somut olayda ise bu bir yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra davanın açıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, icra takibine konu senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 16.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.