Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/6992 E. 2026/4680 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6992
Karar No
2026/4680
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/536 Esas, 2025/1609 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/654 E, 2023/8 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında davalıya ait yapı marketi içerisinde ve depo stoklarında bulunan malların devri ile ilgili anlaşma yapıldığını, davalı şirket tarafından stokta gözüken mallara ilişkin proforma fatura düzenlendiğini ve bu proforma faturada gözüken malların satın alınması için ticari kredi başvurusunda bulunacak müvekkiline verildiğini, davalı tarafından 22.12.2015 tarihli 209.450,00 TL bedelli olarak düzenlenen proforma fatura suretinin dilekçeye ek yapıldığını, 22.12.2015 tarihli, 177.500,00 TL+KDV olmak üzere 209.450,00 TL toplam tutarlı proforma faturada belirtilenlerin, tarafların tenzilatlarla 180.000,00 TL bedelle satılması/satın alınması yönündeki anlaştıklarını ve 180.000,00 TL bedele göre ödeme planı öngördüklerini, 80.000,00 TL ödeme planının, 25.000,00 TL'sinin nakit kalan 155.000,00 TL'sinin ise sıralı çek şeklinde ödemesinin dilekçeye ek yapılan tarafların karşılıklı olarak imzaladıktan anlaşma ile kararlaştırdıklarını, yine dilekçeye ek yapılan çeklerin davalıya verildiğini, başlangıçta 25.000,00 TL'nin nakit ödenmesi kararlaştırılmış olmasına rağmen davacının bankasının proforma fatura belirtilen tutarın yüzde ellisi oranında kredi sağlayabileceğinin kesinleşmesi üzerine, davalı tarafından 06.01.2016 tarihli 100.359,00 TL bedelli irsaliyeli fatura düzenlendiğini, faturada belirtilen malların davacıya teslim edildiğini, ilgili faturanın davacının ... Katılım Bankası A.Ş. ... Şubesine sunulduğunu, bankaca aynı tarihte davacı adına doğrudan davalının hesabına 100.000,00 TL yatırıldığını, kalan 359,00 TL'nin ise nakden elden ödendiğini, banka dekontunun ve faturanın dilekçeye ek yapıldığını, tarafların 180.000,00 TL ile mutabık kalınan mallardan, davacıya 06.01.2016 tarihli 100.359,00 TL bedelli irsaliyeli faturaya konu malların teslim edildiğini ve bu fatura bedelinin de ... Bankası aracılığıyla ödendiğini, davacının davalı ile aralarındaki güven ilişkisi ve kalan malların da teslim edileceğine olan inançla önceden tanzim edilerek bankaya ibraz edilen, 23.06.2016 tarihli 15.000,00 TL bedelli, 22.07.2016 tarihli 10.000,00 TL bedelli, 29.07.2016 tarihli 10.000,00 TL bedelli, 26.08.2016 tarihli 20.000,00 TL bedelli, toplamda 55.000,00 TL çeklerin ödendiğini, ödeme dekont suretlerinin dilekçeye ek yapıldığını, bu haliyle davacıya 100.359,00 TL'lik fatura ile mal teslimi yapılmış olmasına karşın davalıya toplamda 155.000,00 TL ödeme yapıldığını ve halen davalının elinde, 30.09.2016 tarihli 20.000,00 TL bedelli, 27.10.2016 tarihli 25.000,00 TL bedelli, 30.11.2016 tarihli 25.000,00 TL bedelli, 30.12.2016 tarihli 30.000,00 TL bedelli, toplamda 100.000,00 TL çeklerin kaldığını ve çeklerin icra takibine konu edildiğini, davacının davalı tarafa ihtarname gönderdiğini, bu ihtarname ile malların teslimi ile nakit olarak ödenen çeklerin iadesini talep ettiğini ancak davalının bu ihtarnameye cevap vermediğini, sorunun karşılıklı iyi niyetle çözülebilmesi için mümkün olan çaba gösterilmişse de davalının uhdesinde tuttuğu malları teslim etmediği, karşılıklı edimini yerine getirmediği gibi çekleri de iade etmediğini, üstüne icra takibine konu etmiş olmasından dolayı bu istirdat ve menfi tespit davasını açma zorunluluğunun doğduğunu ileri sürerek fazladan ödenen 55.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte istirdadına, davalının halen uhdesinde bulunan ... Bankası A.Ş. ... Şubesine ait 30.09.2016 tarihli 20.000,00 TL bedelli, 27.10.2016 tarihli 25.000,00 TL bedelli, 30.11.2016 tarihli 25.000,00 TL bedelli, 30.12.2016 tarihli 30.000,00 TL bedelli olmak üzere toplamda 100.000,00 TL çeklerin iptali ile bu çeklerden dolayı müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 27.10.2016 tarihli 25.000,00 TL bedelli, 30.12.2016 tarihli 30.000,00 TL bedelli, 30.03.2017 tarihli 25.000,00 TL bedelli, 30.04.2017 tarihli 25.000,00 TL bedelli 4 adet çeki davalı lehine düzenleyerek teslim ettiğini, bahse konu çeklerin bankaya ibraz edildiğini ancak karşılıksız çıktığını, bu durumdan dolayı alacağın tahsiline yönelik olarak 4 adet ayrı ayrı olmak üzere icra dosyası ile takip başlatıldığını, dava dilekçesine ek yapılan proforma faturanın davalı tarafından düzenlenmediğini, proforma fatura içeriğindeki davalı şirket kaşesi üzerindeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığını, proforma faturanın kime hangi amaçla düzenlendiğinin de belge içeriğinden anlaşılamadığını, proforma fatura üzerindeki müşteri vergi numarası ile takibe konu edilen çekler üzerindeki davacının vergi numarasının uyuşmadığını, kaldı ki bahse konu proforma faturanın taraflar arasında hukuken borç ilişkisi doğurabilecek satım sözleşmesi niteliğinde bir belge de olmadığını, dava dilekçesine ek yapılan, ödemelerin nasıl yapılacağını ve davalı şirket yetkilisinin imzasını taşıdığı iddia edilen doküman içeriğinde, davalı şirket kaşesinin bulunmadığını, hangi maksatla ve ne için düzenlendiğinin içeriğinden anlaşılmadığını, şahıslar arasından düzenlenen bu dokümana dayalı olarak müvekkil şirkete karşı hak iddiasında bulunulmasının kabul edilemeyeceğini, kaldı ki bu dokümanın içeriği incelendiğinde dokumanın üzerinde tahrifat yapıldığını, bazı sayı ve rakamların sonradan değiştirildiğinin çıplak gözle anlaşıldığını, her ne kadar ödeme planının oluşturulduğu ve bu ödeme planına göre davalıya sıralı çek verildiği iddia ediliyor ise de bu doküman içeriğinde, icra takiplerine konu edilen davacı tarafından düzenlenen çek bilgilerinin hiçbirinin bulunmadığını, işbu belgenin icra takiplerine konu çeklerle ilişkilendirilebilmesi için çeklerin seri numaralarının, banka bilgilerinin, düzenlenme tarihleri ve miktarları ile belgenin davalı şirket nam ve hesabına düzenlenmesinin gerektiğini, Yargıtayın ilgili kararları uyarınca, davacı yanca dosya kapsamına takip konusu çek bilgilerini açıkça içeren, çeklerin tahsilini şarta bağlayan, tartışmadan uzak hiçbir yazılı belge sunmadığını, davacının yasal süre içerisinde borca itiraz etmediği gibi huzurdaki davada imza itirazında da bulunmadığını, icra takiplerine konu kambiyo senetlerinin tüm unsurları yönünden geçerli olduğunu, davacının davalıya çek tanzim ve teslim ederek karşılığından teslim almadığını iddia etmekte olduğu malları aksine teslim aldığını ikrar ettiğini savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında bir ticari ilişki bulunduğu, bu ticari ilişki kapsamında tarafların 155.000,00 TL karşılığında proforma faturasına kayıtlı malların satışı konusunda anlaştığı, davalı tarafından davacı adına düzenlenmiş 100.359,00 TL'lik faturanın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu bedel yönünden davacı tarafından davalıya banka kanalı ile ödeme yapıldığı, bakiye kısım yönünden verilen 4 adet toplamda 55.000,00 TL bedelli çekin davalı tarafından tahsil edildiği böylece davacının borcu sona ermesine rağmen davalı uhdesinde fazladan kalan 4 adet çekin tahsili için ise işbu davaya konu icra takiplerinin yapıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tarafların banka kanalıyla ve çekle yapılan ödemeleri kayıtlarında farklı kaydetmelerinden kaynaklandığı, davalının kayıtlarında davacı tarafından keşide edilen çekler ve 100.000,00 TL tutarlı banka ödemesi ile birlikte toplam 160.000,00 TL'nin davalının defterlerinde kayıtlı olmadığı ancak davacı tarafından davalıya banka kanalı ve çek verilmek sureti ile borcunu ifa ettiğinin kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit ve istirdat taleplerine ilişkindir. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden davacı tarafından davalıya verilen çek tutarları kadar borçlu olup olmadığı hususuna ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 16.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/6992, K. 2026/4680, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-6992-e-2026-4680-k-b99a676e617e