İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/841 E. 2026/617 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/841
- Karar No
- 2026/617
- Karar Tarihi
T.C ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/841 Esas KARAR NO : 2026/617
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/09/2026 KARAR TARİHİ : 04/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile davalı şirket ... Şti. ve şirket yetkilisi davalı ... arasında ... tarihinde yazılı bir "Sulh Protokolü" akdedildiğini, söz konusu protokolün 1. maddesinde; bedeli davacı ... tarafından kendi malvarlığından karşılanarak satın alınan ... plakalı ... ... ve ... plakalı ... ... marka/model araçların mülkiyetinin esasen davacıya ait olduğu, araçların tescil işlemlerinin kiraya verilebilmesi amacıyla davalı şirket adına yapıldığı hususu davalılarca hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde ve hür iradeleriyle kabul edildiğini, protokolün 3. maddesinde araç kira bedelleri ve ödeme planı açıkça hüküm altına alındığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 313. maddesi gereğince "Kiracı, kira bedelini ödemekle yükümlüdür." Davalılar, protokol uyarınca her ayın 30. gününde belirlenen kira bedellerini (aylık toplam ... TL) müvekkilinin banka hesabına eksiksiz olarak ödemekle yükümlü olduğunu, protokol metninin 2. ve 3. maddelerinde açıkça kararlaştırıldığı üzere, şirket yetkilisi davalı ... ile davalı ... ... Şti., protokol kapsamında doğan tüm borç ve ödemelerden müteselsilen sorumlu olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 162. maddesinde "Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar." hükmü, TBK m. 163'te ise "Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder." hükmü yer aldığını, bu kapsamda takip ve dava konusu kira bedellerinden her iki davalı da müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davalılar tarafından söz konusu alacakların ödenmediğinden Antalya Genel İcra Dairesi Müdürlüğünün .../... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Tensiple birlikte karar verildiğinden davalılar cevap verememiştir. DAVA : Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesine dayanan itirazın iptali istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava, ... tarihinde Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Dava konusu olayla ilgili hukuk kurulları şunlardır; 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 67. maddesi; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 4., 115/1. ve 138. maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesi. Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda öncelikle; kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin yüksek mahkeme kararları ile doktrin doğrultusunda kısaca açıklanmakta fayda bulunmaktadır. Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yeterli görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih 2017/17-1097E. 2019/458K. sayılı kararı). 6100 sayılı HMK 4/I-a. düzenlenmesine göre, sulh hukuk mahkemeleri, dava konusu değer ve tutarına bakılmaksızın, kiralanan taşınmazların, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ve bu davalara karşı açılan davalara bakmakla görevlendirilmiştir. 6102 sayılı TTK 5/I'e göre "aksine hüküm bulunmadıkça", dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalarla ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Kira sözleşmesinin tarafları tacir ve sözleşme her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olsa bile, yine de bu sözleşmeden kaynaklanan davaların asliye ticaret mahkemesinde değil, sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği söylenebilir (Şener, Oruç Hami; Ticari Uyuşmazlıklarda Ticaret Mahkemelerinin Görev Alanı ve Yetki Sözleşmesi, Ankara 2021, s. 240 vd.). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 4. maddesi şöyledir; "1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler." Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 08/04/2014 tarih 2013/13565E. 2014/4533K. sayılı kararında; "...6102 sayılı TTK’nun 5/1. maddesi hükmüne göre; aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli kılınmıştır. Söz konusu hüküm ile ticari davalar bakımından görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu benimsenmiştir. Ne var ki bu hükmün uygulanabilmesi kanunda “aksine bir hüküm bulunmaması” koşuluna bağlı tutulmuştur. Kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar TTK’nun 5/1. maddesine istisna teşkil etmekte olup 6100 sayılı HMK’nun 4/1-a maddesi uyarınca sulh hukuk mahkemeleri görevli mahkeme olarak belirlenmiştir. Bu nedenle kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda TTK.'nun 5/1. maddesinin uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Bu durumda davaya bakma görevi sulh hukuk mahkemesine ait olacağından..." denilmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 21/01/2022 tarih 2022/97E. 2022/53K. sayılı kararında; "....Davacı vekili, davacı davaya konu senetlerin kira ilişkisi sebebi ile 2 yıllık kira bedeli karşılığında teminat olarak verildiğini, müvekkilinin kira sözleşmesi ile davalıya ait işyerini kiraladığını, kiralananı kullandığı 6 ay boyunca kira bedellerini eksiksiz ödediğini, davalının haksız bir şekilde bu senetleri icra takibine koyduğunu belirterek bu senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiş, davalı ise senedin verilen borç nedeni ile tanzim edildiğini savunmuştur... Dava konusu senet kambiyo senedi niteliğinde olup, bono, belli bir borç ikrarını içermesi gerektiğinden bononun belli bir sebeple düzenlendiğini ve düzenlenme sebebinin gerçekleşmediğini veya bonoda yazılı borcun ödendiğini yasal delillerle ispat etme külfeti keşideci olan davacı taraftadır. Davacı bu bonoyu davalıya kira sözleşmesi gereğince verdiklerini ileri sürmekte, davalı ise aksini savunmaktadır. Bu iddia ve savunmalar kapsamında değerlendirme yapıldığında; Davacı taraf davasını kira ilişkisinin varlığı savına dayandırdığına ve davalı tarafça bu iddia kabul edilmediğine göre HMK'nun ispata ilişkin kuralları çerçevesinde davacı davasına dayanak yaptığı kira sözleşmesi ile ilgili hususları ispat külfeti altındadır... Öncelikle, bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun sulh hukuk mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1/a bendi gereğince kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar sulh hukuk mahkemesinin görevine girmektedir. Buna göre eldeki davada davacının savını, yani taraflar arasında kira ilişkisi bulunduğu yönündeki iddiasını sulh hukuk mahkemesinde ispatlaması gerektiği açıktır... Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlık hakkında ilk derece mahkemesince dava dilekçesinin görev yönünden reddi ve görevsizlik kararı ile dosyanın görevli sulh hukuk mahkemesine göndermesi gerekirken..." denilmiştir (aynı mahiyette Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 15/10/2021 tarih 2021/2115E. 2021/1403K. sayılı kararı; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 18/03/2021 tarih 2020/708E. 2021/408K. sayılı kararı; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 22/11/2019 tarih 2019/1171E. 2019/1322K. sayılı kararı). Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 02/05/2019 tarih 2017/8234E. 2019/4008K. sayılı kararında; "...uyuşmazlık kanal görüntüleme araç kiralama sözleşmesine ilişkindir. Dava, ... tarihinde 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir..." denilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 12/06/2019 tarih 2017/8954E. 2019/5334K. sayılı kararında; "...Somut olayda, taraflar arasında araç kiralama sözleşmesi bulunmakta olup uyuşmazlık bu araç kiralama sözleşmesi kapsamında verilen senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava, ... tarihinde 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına ve kira ilişkisinden kaynaklandığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir..." denilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 26/04/2017 tarih 2017/2058E. 2017/6010K. sayılı kararında; "...davacı kiracı, taraflar arasında araç kiralama sözleşmesi bulunduğunu, aracı kiraladığı sırada davacıya araçta meydana gelebilecek zararlara karşı teminat senedi imzalattığını, sözleşme sonunda davalıya verdiği senedi geri aldığını ancak kira sözleşmesinin alt kısmına her hangi bir açıklama yapmaksızın ve fark ettirmeden hile ile imzalattırdıkları boş senedi sözleşmeden ayırarak ve üzerindeki boşlukları doldurarak bono haline getirdiklerini, ve icra takibine dayanak yaptıklarını belirterek takibin iptaline, borçlu olmadığının tespitine, karar verilmesini talep etmiştir. Dava 6100 sayılı HMK'nun yürürlüğe girmesinden sonra ... tarihinde açıldığına ve uyuşmazlık da kira ilişkisinden kaynaklandığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir..." denilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11/04/2019 tarih 2017/15-2141E. 2019/442K. sayılı kararında; "...6100 sayılı HMK’nın 30. maddesi uyarınca hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olup, dava şartlarına ilişkin bir sorunun yargılamanın başında çözülmeyip sonrasında dava şartı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ekonomisi ilkesi ile de bağdaşmayacaktır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, mahkemece dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, 6100 sayılı HMK’nın 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkündür..." denilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2019 tarih 2019/565E. 2019/4744K. sayılı kararında; "...vekalet ücreti, görevli mahkemece yapılan yargılama sonunda oluşacak sonuca göre hükmedilecek vekalet ücretidir. Görevsizlik kararı için ayrı, yapılan yargılama sonucu ayrı vekalet ücreti verilmesi kanuna aykırıdır. Birleştirilen davanın görevsiz mahkemede açılması üzerine verilen görevsizlik kararı yönünden mahkemece ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı kira bedelinin ödenmediğini iddia ederek icra takibi başlatmış, itiraz üzerine itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. Davacı taraf davasını kira ilişkisinin varlığı savına dayandırdığına göre HMK'nun ispata ilişkin kuralları çerçevesinde taraflar davasına dayanak yaptığı kira sözleşmesi ile ilgili hususları ispat külfeti altındadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5/1. maddesi hükmüne göre; aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli kılınmıştır. Söz konusu hüküm ile ticari davalar bakımından görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu benimsenmiştir. Ne var ki bu hükmün uygulanabilmesi kanunda “aksine bir hüküm bulunmaması” koşuluna bağlı tutulmuştur. 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun sulh hukuk mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1/a bendi gereğince kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar sulh hukuk mahkemesinin görevine girmektedir. Kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5/1. maddesine istisna teşkil etmekte olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 4/1-a maddesi uyarınca sulh hukuk mahkemeleri görevli mahkeme olarak belirlenmiştir. Bu nedenle kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5/1. maddesinin uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Davaya konu ilişkinin kira ilişkisi olduğundan davaya bakma görevi sulh hukuk mahkemesine aittir. Görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesi olduğundan; dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkün olduğundan; dava dilekçesinin görev yönünden reddine mahkememizin görevsizliğine kararı verilmesi gerekmiştir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince usulden REDDİNE, 2. Davacı ve/veya davalıdan herhangi birinin talebi halinde dava dosyasının görevli Antalya Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Antalya Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine, 5. Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının görevli mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya ve davalıya iadesine, 6. Davacının ihtiyati haciz talebinin görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK.nun 20/1. maddesi delaletiyle, 114/1-c. maddesi yollamasıyla 6100 sayılı HMK.nun 115/1-2. maddesi gereğince, 6100 sayılı HMK.'nun 341/1-a., 342. ve 345. maddeleri gereğince Mahkememiz gerekçeli kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTALIK SÜRE İÇERİSİNDE Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNE İSTİNAF KANUN YOLU açık olmak üzere karar verildi. 04/09/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır