Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/664 E. 2026/1393 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/664
- Karar No
- 2026/1393
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2025/664
KARAR NO: 2026/1393
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 9/12/2024
NUMARASI: 2022/892 (E) - 2024/820 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ: 17/9/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sürücü ...'in araç kiralama uygulamasından kiraladığı ... plakalı otomobil ile 20/4/2022 günü seyir halinde iken, yolun karşına geçmeye çalışan müvekkili davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde bedensel yaralanmadan kaynaklanan 2.000 TL maddi tazminatın davalılar davalılar ..., ...AŞ (eski unvanı ...AŞ) ve poliçede öngörülen limitler dahilinde ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsiline; 50.000 TL manevi tazminatın davalılar ..., ve ...AŞ ile poliçede öngörülen limitler dahilinde ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş; 13/4/2023 günü sunduğu dilekçeyle, maddi tazminat isteminin 1.600 TL'sinin geçici iş göremezlik, 200 TL'sinin sürekli iş göremezlik, 200 TL'sinin geçici bakım ve sürekli iş göremezlik gereksinimine ilişkin olduğunu belirtmiş; 23/9/2024 günü sunduğu dava değeri belirleme dilekçesiyle, istenen geçici iş göremezlik tazminatının 59.295,36 TL, sürekli iş göremezlik tazminatının 27.356,49 TL, bakıcı gideri tazminatının 12.792 TL olduğunu bildirmiştir.
Davalı ... AŞ vekili ile davalı ...AŞ vekilleri cevap dilekçelerinde ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
İlk derece mahkemesince, maddi tazminat davasının kabulüne, 59.295,36 TL geçici iş göremezlik, 27.356,49 TL sürekli iş göremezlik, 12.792 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 99.443,85 TL maddi tazminatın 20/4/2022 gününden itibaren, davalı ... AŞ yönünden 7/11/2022 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ...AŞ ve ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine; manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 25.000 TL manevi tazminatın 20/4/2022 gününden itibaren, davalı ... AŞ yönünden 12/12/2022 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ...AŞ ve ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... AŞ vekili dilekçesinde özetle; düzenlediği genişletilmiş kasko poliçesinde manevi tazminat klozu bulunmayan ve bu nedenle herhangi bir sorumluluğu olmayan müvekkili şirketin aleyhine manevi tazminata hükmedildiğini belirterek, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişinin asli kusura ilişkin açıklamaya yer vermeden müvekkilini asli kusurlu kabul ettiğini, davacının kazanın olduğu yere 200 metre mesafede bulunan yaya geçidini kullanmadığını, maddi tazminat istemini nedensellik bağı yönünden haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının taleplerini kasko poliçesi ve sigorta poliçesini düzenleyen şirketlere yöneltmesi gerektiğini, maddi ve manevi tazminat isteminin yersiz, pek aşırı ve zenginleşme aracı olmaması kuralına aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; uzun dönem kiralanan sigortalı aracın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca müvekkili şirketin sorumluluğu altında bulunmadığını, davanın müvekkili yönünden husumet yokluğu karar verilmesi gerektiğini; teminat dışı olan geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri istemlerinin reddi gerektiğini, kaza tarihinde aktif çalışmasını ispat edemeyen davacının geçici iş göremezlik isteminin de kabul edilemeyeceğini; yöntemine uygun düzenlenen rapor ile sigorta şirketine başvurmayan böylece eksik başvuruda bulunan davacının açtığı bu davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini; uzlaşma ve feragat hususunun açıklığa kavuşması ve kusur konusunda farklı bir tespit için kazaya ilişkin soruşturma belgelerin tam olarak sunulmadığını, uzlaşma belgesinin varlığı durumunda davanın da reddi gerektiğini, davacının maluliyet oranını bildirir raporu sigorta şirketine sunmadığı gibi huzurdaki davaya ilişkin kanıtlarda da yer vermediğini, maluliyet raporu yönünden bizzat muayenenin yapılmadığını, raporun yerleşim yerine yakın hastaneden alınması gerektiğini, sakatlığın sürekli olup olmadığının belirlenmesi için gereken tedavi sürecinin sonucunun beklenmediğini; birlikte (müterafik) kusur incelemesinin eksiksiz yapılması için sekel oluşan bölge ile kaza arasında nedensellik bağının uzman doktor aracılığıyla belirlenmesi, hakkaniyet ve hatır konusunda da gerekli araştırmanın yapılarak indirim sağlanması gerektiğini; sigortalı araç yönünden kusur durumunun ispat edilmesini ve bu konuda uzman bilirkişiden rapor düzenlenmesini talep ettiklerini; kaza tarihinde geçerli olan genel şartlar kapsamında 1,8 teknik faiz uygulanması, aksi kanıya varılırsa 4/12/2011 günü yayımlanan genel şart kapsamında 1,65 teknik faiz uygulanması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davacı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından maddi ve manevi tazminata hükmolunurken hata yapıldığını, müvekkilinin gördüğü zarar psikolojik ve fiziği sağlığında oluşan değişiklikler göz ardı edilerek istemin 25.000 TL olarak kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyasından alınan bilirkişi raporunda açıkça müvekkilinin kusurunun olmadığı, davalı ...'in tam ve asli kusurlu olduğunun ortaya konulmasına karşın ilk derece mahkemesi tarafından müvekkiline %20, davalı ...'e ise %20 oranında kusur atfedildiğini, dosyada birbirinden oldukça farklı iki rapor var iken çelişkinin giderilmesi için ek rapor isteminin reddedilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketler yönünden ticari faize hükmedilmesi gerektiğini, bilirkişiye ödenen ücret ve giderlerin yargılama giderleri arasında sayılmasına, dosyada kusur raporu, aktüerya hesabı ve Adli Tıp Kurumu (ATK) raporları olmak üzere pek çok rapor alınmasına karşın bu giderlerin davalılara ait olduğuna gerekçeli kararda yer verilmediğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ...AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından 22/4/2022 günü saat 15.38'de ihbar edilen ...'ye kiralanan ve adı geçen kişi dışında başka bir kimseye kullandırılmaması gereken aracın davalı ...'in yönetimindeyken davaya konu trafik kazasının meydana geldiğini, davanın ihbar edildiği kiracı ve müvekkili şirket arasında bağıtlanan üyelik sözleşmesinin 8.2'nci maddesi gereğince, kiralanan aracın, kiralayan kişi dışında başka bir üçüncü kişinin kullanmasını yasaklandığını, sözleşmenin bu hükmüne uyulmadığı takdirde sigorta ve teminata ilişkin tüm hükümlerin geçersiz kabul edileceği belirtildiğinden müvekkili şirkete herhangi bir kusur veya yaptırım atfedilemeyeceğini; davacının kusurunun bilirkişi tarafından belirtilen orandan daha fazla olması gerektiğini; bir an için müvekkili şirketin sorumlu olacağı varsayılsa bile davacının ilk taleplerinin trafik ve kasko poliçesi kapsamında sigorta şirketlerine yöneltmesi gerektiğini, kaza tarihi itibarıyla yürürlükte olan yönetmeliğe uygun düzenlenmeyen sağlık kurulu raporuyla sigorta şirketine yapılan başvurudan sonra dava yoluna gidilmesinin tamamlanamaz dava şartı olduğunu, davacı tarafından davalı ... AŞ'ye yöntemine uygun başvuruda bulunulmadığını; davacının haksız fakat pek aşırı olan maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddi gerektiğini, davacının maluliyet oranının belirlenmesi için ATK 3'üncü İhtisas Kurulundan rapor alınmasını ve buna göre karar verilmesini talep ettiklerini; geçici iş göremezlik zararından söz edilebilmesi için kişinin aktif sigortalı çalışması ve iyileşme süresinde işine devam edememesi gerektiğini, mahkemenin ise bu konuyu araştırmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Kazaya karışan ... plakalı otomobil cinsinden araca ilişkin 1/9/2021 başlangıç 19/2022 bitiş tarihleri arasında geçerli ZMSS poliçesinin dava dışı ...Limited Şirketi ile davalı ... AŞ arasında 1/9/2021 günü bağıtlanması, davaya konu trafik kazasının poliçenin yürürlükte olduğu 20/4/2022 günü meydana gelmesi, uzun süreli kiralamanın ise Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Genel Şartlarının teminat dışında kalan hallere ilişkin A.6'ncı maddesinde sayılmadığının anlaşılması karşısında, davalı ... AŞ'nin, davaya konu trafik kazası nedeniyle davacının uğradığı ve işletenin sorumlu olduğu maddi zarardan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 91'inci maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca poliçede belirtilen limitler dahilinde sorumlu tutulmasında isabetsizlik görülmemiş; KTK'nin 85'inci maddesinin 1'inci ve son fıkraları uyarınca bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin yaralanmasına neden olursa işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi, doğan zarardan da müştereken ve müteselsilen sorumlu olması, aynı Kanunun 91'inci maddesi gereğince de, işletenlerin, bu Kanunun 85'inci maddesinin 1'inci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere ZMSS poliçesini düzenleyen sigorta şirketinin de limitler dahilinde müteselsil sorumlu olması 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 163'üncü maddesi gereğince de, alacaklının borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilmesi olanağının bulunması karşısında bu konuya yönelen istinaf nedenlerinin doğru olmadığı sonucuna varılmış; ... Üniversitesi Sağlık, Uygulama ve Araştırma Merkezi Adli Tıp Ana Bilim Dalı öğretim üyeleri tarafından düzenlenen raporda davacı ...'un 20/4/2022 günü meydana gelen trafik kazasında yaralanmasının, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesinde engellik oranının %1 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 12 aya kadar uzayabileceği, 3 ay süreyle bakıcı yardımına gereksinim duyacağı belirtilmesi karşısında bu konuya yönelen istinaf nedenleri benimsenmemiş; kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Genel Şartlarının A.5'inci maddesi uyarınca davalı ... AŞ'nin geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatından sorumlu tutulmasının yerinde olduğu anlaşılmış; eldeki dava açılmadan önce davacı vekilinin, davacının trafik kazası nedeniyle uğradığı zararın giderilmesi amacıyla, ekinde sağlık raporları ile bilirkişi raporu bulunan ve davalı ... AŞ'ye 26/10/2022 günü ulaşan dilekçeyle başvurduğu; böylece, KTK'nin 97'nci maddesinde öngörülen, dava yoluna gidilmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulması gerektiğine ilişkin dava şartının yerine getirildiği kabul edilmiş; dosyaya eklenen İstanbul 56'ncı Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/157 (E) sayılı davasına esas İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 23/1/2024 gün ve 2024/3115 sayılı iddianamesinde taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığının bildirilmesi gözetildiğinde bu konuya ilişkin istinaf nedeni benimsenmemiş; davalı ...AŞ ile dava dışı ... arasında bağıtlanan Araç Kira Sözleşmesinin üçüncü kişileri bağlayıcı nitelik taşımadığı dikkate alındığında adı geçen davalı şirket vekilinin ileri sürdüğü bu konuya ilişkin istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yönetimindeki ... plakalı otomobille seyir halinde iken, ilk geçiş hakkının yayalara ait olduğu kavşağa geldiğinde, kavşaktan geçen veya geçmek üzere olan yayalara ilk geçiş hakkını vermesi, yaya hareketlerine karşı hazırlıklı olması ve otomobilin çevresi ile seyir alanını etkin biçimde kontrol etmesi gerekirken bu hususlara uymayan davalı sürücü ...'in %80, kavşakta dönen bir aracın arkasında duraklayan ve davalı sürücünün yönetimindeki otomobilin tekrar hareket etmesine karşı tetikte olması gerekirken bu hususlara uymayan önünde sağa dönüş yapan bir aracın solundan geçmek üzere harekete geçen ve davalı sürücünün yönetimindeki otomobile doğru hamle yapan davacı yaya ...'un ise %20 oranında tali kusurlu olduğunun belirtilmesi; böylece, davacı yaya ile davalı sürücünün yönetimindeki otomobilin kaza sırasındaki konumları ve davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişiler kurulu raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı;
KTK'nin 90'ıncı maddesinde yer alan "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 7/7/2020 gün ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararıyla; 19/6/2021 gün ve 31516 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanun'un 18'inci maddesi ile KTK'nin 90'ıncı maddesinin 1'inci fıkrasına eklenen tümce ve fıkranın ise Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 gün ve 2021/82 (E) - 2022/167 (K) sayılı kararıyla Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmesi nedeniyle sürekli sakatlıktan kaynaklanan tazminatın hesaplamasının 1,65 teknik faiz uygulanarak yapılmasına ilişkin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması olanağı bulunmadığının anlaşılması karşısında, hükme esas alınan aktüerya hesap uzmanı bilirkişi raporunda, davacının sürekli sakatlıktan kaynaklanan zararının, aylık gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğu kabul edilerek olası yaşam süresi bakımından TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınarak, işleyecek (bilinmeyen) devre bakımından her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progressive rant yöntemi kullanılarak hesaplanmasının yerinde olduğu; davacının geçici iş göremezlikten kaynaklanan zararının ise, gelirinin asgari ücret düzeyinde olacağı, iyileşme süresi içinde %100 oranında iş göremez olduğu kabul edilerek hesaplanmasının da doğru olduğu sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan eldeki davada, hatır taşımasına ilişkin koşullar bulunmadığı gibi, kazanın oluşumuna etkisi olmayan, ancak davacıdan kaynaklanıp zararın artmasına neden olan birlikte kusuru kanıtlanmadığından hükmolunan tazminattan birlikte kusur ve hatır taşıması nedeniyle indirim yapılmamasının yerinde olduğu; kazaya karışan ... plakalı aracın "otomobil" cinsinden özel kullanıma mahsus motorlu araç olduğunun anlaşılması karşısında, davacı lehine hükmolunan maddi ve manevi tazminatlara yasal faiz uygulanmasına karar verilmesinin de doğru olduğu anlaşılmıştır.
Ancak, davacı tarafından açılan maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının ise kısmen kabulüne karar verildiği gözetilerek, davalılar ... AŞ, ... ve ...AŞ'nin maddi tazminat davası bakımından; davalılar ... ve ...AŞ'nin ise manevi tazminat davasında, davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinden, HMK'nin 332'nci maddesi uyarınca kendiliğinden, aynı Kanunun 326'ncı maddesi gereğince davanın kabul ve ret oranına göre sorumlu tutulmaları gerekirken, bu konuda karar verilmemesi yerinde görülmemiştir.
Davacı vekili ile davalılar ... AŞ, ...AŞ ve ... vekillerinin istinaf başvurularının kapsamına göre manevi tazminat hükmünün incelenmesinde ise:
Davalı ... AŞ ile dava dışı ...Limited Şirketi arasında 23/4/2022 günü bağıtlanan 12/4/2022 başlangıç, 12/4/2023 tarihlerini kapsayan kazaya karışan ... plakalı araca ilişkin genişletilmiş kasko filo sigorta poliçesinde manevi tazminat teminatı verilmediğinin anlaşılması karşısında, davalı ... AŞ'ye karşı açılan manevi tazminat davasının reddine karar verilmesi gerekirken, manevi tazminattan sorumlu tutulmasında isabet görülmemiştir.
Hükmolunan manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf başvurularının incelenmesine gelince:
Bilindiği gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi zararı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmak; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek; bir avunma, bir ruhsal doygunluk aracı olmaktan ibarettir.
Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adıyla hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen doygunluk duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları gözönünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.
Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacı ile davalılar davalılar ...AŞ ve ... dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, bilirkişi raporundan anlaşılan kusur oranlarına, ... Üniversitesi Sağlık, Uygulama ve Araştırma Merkezi Adli Tıp Ana Bilim Dalı öğretim üyeleri tarafından düzenlenen rapor ile ATK İstanbul Adlî Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen rapor içeriğine göre yaşamsal tehlike geçirecek biçimde yaralanan ve iyileşme süresinin 12 aya kadar uzayabileceği belirtilen davacının yaralanmasının ağırlığına ve olayın meydana geldiği tarihe göre, davacı lehine yetersiz miktarda manevi tazminata hükmolunduğu sonucuna varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
I-Davalılar ...AŞ ve ... vekillerinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurularının, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine,
II-Davacı ... vekili ile davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesinin nihai kararının, HMK'nin 353/1-b/2'nci maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına,
Buna göre:
1-Maddi tazminat davasının kabulüne, 59.295,36 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 27.356,49 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 12.792 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 99.443,85 TL maddi tazminatın, davalı ... AŞ'den 7/11/2022 gününden, diğer davalılar ... ve ...AŞ'den ise 20/4/2022 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacı ...'a verilmesine,
2-Manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 30.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...AŞ'den trafik kazasının meydana geldiği 20/4/2022 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacı ...'a verilmesine,
3-Maddi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ve hükmolunan maddi tazminatın tutarına göre hesaplanan 6.793 TL nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan karar ve ilam harcından maddi tazminat talebine isabet eden 6,83 TL, tamamlama harcı olarak alınan 1.660 TL olmak üzere toplam 1.666,83 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 5.126,17 TL karar ve ilam harcının, davalılar ... AŞ, ... ve ...AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-Manevi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ve hükmolunan manevi tazminatın tutarına göre hesaplanan 2.049,30 TL nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan karar ve ilam harcından manevi tazminat talebine isabet eden 170,78 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 1.878,52 TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
5-Maddi tazminat davası bakımından, ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 13'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca kabulüne karar verilen maddi tazminat miktarına göre belirlenen 30.000 TL maktu vekâlet ücretinin, davalılar ... AŞ, ... ve ...AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, vekille temsil edilen davacı ...'a verilmesine,
6-Manevi tazminat davası bakımından, Dairemizin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10'uncu maddesinin 1'inci fıkrası ile 13'üncü maddesinin 2'nci ve 4'üncü fıkraları uyarınca;
a-Kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarına göre belirlenen 30.000 TL vekâlet ücretinin, davalılar ... ve ...AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, vekille temsil edilen davacı ...'a verilmesine,
b-45.000 TL vekâlet ücretinin davacı ...'tan tahsil edilerek vekille temsil edilen davalı ... AŞ'ye verilmesine,
7-HMK'nin 326'ncı maddesinin 2'nci fıkrasının, 14/3/2025 gün ve 32841 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 14/12/2025 günü yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 gün ve 2024/29 (E) - 2024/226 (K) sayılı kararı uyarınca "manevi tazminat davaları" yönünden iptal edildiğinin anlaşılması karşısında, yasal olanak bulunmadığından kısmen reddine karar verilen manevi tazminat istemi yönünden vekille temsil edilen davalılar ... ve ...AŞ yararına vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
8-Davacı tarafından harcanan 1.355 TL tebligat ve posta gideri, 8.000 TL bilirkişi ücreti, ... Üniversitesi Rektörlüğüne ödenen 3.651,34 TL, başvurma harcı 80,70 TL, vekâletname harcı 11,50 TL olmak üzere toplam 13.098,54 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve ret oranına (129.443,81/149.443,81) göre hesaplanan 11.344,69 TL yargılama giderinin davalılar ... AŞ, ... ve ...AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacı ...'a verilmesine; yalnızca maddi tazminat davasından sorumlu olan davalı ... AŞ'nin 8.716,11 TL yargılama giderinden sorumlu tutulmasına; bakiye yargılama giderinin davcı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı ... AŞ tarafından sarf edilen posta gideri 617,25 TL'den ibaret yargılama giderinin davacı ...'tan tahsil edilerek, davalı ... AŞ'ye verilmesine,
10-Davalı ... tarafından sarf edilen toplam 86,40 TL vekâletname suret harcı, 157,25 TL posta gideri olmak üzere toplam 243,65 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına (129.443,81/149.443,81) göre hesaplanan 32,60 TL yargılama giderinin davacı ...'tan tahsil edilerek, davalı ...'e verilmesine; bakiye yargılama giderinin adı geçen davalı üzerinde bırakılmasına,
11-Davalı ...AŞ tarafından sarf edilen toplam 86,40 TL vekâletname suret harcı, 150 TL posta gideri olmak üzere toplam 236,40 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına (129.443,81/149.443,81) göre hesaplanan 31,63 TL yargılama giderinin davacı ...'tan tahsil edilerek, davalı ...AŞ'ye verilmesine; bakiye yargılama giderinin adı geçen davalı üzerinde bırakılmasına,
12-Davacı tarafından peşin ödenen ve maddi tazminat davası nedeniyle hükmolunan karar ve ilam harcından mahsubuna karar verilen toplam 1.666,83 TL karar ve ilam harcının davalılar ... AŞ, ... ve ...AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine,
13-Davacı tarafından peşin ödenen ve manevi tazminat davası nedeniyle hükmolunan karar ve ilam harcından mahsubuna karar verilen 170,78 TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine,
14-Davalı ... AŞ tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
15-Harcanmayan gider avansının HMK'nin 333'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,
III-İstinaf incelemesi bakımından ;
1-Davacı ... ile davalı ... AŞ tarafından peşin yatırılan istinaf karar ve ilam harçlarının, istenmesi durumunda geri verilmesine,
2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı ... tarafından harcanan istinaf başvurma harcı 1.683,10 TL'den ibaret yargılama giderinin, davalılar ... AŞ, ... ve ...AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacı ...'a verilmesine,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... AŞ tarafından harcanan istinaf başvurma harcı 1.683,10 TL, posta gideri 182.75 TL olmak üzere toplam 1.865,85 TL yargılama giderinin, davacı ...'tan tahsil edilerek, davalı ... AŞ'ye verilmesine,
4-Maddi tazminat davası bakımından, Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 6.793 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... AŞ tarafından peşin ödenen 1.700 TL, davalı ... tarafından peşin ödenen ve maddi tazminat davasında verilen hükme isabet eden 491,76 TL ve davalı ...AŞ tarafından peşin ödenen ve maddi tazminat davasında verilen hükme isabet eden 1.698,24 TL olmak üzere toplam 3.890 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 2.903 TL nispi karar ve ilam harcının davalılar ... AŞ, ... ve ...AŞ'den tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
5-Manevi tazminat davası bakımından, Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.049,30 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından peşin ödenen ve manevi tazminat davasında verilen hükme isabet eden 123,64 TL ve davalı ...AŞ tarafından peşin ödenen ve manevi tazminat davasında verilen hükme isabet eden 426,94 TL olmak üzere toplam 550,58 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 1.498,72 TL nispi karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...AŞ'den tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
6-Davalılar ... ve ...AŞ tarafından istinaf başvurusu nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin adları geçen davalılar üzerinde bırakılmasına,
7-Duruşmalı yapılmayan istinaf incelemesi kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
8-İstinaf incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince, kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 361'inci maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, Dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/9/2026