İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/669 E. 2026/700 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/669
- Karar No
- 2026/700
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/669 KARAR NO : 2026/700
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/08/2025 KARAR TARİHİ : 24/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki kapsamında "Led Ekran ve Kasa Bedeli" satışına dayalı olarak davalı borçlu adına 11/03/2024 tarihli, 4.560.000,00 TL bedelli fatura düzenlendiğini ve faturanın ticari kayıtlarda kesinleştiğini beyan etmiştir. Davalı firmanın söz konusu borca karşılık her biri 1.520.000,00 TL bedelli üç adet ... Bankası çeki verdiğini, bu çeklerden 13/12/2024 keşide tarihli olanın ciro edildiği ... firması tarafından tahsil edilerek öndendiğini, ancak 22/11/2024 ve 27/12/2024 keşide tarihli diğer iki adet çekin davalı firma tarafından ödenmediğini, bankadan iade alınarak asıllarının davalıya teslim edildiğini ve neticede müvekkilinin toplam 3.040.000,00 TL alacağının ödenmediğini iddia etmiştir. Ödenmeyen fatura ve cari hesap alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine ... 37. İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalının borca haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, uyuşmazlığın çözümü için başvurulan zorunlu arabuluculuk sürecinde de tarafların anlaşamadığını belirtmiştir. Alacağın varlığının fatura, cari hesap, muavin defter ve ticari defter kayıtlarıyla sabit olduğunu savunarak, davalının ... 37. İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazın iptali ile takibin durdurulan asıl alacak üzerinden devamını, alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmesini ve davalı aleyhine asıl alacağın en az %20’si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ... 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 11/04/2025 tarihli ve ... Değişik İş sayılı kararı ile CMK'nın 133. maddesi ve ilgili yasal mevzuat uyarınca...'nun (...) kayyım olarak atandığını, müvekkili şirketin de dahil olduğu belirli varlıkların "..." adı altında toplanmasına karar verildiğini, bu durumun davanın seyrini doğrudan etkilediğini beyan etmiştir. ... tarafından görevlendirilen kayyım heyetinin şirket nezdindeki ticari defter ve kayıt incelemelerinin halen devam ettiğini, bu nedenle çeklerin karşılıksız çıkma nedenleri ile ticari ilişkinin detayları hakkında müvekkilinin şu aşamada tam bir bilgiye sahip olmadığını, bu durumun savunmalarının sınırlı kalması yönünden haklı bir gerekçe teşkil ettiğini iddia etmiştir. Davacının fatura ve çeklere dayalı iddialarını kabul etmediklerini, herkesin iddiasını kesin delillerle ispat etmekle yükümlü olduğunu, müvekkil şirketin kayıtları üzerindeki inceleme süreci devam ettiğinden davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini savunmuştur. Davacının, müvekkili şirketin ... kayyımlığında olduğunu ve ticari faaliyetlerinin dondurulduğunu bildiği halde dürüstlük kuralına aykırı ve kötü niyetli olarak bu davayı açtığını ileri sürerek, müvekkil şirkete ...'nin kayyım atandığı hususu da gözetilerek yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalarına, açılan haksız davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturaya ve bu faturanın tahsili amacıyla verilen çeklerin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine vaki haksız itirazın iptali, icra takibinin devamı, alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesi ve asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkememizce tarafların ticari defter, kayıt ve belgeleri üzerinde yaptırılan inceleme neticesinde düzenlenen 08/05/2026 tarihli bilirkişi heyet kök raporunda özetle; davacı ... A.Ş. ile davalı... A.Ş. arasındaki ticari ilişki kapsamında, davacı tarafından davalı adına tanzim edilen "..." açıklamalı, 11/03/2024 tarihli ve 4.560.000,00 TL bedelli faturanın her iki tarafın ticari defterlerinde de aynen kayıtlı olduğunun tespit edildiğini beyan etmiştir. Söz konusu fatura borcuna karşılık davalı şirket tarafından tanzim edilen 1.520.000,00'şer TL bedelli üç adet çeke ilişkin olarak; 13/12/2024 keşide tarihli çekin ... firmasına verilerek ödendiğinin, ancak 22/11/2024 ve 27/12/2024 keşide tarihli diğer iki adet çekin davalı firma tarafından ödenmediğinin, bankadan iade alınarak asıllarının davalı şirkete teslim edildiğinin ve bu iade işlemlerinin tarafların muavin defter kayıtlarında karşılıklı olarak borç/alacak kaydedildiğinin tespit edildiğini rapor etmiştir. Heyetçe yapılan incelemede, hem davacı hem de davalı şirketin e-Yevmiye ve e-Defter-i Kebir kayıtlarının yasal süresi içerisinde Gelir İdaresi sistemine aktarılarak beratlarının alındığının, Envanter defterlerinin noter açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığının, bu haliyle her iki taraf defterlerinin de usulüne uygun tutularak birbirini doğruladığının sübuta erdiğini belirtmiştir. Sonuç itibariyle, tarafların birbiriyle uyumlu ticari defter kayıtlarına göre davalı şirketin icra takip ve dava tarihi itibariyle davacıya toplam 3.040.000,00 TL asıl alacak tutarında borçlu olduğunun, davacının takip öncesi faiz talebinin bulunmadığının ve icra takip tarihi olan 11/06/2025 tarihinden itibaren asıl alacağa T.C. Merkez Bankasınca avans işlemlerine uygulanan değişen oranlardaki avans faizini talep edebileceğinin mütalaa edildiğini beyan etmişlerdir. Tarafların yaptığı itirazlar üzerine mahkememizce bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verildiğini, bu doğrultuda tanzim edilerek dosyaya sunulan bilirkişi ek raporunda özetle; davalı tarafın kök rapora yönelik itirazlarının heyetçe incelendiğini, ancak gerek mali kayıtlar yönünden gerekse dosyaya yansıyan diğer hususlar bakımından kök raporda ulaşılan sonuç ve kanaatlerden ayrılmayı gerektirir yeni bir somut durumun bulunmadığının tespit edildiğini beyan etmiştir. Raporda, davalı tarafça ileri sürülen iddia ve savunmaların mali olgulardan ziyade hukuki değerlendirme gerektiren hususlar olduğunun, 6100 sayılı HMK’nın 266 ve 279. maddeleri ile 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca uyuşmazlığın nihai hukuki tavsifi, nitelendirilmesi ve değerlendirilmesi yetkisinin tamamen ve münhasıran mahkemenin inhisarında bulunduğunun bildirildiğini rapor etmiştir. Bilirkişi heyetinin ulaştığı teknik ve mali bulguların mahkemeyi bağlayıcı bir niteliğinin bulunmadığı, mahkemenin davacı savları veya davalı savunmaları doğrultusunda hüküm kurmakta bütünüyle muhtar olduğu vurgulanarak, netice itibariyle kök raporda belirtilen mali tespit ve hesaplamaların aynen muhafaza edildiğinin mütalaa edildiğini beyan etmişlerdir. Mahkememizce yapılan açık yargılama, tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen ... 37. İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı takip dosyası, arabuluculuk son tutanağı, tarafların usulüne uygun tutulmuş e-defter beratları ve muavin kayıtları ile bu kayıtları hukuken doğrulayan 08/05/2026 tarihli bilirkişi kurulu kök raporu ve itirazlar üzerine düzenlenen ek rapor bir bütün olarak değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiş olup; dosya kapsamından tarafların ticari defterlerinin birbirini doğrulayan kesin delil niteliğine haiz olduğunun, uyuşmazlığa konu 11/03/2024 tarihli faturaya karşılık verilen çeklerden iki adedinin ödenmemesi nedeniyle davalı şirketin takip tarihi itibariyle davacıya tam olarak 3.040.000,00 TL asıl alacak tutarında borçlu olduğunun net bir şekilde tespit edildiği görülmekle birlikte, davalı şirkete ...'nun (...) kayyım olarak atanmış olmasının davacının kesin delillerle sabit olan fatura alacağını talep etme hakkını ortadan kaldırmadığı, davacının fatura ve cari hesaba dayalı bakiye alacağının varlığı tarafların mutabık ticari defterleriyle sabit olduğundan davalının icra takibine vaki itirazının haksız olduğu subuta ermiş, icra inkâr tazminatı yönünden yapılan değerlendirmede ise takibe konu alacağın tarafların karşılıklı ticari defterlerinde kayıtlı faturaya dayanması sebebiyle borçlu tarafından bilinebilir, bölünebilir ve net bir şekilde hesaplanabilir nitelikte (likit) olduğu ve İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi uyarınca likit bir alacağa karşı yapılan takibe haksız olarak itiraz edilmesi durumunda alacaklı lehine tazminata hükmedilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu dikkate alınarak, davalı borçlunun takibe vaki itirazının haksızlığı uyarınca hüküm altına alınan asıl alacağın %20'si oranına tekabül eden 608.000,00-TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair karar tesis edilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulü ile; davalının ... 37. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla devamına, Hüküm altına alınan alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 608.000,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 207.662,40-TL harçtan, peşin alınan 36.715,60 TL harç ile 15.200,00 TL icra harcı toplamı 51.915,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 155.746,80TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça harcanan 36.715,60 TL peşin harç ile 615,40 TL başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 152,50-TL, bilirkişi ücreti 25.000,00-TL'den oluşan toplam 25.152,50-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davalı tarafından harcanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 437.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 8-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6183 sayılı Kanuna göre davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/09/2026
Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır