İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/9 E. 2026/110 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/9
- Karar No
- 2026/110
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/9 KARAR NO : 2026/110
DAVA : TAZMİNAT (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/11/2019 KARAR TARİHİ : 23/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket yönetimine, CMK 133. Maddesi uyarınca FETÖ/PYD Terör Örgütü Soruşturması kapsamında, ... 4. Sulh Ceza Hakimliği'nin ...tarih ve ... D.iş sayılı dosyasından verilen karar ile kayyım atarımasına karar verildiğini, Resmi Gazete'nin ... tarihli ve ... sayılı 2. Mükerrer nüshasında yayımlanan 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (ilga 6758 sayılı Kanun) 19.maddesi uyarınca kayyumların yetkisi sonlandırılarak, tüm yetkilerin ... devrine karar verildiğini, ... İştirakler ve Gayrimenkuller Daire Başkanlığı'nın ...tarih ve ...sayılı yazısı ile müvekkili firmanın yönetim yetkisinin ...'ye devredildiğini, bu hususun Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlandığını, bu durumda müvekkili firma ilgili KHK ve kararlarla şirketin fiilen kamulaştırıldığını ve kamu malı haline geldiğini, (EK:1 690 sa. KHK ve Ticaret Sicil Gazete Suretleri). müvekkili şirketin özel kanun hükümlerine tabi olduğunu, müvekkili şirket yönetimine, FETÖ/PYD terör örgütü soruşturması kapsamında, atanan kayyımların yetkisinin sonlandırılarak tüm yetkilerin ... devrine karar verildiğini, 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 19/9. maddesi “Kayyumluk Yetkisinin Devri ve e Tasfiye' başlığı altında “Tasarruf Mevduatı Fonu , şirketlerin genel kurullarının yetkileri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olunmaksızın .... ilişkili olduğu Bakan tarafindan kullanılabilir.” hükmünün getirildiğini, 7085 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun 7/1. maddesi, " (1) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerin, kayyım atanmasından önceki sahipleri, ortakları, yönetim kurulu üyeleri, müdürleri ve diğer sorumlu yetkilileri aleyhine kayyımlar tarafından açılmış veya açılacak şahsi sorumluluk davalarında ilgili tüzel kişiliğin genel kurulunun veya yetkili kurulunun kararı aranmaz.” hükmünün amir olduğunu , özel kanun düzenlemelerinden anlaşılacağı üzere; 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra FETÖ/PDY Terör Örgütü Soruşturması kapsamında müvekkili şirkete kayyım atandığını ve devamla şirketlerin tüzel kişiliğinin korunarak ... eliyle yönetilmeye başlandığını, el konulan şirketlerin, bu hain girişim sonrasında usulsüz şekilde içinin boşaltılması, muhasebe hileleri ile zarara uğratılması ve yurt dışına sermaye kaçırılmasının önüne geçilebilmesi için önlem alınması ihtiyacı doğduğunu, Türk Ticaret Kanunu düzenlemesinde işbu mali mesuliyet davasına ilişkin olarak zamanaşımı ve usule ilişkin süre ve uygulamalarının Mahkemenin malumu olduğunu, müvekkili şirketin “01.07.2019 tarih ve ... A.Ş. Vergi Cezaları konulu yazısına istinaden, ... İştirakler ve Gayrimenkuller Daire Başkanlığı'nın ...-E, ... sayı ve 18/07/2019 tarihli cevabi kararı” ile özel kanun hükümleri gereğince oluşturulan Fon Kurulu kararına istinaden ikame edildiğini, özel kanun hükümleri kapsamında ...'nin kayyım olarak atandığı müvekkili şirkete ilişkin olarak, Türk Ticaret Kanunun aleyhe olan yahut kısıtlayıcı hükümleri uygulanmaksızın davanın kabulünün talep edildiğini, (EK:2 01.07.2019 tarih ve .... A.Ş. Vergi Cezaları konulu yazısı ve ... İştirakler ve Gayrimenkuller Daire Başkanlığı'nın ... Sayı ve ... tarihli kararı) davalıların, şirket idare ve yönetiminde olduğu dönemde gerçekleştirdiği usulsüz ve kanuna aykırı işlemler nedeni ile vergi ziyaına sebep olduklarını ve müvekkil şirketi zarara uğrattıklarını, müvekkili şirket hakkında 2012 yılı hesap işlemlerine ilişkin olarak, ... Başkanlığı tarafından tam ve kapsamlı vergi incelemesi yapıldığını, bu incelemeye ilişkin .... tarih ve ...no'lu inceleme raporu düzenlendiğini, müvekkili şirkete 4.348.700 TL vergi cezası kesildiğini, bu cezanın müvekkiline 08.11.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, (EK:3 25.10.2017 tarih ve ... no'lu Vergi İnceleme Raporları); vergi inceleme raporunda özetle; müvekkili hastanede verilen sağlık hizmetine ilişkin satışlarda fatura düzenlenmediği, söz konusu satış işlemlerine ilişkin tutarların yasal defterlere kaydedilmediği ve ilgili dönem beyanlarına intikal ettirilmediği, dolayısıyla satış hasılatının bir kısmının beyan dışı bırakılarak dönem gelirinin azalmasına sebebiyet verildiği, bu durum nedeniyle müvekkili şirketin defter kayıtları ve bunlarla ilgili belgelerin, doğru bir vergi incelemesi yapılmasına imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olduğu, Tek Düzen Hesap Planı ve işleyişine ilişkin kurallara uyulmadığı ve bu fiilin özel usulsüzlük cezası gerektirdiği, kredi kartı ile yapılan satışlarda hasılatın gizlendiği, resmi ücretlerin dışında elden ödeme yapıldığı, yapıları kayıt dışı ödemelere ilişkin damga vergisi kesintisi yapılmadığı, KDV tevkifatlarında usulsüzlük yapıldığı, resmi ücret dışında elden ödeme yapılarak vergi matrahının düşürüldüğü ve dolayısı ile tüm bu işlemler sonucu vergi ziyaı oluştuğunun tespit edildiğini, rapor incelendiğinde, müvekkili şirketin davalılar yönetim ve idaresinde bulunduğu dönemde, hemen hemen tüm finansal işlemlerinin kanuna aykırı şekilde eksik ve yanlış düzenlendiği ve vergi ziyaına sebep olarak müvekkil şirketi vergi cezaları ile zarara uğratıldığı, bu vergi cezası ve faizinin bir kısmının, 7143 sayılı Kanunun yürürlük tarihine kadar ödendiğini, 856.692,78 TL zarara uğrandığını, müvekkili şirket aleyhine ... tarih ve ... no'lu inceleme raporu düzenlendiğini, bu raporun davacı tarafıından 08.11.2017 tarihinde tebliğ alındığını , davacıya 4.348.700 TL vergi cezası tahakkuk ettirildiğini, yine bu rapora istinaden müvekkili şirkete Anadolu Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından 09.01.2018 tarih, 4.810.606,37 TL miktarlı ve ... No'lu ödeme emrinin gönderildiğini, müvekkili şirketin bu vergi cezasını “6783 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Hakkında Kanun” kapsamında yapılandırarak taksitlendirdiğini ve ödemeye başlayarak faiz ve ceza tutarları olarak, 28.02.2018 tarihinden 31.05.2018 tarihine kadar toplam 856.692,78 TL olarak ödeme yaptığını, devamla; vergi affı olarak da adlandırılan “ ... tarih ve ... sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanunun” yürürlüğe girmesi ile kanunun yayım tarihi olan 18.05.2018 tarihine kadar olan ve 6183 sayılı Kanun kapsamına giren vergi cezaları, gecikme faizleri ve gecikme zamları idare tarafından kaldırılmıştır. Müvekkil şirket; “vergi affı” olarak nitelendirilen 7143 sayılı Kanunun yürürlük tarihine kadar, vergi aslından ayrı olarak tahakkuk ettirilen vergi cezasından kaynaklı olarak 856.692,78 TL vergi cezası, gecikme faizi ve gecikme zammının ödendiğini, sonuç olarak müvekkili şirketin, davalıların yönetim ve idaresinde olduğu süre içerisinde gerçekleştirdiği usulsüz işlemler nedeni ile 7143 Sayılı Kanun ile işbu ceza ve fer'ileri kaldırılana kadar ki süre zarfında (28.02.2018 tarihinden 31.05.2018 tarihleri arasında) 856.692,78 TL ( 822.823,16 TL ceza + 5.964,25 gecikme zammı + 27.905,37 tecil faizi) ödemek sureti ile zarara uğradığını, bu zararın “...” ve devamında “7143 sayılı Kanuna Göre Hazırlanan Ödeme Tablosundan” da açıkça tespit edilebileceğini, (EK:4 ... Dairesi Müdürlüğü.... tarih, 4.810.606,37 TL miktarlı ve ... No'lu ödeme emri, ... Dairesi 28.02.2018 tarihli Tecil ve Taksitlendirme Tutanakları ve 7143 sayılı Kanuna Göre Hazırlanan Ödeme Tablosu ve Ödemeye İlişkin Mahsup Alındı Makbuzları) davalılardan şirket yönetim kurulu üyelerinin, 27.07.2013 tarihli olağan genel kurulda, 2010-2011-2012 yıllarına ilişkin olarak ibra edildiğini, bilançoda şirketin gerçek durumuna aykırılık teşkil eden ve müvekkili şirketi vergi cezası yükü altında bırakan kanuna aykırı, batıl ve örtülü ibranın kaldırılarak mevcut zararın davalılardan tazmin edilmesinin gerektiğini, 27.07.2013 Tarihli Genel Kurul Kararında Alınan İbra Kararının Geçersiz olduğunu , müvekkili şirketin 27.07.2013 tarihli olağan genel kurul toplantısında, şirket yönetim kurulu başkanı ... ve üyeler, Sinan YILDIRIM, ..., ..., ..., ...'ın oybirliği ile ibrasına karar verildiğini, bu hususun 06.09.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, (EK:5 27.07.203 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ve 06.09.2013 ta. Ticaret Sicil Gazetesi) mezkur 25.10.2017 tarih ve ...no'lu vergi denetim ve inceleme raporundan da anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin gelirleri üzerinde muhasebe hileleri, eksik ve yanlış beyanlar ile şirket gelirleri ve sermayesinin kanuna aykırı şekilde beyan edilerek bilançoya yansıtıldığını, bu durum karşısında müvekkili şirketin vergi kaçırmak sureti ile sermayesini kanuna aykırı biçimde arttırdığını, gerçek dışı bir bilanço oluşturulduğunu, kanuna karşı hile yolu ile oluşturduğu bilançoya karşı Yönetim Kurulunu ibra ettiğini, TTK 424, maddesinde “Bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı, kararda aksine açıklık bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve denetçilerin ibrası sonucunu doğurur. Bununla beraber, bilançoda bazı hususlar hiç veya gereği gibi belirtilmemişse veya bilanço şirketin gerçek durumunun görülmesine engel olacak bazı hususları içeriyorsa ve bu hususta bilinçli hareket edilmişse onama ibra etkisini doğurmaz.” hükmünün mevcut olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. HD. E.... K. .... Kararı ile “Bilançonun onaylanmasına dair genel kurul kararı, kararda aksine açıklık bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve denetçilerin ibrası sonucunu doğurur. Bununla beraber, bilançoda bazı hususlar hiç veya gereği gibi belirtilmemişse veya bilanço şirketin gerçek durumunun görülmesine engel olacak bazı hususları içeriyorsa ve bu hususta bilinçli hareket edilmişse onama ibra etkisini doğurmaz. Bir başka anlatımla esasen bilanço onaylanmadığı için TTK424. maddesinin ters yorumundan yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmediği sonucu çıkarılabilir.” diye içtihat ederek gerçek dışı görünüm ve iyi niyet kuralına aykırı hususlarda ibranın etkisiz olacağını açıkça belirtmiştir. Yine Yargıtay 11. HD. E.... K. ...T. 26.10.2010 TA. Kararı ile “Her ne kadar mahkemece, davalıların, ibra edildikleri gerekçesiyle sorumlu olmadıklarına karar verilmiş ise de, yukarıda yapılan açıklamadan da anlaşılacağı üzere davalılar hakkında verilen ibra kararı faiz zararının tüm açıklığı ile genel kurulda tartışılmaması nedeniyle gerçek anlamda borçtan kurtulma olarak değerlendirilemez.” şeklinde içtihat ederek, ... tarafından el konulan şirketin eski çalışan ve yöneticilerinin örtülü ibralarının geçersizliğini belirttiğini, Yargıtay 11. HD. E.... K.... T. 8.2.1999 kararında “TTK. 380. maddesine göre ibranın geçerli olabilmesi için davaya konu bağış ve satışların genel kurula sunulan şirket bilançolarında yer alması gerekir. İbra, sadece genel kurulun bilgisine sunulan işlemleri içerir, açıklanmamış ve belgeye dayandırılmamış ve vasat yetenekli bir ortağın anlayamayacağı konularda ibra yok sayılır. Bütün bu hususlar genel kurulda ortaya konulup görüşüldükten sonra, yöneticilerin sorumluluk halleri ve ortaklığa verdikleri zarar açıkça saptandığı halde genel kurulca sorumluluk davası açılmasına yer olmadığına ve ibraya karar verildiği takdirde böyle bir ibraya geçerlilik tanınabilir. Dava konusu olayda bu anlamda bir ibra yoktur. O halde, mahkemece ibra dikkate alınmayarak uzman bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle şirketin uğradığı zarar varsa bunun ve davalıların bundaki sorumlulukları görev yaptıkları yıllarda dikkate alınarak tesbit ettirildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.” şeklinde içtihat ettiğini, anonim şirketlerde ibra kararının, ibranın kapsadığı maddi olaylar açısından geçerli olduğunu genel kurula sunulmayan, açıklanmayan ve tartışılmayan kanuna aykırı, hileli ve usulsüz nitelikteki işlem ve faaliyetler için şirket yöneticilerinin ibrasına dair kararın geçersiz olduğunu, (EK:6 İstanbul BAM 12. HD. E.....K.... T. 11.10.2018 TA. Kararı, Yargıtay 11. HD. E. ... K.... TT. 26.10.2010 TA, Kararı, Yargıtay 11. HD. E. ... K. ... T. 8.2.1999 Kararı ) b) 27.07.2013 Tarihli Genel Kurul Kararında Alınan İbra Kararı Batıl olduğunu, TTK 447. maddesinde “Genel Kurulun özellikle; c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır” hükmünün düzenlendiğini, davalıların ,kanuna aykırı beyanlarla, şirketi ağır cezai ve idari yaptırımlar altına soktuklarını, yaptırımlar karşısında şirket sermayesine oranla şirketin temel sermaye yapısının zarar gördüğünü, muhasebe hileleri ile kötü niyetli olarak vergi ziyaına sebep olan davalılar hakkında alınan 27.07.2013 tarihli ibra kararının bu kapsamda da batıl ve yok hükmünde olduğunu, TTK 369 maddesinde "Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar” hükmünü amir olup Yönetim Kurulu üyeleri müvekkil şirketin faaliyet alanında yapılan işin gereklerini bilmek ve dürüstlük kuralı gereğince özenle yerine getirmek borcu altındadır." şeklinde düzenlemeye yer verildiğini, TTK 549 vd. maddelerinde Kurucuların, Yönetim Kurulu Üyelerinin ve yöneticilerin kanuna aykırı, hileli, usulsüz işlemlerinden doğan zararlar karşısında tazminat yükümlülüğü altında olduğunun belirtildiğini, davalıların şirkete karşı doğan zararları tazmin yükümlülüğü altında olduklarını , TTK 553. Maddesi gereği kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticiler ve tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olduklarını, müvekkili şirket yöneticilerinin gerçekleştirmiş oldukları usulsüz işlemler nedeni ile vergi ziyaına sebep olduklarını, müvekkili şirketin bu işlemlerden kaynaklanan vergi cezalarını ve faiz ve fer'ileri ile birlikte ödemek zorunda kaldığını, bu zararların davalılardan tazmininin gerektiğini, davalılardan;...'un Genel Müdür,...'ın Mali İşler ve Muhasebe Müdürü, ...'nun Yeminli Mali Müşavir sıfatı ile konu tarihlerde müvekkili şirkette yönetici ve denetçi konumunda olduklarını, 213 sa. Vergi Usul Kanunu 227/3. Maddesinde “Yukarıdaki fikra hükümlerine göre beyannameyi imzalayan veya tasdik raporunu düzenleyen meslek mensupları, imzaladıkları beyannamelerde veya tasdik raporlarında yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyama bağlı olarak salınacak vergi, ceza, gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulurlar.” hükmünün mevcut olduğunu, yeminli mali müşavirlerin kanuna aykırı işlemlerden sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiğini, davalılardan ...ın 2011-2013 yılları arasında Yönetim Kurulu üyesi , ...'un Genel Müdür,...'ın Mali İşler ve Muhasebe Müdürü, ...'nun Yeminli Mali Müşavir sıfatı ile konu tarihlerde müvekkil şirkette yönetici ve denetçi konumunda olmaları zararı tazminle yükümlü olduklarını, denetçi ve idarecilerin kusur oranlarını Mahkemenin takdirine bırakmakla beraber müvekkili şirketin uğradığı zararı tazmin etmelerinin talep edildiğini, davalıların kötü niyetli olarak açıkça kamuyu zarara uğrattıklarını, davalılardan birçoğunun FETÖ/PDY ile iltisakları nedeni ile yurtdışına kaçtıklarını, davalı şirket ve yöneticilerine ilişkin ... Fon Denetçisi tarafından düzenlenen 12.09.2017 tarih ve R2 sayılı raporda ve Vergi Denetim Kurulunca düzenlenen 2013 ve 2014 yılı Vergi Tekniği Raporunda FETÖ/PDY iltisaklı dernek ve vakıflara bağış ve yardımlar yapıldığı ve yine FETÖ/PDY'nin ABD'de bulunan reklam kuruluşuna ödemeler yapıldığının tespit edildiğini, haklarında soruşturma başlatıldığını, davalıların davacı şirketi açıkça zarara uğrattıklarını ve ülkemiz bütünlüğünü tehdit eden FETÖ/PDY terör örgütünü de finanse ettiklerini, bu hususların müvekkili şirkete ilişkin ... Fon Denetçisi tarafından düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporda ve 2013 ve 2014 yılı Vergi Tekniği Raporunda da açıkça görüldüğünü, davalıların tüm bu zararlardan sorumlu olduklarını, ... Fon Denetçisi tarafından düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporun ve 2013 ve 2014 yılı Vergi Tekniği Raporu'nun Mahkemece ...'den celbinin talep edildiğini, ödenen vergi cezalarından kaynaklanan şirket zararının davalılardan rücuen tahsili amacı ile işlemlerden sorumlu şirket çalışanları ile Yeminli Mali Müşavir ve Yönetim Kurulu Üyelerinin müvekkil şirketin uğradığı şimdilik 856.692.78 TL zararın TTK 557. md. gereğince davalılardan tahsiline hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalılara tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı ...vekili cevap dilekçesinde; davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı şirketin, 2012 yılı içerisinde meydana gelen bir kısım eylem ve işlemler nedeniyle zarara uğradığını, bu zararın müvekkilinden ve diğer davalılardan kaynaklandığını iddia edildiğini, TTK md. 560 uyarınca, sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkının, her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğradığını, davacı tarafça öne sürülen ve vergi inceleme raporlarına konu olduğu iddia edilen eylem ve işlemlerin, 2012 yılında gerçekleştiğinin, nitekim davaya konu vergi inceleme raporunun 2012 yılına ait olduğunun iddia edildiğini, bu kapsamda, müvekkilinden kaynaklanan bir kusur dolayısıyla zarara uğradığı anlamına gelmemek; bu hususu kabul etmemekle birlikte, davacı tarafın 2012 yılına ait eylem ve işlemlerden kaynaklı dava da 2017 yılı itibarı ile davanın zamanaşımına uğradığını, bu davanın 28.11.2019 tarihinde ikame edildiğini, davanın zamanaşımı defi doğrultusunda reddinin gerektiğini, davacı şirketin ... tarih ve ... numaralı vergi inceleme raporları ile birlikte tespit edilen bir kısım eylem ve işlemler nedeniyle zarara uğradığını, bu zararın müvekkilinizden ve diğer davalılardan kaynaklandığını iddia ettiğini , davacı tarafça...tarih ve ...numaralı vergi inceleme raporlarına dayalı olarak ödenen vergi cezası, gecikme zammı ve tecil faizi kalemlerinden kaynaklanan zararın tazmin edilmesi talep ettiğini, dava dilekçesinin ekinde (Ek-2) yer alan 01.07.2019 tarihli yazıda ise mevzubahis ...tarih ve ...numaralı vergi ceza raporunun davacı şirkete 08.11.2017 tarihinde tebellüğ ettiğinin açıkça görüldüğünü, davacının, 08.11.2017 tarihi itibarı ile uğradığı zararı ve mesul olan kişileri bildiğini iddia ettiğini ve davacının taleplerinin 08.11.2019 tarihi itibarı ile zamanaşımına uğradığını, davanın 28.11.2019 tarihinde ikame edildiği göz önünde bulundurulduğunda, davanın zamanaşımı defi doğrultusunda reddinin gerektiğini, davacı şirketin 27.07.2013 tarihli genel kurulunda, şirket yöneticilerinin 2010, 2011 ve 2012 yıllarına ilişkin olarak ibrasına oy birliği ile karar verildiğini, davanın 6 aylık hak düşürücü süreye riayet edilmeksizin açıldığını, zorunlu ticari arabuluculuk şartının gerçekleşmediğini, dosyaya ibraz etmiş olduğu arabuluculuk tutanağı incelendiğinde, davalılardan ...haricinde hiç kimsenin arabuluculuk görüşmelerinde yer almadığını, müvekkillerinin arabuluculuk sürecinden haberdar edilmediğini, müvekkili ...un, davacı şirket bünyesinde her ne kadar genel müdür sıfatı ile çalışmış olsa da işveren vekili olmaması, TTK 371/VII anlamında sınırlı yetkili ticari vekil sıfatı taşımasından dolayı TTK m.553'e göre sorumluluğu söz konusu olan "yönetici" sıfatına haiz olmadığını, müvekkili ...'un işbu davada taraf sıfatının bulunmadığını, davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, vergi ceza raporları incelendiğinde, müvekkili ya da diğer davalılar bakımından herhangi bir kusur irdelemesi yapılmadığını, soyut tespitler ihtiva ettiğini, öncelikle, 25.10.2017 tarih ve ... numaralı vergi ceza raporlarındaki usulsüzlüklerin kim ya da kimler tarafından gerçekleştirildikleri yönünde tespitlerin bulunmadığını, , raporda yer alan usulsüz işlemlerin hangi davalıya atfedildiği yönünde bir tespit bulunmadığını, davacı şirketin kendilerine 08.11.2017 tarihinde tebellüğ eden ... tarih ve ... numaralı vergi ceza raporlarına itiraz etmediğini, iptaline yönelik herhangi bir hukuki işlem başlatmadığını, , ... tarih ve ...numaralı vergi ceza raporlarının hukuka ve hakkaniyete uygun olup olmadıkları yönünde hiçbir denetimin gerçekleştirilmemiş olduğunu, şirketin kayyım yönetimi tarafından ... tarih ve ... numaralı vergi ceza raporlarına karşı süresi içerisinde vergi mahkemelerinde iptal davası açılması gerektiğini, davacı şirketin hiç ödememesi gereken meblağları vergi cezası adı altında ödenerek şirketin zarara sokulduğunu, davacı şirketin uğramış olduğu zararda, davacı şirketin kayyım yönetiminin de ağır kusuru bulunduğunu, davacı şirketin, kendisine 08.11.2017 tarihinde tebellüğ edilen ... tarih ve ... numaralı vergi ceza raporlarını sorgulamadığını, bunun Türk Yargı makamları tarafından tespit edilmesini sağlamadığını, ... tarih ve ...numaralı vergi ceza raporlarının hukuka uygun tespitler içerip içermediğini, dolayısıyla da davacı şirketin işbu raporlara yasal süresinde itiraz etmeyerek fazla miktarda vergi cezası ödemesi yapılmasına sebebiyet verip vermediğinin tespit edilmesinin gerektiğini, ikinci olarak,... tarih ve ...numaralı vergi ceza raporlarının kusur değerlendirmesi içermemeleri nedeniyle, hangi davalının ne kadar miktar zarar kaleminden ne kadar miktar kusuru olduğunun tespit ettirilmesi gerektiğini, müvekkilimiz ..., davacı şirket nezdinde "genel müdür" sıfatı ile çalıştığını, dolayısıyla, davacı şirketin aldığı kararlara etki edebilen, karar alabilen bir kişi olmadığını, müvekkilinin, davacı şirket nezdinde yapmakla mükellef olduğu görevleri yerine getiren, işveren vekili sıfatına sahip olmayan, İş Kanunu'na tabi bir çalışan olduğunu, bu nedenlerle davacı şirketin uğradığı iddia edilen zararlara, müvekkilinin şahsi kusuru ile sebebiyet verebilmesinin mümkün olmadığını, kendisinin davacı şirkete zarar verebilecek bir kararı münhasıran alabilme yetkisinin olmadığını iddia ederek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına dair karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Davalı şirket ...A.Ş’ye, 2012 yılındaki hesap işlemlerine ilişkin ... Mükellefler Grup Başkanlığı tarafından tam ve kapsamlı vergi incelemesi yapılarak 4.348.700,00 TL vergi cezası kesildiğini, şirketin bu vergi borcunu Yönetim Kurulunda olan davalılara isnat ederek rücu etmek istediğini, müvekkil ... her ne kadar Yönetim Kurulunda olsa dahi bahsi geçen vergi cezasından sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkiline rücu edilmek istenen vergi borcunun, zamanaşımı içerisinde ileri sürülmediğini , 2012 yılındaki hesap işlemlerine ilişkin kesilen bu vergi cezasının, söz konusu hiçbir iddiayı kabul etmemekle birlikte zamanaşımı süresinde ileri sürülmediğini, davalının bu nedenle vergi borcundan sorumlu tutulamayacağını, davalının şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığını,...'un ...A.Ş’nin Yönetim Kurulunda yer aldığını, bu üyeliğin pasif bir üyelik olduğunu, müvekkilinin Yönetim Kurulunda olduğu süreçte, davalı şirketin herhangi bir toplantısında bulunmadığını, yönetim kuruluna katılmadığını, şirketin kendi yokluğunda oldukça kötü yönetildiğini, hesapları düzgün tutulmadığını, müvekkilinin davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığını, yetkili kılınmayan yöneticilerin, şirketin borcu nedeniyle takip edilemeyeceğini , ... Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne müzekkere yazılmaısnı ve şirket kayıtlarının celbinin gerektiğini, davacının şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığı , şirket genel kurulunca, vergi borcunu kapsayan yıllar bakımından ibra edildiğini, müvekkilinin 27.03.2017 tarihli olağan genel kurulunda,... yıllarına ilişkin olarak ibra edildiğini, ibra kararının davalının iddiasının aksine geçerli olduğunu, müvekkilimin, davacı şirketin %28 ortağı olduğu ve fakat sağlık sorunları sebebiyle uzun yıllardır yurt dışında yaşadığı, bu süreçte hiçbir toplantıya katılamadığı, davalı şirketin bu dönemde genel kurullar yaptığı ve sanki müvekkilinin şirket yönetiminde aktif rol alıyormuşcasına kararlar aldığı gerekçesiyle genel kurul kararlarının iptali için .... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... E. sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini, kötü yönetim nedeniyle kesilen vergi cezalarının müvekkilinden tahsil edilemeyeceği belirterek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a davanın tebliğ edilmesine rağmen süresinde cevap dilekçesi sunmadıkları anlaşılmıştır. Davalıların , zarardan sorumlu olup olmadıklarının tespiti için dosya Öğretim Görevlisi ..., Bağımsız Denetçi Mali Müşavir ... ile sektör bilirkişisi Hastane Müdürü Mali Müşavir ...'a tevdi edilmiş, bilirkişi heyetince düzenlenen 25/05/2021 tarihli raporda özetle ; " TTK 560 ve TCK ya göre zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasındaki nihaî takdirin mahkemeye ait olduğu, ibranın, bilançoda görülen ve açıklanan hususlara ilişkin olarak verileceğini, bilançodan anlaşılmayan ve bilançoda gösterilmeyen ya da gizlenen hususlarda ibranın gerçekleşmeyeceğini, Yargıtay kararlarında ve doktrinde kabul edilen görüşün bu yönde olduğunu, Bilançonun tasdiki ile yönetim kurulu üyelerinin ancak ortalama bilgi ve yetenekte bir ortağın bilançonun tetkikinden anlayabileceği konularda ibra edilmiş sayılacağını (Çamoğlu/Poroy/Tekinalp, Ortaklıklar Hukuku, İst 2003, s. 345) yönetim kurulunun şirket hesaplarını tutmak ve yönetmekle sorumlu olduğunu, Yönetim Kurulu Üyeleri bakımından dava konusu denetimlerin muhatabı ve hesabının verilmesinden yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olduklarını, müteselsilen sorumluluklarının mevcut olduğunu, her bir davalının sorumluluğu ve ne miktardan sorumlu olduğunun ayrı ayrı saptanması talep edilmişse de böyle bir ayrım ve saptama yapılmasının mümkün olmadığını, Yönetim Kurulu üyelerinin bu zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu kılınabileceklerini, şirkete karşı Yönetim Kurulu ve denetçilerin sorumlu olduklarını , şirketin Genel Müdürü, finansal koordinatörü, finansman müdürü, muhasebe müdürü ve yardımcısının sorumluluklarının mevcut olmadığını, bunların kusuru varsa, şirketin bunlara da rücu edebileceklerini, bunların davacı şirkete hizmet sözleşmesi ile bağlı olduklarını, Yönetim Kurulunun talimatı ile hareket ettiklerini, TTK'nun 83-85. maddeleri ile HMK'nun 222. maddesi uyarınca davacı şirketin tüm yasal ticari defterlerini yada elektronik deftere tabi iseler flash bellek vs. gibi araçlarla elektronik kayıtlarında inceleme yapılamadığından, mezkûr dava konusu olayın nitelikleri bakımından aydınlatılması amacıyla detaylı araştırma ve inceleme gerektiğinden, dava konusu Vergi Denetim Raporlarının dayanağı olan işlemlerin, fatura ve belgelerin yerinde incelenmesi, incelenecek belgelerin özel denetçi incelemesi gerektirecek boyutta ve hacimde olmaması halinde, tarafımızca hazırlanacak raporun denetime elverişli, bilim ve fenne uygun olabilmesi için davacı şirketin mahallinde yeni bir inceleme günü ve saati belirlenmesi gerektiği yönünde görüş belirtildiği anlaşılmıştır. Davacı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi için dosya yeniden önceki bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler 07/03/2022 tarihli raporda özetle; ticari defterler üzerinde yapılan incelemede; 2012 ve 2013 yıllarında binlerce yevmiye kaydının yapıldığı, bu yevmiyelerin tek düzen hesap planına uygun olup olmadığının, bu yevmiyelerin dayanağı olan bilgi, belge ve faturaların tek tek incelenmesinin gerektiği, düzenlenmeyen veya usulüne uygun tanzim edilmeyen ve/veya eksik veya hiç tanzim edilmeyen belgelerin tek tek incelenmesinin gerektiği, davacının 2012-2013 ve 2014 dönemlerinin tam incelemesini yapan vergi müfettişi ... tarafından tespit edilen mezkur dönemlere ait kurumlar vergisi, KDV gerçek, KDV tevkifat, gelir stopaj, damga vergisi beyanı noktasında eksik beyan edilen ve/veya hiç beyan edilmeyen fark hesaplarının belgelerin yine tek tek incelenmesi gerektiği, neticede inceleme yapılan yevmiye kayıtlarının usule uygun olup olmadığının, genel kurul defterlerinin, yönetim kurulu karar defterlerinin, diğer belge ve faturaların detaylı incelemesinin gerektiği, dava konusu Vergi Denetim Raporlarının dayanağı olan işlemlerin , fatura ve belgelerin yerinde incelenmesi, incelenecek belgelerin fazlalığının bilirkişi inceleme sınırının çok çok üzerinde olması, mevcut haliyle davanın konusunu teşkil eden hususların özel denetçi atanarak incelemesi, denetimi ve revizyonu gerektirecek boyutta ve hacimde olduğu yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır. Davacı ticari defterlerinin incelenmesi için dosya önceki bilirkişilerden farklı Mali Müşavir Bağımsız Denetçi ..., Ticaret Hukuku Öğretim Üyesi ...ile Mali Müşavir Bağımsız Denetçi...'ya tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından düzenlenen 25/01/2023 tarihli raporda özetle; " 28.09.2022 Çarşamba günü haberli olarak davacı şirket merkezine gidildiği, şirketin mali işler direktörü... ile görüşüldüğü, ticari defterlerin şirket merkezinde bulunmadığının, üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen defterlerin vergi müfettişi incelemesinden dönmediğinin, birkaç kez girişimde bulunsalar da defterlerin tam olarak nerede olduğunu bulamadıklarının, dolayısı ile şirket merkezinde ticari defterlerin ibraz edilemeyeceğinin şirket muhasebe müdürü tarafından sözlü olarak beyan edildiğini, geçen sürede defterlerin şirket merkezinde mi ya da başka bir yerde mi olduğunun bildirilmediğini, davacı şirketin ticari defterleri üzerinde fiziki inceleme yapılamadığını, bütün olarak değerlendirildiğinde; davaya konu somut olaydaki talebin bir kısmının, yani davalıların şirketi zarara uğratacak ve defterlerinde kayıtlı olan bir faaliyet içerisinde olup olmadıklarının ancak şirketin yasal defterleri ve vergi tespit raporlarında belirtilen hususlar dikkate alınarak incelenmesiyle ortaya koyulabileceği mevcut hali ile davacı iddialarının defter kayıtları yönünden izaha ve ispata muhtaç göründükleri, raporun kaleme alındığı tarih itibarı ile heyetimize defter ve kayıtların tam ve eksiksiz olarak sunulmadığı yönünde tespitte bulunulduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilinin rapora itirazları üzerine dosya yeniden önceki bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişiler Mali Müşavir Bağımsız Denetçi ..., Ticaret Hukuku Öğretim Üyesi ... ile Mali Müşavir Bağımsız Denetçi ...tarafından düzenlenen 11/09/2023 tarihli ek raporda özetle; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, davacının defter ve belgelerinin incelenmesi neticesinde; şirkete ait 2012 ve 2013 yıllarına ilişkin ticari defterlerin mahkemenin arşivinde incelenmiş olup işbu defterlerin açılış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, kapanış tasdiklerinin yapılmadığı, dava konusu 2014 yılına ilişkin ticari defterlerin mahkemenin arşivinde bulunmaması sebebi ile incelenemediği, 2014 yılı ticari defterlerinin bulunduğu yerin bildirilmesi halinde incelemesinin yapılabileceği, davacı şirkete ait 2012 ve 2013 yıllarına ilişkin ticari defterlerinden 2012-2013 Yıllarına ilişkin Vergi aslı/ziyai ve Usulsüzlük Cezaları yönünden kayıtlara yansımamış satışlar, elden ödenen maaşlar/ücretler, dışarıdan sağlanan doktor hizmetlerinin bedelinin elden verilmesi bedellerinin doğal olarak incelenen davacı şirketin 2012-2013 yılı kayıtlarında bulunmayacağı ve bulunmadığı diğer bir deyişle, tespit edilen matrah farklarının bilerek ve isteyerek vergi kaçırmak maksatlı olarak kayıtlara alınmadığı, bu durumun vergi inceleme raporuna bağlanması ile davacı şirket için vergi ve cezaları yönünden zararının oluştuğu, davalı eski şirket yöneticilerinin kastı ile oluşan zarar arasında illiyet bağının bulunduğu, 2012 ve 2013 yıllarında toplam 9 ayrı raporda kayıtlara yansımayan matrah farklarından 2.010.044,54 TL vergi aslı, 5.592.442,31 TL vergi ziyai cezası ve 757.201,48 TL Özel usulsüzlük cezası olmak üzere toplam 8.359.688,33 TL vergi/ceza tarhiyatında bulunulduğu, bu tutarın şirketin zararı olarak kabul edilebileceği ancak davacının uğradığı zararın dayanak belgelerini somut olarak ispatlaması gerektiği, kayıtlarda yer almayan matrah farklarının dayanak belgeleri yönünden yerinde yapılan incelemede şirket muhasebe müdürünün "tüm belgeleri müfettişe verdik, bizde bir şey yok" şeklinde beyanda bulunduğu, bu durumda TTK m. 553 şartlarının oluşup oluşmadığının mahkemenin takdirinde olduğu, diğer taraftan, kayıtlarda yer alan bir kısım kredi kartlı satışların kendi hesabında takip edilmeyerek bilerek ve isteyerek hem KDV hem de Kurumlar / KDV Vergisi ödememek için 600-Satışlar ve 391-Hesaplanan KDV hesabına alacak yazmak yerine Muhasebe Sistemi Uygulama Tebliğine aykırı olarak 100-Kasa Hesabı alacaklandırılması ile 2012 yılında ... nolu rapor kaynaklı 309.398,40 TL, 2013 yılında...nolu raporda 119.628,41 TL vergi /ziyai ve cezası toplamı 429.026.,81 TL yönünden ise, kayıtlarda yer alması, kayıtlara bilerek vergi kaçırmak için hatalı kayıt düşülmesi ile şirketin zarara uğradığı, kasıt unsurun ve illiyet bağının da bulunduğu hususları değerlendirildiğinde davalı eski yönetim kurulu üyelerinin 429.026,81 TL yönünden şirketi zarara uğrattıkları ve müteselsilden tazmin etmeleri gerektiği, 2014 Yılına İlişkin Vergi aslı/ziyai ve Usulsüzlük Cezaları yönünden; 2014 Yılına ilişkin olarak gerek kayıtlara yansıtılmamış matrah farklarından gerekse Kredi kartlarından yapılan satışların kayıtlara bilerek hatalı kaydedilmesinden kaynaklı toplam 4 farklı rapor kaynaklı toplam 7.501.942,43 TL vergi aslı/ziyai/cezası tahakkuk etmiş olsa da 2014 yılının defterlerinin ve bu zararı oluşturan matrah farklarına ilişkin somut belgelerin ibraz edilmemiş olduğundan 2014 yılı yönünden başkaca bir değerlendirme yapılmadığı, sayın mahkemenin TTK m.553 kapsamında davacı şirketin davalı eski yöneticile tarafından şirketi zarara uğrattığının ispata muhtaç kaldığı yönünde hüküm tesis etmesek istemesi halinde, davacı şirket muhasebesinin tüm harici tespit dayanak belgelerinin müfettişe verdiğini beyan etmesi karşısında Vergi Müfettişi ... tarafından tanzim edilen 31.10.2018 tarih, ... nolu, vergi tekniği raporu ve tespite dayanak, davacı şirket tarafından temin edilen dayanak belgelerin, 25.10.2017 tarih ...sayılı vergi tekniği raporunda ve aynı kapsamdaki eklerinin Vergi Denetim Kurulu (...Başkanlığı)'a müzekkere yazılarak talep edilebileceği, müzekkere cevabından sonra konunun tekrar değerlendirilebileceği yönünde görüş bildirdiği anlaşılmıştır. Vergi Denetim Kurulu (... Başkanlığı)'a müzekkere yazılarak ... tarih, ... nolu, vergi tekniği raporu ile ... tarih ... sayılı vergi tekniği raporu ve ekleri getirtilmiş, dosya yeniden son bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından düzenlenen 13/03/2026 tarihli ikinci ek raporda özetle ; kök rapor aşamasında incelenemeyen davacı şirkete ait 2014 yılı yevmiye defterleri vergi inceleme sonrası teslim edildiği mahkeme kaleminde bir çuval içindeki 30 cilt yevmiye defteri halinde incelendiği, yapılan incelemede, vergi inceleme raporunda yer alan tespitlerin mahiyeti itibariyle önemli bir kısmının kayıt dışı satışlar, elden yapılan ücret ödemeleri ve benzeri muhasebe kayıtları dışında gerçekleşen işlemlere dayandığı, bu tür işlemlerin doğası gereği ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer almamasının olağan olduğu, bu nedenle söz konusu tespitlerin yalnızca ticari defter incelemesi yoluyla doğrudan doğrulanmasının teknik olarak mümkün olmadığı, bununla birlikte vergi inceleme raporunda yer alan ve kredi kartı ile yapılan satışların 108-Diğer Hazır Değerler hesabına borç kaydedilmesine rağmen karşılığında 600-Yurtiçi Satışlar ve 391-Hesaplanan KDV hesapları yerine 100-Kasa hesabına alacak kaydedilmesi şeklindeki muhasebe işlemine ilişkin tespitin ticari defter kayıtları üzerinden doğrulanabildiği, bu çerçevede yapılan inceleme sonucunda 2014 yılına ilişkin defter kayıtlarının kök raporda yer alan mali tespit ve değerlendirmeleri değiştirmeyi gerektirir yeni bir veri ortaya koymadığı, vergi inceleme raporunda belirtilen işlemlerin niteliği itibariyle 2012 ve 2013 yılları yönünden kök raporda yapılan değerlendirmeler ile aynı mahiyette olduğu, bu nedenle yönetici sorumluluğu yönünden kök raporda açıklanan mali kanaatin 2014 yılı bakımından da değişmediği, kök raporda belirtilen görüş ve değerlendirmelerin aynen muhafaza edildiği yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 560/1. maddesine göre, sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır. Ceza davası zamanaşımının uygulanabilmesi için tazminat sorumluluğuna neden olan fiilin ceza kanunlarına göre suç oluşturması ve cezayı gerektirmesi yeterli olup ayrıca haksız eylem faili hakkında ceza davası açılmış olması veya mahkûmiyet kararı verilmiş olması, hatta soruşturma yapılması gerekli değildir (Yargıtay 11. HD'nin ... esas ... karar sayılı ve 22.11.2023 tarihli ilamı). 2012,2013 ve 2014 yılları yönünden tek düzen hesap planının tutulmaması, muhasebe hilesi yapılması iddiaları yönünden zamanaşımının başlangıç tarihinin 01.01.2012 olarak dikkate alınması durumunda dahi (dosya içine celp edilen 25.10.2017 tarihli vergi tekniği raporunun 20.,21.sayfalarında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. Maddesi kapsamında suçun unsurlarının oluştuğunun değerlendirildiği ) 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesi ile TCK’nın 66/1-d,e maddeleri uyarınca uygulanabilecek en az zamanaşımı süresinin (12 yıl) dava tarihi itibari ile dolmadığı dikkate alınarak davalıların zamanaşımı itirazlarının reddine karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe Dava, vergi cezası ödemek suretiyle oluşan anonim şirket zararının, şirketin yönetim kurulu üyelerinden ve işlemi gerçekleştiren yöneticilerinden tazmini istemine ilişkindir. Davacı, anonim şirketin kayıtlarının usulsüz tutulması sebebiyle şirkete vergi cezası tahakkuk ettirildiğini, yapılandırma işlemi ile indirimli olarak vergi cezası ödendiğini, ödenen tutarın davalılardan tazmin edilmesi gerektiğini iddia etmiştir. Davaya cevap veren davalılar ise süresinde vergi cezalarının iptali için dava açmayan davacının tazmin talebinde bulunmayacağını, davanın zamanaşımına uğradığını, her bir davalı yönünden ayrı ayrı kusur belirlemesi yapılması gerektiğini iddia etmişlerdir. 6102 Sayılı TTK'nun 553. Maddesinde, "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar..." 213 sa. Vergi Usul Kanunu 227/3. Maddesi “Yukarıdaki fikra hükümlerine göre beyannameyi imzalayan veya tasdik raporunu düzenleyen meslek mensupları, imzaladıkları beyannamelerde veya tasdik raporlarında yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza, gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulurlar.” şeklindendir. TTK'nın 553. maddesi uyarınca; şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Yöneticinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. TTK'nın 553. maddesi uyarınca şirket, şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açabilir. Vergi belgelerindeki sahteciliğin amacı; vergi doğuran faaliyetini vergi dairesi bilgisi dışında tutarak vergi ödememek, kullanan için ise gideri fazla gösterip matrahı düşürmek, dolayısıyla vergiyi az ödemek veya hiç ödememek ya da hakkı olmayan vergi iadesi veya indiriminden yararlanmaktır (CGK, 04.10.2022, E. ..., K. ...). TTK 558/2.maddesinde belirtildiği üzere ibranın borçtan kurtarıcı sonuç doğurabilmesi, ibraya konu işlemlerin açıkça ortaya konulmasına ve tartışılmasına bağlıdır. Somut olayda , davalı yönetim kurulu üyeleri ile ilgili genel kurulda alınan ibra kararlarının; 2012,2013 ve 2014 yılları finansal tablolarındaki işlemler açıkça görüşülerek, şirketin kayıt dışı gelirleri ve ödemeleri ortaya konulup, tek düzen hesap planına uygun kayıt yapılmamasının, vergi ödememek için yapılan işlemlerin sebepleri hakkında genel kurul bilgilendirilerek alınmadığından; davalıların dava konusu eylemleri nedeni ile 2010 ila 2012 faaliyet yılları için gerçekleştirilen 27.07.2013 tarihli olağan genel kurul toplantısında ibra edilmedikleri kabul edilmiş, 2014 faaliyet yılı için ibra kararı alınmadığı anlaşılmış bu yöndeki davalılar itirazları yerinde görülmemiştir. Şirket yöneticilerinin, vergi ve muhasebe ilkelerine göre tutulması gereken kayıtları tutmamaktan, kayıtların usulsüz tutulmasından dolayı şirketi vergi cezası ile karşı karşıya bırakmaları doğrudan zarar niteliğinde olup şirketin ödemek zorunda kaldığı ceza ve tazminatları şirket yöneticilerinden TTK 553.maddesine göre istemde bulunabileceği gibi zararı doğurduğu iddia edilen işlemin aynı zamanda cezayı gerektiren fiil olması sebebi ile 6098 sayılı TBK'nın 49. madde hükmündeki haksız fiilden doğan genel hükümlere işlemi gerçekleştiren yönetici veya işçiye de rücu edebileceği, şirkete ilişkin görevini yerine getirmesi sırasında yöneticilerin işlemiş oldukları haksız fiillerden şirket sorumlu olur ise de genel hükümler uyarınca yöneticilerin de haksız eylemden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulabileceği, TMK'nın 50. maddesinde, tüzel kişinin iradesinin, organları aracılığıyla açıklanacağının, organların, hukuki işlemlerinin ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokacağının, yine organların, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumlu olduğunun düzenlendiği açıktır. TTK 'nın 514.,515. ve 516 maddeleri uyarınca anonim şirketlerin finansal tablolarının, Türkiye Muhasebe Standartlarına göre şirketin mal varlığını, borç ve yükümlülüklerini dolambaçsız, gerçeğe uygun şekilde göstermek suretiyle çıkarma görevinin yönetim kurulunun görevi olduğu, yönetim kurulu başkan veya üyeleri arasında bu görevlerin özellikle bir veya bir kaç yönetim kurulu üyesine verildiğine; yönetim kurulu başkan veya üyelerinin kendisine verilen görevleri ifa sırasında bu aksaklıkları tespit etmesinin mümkün olmadığına ve bu görevlerin hangi görevleri ifa ederlen kontrolleri dışında kaldığına dair işbölümü kararı ibraz edemedikleri , vergi ve muhasebe ilkelerine göre tutulması gereken kayıtların gerçeğe aykırı düzenlenmesi suretiyle ödenmek zorunda kalınan vergi cezası ve fer'ilerinden davalı yönetim kurulu üyelerinin müteselsilen sorumlu oldukları, davacı şirketin indirimden faydalanmak amacıyla yapılandırmak suretiyle vergi cezasını ödeyen ve haklılığı konusunda ikna ediciliği bulunmayan bir davayı açmayan şirketin yeni yöneticilerine kusur atfedilemeyeceği, davacı şirketin dava tarihi itibari ile ödemek zorunda kaldığı 856.692,78 TL vergi cezasını davalılardan talep edebileceği anlaşılmıştır. Davalılardan; şirkette çalışanlara ödemeleri kayıt dışı yapan davacı şirket genel müdürü, yönetici ...'un, çok sayıda farklı yevmiye maddesi ile muhasebe hilesi olarak nitelendirilen işlemleri muhasebeleştiren , banka şifrelerinden sorumlu mali İşler ve muhasebe Müdürü-...'ın , tam tasdik raporunu düzenleyen Yeminli Mali Müşavir ...'nun davacı şirketin vergi cezasından müteselsilen sorumlu oldukları dosya içine celp edilen vergi tekniği raporlarından anlaşılmıştır. Nitekim 13/03/2026 tarihli ikinci ek raporda bu tür işlemlerin doğası gereği ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer almamasının olağan olduğu, bu nedenle söz konusu tespitlerin yalnızca ticari defter incelemesi yoluyla doğrudan doğrulanmasının teknik olarak mümkün olmadığı, bununla birlikte vergi inceleme raporunda yer alan ve kredi kartı ile yapılan satışların 108-Diğer Hazır Değerler hesabına borç kaydedilmesine rağmen karşılığında 600-Yurtiçi Satışlar ve 391-Hesaplanan KDV hesapları yerine 100-Kasa hesabına alacak kaydedilmesi şeklindeki muhasebe işlemine ilişkin tespitin ticari defter kayıtları üzerinden doğrulanabildiği yönünde tespit yapılmasına ve dava dilekçesi ekindeki dekontlardan davacı tarafından 856.692,78 TL tutarlı vergi cezası ödendiği anlaşılmasına rağmen zararın bu miktarın yarısı oranında belirlenmesi yönündeki bilirkişi görüşüne itibar edilmemiş; davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08.06.2022 tarihli ve... E., ... K. sayılı ilamı ve ...E,...K sayılı ilamında ve kapatılan 23. Hukuk Dairesinin ... E.,... K. sayılı ilamında belirtildiği üzere davalıların çalıştığı dönemler itibarıyla defterleri usulüne uygun tutmaması nedeniyle tahakkuk eden ve davacı şirketin sorumluluğunu gerektiren vergi ziyaı cezası ve gecikme faizlerinden davalıların sorumlu oldukları kabul edilerek aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, 856.692,78 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesine göre tahsili gereken harç miktarı 58.520,68 TL karar harcının davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafından yapılan 1.717,10 TL posta ve tebligat masrafı, 79.500,00 TL bilirkişi ücreti ile 165.129,60 TL ilan masrafı olmak üzere toplam 246.346,70 TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürülükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 134.503,92 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin, davalılar ..., ..., ..., ..., ... ile ... vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 23/09/2026
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP