Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1505 E. 2026/1986 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1505
- Karar No
- 2026/1986
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1505 KARAR NO : 2026/1986
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/06/2026 NUMARASI : 2024/1005 Esas 2026/593 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 22/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 24/09/2026
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/1005 Esas 2026/593 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının marka yönetimi, marka danışmanlığı, reklam hizmetleri yaptığını, davalı ile daha önce şirket logosu, kurumsal kimliği ve web sitesini kapsayan anlaşma yapıldığını ve borçların karşılıklı olarak ifa edildiğini, daha sonra davalı ile yapılan anlaşma gereği davalı adına ... marka adlandırma / ... Logo tasarımı / ... domain ve hosting / ... katalog tasarımı ve ...Kataloğu / ... sosyal medya stratejisi ve tasarımları yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalıya Karşıyaka 5. Noterliği’nin 15593 yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalının ihtara itiraz ettiğini, fatura içeriğini de kabul etmediğini, davalının üretilen hizmetlerden yararlandığını, bu nedenle faturaya konu alacağın tahsili için davalı aleyhine İzmir 23. İcra Müdürlüğü’nün 2015/9852 sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğinden bahisle davalının itirazının iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı firma ile marka danışmanlığı, görsel tasarım, reklam kimlik tasarımı, digital parlama konularında anlaşma sağlandığını, verilen hizmetlerin karşılığının ödendiğini, davacıya digital pazarlama (WEB SİTESİ) yapımı için 5.000,00-TL ödendiğini fakat davacı firmanın ihtiyaçlarını karşılayacak WEB SİTESİ yapmadığını, bunun üzerine başka bir firmaya yaptırıldığını, davacının sonradan verdiği tekliflerin onaylanmadığını, davacının bahsini ettiği... projesinin bitmiş bir proje olup bu proje için hizmet alınmadığını, davacının bahsini ettiği ... ile ilgili logonun kullanılmadığını, kullanılmayan logo nedeniyle alacak talebinin hukuki dayanağının olmadığı, ... ile ilgili katalog ve reklam çalışmalarını ....’ın yaptığını, DOMİN ve HOSTİNG çalışmalarının .... adlı firma tarafından yapıldığını, davacının sunduğu tekliflerin kabul edilmediğini, taraflar arasında 26.03.2015 tarihli sözleşme dışında sözleşme imzalanmadığından bahisle davanın reddi ile davalı lehine %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde istinaf incelemesine konu karar ile; "...Dava; Taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle yazılı olmayan hizmet sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Alacaklı .... Şti. vekili tarafından, borçlu .... Şti.nin aleyhine 03.07.2015 harç tarihinde başlatılan 7 örnek ödeme emirli icra takibinde, aşağıdaki alacak haklarının tahsili talep edilmiştir; icra takibinde; "Toplam alacağımızın takip tarihinden itibaren asıl alacak kalemine işleyecek avans faizi, icra harç ve masrafları ve vekalet ücreti ile birlikte tahsilini talep ederek; 08.06.2015 tarihli fatura 21.092,50 TL" açıklamasına dayanmıştır. Ödeme emrinin borçlu şirket adresine 15.07.2015 tarihinde tebliğ edildiğinin; Borçlu şirket vekilinin 15.07.2015 tarihli itiraz dilekçesinden anlaşılmakla; anılan itiraz dilekçesiyle; "icra takibine, ödeme emrine, faize, faiz oranına, borca itirazı üzerine durmuş ve alacaklı vekili tarafından 1 yıllık yasal süre içinde 16.10.2015 tarihinde dava açılmıştır. Davalı, Davacı firma ile marka danışmanlığı, görsel tasarım, reklam kimlik tasarımı, digital parlama konularında anlaşma sağlandığını, verilen hizmetlerin karşılığının ödendiğini, Davacıya digital pazarlama (web sitesi) yapımı için 5.000,00-TL ödendiğini fakat davacı firmanın ihtiyaçlarını karşılayacak web sitesi yapılmadığını, bunun üzerine başka bir firmaya yaptırıldığını, davacının sunduğu tekliflerin kabul edilmediğini, taraflar arasında 26.03.2015 tarihli sözleşme dışında sözleşme imzalanmadığını, davanın reddi ile %20 tazminata karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Mahkememizin 2015/1272 Esas 2020/673 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne yönelik olarak verilen kararın, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/806 Esas 2024/1933 Karar sayılı kararı ile kaldırılması üzerine bozma ilamı doğrultusunda Mahkememizce eksiklikler giderilmiştir. Dava konusu somut olayda her iki taraf tacir olup İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında HMK 222. maddesi gereğince dava konusu faturanın her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığının tespiti açısından mali müşavir bilirkişiden rapor alınmıştır. Davalı defterlerinde takibe ve davaya konu 08.06.2015 tarihli 21.092,50.-TL tutarındaki faturanın hiç kaydedilmediği; Davalı... resmi defterlerinde; 03.07.2015 takip tarihi itibariyle Davalı ...'ın, Davacı ...'e hiç borçlu olmadığı, hesabın sıfırlandığının kaydedildiği görülmüş, Davacı .... resmi defterlerinde; 03.07.2015 takip tarihi itibariyle Davalı...'ın, Davacı ....'e 21.092,50-TL tutarında borçlu olduğunun kaydedildiği, davalı tarafça takibe konu faturanın BA formu ile bağlı olunduğu vergi dairesine bildirildiği, dava dosyamıza davalının takip konusu borcun tamamını ödediğine dair borcu sona erdirici nitelikte başkaca bir delil sunmadığı, bu haliyle davalı tarafça davacıdan hizmet satın alındığının ikrar edildiği, bu nedenle davacının eldeki davadaki ispat külfetini yerine getirdiğine kanaat edilmiştir. Öte yandan bozma öncesi alınan teknik bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi için dosyada alınan kök raporda sektördeki genel uygulama doğrultusunda; tasarım süreci tamamlanmış olmakla birlikte onaylanmamış veya kullanılmamış işlerde, harcanan emek ve süre dikkate alınarak teklif bedelinin %50’si oranında ödeme yapılmasının teamül niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de ilgili raporda dosya kapsamındaki tüm delillerin birlikte değerlendirilmediği kanaatiyle ek rapor alınmıştır, hükme esas alınan Bilirkişiler .... ve... tarafından 24.02.2026 tarihinde düzenlenen ek rapora göre; Her ne kadar dava konusu faturaya ilişkin olarak ayrıca imzalanmış yazılı bir sözleşme ibraz edilmemiş olsa da; dosyada yer alan e-posta yazışmaları, dinlenen tanık beyanları ve sunulan fiyat teklifleri ve diğer belgeler birlikte değerlendirildiğinde davacının.... ve ... projeleri kapsamında davalıya yazılı teklif sunduğu, teklif sonrasında işin kapsamına dair detayların elektronik posta yoluyla talep edildiği ve davalı tarafça bu taleplere ayrıntılı şekilde yanıt verildiği tespit edilmiştir. Bu değerlendirmeler çerçevesinde, tarafların işin kapsamı ve şartları üzerinde mutabakata vardıkları ve bu mutabakatın fiili uygulamaya yansıdığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki ilişki, karşılıklı güven esasına dayalı olup, süreç reklam verenin ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda şekillendiği, taraflar arasında kurumsal ticari bir üretim ve kurumsal ajans çalışması gerçekleştiği, içerik ve bilgilerin özelliklerden anlaşıldığı üzere davalı firma davacı firmaya özel ürün bilgilerini verdiği ve iletişim içinde çalışıldığı, dosya içerisinde belgelerden herhangi bir reklam firmasının davalı firmanın proje detay bilgilerine ulaşması bu bilgileri bilmesinin olası görünmediği, mevcut üretilmiş özgün tasarım ve çalışmalar davacı tarafından logo, (özgün içeriğe uygun tasarlanmış), Domain, Hosting web sayfası hazırlık ve alımı, kurumsal katalog tasarımı, özgün metin yazımı, sosyal medya yönetimi ve stratejisi üretimi, kurumsal çalışmanın karşılıklı iletişim halinde ajans hizmetlerini kapsayan bir organizasyonda teknik hizmet alındığı, alınan hizmetlerde etkinlikler; sosyal medya strateji yönetimi web sayfası, kurumsal metin çalışması, alınan hizmetler tasarım katalog tasarımı dosya içerisindeki belgelerden ve yazışmalardan iş olarak tanımlanan ürünler olarak tespit edildiği, yerine getirilen hizmetlerin 2015 yılı itibarı ile bedelinin karşılıklı yazışmalardan 21.092,50-TL olarak belirlendiği, Fatura bedelinin karşılık yazışmalarda belirtildiği üzere yerine getirilen hizmet karşılıklı bilgilendirme dahilinde olduğunun tespit edildiği, Sektör olarak yapılan değerlendirmede; reklam verenin reklam ajansını seçerken onun kreatif yönüne ve geçmiş referanslarına bakarak karar verdiği, güven temelinde başlayan bu ilişki reklam verenin ihtiyaçları ve istekleri doğrultusunda ilerlediği, reklam verenlerin; bizim haberimiz yoktu, biz istemedik onaylamadık vs türden yaklaşımlar reklamcılığın mantığına, uygulamalarına aykırı olacağı, bu nedenle hizmet bedelinden herhangi bir indirimi de gerek olmadığı, "dava konusu faturada belirtilen miktar olan 21.092,50-TL' nin verilen hizmet ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamına göre; Taraflar arasında yazılı olmayan bir sözleşme bulunduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere ticari ilişkinin güven temeline dayandığı özellikle sektör olarak yapılan değerlendirmede reklam verenlerin ajansı seçerken kreatif yönüne ve geçmiş referanslarına bakarak seçmiş olduğu, aralarındaki iş ilişkisinin reklam verenin ihtiyaç ve istekleri doğrultunda ilerlemiş olduğunun anlaşıldığı, davalı şirketin biz istemedik bizim haberimiz yoktu iddialarının dinlenemeyeceği, taraflar arasında yazılı sözleşme olmasa da sözlü olarak kurulmuş bir sözleşme bulunduğu ve ticari ilişkinin ispatlandığı ölçüde kabul edileceği, zira bu sözleşme için yazılı olmasının bir geçerlilik şartı olmadığı, yazılı olarak yapılmasının ancak ispat açısından önemli olacağı, dava konusu sözlü kurulan sözleşmenin dosya içeriğindeki belgeler, taraflar arasındaki yazışmalar ve tanık anlatımları ile ispatlanmış olduğu, bu nedenle hizmet bedelinden herhangi bir indirime de gerek olmadan dava konusu faturada belirtilen miktar olan 21.092,50-TL'nin verilen hizmet ile uyumlu olduğu ve davacı tarafından davalıya hizmetin sunulduğu anlaşıldığından; davalı yanın davacı yana icra takip tarihi itibariyle 21.092,50-TL borçlu olduğunun tespit edildiği, takip talebinde 21.092,50-TL asıl alacak talep ettiği, davanın asıl alacak üzerinden açılmış olduğu, takip tarihinden sonra dava tarihine kadar davalının herhangi bir ödeme yapmadığı, davacı tarafından davalının usulüne uygun olarak temerrüde düştüğüne ilişkin delilin dosyaya ibraz edilmediği, icra takibi öncesi temerrüt oluşmadığı, temerrüt icra takip tarihinde oluştuğu, icra takip tarihinden itibaren davacının taleplerinin doğrultusunda yıllık ticari avans faizi uygulanması gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesi ile İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2015/9852 Esas sayılı dosyasında davalının 21.092,50-TL asıl alacaktan oluşan borca ilişkin itirazının iptaline, asıl alacağa yıllık avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verildiği gerekçesi ile; Davanın KABULÜ ile; İzmir 23. İcra Müdürlüğü' nün 2015/9852 E. sayılı dosyasında davalının; 21.092,50-TL asıl alacaktan oluşan borca ilişkin İTİRAZIN İPTALİ ile, asıl alacağa yıllık avans faizi uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA, Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacağın %20' si oranında icra inkar tazminatının davalına alınarak davacıya verilmesine" şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan yargılama neticesinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde, davacı tarafın ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği gerçeğini göz ardı edildiği, "güven ilişkisi" ve "zımni sözleşme" gibi hukuki belirlilikten uzak soyut kavramlara dayanarak davanın kabulüne karar verildiğini, ticari hayatta tacirlerin basiretli davranma yükümlülüğünü ve belirli bir meblağın üzerindeki hukuki işlemlerin senetle ispatının zorunluluğu bulunduğunu, mahkemenin takdir yetkisiyle bertaraf edilemeyecek şekilde emredici kurallardan olduğunu, HMK'nin 200. maddesi uyarınca davacının iddiasının senetle ispat zorunluluğu bulunduğunu, dosyada davacı tarafından dayanılan yazılı delil eksik olduğunu, davaya konu edilen 08.06.2015 tarihli faturanın müvekkil şirketin usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını, müvekkil şirket, bu faturayı tebliğ almadığı gibi içeriğindeki hizmetin de verilmediğini savunduğunu, davacının kendi defterlerine tek taraflı olarak kaydettiği faturanın müvekkil aleyhine delil teşkil edemeyeceğini, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamasına rağmen, e-posta yazışmaları ve tanık beyanlarına dayanarak "güven ilişkisi" kapsamında zımni bir sözleşme kurulduğu çıkarımında bulunulmasının hukuka aykırı olacağını, Borçlar Hukuku genel prensipleri uyarınca zımni bir sözleşmenin varlığından söz edebilmek için tarafların iradelerinin karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklanmasının (icap-kabul) şart olduğunu, davacı tarafın sunduğu tekliflere müvekkil şirket tarafından verilen bir onay bulunmadığı gibi bu hizmetlerin müvekkil tarafından kullanıldığına dair hiçbir veri de dosyaya sunulmadığını, iddia edilen hizmetlerin teslim edilmediğini, taraflar arasında hukuken geçerli bir irade uyuşmasının bulunmadığını ve ortada Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında korunmaya değer özgün bir eserin dahi mevcut olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, teslim olgusu gerçekleşmeden bedel talebinde bulunulması hukuken mümkün olmadığını, somut olayda davacı taraf; "..." ve "...." projeleri kapsamında katalog tasarımı, logo tasarımı ve sosyal medya yönetimi gibi hizmetler verdiğini iddia etse de, bu hizmetlerin müvekkil şirkete teslim edildiğine dair dosyaya tek bir ıslak imzalı teslim-tesellüm tutanağı, sevk irsaliyesi veya kabul belgesi sunulmadığını, davacı tarafın alacak talebinin önemli bir kısmını oluşturan "... Logo Tasarımı" iddiasının hem teknik hem de hukuki açıdan Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamına girmediğini, davacı taraf, profesyonel bir ajans olarak işe başlamadan önce onay alması ve bu onayı belgelendirmesi gerektiğini bildiğini, kendi çalışma prensiplerinde dahi "onaylanan tasarımın ödemesi alınır" şartını koşan bir firmanın, onay almadığı işler için bedel talep etmesi dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, müvekkil şirketin "..." projesi gibi zaten bitmiş ve satış süreci tamamlanmış bir proje için yeni bir katalog hizmeti alması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, nitekim tanık ...’ın beyanında da belirtildiği üzere, müvekkil şirketin halihazırda kullandığı kataloglar ve web sitesi mevcut olup, davacının sunduğu taslaklar hiçbir zaman kabul edilmemiş ve kullanılmamış olduğunu, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporları, kendi içerisinde barındırdığı ağır çelişkiler ve teknik dayanaktan yoksun varsayımlar nedeniyle denetime elverişli olmadığını, hükmedilen %20 icra inkar tazminatı, İİK 67. maddesindeki "likit alacak" şartını taşımaması nedeniyle açıkça hukuka aykırı olduğu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nin daha önce vermiş olduğu bozma ilamının gereklerini yerine getirmek yerine, bozma gerekçelerini adeta teğet geçen bir yargılama yürütüldüğünü, mülkiyet hakkının korunması ve haksız ödemelerin önüne geçilmesi adına İİK 36. maddesi uyarınca tehiri icra kararı verilmesi elzem olduğunu talep ederek tüm bu açıklamaları istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1. maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; Davanın kabulü ile, İzmir 23. İcra Müdürlüğü' nün 2015/9852 E. sayılı dosyasında davalının; 21.092,50-TL asıl alacaktan oluşan borca ilişkin itirazın iptali ile, asıl alacağa yıllık avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacağın %20' si oranında icra inkar tazminatının davalına alınarak davacıya verilmesine şeklinde karar verilmiştir. İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dosyanın incelenmesinden daha önce Mahkemece 15/12/2020 tarih, 2015/1272 Esas ve 2020/673 Karar sayılı karar ile; "Davanın kabulü ile, İzmir 23. İcra Müdürlüğü' nün 2015/1272 E. sayılı dosyasında davalının 21.092,50-TL asıl alacaktan oluşan borca ilişkin itirazın iptali ile, asıl alacağa yıllık avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacağın %20' si oranında icra inkar tazminatının davalına alınarak davacıya verilmesine, " şeklinde karar verilmiştir. İş bu kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine; Dairemizin 2021/806 Esas, 2024/1933 Karar ve 05/11/2024 tarihli kararı ile ".... Davacı vekili takip ve davaya konu fatura muhteviyatı işlerin davalının talebi doğrultusunda yapılarak davalıya teslim edildiği, bu kapsamda davacının edimini yerine getirdiği ancak fatura bedelinin davalı tarafça ödenmediği iddia edilmiştir. Davalı vekili ise takip ve davaya konu fatura muhteviyatı işlerin yapılması konusunda taraflar arasında yapılmış bir sözleşme ve bu konuda bir talebin bulunmadığı, fatura muhteviyatı hizmetin alınmadığı savunma olarak ileri sürülmüştür. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında,"Davanın kabulü ile; İzmir 23. İcra Müdürlüğü' nün 2015/1272 E. sayılı dosyasında davalının; 21.092,50-TL asıl alacaktan oluşan borca ilişkin itirazın iptali ile, asıl alacağa yıllık avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacağın %20' si oranında icra inkar tazminatının davalına alınarak davacıya verilmesine, " şeklinde karar verilmiştir. Yine ilk derece mahkemesince aynı dosya üzerinden oluşturulan ek karar ile hüküm fıkrasındaki icra dosya numarasına ilişkin maddi hatanın "İzmir 23. İcra Müdürlüğü' nün 2015/9852 E. sayılı dosya olarak düzeltildiği görülmüştür. İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davaya konu İzmir 23. İcra Müdürlüğü' nün 2015/9852 (2021/3116) E. sayılı dosyasının incelenmesinden davacı tarafından davalı aleyhinde 03/07/2015 tarihinde KDV dahil 21.092,50-TL bedelli bir adet fatura dayanak gösterilmek suretiyle 21.092,50-TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalının süresi içerisinde sunduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu anlaşılmıştır. Dava konusu somut olayda her iki taraf tacir olup İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında HMK 222 maddesi gereğince dava konusu faturanın her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığının tespiti açısından mali müşavir bilirkişiden bu yönde rapor alınmadığı görülmüştür. Ayrıca dava konu uyuşmazlığın çözümü açısından ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırassında dosya kapsamı üzerinden iki ayrı bilirkişi heyetinden rapor alındığı görülmüştür. Mahkemece alınan birinci rapor ve ek raporda sonuç olarak; "dosya içerisindeki tüm kanıtlar değerlendirildiğinde davacı ile davalı arasında sözlü bir anlaşmanın var olduğu, davacının faturada yer alan; .... Marka adlandırma 2.500 TL, ... Logo tasarımı 2.500 TL, ... domain 75 TL, ... hosting 300 TL, .... Sosyal Medya Str. ve tasarım 1.500 TL 'lik işleri tamamladığı, davalıya teslim ettiği ve bu nedenle toplam 6.875 TL. ücrete hak kazandığı, davacının faturada yer alan... Katalog Tasarımı 7.500 TL, ... Katalog Tasarımı 3.500 TL işlerini tamamlandığı, ancak davalı tarafından onaylanmadığı bu nedenle sektördeki uygulamalar ışığında toplam 11.000 TL değerindeki tutarın 5.500 TL tutarına hak kazandığı" sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiş olmasına rağmen mahkemece aynı konuda yeni bir bilirkişi heyetendan alınan 2 rapor ve ek raporda ise davacı tarafça davalıya verilen hizmetin davaya konu faturada yazan miktar ile uyumlu olduğu sonucuna varıldığı bildirilmiştir. Mahkemece 2. rapor esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemece, dava konusu faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığının tespiti açısından mali müşavir bilirkişiden bu yönde rapor alınmak suretiyle davaya konu faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu yönde bir mali müşavir bilirkişiden rapor alındıktan sonra oluşacak duruma göre eldeki davada ıspat külfetinin kim üzerinde olduğu belirlenerek sonuca gidilmesi gerekmekte olup, ilk derece mahkemesince bu eksiklik ve her iki rapor arasındaki çelişki de giderilmeksizin ve ayrıca hangi nedenle hükme esas alındığı açıklanmaksızın 2. rapor esas alınarak hüküm kurulması doğru almamıştır. Bu nedenle belirtilen eksiklikler giderilmek suretiyle oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi yerinde değildir..." şeklindeki gerekçe ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece yapılan yargılama sırasında mali müşavir bilirkişi vasıtası ile tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup düzenlenen rapora göre; takip ve davaya konu 08.06.2015 tarihli 21.092,50.-TL tutarındaki faturanın davacıya ait ticari defterlerde aynen kayıtlı olduğu ve takip tarihi itibariyle davacının davalıdan fatura tutarı kadar kayden alacaklı olduğu, takibe konu faturanın davalı şirkete ait ticari defterlerde kayıtlı bulunmadığı, bu fatura nedeni ile bir davacı alacağının davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiği bildirilmiştir. Yine Mahkemece yapılan yargılama sırasında Dairemizin kaldırma kararı kapsamında teknik raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için bilirkişi heyetinden alınan 27.06.2025 tarihli kök raporda sonuç olarak; Taraflar arasında geçmişe dayalı bir iş ilişkisi bulunduğu, bu ilişkinin başlangıçta 26.03.2015 tarihli “Reklam ve Tasarım Hizmetleri Sözleşmesi”ne dayandığı, taraflarca bu sözleşme kapsamındaki işlerin karşılıklı olarak ifa edildiği ve ödemelerin yapıldığının anlaşılmakta olduğu, dava konusu faturada yer alan iş ve hizmetlere ilişkin olarak ayrıca yazılı bir sözleşme sunulmamış olmakla birlikte, dosya kapsamında incelenen e-posta yazışmaları, fiyat teklifleri ve diğer belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından .... ve... projelerine ilişkin olarak davalıya yazılı teklif sunulduğu, teklif sonrası iş detaylarının e-posta yoluyla talep edildiği ve davalı tarafın bu taleplere ayrıntılı biçimde dönüş yaptığının görülmekte olduğu, bu belgeler çerçevesinde taraflar arasında örtülü bir sözleşme ilişkisi oluştuğu kanaatine varıldığı, öte yandan, dosya kapsamından ve delillerden anlaşıldığı kadarıyla, davacı tarafından tamamlanan bazı hizmetlerin davalı tarafça onaylanmadığı ve fiilen kullanılmadığının tespit edildiği, sektörde reklam ve tasarım hizmetleri gibi nitelikli işlerde, tasarım süreci tamamlanmış fakat onayı gerçekleşmemiş veya kullanımı gerçekleşmemiş işlerin bedeli, o iş işin harcanan zaman ve emek gözetilerek bunun karşılığı olarak teklif edilen toplam ücretin %50’si oranında bir ödeme gerçekleştirilmekte olduğu, belirtilen tüm değerlendirmeler ışığında, davacının sunduğu hizmetler karşılığında hak kazandığı toplam bedelin, teslim edilen ve kullanılan işler karşılığı 6.875 TL, onaylanmayan ancak tamamlanan işler için %50 bedel 5.500 TL olmak üzere toplam ödenmesi gereken tutarın 12.375 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Aynı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 24.02.2026 tarihli ek raporda ise; Kök raporda, sektördeki genel uygulama doğrultusunda, tasarım süreci tamamlanmış olmakla birlikte onaylanmamış veya kullanılmamış işlerde, harcanan emek ve süre dikkate alınarak teklif bedelinin %50’si oranında ödeme yapılmasının teamül niteliğinde olduğunun belirtildiği ve rapordaki Tablo 2’de yer alan işlerin bu kapsamda değerlendirildiği, ancak 11.07.2016 tarihli duruşmada dinlenen davacı tanığı ....'ın beyanında, davacı şirket ile davalı arasında yazılı bir sözleşme yapılmadığı, ancak daha önceki projelerden doğan güven ilişkisine dayanılarak çalışmaya başlandığının ifade edildiği, tanığın, davalı firmanın iki ayrı proje kapsamında davacıyla çalışmak istediğini, bunlardan birinin tamamlanmış ... projesi, diğerinin ise planlanan ... projesi olduğunu belirttiği, ayrıca fiyat teklifinin sunulduğu, davalı tarafından kabul edildiği ve e-posta yazışmaları doğrultusunda iş kapsamının belirlenerek katalog, web sitesi, marka adlandırma, logo tasarımı ve sosyal medya çalışmalarının gerçekleştirildiğinin ifade edildiği, her ne kadar yazılı bir sözleşme bulunmadığı ve teslim ile kabul süreçlerinin belgeye bağlanmadığı anlaşılmakla birlikte dava dosyasında mevcut yer alan e-posta yazışmaları, sunulan fiyat teklifleri yanı sıra bu tanık anlatımının, taraflar arasında güvene dayalı bir sözleşme ilişkisinin kurulduğunun anlaşılmakta olduğu, bu durumun sektörde yaygın bir uygulama olduğununu, ayrıca tanık beyanında; “Hazırlanan katalogların bir kısmını şimdi size gösteriyorum. Bunlardan davalıya teslim edildi. Gerek dijital ortamda gerekse elden teslimat yapıldı. Ancak teslime ilişkin herhangi bir belge imzalatılmadı.” şeklindeki ifadeye yer verildiği, bu beyanın, dava konusu katalog çalışmalarının yalnızca tasarım aşamasında kalmadığını, fiziki örnekleri hazırlanmış ve mahkeme huzurunda sunulabilecek nitelikte tamamlanmış çalışmalar olduğunu göstermekte olduğu, bu itibarla, fiziki olarak üretilmiş ve teslim edildiği beyan edilen katalog çalışmalarının, kök raporda belirtilen “onaylanmamış veya kullanılmamış tasarım” kapsamında değerlendirilmesinin teknik açıdan uygun olmayacağı kanaatine varıldığı, bu düzeltmeye istinaden davacı tarafın bilirkişi raporunun Tablo 2 de verilmiş olan .... Katalog ve....Katalog Tasarımları için alacağının 11.000 TL olduğunun tespit edildiği, yapılan açıklamalar ve dosya kapsamındaki mevcut deliller çerçevesinde, dacının sunduğu hizmetler karşılığında hak kazandığı toplam bedelin teslim edilen, kullanılan ve fiilen tamamlanmış işlerin toplam bedeli KDV Hariç Tutar 6.875 TL + 11.000 TL = 17.875,00 TL, KDV dahil tutarın ise 21.092,50 TL olarak belirlindiği kanaaiten varılmıştır. Mahkemece daha önce 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan 14.01.2019 tarihli bilirkişi raporu ile aynı yönde olan iş bu ek raporu esas alınarak istinaf incelemesine konu kararın verildiği görülmüştür. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla Mahkemece daha önce 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan 14.01.2019 tarihli bilirkişi raporu ile aynı yönde olan ve hükme esas alınan 24.02.2026 tarihli ek bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/06/2026 tarih ve 2024/1005 Esas 2026/593 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 1.440,83.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 732,00.TL harcın mahsubu ile bakiye 708,83.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 22/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.