Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/725 E. 2026/1438 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/725
- Karar No
- 2026/1438
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/725 KARAR NO : 2026/1438
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/12/2023 NUMARASI : 2023/54 Esas - 2023/933 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 24/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/09/2026
Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/12/2023 tarih 2023/54 Esas 2023/933 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili, davalı yanca takibe müstenit olarak gösterilen bono bedelinin müvekkilleri tarafından banka havalesi ile ödendiğini ancak takibe konu kambiyo senedinin iade alınmadığını, mezkur ödemelere ilişkin banka kayıtlarının ekte sunulduğunu ilgili bankadan gerekli belgelerin celbini talep ettiğini, davalı yanın tamamen haksız ve kötü niyetli olarak hareket ederek bedeli ödenmiş senetleri takibe koyarak haksız kazanç sağlamaya çalıştığını açıklayarak müvekkillerinin telafisi güç zararlara uğramaması amacıyla takibin durdurulması ve icra veznesine yatan paranın alacaklı/davalıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı tesis edilmesini, ihtiyati tedbir kararının takip dosyasında mevcut hacizler gözetilerek teminatsız olarak veya uygun görülecek bir teminat karşılığında tesis edilmesini; müvekkillerinin Milas İcra Müdürlüğü’nün 2021/491 esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibi ve takip dayanağı olarak gösterilen kambiyo senedi nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitine; haksız ve kötü niyetli olarak takip yapan alacaklı/davalının %20’den az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece 16.01.2023 tarihinde ara karar ile davacını tedbir talibi kabul edilerek İİK m.72/3 f ya istinaden tedbiren icra veznesine yatan paranın davalı alacaklya ödenmemesine karar verilmiştir. CEVAP : Davalı vekili; Milas İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/157 Esas sayılı dosyası ile aynı dekontlar ve ödeme defi ile dava açıldığını, bu davada itirazın reddine karar verildiğini, ve halen istinaf aşamasında olduğunu, her iki davanın derdest olduğunu, davacı borçlu borca itirazı ile birlikte ödeme definde bulunduğunu, ancak buna dair somut gerekçe gösterilmediğini, dosya incelendiğinde ise kambiyo senedi niteliğinde olduğu görüldüğünü, yapılan ödemeleri bu senedin ödemeleri olmadığını, senede karşı senetle ispat külfeti açısından buna dair imzası ikrar edilmiş ve senet tanzim ve vade tarihlerini içeren bir belge ile ispat etmesi gerekirken sadece banka ile yapılan ödemelerden bahisle ödeme definde bulunularak menfi tespit davası açılması yasalara aykırı olduğunu, somut dava açısından değerlendirildiğinde ise davacı tarafta olan ispat külfeti yasada belirtilen usullere ve gösterilen delillerle ispat edilmek yerine yasada belirtilen ve delil niteliği ve ispat açısından hukuki değeri olmayan delillerle ispat edilmeye çalıştığını, bu sebeple de esasla birlikte davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, diğer yönden ise Kambiyo senetlerinde imzaya itiraz edilmediğini, kaldı ki kambiyo senetlerinde takibin durdurulmasında icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda ve alacak miktarının % 120 sinin teminat olarak ödenmesi karşılığında karar verilebileceğini. bu suretle mahkemenizin kararı ile davacı borçlunun kötüniyetli hareketlerine karşı, mal kaçırma amacında olan davacının bu maksadını gerçekleştirmesinin yolu açıldığını, davacı müvekkili tutuklu bulunduğu esnada adliyede tahliye ettirmek maksadı ile müvekkilinin eşinden 36.000 USD para alıp ödemediğini, dolandırıcılık kastı ile hareket eden kişi olduğu görüleceğini, müvekkili ve eşinin ayrıca bu konuda da alacağından dolayı takibe geçileceğini ve hakkında da dolandırıcılıktan dolayı şikayette bulunulduğunu, davacının davasını reddine, %20 kötü niyet tazminatının davacılardan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça takibe konu senedin ödendiğine dair senet kuvvetini haiz somut delil ibraz edilmediğinden, banka dekont açıklamalarında senedin ayrıntıları belirtilmediğinden ve yemin deliline de dayanılmadığından ödeme iddiasının ispatlanamadığını, davanın reddedilmiş olup icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi şeklinde tedbir kararı verilmiş ise de gerekli teminat yatırılmadığından, tedbir kararı icra edilemediğini davalıların zararı oluşmadığından % 20 oranındaki tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, davalı tarafça ''yapılan banka ödemelerinin bu senedin ödemeleri değildir'' iddiasını ileri sürdüğünü birlikte yapılan ödemelerin hangi senetlere ya da neye istinaden yapılmış olduğunu açıklamadığını, yapılan ödemelerin neye ilişkin olduğunu ispatla yükümlü olup yerine getiremediğini, davacılar tarafından verilen senetler ve ödeme kayıtlarının celp edilerek eksik ödeme olup olmadığı hususunda bilirkişiden rapor tanzimi ile hüküm kurması gerekirken ödeme dekontlarında hangi senede istinaden ödeme yapıldığı belirtilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafın tamamen haksız ve kötü niyetli olarak hareket ederek bedeli ödenmiş senetleri takibe koyarak haksız kazanç sağlamaya çalıştığını eksik inceleme neticesinden verilen kararın kaldırılmasına ilişkin hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde milas icra Müdürlüğünün 2021/491 Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen bonoların bedellerinin ödendiği ve borçlu olmadığının tespitini talep ettiği belirlenmiştir. Yine davacı taraf dava dilekçesinde aynı bonolara ilişkin olarak Milas İcra Hukuk Mahkemesinin 18.10.2022 tarih 2022/157 Esas sayılı dosyasında açılan davada borca itiraz ettiklerini borcun ödendiğini ileri sürdüklerini ancak İİK m.169/a deki belgelerle borcun olmadığı, itfa veya imhal edildiğinin ispatlanamadığından davanın reddine karar verildiğini, ancak bu senetlerin bedellerinin banka havalesi yoluyla ödendiğini ileri sürerek menfi tespit davası açmıştır. Davalı taraf ise savunmasında Milas İcra Hukuk Mahkemesinde görülen davanın derdestlik teşkil ettiği ve davacının yapmış olduğu ödemelerin bu senede ilişkin ödemeler olmadığını iddiasını yazılı delil ve belgelerle ispatlaması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı tarafın derdestlik itirazı somut olayda uygulanması mümkün değildir zira aynı senetlere ilişkin İcra Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama şekli anlamda olup maddi anlamda bağlayıcı değildir şöyle ki aynı konuya ilişkin olarak Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada bu senetlerden dolayı davacının borçlu olup olmadığı konusunda verilecek olan karar esas yönünden bağlayıcı olacaktır. Davacı taraftan TMK m. 6 ve HMK m. 190 gereğince ispat yükü kendisine düştüğünden bu iddiasını ispatlamasıgerekmektedir. Davacı taraf dilekçesinde yemin deliline de dayanmamıştır. Mahkemece de kararda davacının yemin deliline dayanmadığı belirtilmiştir. Davalının alacağın senede dayandığı, HMK m. 200’e göre davacıların iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiği, buna ilişkin yazılı belgesinin bulunmadığı belirlenmiştir. Yazılı delil başlangıcı sayılan bir belge bulunmadığından buna ilişkin ispat koşulları da bulunmamakatdır. Davacılar vekilinin istinaf taleplerinin incelenmesiyle sadece ödeme belgelerine dayandığı ancak bu ödemelerin bu senetler için yapılıp yapılmadığının belirli olmadığı davalının elinde bulunan senetlere karşılık ispat yükü kendisine düşen davacının başkaca bir delil bulunmadığından davanın reddine ilişkin kararın yerinde olduğu ve istinaf talebinin reddine karar vermek gerektiği belirlendi. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.