İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/603 E. 2025/603 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/603
Karar No
2025/603
Karar Tarihi

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/603 Esas - 2026/430 T.C. ... TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/603 Esas KARAR NO : 2026/430

HAKİM : .... KATİP : ...

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ....

DAVALI : ...

DAVA : İtirazın İptali (Tacirler Arası Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/08/2025 KARAR TARİHİ : 22/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı aleyhine ... 2. Genel icra Müdürlüğünün 2025/31910 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı vekili tarafından 16.05.2025 tarihinde itiraz edildiğini, davacı müvekkili taşımacılık işi ile uğraştığını, davalı ile söz konusu takibe konu taşıma işine karşılık düzenli olarak taşıma işi yapılmasına karşılık faturalar kesildiğini, takibe konu 28.02.2025 tarih ve -... numaralı 123.200,00 TL lik faturayı takip tarihinde takip saatinden 15 dakika sonra müvekkiline ait olan İş Bankası Kırıkkale şubesine ödeme yapıldığını, davalı borcu olmadığını iddia etmiş olsa bile söz konusu ödeme ile müvekkilin alacağını engellemek kastı ile haksız ve kötü niyetli bir şekilde itiraz ettiğini, Davalı/Borçlu tarafından ... 2. Genel icra Müdürlüğünün 2025/31910 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın şimdilik 547.312,70 TL üzerinden ( fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydı ile ) kaldırılarak takibin devamına hükmedilmesine, takip konusu alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı/borçlu üzerine bırakılmasını talep etmiştir. Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.

DELİLLER -Ticari defter ve kayıtlar -Tarafların ba/bs formları, -Fatura ve irsaliye, -Dava dışı SGK kayıtları, -Takip Dosyası -Bilirkişi Raporları

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; taşıma işinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla faturaya dayalı başlatılan (ilamsız) icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dosyamız kapsamında mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen11/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "... Davacı .. ....’in; - 2024 yılı devir rakamının 183.616,-TL. borç kalanı olduğu( davacı tarafın 2024 yılı kayıtları incelenemediğinden 2024 yılı devir rakamı hakkında bir değerlendirme yapılamamıştır.),10.01.2025 25.000,-TL.nin, 28.02.2025 tarihinde ... e- fatura karşılığı 123.000,-TL.nin, 31.03.2025 tarihinde .... nolu e-fatura karşılığı 229.075,- TL.nin, 30.04.2025 tarihinde .... nolu e-fatura karşılığı 298.078,- TL.nin hesaba borç kaydedildiği,30.04.2025 tarihi itibariyle hesabın 858.969,- TL.lık borç bakiyesi verdiği, Davacı .. ...’in; 2024 yılı devir rakamının 183.616,-TL. borç kalanı olduğu( davacı tarafın 2024 yılı kayıtları incelenemediğinden 2024 yılı devir rakamı hakkında bir değerlendirme yapılamamıştır.),10.01.2025 25.000,-TL.nin, 28.02.2025 tarihinde ... e- fatura karşılığı 123.000,-TL.nin, 31.03.2025 tarihinde ... nolu e-fatura karşılığı 229.075,- TL.nin, 30.04.2025 tarihinde ... nolu e-fatura karşılığı 298.078,- TL.nin hesaba borç kaydedildiği,30.04.2025 tarihi itibariyle hesabın 858.969,- TL.lık borç bakiyesi verdiği, Davalı tarafından 25.04.2025 tarihinde 123.200,-TL.nin “. . . Turizm . ... adına fatura ödemesi” açıklaması ile gelen havalenin davacı tarafından dosyaya kazandırılan kayıtlarda bulunmadığı, 30.04.2025 tarihi itibariyle 858.969,- TL.lık borç bakiyesinden 123.200,-TL.nin düşülmesi ile 735.769,-TL.lık borç bakiyesi olduğu, davacının davalıdan 735.769,-TL.lık alacaklı olduğu, 2025 yılı yevmiye ve defteri kebir kanuni defterlerinin 30.04.2025 tarihine kadar Vergi Usul Kanunu’nun 215 ve 219 maddelerinde belirtilen kayıt nizamına göre ve genel kabul görmüş muhasebe standartları, Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği hükümlerine uygun olarak tutulduğu, envanter defterinin dosya kapsamında bulunmadığı, Davalı .... Ticaret Limited Şirketi’nin kanuni defter kayıtları incelenemediğinden davalı taraf kayıtları ile ilgili bir değerlendirme yapılamayacağı, Davacı tarafın dosyaya kazandırılan kayıtlarında ve dosya kapsamında yapılan incelemelerde taraflar arasında bir sözleşme olmadığı, davacı ile davalı arasında düzenlenmiş herhangi bir sözleşmenin dosya kapsamında bulunmadığı, açık hesap şeklinde çalışıldığı, Davacı tarafın dosyaya kazandırılan kayıtlar üzerinden 735.769,-TL alacaklı gözükmesine ve icra takibinde 650.353,- TL.lık asıl alacak ve 20.159,70 TL, işlemiş faiz toplam 670.512,70 TL. üzerinden ödeme emri gönderilmesine rağmen dava dilekçesinde 25.04.2025 tarihli 123.200,- TL.lık tahsil edilen meblağın düşülmesi ile bakiye 547.312,70 TL üzerinden takibin devamının talep edildiği, ... " hususları belirtilmiştir. Davaya konu takip dosyasının incelenmesinde; takip alacaklısının davacı, takip borçlusunun davalı şirket olduğu, takibin 650.353,00 TL asıl alacak, 20.159,01 TL işlemiş faiz olmakla 670.512,70-TL toplam alacak üzerinden genel haciz yolu ile ilamsız takip olarak başlatıldığı, borcun sebebi olarak üç farklı faturanın belirtildiği, eldeki davada ise 08 nolu faturanın takipten sonra ödendiği belirtilerek 547.312,70 TL üzerinden kısmi olarak açıldığı anlaşılmıştır. Eldeki dava faturaya dayalı başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, itirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğundan ve davaya konu icra takibi faturaya dayalı başlatıldığından incelemenin takip konusu fatura kapsamında yapılması gerekir.(Yargıtay 19. HD. 2015/18199E., 2016/7679K.) Fatura içeriği malların veya hizmetin teslim edildiğinin ispat külfeti satıcıya aittir. Fatura düzenlenmesi, tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği malların teslimi sonucunu doğurmaz.( Y. 19 HD. 2016/7819E., 2017/2738K., Y. 19HD. 2014/12574E., 2014/16692K.) Diğer yandan taraflar tacir olup, uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan eldeki dava ticari dava niteliğindedir.

Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi ve 6102 Sayılı TTK'nın 83. maddesi gereğince Mahkeme'ce ticari defterlerin resen (kendiliğinden) ibrazına karar verilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Yine 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi 2. ve 3. Fıkraları çerçevesinde; diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, usulüne uygun tutulmuş defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. HMK'nın 222/1. maddesi ve TTK'nın 85/2. maddesi gereğince ticari defterlerin mahkemece re'sen incelenebileceği yasa koyucu tarafından açıkça düzenlendiğine göre, yasa koyucunun defterleri ibraz etmeyen tarafla ilgili herhangi bir yaptırım öngörmediği düşünülemez zira ticari defterlerin resen ibrazına karar verilmesine rağmen tarafların defterlerin ibraz etmemeleri halinde mahkeme ara kararının yerine getirilmesi mümkün olamayacaktır. Bu nedenle kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği ilkesi gözönünde bulundurulmalıdır. Ticari defterler, sahibi veya halefleri lehine delil olabileceği gibi aleyhine de delil olabilir. Ticari defterlerin sahibi lehine delil niteliğini taşıyabilmesi için, kanuna uygun tutulmuş olmalı ve kanunda aranan diğer koşulların mevcut olması gerekir. TTK'nın 222/4. maddesi gereğince açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur. Şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Eğer bu koşullar mevcut değilse defterlerin ancak aleyhe olan kısımlan nazara alınır. Yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin/malın bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. . ..., Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Aynı yönde açıklamalar için bkz. Y. 23 HD. 2015/4576 E., 2016/621 K., 10.02.2016 T.) Anlatılanlar ışığında somut olay ele alındığında; hükme esas alınan bilirkişi raporu ile dosyadaki tüm deliller doğrultusunda, davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, takip konusu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı yan defter ibrazından kaçındığından davalı defterlerinin incelenemediği, yine faturaların ba/bs bildirimlerinde yer alıp almadığı tespit edilememiş ise de, takip konusu faturalardan birinin takip günü ödenmiş olması faturaların/bildirimlerin yapıldığını işaret etmekte olup diğer yandan davalı taraf defter ibrazından kaçınmakla, davacı yanın usulüne uygun tutulmuş defterlerinin sahibi lehine delil niteliğinde olduğu, faturalara davalı tarafından TTK'nın 21/2. Maddesi kapsamında itiraz edildiğine dair bir kayda rastlanılmadığı hususları hep birlikte gözetildiğinde teslim olgusu bakımından davalı tarafından davacı lehine olan karinenin çürütülemediği ve aralarındaki süregelen ticari ilişki kapsamında davalının fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağı bu doğrultuda davacının alacağının varlığını ispatladığı hususunun kabulü gerektiği kanaat edilmiştir. (bkz. Y. 19. HD. 2018/1358E., 2020/878 K., 08/06/2020 T; Y. 23 HD. 2015/1418 E., 2015/8313 K., 21/12/2015 T.) Yapılan açıklamalar kapsamında davacının takibe dayanak fatura içeriğinin teslim olgusunu ve bu suretle faturaya dayalı alacağının varlığını ispatladığı kanaat edilmiştir. Bununla birlikte işlemiş faiz talebi yönünden, somut olayda taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, sözlü akdi ilişkide vade tarihi belirlenip belirlenmediğinin tespit edilemediği, faturaların tebliğ tarihi veya hizmetin teslim tarihinin kayıtlı olmadığı, bu itibarla olayda TTK'nın 1530. Maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığı değerlendirilmiştir. TBK'nın 117. ve TTK'nın 18/3. Maddeleri uyarınca yapılan değerlendirmede ise davalının takipten önce usulünce temerrüde düşürüldüğü ispat edilmediğinden işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir. Bu itibarla davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Yine alacağın likit olduğu gözetilerek icra inkar tazminatına da hükmedilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; ... 2. Genel İcra Dairesi'nin 2025/31910 Esas sayılı takibine davalı tarafından yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile, takibin 527.153,00-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Kabul edilen alacağın (527.153,00-TL'nin), %20'si oranında hesaplanan 105.430,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 36.009,82 TL karar ve ilam harcından 5.994,74 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 30.015,08 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 5.994,74 TL peşin harç olmak üzere toplam 6.610,14 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının karşıladığı 117,50 TL tebligat gideri, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.117,50 TL yargılama giderinin, tarafların haklılık durumuna göre 5.892,17 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 225,33 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 84.344,48 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca ... ... bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 169,44 TL'sinin davacıdan, 4.430,56 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğerlerinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/05/2026

Katip .... Hakim .... BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/603, K. 2025/603, T. 22.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-603-e-2025-603-k-24f4e20a0107