İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/112 E. 2026/112 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/112
Karar No
2026/112
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/112 Esas - 2026/687 T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2026/112 KARAR NO: 2026/687

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/02/2026 KARAR TARİHİ : 17/09/2026 K. YAZIM TARİHİ : 29/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında daha öncesinde bulunan bir ortaklığın son bulması ile davalı tarafça müvekkilden adeta kaçırılan mallara ilişkin, müvekkilince davalı şirkete toplamda 15 adet fatura kesildiğini ve davalı şirkete tebliğ edildiğini, davalı şirket tarafından işbu faturalara istinaden bir kısım ödemeler yapıldığını ancak gelinen son aşamada 922.542,58 TL 'lik kısım için herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenle taraflarınca 01/07/2025 tarihinde genel haciz yoluyla Ankara ..... Genel İcra Dairesi ..... E. sayılı dosyasından 922.542,58 TL alacağın takip tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faiz ile tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını ancak davalı şirketçe yetkiye ve borca itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu, akabinde taraflarınca yapılan gönderme talebi üzerine dosyanın yetkili icra dairesi olan Kahramankazan İcra Dairesinin ..... E. Sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının Kahramankazan İcra Dairesi ...... E. Dosyasına yaptığı haksız itirazının iptali ile takibin devamına, mal kaçırma riskinin olması sebebiyle davalıların taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu faturalara konu malların müvekkili şirkete hiçbir şekilde teslim edilmediğini, kaldı ki; bu faturalara konu malların müvekkil tarafından fiilen teslim alındığına ya da kullanıldığına dair dosyada herhangi bir somut delil bulunmadığını, aynı günde birkaç dakika arayla birden fazla fatura kesilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, teslimi ispatlanamayan bu faturaların müvekkili şirketi borç altına sokmasının hukuken mümkün olmadığını, ayrıca davacının talep ettiği faiz türü de hukuka aykırı olduğunu, dava konusu faturaların, içeriği ve düzenlenme biçimi itibariyle TTK ve VUK hükümlerine aykırı olduğundan "yok" hükmünde sayılması gerektiğini, icra inkar tazminatı şartlarının da oluşmadığını beyan ederek davanın usulden ve esastan reddi ile davacı aleyhine yüzde yirmi (%20)'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Kahramankazan İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı dosyası, ticaret sicil kayıtları, tarafların ticari defter ve belgeleri, 27/07/2026 tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, faturalardan kaynaklı başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Kahramankazan İcra Müdürlüğünün ...... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Davacı (alacaklı) şirket vekili tarafından davalı (borçlu) şirket aleyhine 18/07/2025 tarihli ödeme emri ile toplan 922.542,58 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 23/07/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 23/07/2025 tarihli dilekçeyle itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu, eldeki davanın 12/02/2026 tarihinde yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı şirket, icra takibine de konu ettiği faturalardan kaynaklanan toplam 922.542,58 TL bakiye alacağının davalı tarafından ödenmediğini iddia etmekte, davalı şirket ise takip dosyasına sunduğu dilekçeyle davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunmaktadır. Taraflara ticari defter kayıtların dosyaya sunumu veya bulundukları yerin bildirilmesi için kesin süre verilmiş, davacı vekili tarafından müvekkili şirketin ticari defterlerinin bulundukları adres bildirilmiş, meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen davalı tarafça ticari defter ve kayıtlar dosyaya sunulmadığı gibi bulundukları yerle ilgili olarak da herhangi bir bildirimde bulunulmamıştır. Dosyaya kazandırılan 27/07/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davalının yasal defterlerini yüce mahkemeye sunmaması veya beyanda bulunmaması sebebiyle, davalının yasal defterlerinde inceleme yapılamadığı, Davacının yasal defterlerinin incelenmesi sonucunda; Davalının dava dilekçesinde belirtilen ancak dava dilekçesinin ekinde yer almayan ....... numaralı faturanın yasal defterlerine kaydedilmediği, dava dilekçesine ekli diğer faturaların yasal defterlere kaydedildiği ve bu faturalarda yer alan ve deftere kaydedilen toplam tutarın 4.016.904,58 TL olduğu, Davalının davacıya dava konusu faturalar için toplam 3.094.362,00 TL ödeme yaptığı, 14.03.2025 tarihli 300.000,00 TL'lik ödeme dekontunun deftere kaydedilmediği ve raporumuza ek yapıldığı, davacının davalıdan 08.04.2025 tarihi itibari ile 922.542,58 TL alacağı olduğu..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Dava konusu alacak, faturaya dayalı hesap alacağına dayanmaktadır. Fatura düzenlenmesi tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Davacının aynı zamanda malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altındadır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Davacı yan faturadan kaynaklanan bakiye alacağının bulunduğunu iddia etmiş, incelenen davacı yan defter ve kayıtları ile tarafların dosyaya kazandırılan Ba - Bs formlarındaki bildirimlerinin örtüştüğü görülmüştür. Davalı yanın Ba formuyla davacı adına uyuşmazlık dönemine ilişkin 12 adet fatura karşılığı mal alım bildiriminde bulunduğu tespit edilmiştir. Basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davalının, hayatın olağan akışına göre teslim almadığı faturaya konu mallara ilişkin bildirimde bulunmaması gerekmekte olup davalı tam tersine uyuşmazlık dönemine ilişkin davacı adına davacı kayıtları ile örtüşecek şekilde Ba formuyla vergi dairesine bildirimde bulunmuştur. Bu itibarla taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı ve mal teslimi yönündeki davacı iddiaları kanıtlanmıştır. Davalı yana verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlar sunulmadığından ve adresi de bildirilmediğinden yapılan ihtar uyarınca davacı defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yapılmış olması ve davacı lehine delil olma vasfına haiz olması hususları gözetilerek davacı defter ve kayıtları HMK madde 222/3 (Değişik:22/07/2020 - 7251/23.m.) uyarınca davacı lehine delil olarak kabul edilmiştir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06.12.2021 tarih ve 2021/421 E., 2021/2017 K. sayılı ilamı:"...bb-) Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olması: TTK'nın 222/4. maddesi gereğince açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur. Ticari defterleri aleyhine delil olarak kullanan taraf defterlerindeki kayıtların aksini iddia ve ispat edebilir. Ancak karşı tarafın kendi aleyhine delil olan ticari defterlerindeki kayıtların aksini sadece kesin delillerle ispatı gerekmektedir. Yine bir tarafın ticari defterlerinin tamamı kanuna ve usulüne uygun tutulmakla birlikte içerdikleri kayıtlar yönünden karşı tarafın iddialarını doğrulaması halinde bu kayıtlarda sahibi aleyhine delil teşkil eder. Örneğin, satım sözleşmesinde satıma konu faturanın alıcı defterlerinde kayıtlı olması faturaya konu emtianın ve faturanın alıcıya teslim edildiği iddiası bakımından defter sahibi aleyhine teşkil eder. Bunun aksini defter sahibinin başkaca kesin delillerle ispatı gerekir..."şeklindedir.) Davacının hukuki ilişkiyi, malın teslimini ve alacağının varlığını kanıtlaması karşısında davalı yanın iddia edilip ispatlanmış bir ödeme savunması bulunmamaktadır. Bu itibarla alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere davacının takip tarihi itibariyle davalıdan takip çıkışı olan 922.542,58TL kadar alacaklı olduğu, davalının itirazının haksız olduğu ve iptalinin gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla davanın kabulüne, Kahramankazan İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacak miktarı likit olduğundan ve davalı takibe haksız itiraz ettiğinden alacak miktarının %20'si kadar icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE ; Davalının, Kahramankazan İcra Müdürlüğünün ....... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, 2-922.542,58 TL asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 63.018,89 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 15.754,73 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 47.264,16 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 4.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacıdan dava açılırken tahsil edilen 732,00 TL başvurma harcı, 104,00 TL vekalet harcı, 15.754,73 TL peşin harç olmak üzere toplam 16.590,73 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının yargılamada yapmış olduğu 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 296,00 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplam 8.296,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 144.381,39 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 17/09/2026

Katip ..... e-imza Hakim ..... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/112, K. 2026/112, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-112-e-2026-112-k-9c40cf79bbf1