İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/571 E. 2025/571 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/571
- Karar No
- 2025/571
- Karar Tarihi
T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/571 Esas - 2026/449 T.C. ... TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/571 Esas KARAR NO : 2026/449
HAKİM : ... KATİP :...
DAVACI : ... ... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : ... .. VEKİLLERİ : Av. ... Av.....
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/07/2025 KARAR TARİHİ : 09/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ile davalı şirket arasında imza altına alınan 01.01.2022 tarihli YTK hizmet sözleşmesi kapsamında müvekkili, hizmet karşılığı faturalar düzenlediğini, işbu faturalar davalı şirket tarafından da kabul edildiğini, bir kısım faturadan kaynaklı alacak bedelleri müvekkili şirkete ödenmediğini, başlatılan icra takibine de haksız şekilde itiraz edildiğini, Müvekkili tarafından ilgili Hizmet Sözleşmesi kapsamında borçlu/davalı şirkete düzenlenen toplam 132.000,00-TL bedelli faturalara istinaden davalı/borçlu şirket tarafından müvekkili şirkete herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediğini, davalı şirkete alacakların ödenmesinin ihtar edildiğini ancak herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediğini, YTK hizmetinden doğan fatura bedelleri borcu dolayısıyla 20.06.2025 tarihinde ... 2. Genel İcra Dairesi 2025/40511 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu/davalı tarafından takibe haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edildiğini, itiraz üzerine takibin durdurulduğunu, Haklı davanın kabulüne, ... 2. Genel İcra İcra Müdürlüğü'nün 2025/40511 E. sayılı ilamsız icra takibinde davalı tarafından yapılan itirazın hükümden düşürülerek, icra takibinin devamına, Davalı borçlunun haksız olarak tüm borca itirazda bulunmuş olması nedeniyle, davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili defter ve kayıtlarınıda faturaların bulunmadığını, tebliğ edilmediğini tespit edildiğini, fatura içeriğindeki hizmetlerin de davacıdan satın ve teslim alınmadığını, Takibin dayanağı faturaların teslim alanın isim ve imzasının bulunmadığını, borca ve takibe itiraz edildiğini, takibin dayanağı fatura içeriği mal ve hizmetler müvekkile teslim edilmediğini, Özellikle 17.01.2025 tarih ... numaralı 102.000,00-TL bedelli faturada belirtilen Saha temdit işletme projesi ve ekleri tanzimi bedeli ve saha halihazır harita ölçüm ve tanzimi bedeli açıklamasını taşıyan hizmetler müvekkil tarafından alınmadığını, Müvekkilinin defterlerinde kayıtlı olmadığını, müvekkilinin karşı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, takibin kötü niyetli ve haksız olduğunu, haksız,yersiz ve kötüniyetli davanın reddine, Asıl alacak üzerinden %20 kötü niyet tazminatı ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir. DELİLLER -Takip dosyası, -Ticari defter ve kayıtları, -Faturalar, -Bilirkişi raporu, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla faturaya dayalı başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davalı yanın defter ve kayıtlarının yerinde incelenmesi amacıyla talimat yoluyla alınan 23/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle:"Davalının şirket sahibi ve şirket ortağı 2025 tarihinde yasal yasal defter e-defter bulunmadığı, davalı şirketin hisseleri 16/01/2025 tarihinde satılıp, işlemler ile ilğili karine olan evrakları tarafıma sunduğu, Dava konusu olan dosyadaki faturalarla ilğili olarak her iki vergi dairesi müdürlüğü yazılarında dava konusu olan faturalarla ilğili karine olacak bs-ba form bildirimlerinde bahse konu faturalarla ilğili ticari alış verişle ilğili bir karine kayıt bulunmadığı," hususları belirtilmiştir. 20/04/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle:"Davacı ... .... Şirketi’nin davalı hesabında; 2022 yıl sonunun 12.260,90 TL.lık, 2023 yıl sonunun 7.500,90TL.lık, 2024 yıl sonunun 3.500,90 TL.lık borç bakiyesi ile kapatıldığı, 2025 yılında 132.000,-TL.lık fatura karşılığı borç kaydedildiği ve 3.500,-TL.lık tahsilatın alacak kaydedilerek yıl sonu itibariyle hesap kalanının 132.00,90TL. olduğu,inceleme tarihi itibariyle bakiyenin değişmediği, kayıtlarda davalı taraftan 132.000,90 TL.lık alacaklı olduğunun kayıtlı bulunduğu, Kanuni defterlerinin Vergi Usul Kanunu’nun 215 ve 219 maddelerinde belirtilen kayıt nizamına göre ve genel kabul görmüş muhasebe standartları, Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği hükümlerine uygun olarak tutulduğu, Davalı ... Madencilik Nakliyat... Limited Şirketi’’nin; 2026/13 talimat sayılı dosya kapsamında düzenlenen Talimat Bilirkişi Raporunda davalı şirket sahibi ve ortağı 2025 tarihinde yasal defter e-defter bulunmadığı, davalı şirketin hisselerinin 16.01.2025 tarihinde satıldığı, dosyadaki faturalarla ilgili olarak iki vergi dairesi müdürlüğü yazılarında dava konusu olan faturalarla ilgili karine olacak bs-ba form bildirimlerinde ticari alış verişle ilgili bir karine kayıt bulunmadığının kaydedildiği, Talimat Bilirkişi raporundan kanuni defter ve kayıtlarını üzerinde inceleme yapılamadığı anlaşıldığından kanuni defterlerinin kayıt nizamına göre ve genel kabul görmüş muhasebe standartları, Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği hükümlerine uygun olarak tutulup tutulmadığına ilişkin bir değerlendirme yapılmasının mümkün olamayacağı, Davacı ..... Limited Şirketi’ne düzenlenen faturalardan olan 132.000,-TL.lık asıl alacağın tahsil tarihine kadar reeskont avans faiz oranından faizi ile birlikte tahsil talebinde bulunulmasının yerinde olduğu, " hususları belirtilmiştir.
Eldeki dava faturaya dayalı başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, itirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğundan ve davaya konu icra takibi faturaya dayalı başlatıldığından incelemenin takip konusu fatura kapsamında yapılması gerekir.(Yargıtay 19. HD. 2015/18199E., 2016/7679K.) Fatura içeriği malların veya hizmetin teslim edildiğinin ispat külfeti satıcıya aittir. Fatura düzenlenmesi, tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği malların teslimi sonucunu doğurmaz.( Y. 19 HD. 2016/7819E., 2017/2738K., Y. 19HD. 2014/12574E., 2014/16692K.) Diğer yandan taraflar tacir olup, uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan eldeki dava ticari dava niteliğindedir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi ve 6102 Sayılı TTK'nın 83. maddesi gereğince Mahkeme'ce ticari defterlerin resen (kendiliğinden) ibrazına karar verilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Yine 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi 2. ve 3. Fıkraları çerçevesinde; diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, usulüne uygun tutulmuş defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. HMK'nın 222/1. maddesi ve TTK'nın 85/2. maddesi gereğince ticari defterlerin mahkemece re'sen incelenebileceği yasa koyucu tarafından açıkça düzenlendiğine göre, yasa koyucunun defterleri ibraz etmeyen tarafla ilgili herhangi bir yaptırım öngörmediği düşünülemez zira ticari defterlerin resen ibrazına karar verilmesine rağmen tarafların defterlerin ibraz etmemeleri halinde mahkeme ara kararının yerine getirilmesi mümkün olamayacaktır. Bu nedenle kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği ilkesi gözönünde bulundurulmalıdır. Ticari defterler, sahibi veya halefleri lehine delil olabileceği gibi aleyhine de delil olabilir. Ticari defterlerin sahibi lehine delil niteliğini taşıyabilmesi için, kanuna uygun tutulmuş olmalı ve kanunda aranan diğer koşulların mevcut olması gerekir. TTK'nın 222/4. maddesi gereğince açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur. Şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Eğer bu koşullar mevcut değilse defterlerin ancak aleyhe olan kısımlan nazara alınır. Yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21/2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin/malın bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Aynı yönde açıklamalar için bkz. Y. 23 HD. 2015/4576 E., 2016/621 K., 10.02.2016 T.) Anlatılanlar ışığında somut olay ele alındığında; taraflar arasında 01/01/2022 tarihli YTK Hizmet Sözleşmesi imzalandığı, "Yetkilendirilmiş Tüzel Kişilik" ifadesinin ve sözleşmelerinin genellikle madencilik sektöründe .... Müdürlüğü (MAPEG) tarafından ruhsat sahiplerine teknik danışmanlık hizmeti sunmak üzere yetkilendirilen şirketlerden alınan danışmanlık/hizmet sözleşmelerinde vücut bulduğu, davalının madencilik sektöründe faaliyet gösterdiği, davalı tarafından cevap dilekçesinde akdi ilişki inkar edilmiş ise de, sözleşmede yer alan imzaya itiraz edilmediği gibi dosya kapsamınca sözleşmeden kaynaklı olarak 01.01.2022 sonrası 16.01.2025 tarihine kadar düzenlenen faturaların ödendiğinin anlaşıldığı, bu doğrultuda taraflar arasında akdi ilişki sabit görülmekle ihtilafın davalı şirketin eski hissedarları tarafından pay devri yapıldığı 16.01.2025 tarihinden sonraki dönemde tanzim edilen faturalardan kaynaklandığı, bahse konu sözleşmenin yürürlük sürecinin 01.01.2022-31.12.2026 olarak kararlaştırıldığı ve dava konusu fatura dönemlerinden önce sözleşmenin iptal edildiğine dair bir savunma veya delile rastlanılmadığı, davacı yanın usulüne uygun tutulmuş ticari defter kayıtlarına göre tarafların açık hesap ilişkisini benimsedikleri, takibe konu faturaların davacı yan defterinde kayıtlı olduğu, davacı yanın e-defter mükellefi olduğundan fatura tarihleri itibariyle ba/bs bildirim verme zorunluluğu bulunmadığı, takibe konu faturlara davalı tarafından TTK'nın 21/2. Maddesi kapsamında itiraz edildiğine dair bir kayda rastlanılmadığı, davalı tarafça defter ibrazı bakımından yerinde inceleme talebinde bulunulmuş ise de bu hususta yazılan talimat kapsamında bilirkişiye defter ibrazında(inceleme imkanında) bulunulmadığı, talimat raporunda kaydedildiği üzere davalı şirketin pay devri sonrasındaki 2025 yılı bakımından davalının yasal defter veya e-defterinin bulunmadığı, dolayısıyla davalının defter ibrazından kaçınmış sayılmakla, davacının usulüne uygun tutulmuş defterlerinin kendisi lehine delil niteliğinde kabul edilebileceği hususları hep birlikte gözetildiğinde davacının takibe konu faturalar yönünden teslim olgusunu ve alacağın varlığını ispatladığı kanaat edilmiştir. (bkz. Y. 19. HD. 2018/1358E., 2020/878 K., 08/06/2020 T; Y. 23 HD. 2015/1418 E., 2015/8313 K., 21/12/2015 T.) Yapılan açıklamalar kapsamında davacının takibe dayanak fatura içeriğinin teslim olgusunu ve bu suretle faturaya dayalı 132.000,00 TL'lik alacağının varlığını ispatladığı kanaat edilmiş, alacağın ödenmesi hususunda keşide edilen ihtarnamenin davalıya 03/06/2025 tarihinde usulüne uygun (e-tebligat ile) tebliğ edildiği, ihtarnamede 16.06.2025 tarihine kadar atıfet süresi tanındığından davalının 17/06/2025 tarihinde temerrüde düştüğü, bu durumda 17/06/2025 tarihinden itibaren takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinde bulunulabileceği anlaşılmıştır. Yine Temerrüt faiz oranı yönünden, 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesinde yasal faiz, 2. maddesinde ise temerrüt faizi düzenlenmiş, 2/2. maddesinde ticari işlerde temerrüt faizinin maddedeki tarih ve oranlara göre belirlenecek avans faizi oranında istenebileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla talepte avans faizi olarak veya bu anlama gelecek şekilde bir ibare veya oran kullanılması halinde avans faizine hükmedilmesi gerekeceğinden, temerrüt tarihinden takip tarihine kadarki dönemde davacının 480,08 TL işlemiş(avans) faiz talep edebileceği mahkememizce resen hesaplanmış, faiz hesabı uzmanlık gerektirmediğinden ayrıca hesap raporu alınmamıştır. Bu itibarla davanın 132.000,00 TL asıl alacak ve 480,08 TL işlemiş faiz olmakla toplam 132.480,08 TL üzerinden kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş, yine faiz hususunda açıklanan gerekçeyle takip tarihinden sonra asıl alacağa avans faiz işletilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; ... 2. Genel İcra Dairesi'nin 2025/40511 Esas sayılı takibine davalı tarafından yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile, takibin 132.000,00-TL asıl alacak ve 480,08 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 132.480,08 TL alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Kabul edilen alacağın (132.480,08-TL'nin), %20'si oranında hesaplanan 26.496,02 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 9.049,71 TL karar ve ilam harcından 1.600,69 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 7.449,02 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 1.600,69 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.216,09 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının karşıladığı 565,00 TL tebligat gideri, 12.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.565,00 TL yargılama giderinin, 12.559,86 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 5,14 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddedilen kısım yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 54,26 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca .. ... bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 1,88 TL'sinin davacıdan, 4.598,12 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/06/2026
Katip ....
Hakim ....
BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR