Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2190 E. 2026/2190 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2190
Karar No
2026/2190
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/2190 - 2026/35 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/2190 KARAR NO : 2026/35

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/05/2026 NUMARASI : 2026/702 Esas (Ara Karar) DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1- DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ :16/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ :16/09/2026

... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/05/2026 tarih, 2026/702 Esas (Ara Karar) sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1998 yılında üniversite eğitimi amacıyla yurtdışına çıkarken babası ...'a genel vekâletname verdiğini, söz konusu vekâletnamenin davacının menfaatine ve talimatlarına uygun kullanılmak üzere verildiğini, vekâletnamenin 2014 yılında (verildikten 16 yıl sonra) noter arşivinden çıkarılarak, açıkça amacı dışında ve kötüye kullanılmak suretiyle davacıya ait şirketteki %40 hissenin davalı ...'a devrinin sağlandığını, bu hukuka aykırı işlem nedeniyle davacı tarafından .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/395 E.-2021/19 K. Sayılı dosyası ile açılan sözleşmenin iptali davasının, davacı lehine sonuçlandığını, istinaf ve nihayet Yargıtay tarafından verilen gerekçeli karar ile vekâletin kötüye kullanıldığının kesinleştiğini, davacının ortaklık haklarının iadesine karar verildiğini, bu hususun davalıların baştan beri hukuka aykırı ve kötü niyetli davrandığının açık göstergesi olduğunu, davacı müvekkilinin, hukuka aykırı şekilde elinden alınan şirket hisseleri nedeniyle 11 yıldır şirketten hiçbir kar payı alamadığını, şirketin imkânlarından yararlanmadığını, şirket değer artışından mahrum bırakıldığını, şirketin bilerek borçlandırılması nedeniyle pay değeri düşürüldüğünü, davacının sözleşme iptali davası devam ederken istinaf ilamından sonra sermaye artırımına gidildiğini ve davalı ... tarafından diğer davalı oğlu ...'a şirket hissesi devredildiğini ve davacının etkisinin azaltıldığını, uzayan yargı süreçleri nedeniyle uğranılan doğrudan ve dolaylı gelir kayıpları sebebiyle ağır maddi ve manevi zarara uğradığını, müvekkilimin uğradığı maddi zararın, davalıların müteselsil sorumluluğu altında olup, 11 yıl boyunca yasal hakkı olan %40 kâr payı alacağını alamadığını, davalıların, şirketin gerçek kârını hileli giderlerle ve yasal olmayan muhasebe yöntemleriyle gizlediklerini, bu alacak kaleminin, maddi tazminat taleplerinin en büyük ve somut parçasını oluşturduğunu, bu alacağa, her yılın dağıtım tarihinden itibaren en yüksek ticari temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini, davacının 11 yıl boyunca şirketten mahrum bırakılması nedeniyle uğradığı kâr payı kaybı ve hisse değer kaybının, ancak şirket defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile netleşebileceğini, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500.000,00.TL maddi zararların bilirkişi marifetiyle tespit edilerek, 2014 yılından itibaren yasal faiziyle davalılardan tahsiline, 300.000,00.TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, şirket perdesinin aralanmasıyla davalıların şahsi ve şirket malvarlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, davalıların, TTK m. 553 uyarınca müdürlük sorumluluklarına ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı şekilde;davacının hak kazanacağı %40 hisse değerini kasten düşürmek amacıyla gerçekleştirdikleri 29.500.000,00.TL tutarındaki haksız borçlanma ile muvazaalı araç satışlarından kaynaklanan şirket zararlarının; davacının payına (%40) yansıtılmaksızın, doğrudan davalıların şahsi mal varlıklarından tahsili ile şirkete iadesine veya davacının uğradığı bu değer kaybının maddi tazminat olarak davacıya ödenmesine karar verilmesini, şirketin içi bilinçli olarak boşaltıldığı için, sadece şirkete konulacak tedbir sonuçsuz kalacağını, alacağın güvence altına alınması için HMK m. 389 ve devamı uyarınca davalı ... ve hileli hisse devrine dâhil olan diğer davalı ...’ın; şahsi adlarına kayıtlı taşınmaz, araç, banka hesaplarına ve üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacaklarına ivedilikle tedbir konulmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/05/2026 tarih, 2026/702 Esas (Ara Karar) sayılı kararında, davacı tarafından açılan iş bu davanın tazminat istemine ilişkin olduğu, HMK'nin 389. maddesince ihtiyati tedbirin yalnızca uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceği ve davalıların ihtiyati tedbire konu mal varlıkları dava konusu olmadığı gibi dosya kapsamındaki mevcut delil durumuna göre yaklaşık ispat şartının da bu aşamada gerçekleşmediği, bunun yanında şirketin faaliyetini sürdürmesinin esas olduğu, tedbire konu taleplerin şirketin faaliyet göstermesini engelleyecek nitelikte olduğundan dosya kapsamında mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeni ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması ihtimali bulunmadığı gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılar (... ve ...) kesinleşen mahkeme kararına rağmen müvekkilin haklarını gasp etmeye devam ettiği, şirketin içini boşalttığı ve muvazaalı araç satışları ile mal kaçırdığını, mahkemenin tensip zaptı ile Gelir İdaresi, SGK ve Ticaret Sicil'e yazdığı müzekkereler dahi durumun vahametini ve incelemenin derinliğini gösterdiğini, ancak bu incelemeler bitene kadar davalıların şahsi ve şirket varlıklarını tamamen sıfırlama riski bulunduğunu, istediği tedbir, şirketin faaliyetini engelleyecek nitelikte bir tedbir olmadığını, davalıların şahsi mal varlıkları ile şirketteki hisselerinin üçüncü kişilere devrinin engellenmesine yönelik tasarruf yetkisinin kısıtlanmasının tedbiri olduğunu, bu tedbirin verilmemesi halinde, ileride davanın kazanılması durumunda dahi hükmün icrası imkânsız hale gelecek, müvekkilin hakkı tamamen kâğıt üzerinde kalacağını, açıklanan nedenlerle; 21/05/2026 tarihli haksız İhtiyati tedbir reddi kararının itiraz doğrultusunda kaldırılarak davalıların şahsi taşınmaz, araç, banka hesapları ile şirket hisseleri üzerine üçüncü kişilere devrinin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına, yerel mahkemenin ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/05/2026 tarih, 2026/702 Esas (Ara Karar)sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibarıyla Limited Şirket ortaklığına dayalı kar payı alacağını ve maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, davalıların mal varlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulması talebine ilişkindir. Mahkemenin 21.05.2026 tarihli ara kararı ile; davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar verildiği, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 Sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere göre İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, dayanılan deliller dikkate alındığında ihtiyati tedbir için aranan yaklaşık ispat şartının somut olayda gerçekleşmediği gibi ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceği, bu sebeple kararın hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ilk derece mahkemesince verilen karara karşı istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 md. gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1)-... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/05/2026 tarih, 2026/702 Esas (Ara Karar) sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL karar ve ilam harcı peşin alındığından YENİDEN HARÇ ALINMASINA YER OLMADIĞINA, 3)-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4)-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5)-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İADESİNE, 6)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince YAPILMASINA, Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 16/09/2026 tarihinde karar verildi.

Başkan

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Katip

e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2190, K. 2026/2190, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2190-e-2026-2190-k-ae65bcc73eb9