Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1248 E. 2026/1248 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1248
- Karar No
- 2026/1248
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1248 - 2026/1600 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1248 KARAR NO : 2026/1600
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/06/2026 NUMARASI : 2026/580 Esas
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : ... VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ : 24/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/09/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/06/2026 tarih ve 2026/580 Esas sayılı ara kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkili kurum tarafından davalı borçlu aleyhine ... İcra Dairesi'nin 2026/1299 E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, bu itiraz neticesinde takibin durduğunu, ... Mah. ... Cad. No: 111/1 adresinde bulunan inşaata ait ... numaralı aboneliğin ödenmeyen fatura borçları sebebiyle 17/06/2025 tarihinde sayacının sökülerek kuruma alındığını, 16/12/2025 tarihinde fatura borçlarının ödenmesi üzerine suyun açılması için adrese gidildiğinde tesisata ölçümü engellemek amacıyla düz boru takılarak kaçak su kullanımı yapıldığının tespit edildiğini, ... Tarifeler ve Abone Hizmetleri Yönetmeliği'nin 38. maddesi uyarınca ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına sayacın söküldüğü 17/06/2025 tarihi ile ... numaralı tutanağın tanzim edildiği 16/12/2025 tarihi arasındaki 183 günlük sürenin günlük ortalama tüketim baz alınarak 6222 metreküp üzerinden tahakkuklandırıldığını, dava konusu alacak miktarının yönetmelik kapsamında usulüne uygun hesaplandığını, uyuşmazlığa ilişkin dava şartı olan arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını ve 08/05/2026 tarihli ... numaralı anlaşamama tutanağının düzenlendiğini, davalının takibi durdurmak amacıyla haksız itirazda bulunduğunu, ... ve ... isimli tutanak mümzilerinin tanık olarak dinlenilmesinin gerektiğini, davalı borçlunun icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir. CEVAP: DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNE ÖZETLE: Müvekkili şirket ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A. Ş. 'ye ait ... bünyesindeki işçi kampında 17.06.2025 ile 16.12.2025 tarihleri arasında kaçak su kullanıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacı idarenin 16.12.2025 tarihli tek taraflı tutanağına dayalı olarak ... İcra Dairesi'nin 2026/1299 E. sayılı dosyasında başlattığı 1.447.413,97 TL tutarındaki takibin haksız olduğunu, söz konusu kampın 2025 yılı Haziran ayından itibaren doğal afet ve proje takvimi değişiklikleri nedeniyle yaklaşık altı ay boyunca tamamen kapalı ve atıl durumda kaldığını, bu dönemde elektrik aboneliğinin kapalı olduğunu ve tesiste hiçbir personelin bulunmadığını, günlük 34 m³ üzerinden yapılan hesaplamanın fiktif ve yönetmeliğe aykırı olduğunu, davacı idarenin tacir sıfatını haiz olması nedeniyle uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini, arabuluculuk sürecinin 08.05.2026 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığını, su kesintisinin şantiye faaliyetlerini ve iş güvenliğini sekteye uğratması nedeniyle HMK m. 389 uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilerek suyun açılmasını, kaçak su tespit tutanaklarının kesin delil niteliği taşımadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, elektrik faturaları ve SGK kayıtlarının tesisin faaliyetsizliğini kanıtlayacağını, alacağın likit olmaması sebebiyle icra inkar tazminatı talebinin reddini, bilirkişi incelemesi yapılmasını ve tanıkların dinlenmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece".... Davalı vekilinin müvekkili şirkete ait ... ilçesindeki işçi kampının su aboneliğinin tedbiren açılmasına karar verilmesine yönelik ihtiyati tedbir konulması talebi yönünden; Mahkememize sunulan dilekçe ve ekleri de dikkate alınarak uyuşmazlık konusunun yargılamayı gerektirdiği nazara alınarak dosyaya sunulan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık ispat koşullarının bu aşamada oluşmadığı ve ihtiyati tedbir talep edilen malların dava konusu olmadığı nazara alınarak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Dosya incelendi. Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, ...." karar verilmiştir. DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/580 E. sayılı dosyasında 16/06/2026 tarihinde verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararın hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği ve yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı gerekçelerinin somut olayın vahameti karşısında hatalı bulunduğunu, HMK m. 390/3 uyarınca yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, müvekkil şirketin ... şantiyesindeki işçi kampının 17/06/2025 - 16/12/2025 tarihleri arasında kapalı olduğunu SGK kayıtları ve elektrik faturaları ile ispatladığını, idarenin tek taraflı kaçak su tutanağının gerçeği yansıtmadığını, şantiyenin kapalı olduğu dönemde günlük 34 m³ su tüketimi iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, İstanbul Bam 7. Hukuk Dairesi'nin E. 2024/836, K. 2024/448, T. 07.03.2024 sayılı kararında da vurgulandığı üzere yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, suyun kesilmesinin yüzlerce işçinin yaşam hakkını ve insan onurunu tehdit ettiğini, salgın hastalık riski doğurduğunu, İzmir Bam 21. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/1734, K. 2022/1782, T. 21.09.2022 sayılı kararında belirtildiği gibi suyun hayati önemi nedeniyle teminat karşılığında tedbir kararı verilmesinin hakkaniyete uygun olduğunu, yerel mahkemenin HMK m. 389 hükmünü hatalı yorumladığını, dava konusu ile tedbir talebi arasında doğrudan illiyet bağı bulunduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2024/3954, K. 2025/5573, T. 10.04.2025 sayılı kararında idarenin alacak tahsili için hayati hizmeti keserek cezalandırma yetkisinin olmadığının belirtildiğini, müvekkil şirketin her türlü teminatı yatırmaya hazır olduğunu, suyun kesik kalmasının stratejik öneme sahip ... projesinde telafisi imkansız zararlar doğuracağını, hak ve yarar dengesinin suyun açılması yönünde ağır bastığını belirterek, 16/06/2026 tarihli ara kararın kaldırılmasını, ... şantiyesindeki suyun yargılama sonuna kadar açılmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep; Kaçak su tüketimi nedeni ile tahakkuk eden fatura alacağı nedeniyle başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasında, davalı tarafça su aboneliğinin açılmasına yönelik ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek tedbir istemine yönelik yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının geçici hukukî koruma talebinin reddi kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı ve somut olayda ihtiyati tedbirin koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, HMK'nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca ; davalının "İhtiyati tedbir talebinin Reddine" karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekilince yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Geçici Hukuki Koruma tedbirlerinden olan “ihtiyati tedbir” 6100 Sayılı HMK’nun 389-399. maddelerinde düzenlenmiştir. HMK’nun 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları, 391. maddesinde ihtiyati tedbir kararının kapsam ve içeriği, 393. maddesinde ihtiyati tedbir kararının uygulanması, 394. maddesinde ihtiyati tedbir kararına itiraz ve uygulanacak usule yer verilmiştir. HMK’nun 391/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddi halinde kanun yoluna başvurma olanağı getirilmiştir. İhtiyati tedbir öğretide, "Kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır." şeklinde tarif edilmiştir (Medeni Usul Hukuku 12.Baskı Sh.714-Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Oğuz Atalay, Prof. Dr. Muhammet Özekes). Anılan tariften de anlaşılacağı üzere, ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesinde “(1)Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu maddede ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış ancak ihtiyati tedbirin sadece uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlemiştir. 6100 sayılı HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuş, "yaklaşık ispat" kavramından bahsedilerek kabul edilmiştir. Yaklaşık ispat durumunda hakim, o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Yaklaşık ispatta tam ispat aranmamakla beraber basit bir iddia da yeterli kabul edilemez. Karşı tarafı riskle karşı karşıya bırakacak veya onun ticari hayatını ya da yaşantısını zora sokacak nitelikte verilecek tedbir kararının amacına uygun düşeceğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır. Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Somut olayda; davacı tarafından, davalı hakkında tanzim edilen kaçak su tüketimi tespit tutanağı nedeni ile alacağın tahsiline yönelik takip başlatıldığı ve itirazın iptali davası açıldığı, her ne kadar davalı tarafça kaçak kullanıma konu tesisatta suyun açılması yönünde ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş ise de, dava davalı tarafından açılan "menfi tespit" yahut "muarazanın giderilmesi" davası olmayıp, tedbir talebinin konusunun ancak mevcut takiple ilintili olabileceği, giderek ilk derece mahkemesince verilen kararın sonucu itibariyle yerinde olduğu kanaatine varılarak, davalı vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. İstinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin olarak alındığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin HMK'nın 359/4. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.24/09/2026
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır