Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1011 E. 2026/1635 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1011
- Karar No
- 2026/1635
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1011 KARAR NO : 2026/1635
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/10/2023 NUMARASI : 2023/279 Esas - 2023/899 Karar
DAVACI : ... - (Kimya) İhtisas Organize Sanayi Bölgesi VEKİLİ : Av. ... - .... DAVALI : ... -.... VEKİLİ : Av. ... - .....
DAVANIN KONUSU : Cezai Şart (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/04/2023 KARAR TARİHİ : 24/09/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 28/09/2026 Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/10/2023 tarih, 2023/279 Esas - 2023/899 Karar sayılı kararına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde; Dairemizin 19/06/2025 Tarih, 2024/254 Esas 2025/1138 Karar sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.03.2026 tarih 2025/4390 Esas 2026/1313 Karar sayılı kararı ile bozulması üzerine dosyanın yukarıda yer alan esasa kaydı sonrası yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı işçi davacı şirket işyerinde çinko üretim bölümünde ustabaşı olarak SGK'da görünen tarihlerde iş akdiyle hizmet ifa etmiş, işçinin iş sözleşmesi ve mevzuata aykırı birtakım faaliyetleri nedeni ile davacı tarafından iş akdi haklı nedenle feshedildiğini, akabinde de davacı şirketin ticari rakibi olan ve İzmit/Kocaeli’de yerleşik dava dışı ... Demir Çelik Oksit İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'de çalışmaya başladığını, davalı ile davacı şirket arasında akdedilen iş sözleşmesinin rekabet yasağı başlıklı 15. maddesi uyarınca davalı işçinin; "fesihten itibaren 2 yıl süre ile iş tanımına uygun konularda, aynı sektörde,Marmara Bölgesinde, benzeri bir işletmede çalışmamayı veya rakip işletmeyle rekabet oluşturacak şekilde menfaat ilişkisine girmemeyi" kabul ve taahhüt ettiğini, aynı maddenin devamında da yine işbu rekabet yasağı maddesinin uygulanması için; "İşverenin ticari, teknik, müşteri ve benzeri konularda personel bilgileri fiilen öğrenmiş olmasının şart olmadığı, objektif olarak bilebilecek durumda olması yeterli olacağı" belirtildiğini, devamında ise işbu rekabet yasağına aykırılığın yaptırımı düzenlenmiş olup, buna göre personel bu yasağı ihlal etmesi nedeniyle işverenin uğradığı her türlü zararı ve ziyanı ödemekle birlikte, işverene son brüt maaşının 2 yıllık tutarı kadar cezai şart ödemeyi de kabul ve taahhüt ettiğini, davalı işçinin davacı şirket ile aynı il içinde bulunan rakip işletmeye, iş akdini sonlandırmasının hemen akabinde işe girerek davacı şirketin satış fiyatları, müşteri bilgileri ve ayrıca çinko oksit üretim reçetelerini de davacı şirketin rakip işletmesinde kullanarak davacı şirketin haksız rekabete maruz kalmasına yol açacağını, bu nedenlerle ve mahkemece de re’sen nazara alınacak diğer sebeplerden dolayı, davalının gerek iş sözleşmesinde düzenlenen ve gerekse TBK'nın 444. maddesinde yer alan-rekabet yasağını ihlalinin kabulüyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, işbu davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile şimdilik 5.000,00-TL üzerinden belirlenen cezai şartın davalıdan alınarak davacı işverene işleyecek faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın talep etmiş olduğu alacak kalemleri açısından zamanaşımı itirazları olduğunu belirtmekle birlikte, davacının dava dilekçesinde belirttiği iddiaların usul ve esas yönlerinden hukuka aykırılık taşıdığını, öncelikle mevzuatta ticaret mahkemelerinde dava açılabilmesi için arabuluculuğa başvurma dava şartı olarak sayıldığını, davalıya haksız olarak ikame edilen bu davadan önce karşı taraf arabuluculuk sürecine başvurmuş olsa da, söz konusu arabuluculuk başvurusunun İş Kanunundaki işçi - işveren arasındaki ilişkiden doğan alacaklar konu gösterilerek yapıldığını, fakat eldeki dava ticari dava olup, başvurunun ticari davalarda dava şartı olan arabuluculuk şeklinde ilerlemiş olması gerektiğini, bu nedenle mahkemenin zorunlu arabuluculuk dava şartı sağlanmadığı için davanın reddi gerektiğini, davalıya karşı ikame edilen bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının usulen hatalı olduğunu, mevzuata göre belirsiz alacak davasının açılabilmesi için alacaklının dava açacağı miktarı tam ve kesin olarak bilmemesi gerektiğini, fakat dava dilekçesinde ve dava konusu hususunda dayanılan sözleşmede davacı yan, rekabet yasağını ihlal eden işçinin "işverene son brüt maaşının 2 yıllık tutarı kadar cezai şart ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini" ileri sürdüğünü, davacı taraf cezai şartı talep ettiğini ve bu cezai şartın tutarının da işçinin son brüt maaşının 2 yılık tutarı olduğunu öne sürdüğünü, davada talep edilen miktar bu şekilde biliniyor olmasına rağmen davacının davayı belirsiz alacak davası olarak ikame etmesi hukuka aykırı olduğunu, belirsiz alacak davası açabilmenin koşulları eldeki davada mevcut olmadığı için koşulları oluşmadan açılan bu davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddini talep ettiklerini, davaya konu ve talep edilen cezai şarta davacı tarafça dayanak olarak sunulan İş Sözleşmesinin (Rekabet Yasağı Sözleşmesinin) geçerliliğini kabul etmediklerini; bu sözleşmenin 23.29. maddesinde "iş bu sözleşmeden doğabilecek her türlü ihtilafların hal merci İstanbul İcra Müdürlükleri ve Mahkemeleridir." şeklinde bir düzenleme yapıldığını, bu maddeye göre İstanbul Mahkemelerinde açılması gereken dava, Gebze Mahkemelerinde açılmış olup, davanın yetkisizlik nedeniyle de reddedilmesini talep ettiklerini, öncelikle dava dilekçesinde davalı işçinin, davacı firmada ustabaşı olarak çalıştığı beyan edilmişse de bu beyanın doğruluk payı taşımadığını, zira davacı tarafın ek olarak sunduğu, taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde de görüleceği üzere davalı işçinin, davacı firmanın üretim departmanında fırın, pota ve torbalama elemanı unvanı ile çalıştığını, davalının davacı firmada çalışmasına ait SGK işe giriş bildirgesinde meslek adı diğer imalat ve ilgili işçiler olarak belirlendiğini, davalının davacı firmada vasıfsız işçi olarak çalışmasını iş akdinin sonlandığı tarih olan 06.07.2022 tarihine kadar sürdürdüğünü, davalının iş akdi son bulduktan yaklaşık bir ay sonra bir sürü firmaya başvuruda bulunduğunu ve Alpaz Demir Oksit Çelik İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi adlı firmada vasıfsız işçi (beden işçisi) olarak 23.07.2022 tarihinde çalışmaya başladığını, bu kapsamda, davacı tarafından iddia edildiği gibi davacı firmaya ait işyerinde ustabaşı olarak değil, işçi olarak faaliyet gösterdiğini, davacının aksi yöndeki beyanlarını kabul etmediklerini, davacı şirketin bu şekilde bir çok işçiye yakın tarihlerde dava açmış olduğunu, tüm dava dilekçelerinde tüm işçilerin ustabaşı olduğunu iddia ve beyan ettiğini, mahkemenin de malumu olacağı üzere bir iş yerinde aynı departmanda çalışan tüm işlerin ustabaşı olarak faaliyet göstermesinin fiilen imkansız olup hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu haliyle davacı şirketin beyanlarının gerçeği yansıtmadığının açıkça ortada olduğunu, işbu rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğunu, bu nedenlerle; davalıya karşı yetkisiz mahkemede ikame edilen davanın yetkisizlik nedeniyle reddine, davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine, mahkeme aksi kanaate olur ise işbu mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davanın 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay kararlarında cezai şart isteminin belirsiz alacak davası olarak açılabileceği dile getirilmiş olup, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğuna değinildiğini, dolayısı ile huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına bir engel bulunmadığını, aksini kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı lehine 17.900,00-TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, hükmolunan vekalet ücretinin reddedilen miktardan fazla olup bu hususun usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/10/2023 tarih, 2023/279 Esas - 2023/899 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Dosyanın incelenmesinde; davacı vekili dava dilekçesi ile, davalı işçinin davacı ile yapmış olduğu sözleşmeden kaynaklı rekabet yasağını ihlal ettiğini, bu nedenle cezai şartı ödemesi gerektiğini belirterek eldeki davayı açtığı, davacı vekili dava dilekçesinin talep sonucunda davanın açıkça belirsiz alacak davası olarak açıldığını bildirerek davayı şimdilik 5.000,00-TL üzerinden açtığını belirttiği, Mahkemece; davacı ile davalı arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranış halinde davalının ödeyeceği cezai şartın açıkça belirlenmesine rağmen, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı olmayıp davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan reddine karar verildiği, işbu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 19/06/2025 tarih ve 2024/254 Esas 2025/1138 Karar sayılı kararı ile davacının istinaf isteminin kısmen kabulüne ile kararın kaldırılmasına, davacı aleyhine 5.000,00-TL vekalet ücreti hükmetmek suretiyle davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine ilişkin yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Dairemiz kararının davacı tarafından temyizi edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05.03.2026 tarih 2025/4390 Esas 2026/1313 Karar sayılı kararında; "...Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile alacağın belirli olduğundan bahisle belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğinden hukuki yarar dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş ise de davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında dahi öncelikle davacının dava dilekçesinde zikrettiği alacak miktarı dikkate alınarak bu miktar yönünden mahkemece alacak miktarını netleştirmesi ve bildireceği dava değerine göre eksik harcı tamamlaması için davacıya HMK'nın 119. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bir haftalık kesin süre verilmesi ve duruma göre davaya kısmi dava olarak devam edilmesi gerekirken yazılı şekilde hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı " gerekçesi ile dairemiz kararı bozulmuştur. Eldeki davada; Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davacı vekiline 6100 sayılı HMK'nın 119-(2) maddesi uyarınca dava değerinin belirlenmesi ve belirlediği dava değerine göre eksik harcı yatırması için bir haftalık kesin süre verilerek bu süre içerisinde eksiklik tamamlanmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtar edildiği, davacı vekili 25/06/2026 tarihli dilekçesi ile dava değerinin 100.000,00 TL olarak belirlenmesini, davanın bu değer üzerinden kısmi dava olarak görülmesini talep etmiştir. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde öngörülen rekabet yasağı hükmünün geçerli olup olmadığı, geçerli ise davacının sözleşmede öngörülen cezai şart tutarını talep edip edemeyeceği noktasındadır. Davacı şirket ile davalının imzaladığı 13/08/2020 tarihli iş sözleşmesi ile davalının davacı işletmenin üretim departmanında fırın, pota ve torbalama elemanı ünvanı ile çalışmaya başladığı, bu sözleşmenin 15.maddesi ile de 'personel iş sözleşmesi devam ettiği süre zarfından işveren ile sadakat yükümlülüğü gereği rekabet etmemeyi kabul ve taahhüdünün yanında iş bu sözleşmenin, personel tarafından işverene yüklenemeyecek bir nedenle feshi veya işveren tarafından İş Kanunu madde 25'te belirtilen ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri hallerdeki tavırlarıyla sözleşmenin feshi ile yine İş K. md. 18/1 de geçerli fesih hallerinden sonrada personel fesihten itibaren 2 yıl süreyle, işi tanımına uygun konular da, aynı sektörde, Marmara Bölgesinde işverene karşı benzeri bir işletme açmak veya benzeri bir işletmeye ortak olmamayı ,aynı şekilde benzeri işletmede çalışmamayı veya rakip işletmeyle rekabet oluşturacak şekilde menfaat ilişkisine girmemeyi kabul ve taahhüt eder. İşverenin ticari, teknik ,müşteri ve benzeri konularda personelin bilgileri fiilen öğrenmiş olması aranmayacak olup objektif olarak bilebilecek durumda olması rekabet yasağının uygulanması için yeterli olacaktır. Personelin rekabet yasağına aykırı davranması halinde işverenin zarar ve ziyanın ödenmesi yanın da ayrıca işverene son brüt maaşının iki yıllık tutarı kadar cezai tazminat ödeneceği kararlaştırılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nın 444-(1) maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 444/2. maddesinde ise, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağı kaydının geçerliliği için zararın gerçekleşmesi şart olmayıp, işçinin edindiği bilgilerin iş verenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması yeterlidir. Davalının işten ayrılış bildirgesine göre, işten ayrılış nedeni (kodu) 04 olarak belirtilmiştir. SGK Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Bağımsız ve Hizmet Akdiyle Çalışanlar Tescil ve Hizmet Daire Başkanlığı'nın 22/2/2013 tarih ve 2013/11 sayılı genelgesine göre 04 nolu işten ayrılış kodu belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshini ifade eder. Somut olayda; 6098 sayılı TBK'nın 447-(2) maddesi, sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona erer şeklindedir. İşten ayrılış bildirgesine göre iş akdi davacı iş veren tarafından sona erdirildiğinden, davacı iş verenin sözleşmenin haklı bir sebeple feshedildiğini ispatlaması gerekir. Davacı taraf kendisi tarafından SGK'ya bildirilen resmi kaydın aksini ispatlayabilmiş değildir. Taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davacı iş veren tarafından sona erdirilmesi karşısında 13/08/2020 tarihli sözleşmede düzenlenen rekabet yasağının iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte sona erdiğinin kabulü gerekir. Yargıtay 11. HD.'nin 18/09/2019 Tarih, 2018/4426 Esas ve 2019/5555 sayılı Kararında, 6098 sayılı TBK'nın 447-(2) hükmünde de belirtildiği gibi; işverene yüklenebilen nedenlerle iş akdinin son bulması halinde rekabet yasağı hükümleri son bulacağı, Yargıtay 11. HD.'nin 13/12/2017 Tarih, 2016/5412 Esas ve 2017/7227 sayılı Kararında ise, işverenin işçinin rekabet yasağına aykırı davranmasından dolayı cezai şartı isteyebilmesi için 6098 sayılı TBK'nın 447-(2) maddesi uyarınca sözleşmenin işçi tarafından haksız olarak feshedilmesinin gerektiği vurgulanmıştır. Davaya konu olayda işçinin rekabet yasağı sona erdiğinden davacının rekabet yasağının ihlali nedenine dayalı cezai şart talep etmesi mümkün değildir. Bu nedenle davanın reddine karar vermek gerekmiştir (Benzer şekilde İstanbul BAM 43. HD'nin 18/01/2024 tarih, 2020/2281 Esas ve 2024/60 Karar sayılı ilamı). Yargıtay HGK'nın 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı kararı uyarınca, Yargıtay bozma ilamı üzerine yapılan duruşmalı yargılamada taraflar yararına ayrıca istinaf vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00-TL harçtan başlangıçta alınan 179,90-TL harcın mahsubu sonucu eksik kalan 552,10-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 7/2 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik 1.680,00-TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Kanuna göre ve davalı aleyhine açılan davanın reddedilmesi nedeniyle davacıdan tahsili için hazineye müzekkere yazılmasına, 7-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 8-Davacının istinaf ve temyiz aşamasında yatırdığı gider avanslarından kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davacıya iadesine, 9-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine, Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Dairemize veya Dairemize gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Yargıtay'ın ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere TEMYİZ yasa yoluna başvurma hakkı bulunduğuna oy birliği ile karar verildi.24/09/2026
... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... *Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*