İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/566 E. 2026/561 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/566
- Karar No
- 2026/561
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/566 Esas KARAR NO : 2026/561
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/07/2026 KARAR TARİHİ : 11/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 06/07/2026 tarihli dava dilekçesinde özetle; taraflarınca davalı borçlu aleyhine 510.000 TL takip çıkış tutarlı icra takibi yapıldığını, ödeme emri davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafından borca, işlenmiş faize, faiz oranına ve tüm ferilerine karşı açıkça itiraz ettiğini, İstanbul ... Bürosunun 2026/... başvuru numaralı dava şartı zorunlu arabuluculuk müracaatı anlaşamama nedeniyle olumsuz neticelendiğini, davacı borçlunun itirazının iptali ile işbu davayı açmak zorunda kalındığını, müvekkili ile davalı borçlu arasındaki hukuki uyuşmazlığın temeli ticari satışa dayandığını, müvekkili tekstil sektöründe çalışan biri olarak borçlu lehine fason olarak kadın eteği ve kadın elbisesi dikimleri gerçekleştirdiğini ve borçluyu teslim ettiğini, müvekkili davalı şirketle yapılan anlaşma ve sözleşme gereği kadın eteği ve kadın elbisesi dikim işini gerçekleştirip davalıya teslim etmesine rağmen davalı sözleşmeden kaynaklanan kadın eteği ve kadın elbisesi dikimi ile ilgili borcu ödemeyerek edimini yerine getirmediğini, müvekkili de sözleşmeden kaynaklanan ediminin tahsili amacıyla icra yoluna başvurarak .... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. sayılı dosyası ile alacağının tahsili yoluna gittiğini, davalı borçlu alacağın tahsilini geciktirmek amacıyla ve kötü niyetli olarak borca itiraz ettiğini, icra takibine yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına, ayrıca davalının kötüniyetli itirazı nedeniyle alacak miktarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan 24/07/2026 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı, müvekkili şirket ile arasında fason dikim sözleşmesi kurulduğunu, ürünlerin teslim edildiğini ve 510.000,00 TL bedelin ödenmediğini ileri sürdüğünü, bu üç vakıanın tamamı davacının iddiası olduğunu ve ispat yükü davacıda olduğunu, müvekkili şirket davacıyla herhangi bir sözleşme ilişkisi kurulduğunu, fason dikim işi yapıldığını, ürünlerin teslim alındığını ve bu kapsamda herhangi bir borç doğduğunu açıkça inkâr ettiğini, müvekkilinin bu inkârı, davacının ispat yükünü ortadan kaldırmayacağını; aksine, davacının her bir vakıayı usule uygun delillerle ispat etmesi zorunluluğu olduğunu, alacağın varlığını ve miktarını ispat yükü altındaki davacının, temel ticari belgelerden yoksun biçimde 510.000,00 TL'lik bir alacak iddiasını sürdürmesi, davanın esastan reddini gerektirdiğini, 510.000,00 TL Senetle İspat Sınırını aştığını, müvekkilinin muvafakati olmadan tanıkla ispat mümkün olmadığını, davanın reddini, davacının .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... E. sayılı dosyasına yönelik itirazın iptali isteminin reddini, davacının %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatı talebinin, alacak likit olmadığından İİK m.67/2 uyarınca reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine. karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine İİK 67 maddesi kapsamında açılan itirazın iptali davasıdır. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önüne alınır. Ticaret Mahkemesinin görev alanını düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nın 4 ve 5 maddeleri şu şekildedir: "MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." 6100 Sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanı düzenlenmiş olup, bu madde; " Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.'' hükmünü haizdir. Yargıtay 11.H.D.'nin 06/03/2018 Tarih ve 2016/11515 E-2018/1718 K sayılı kararında da vurgulandığı gibi, TTK'nun 12. maddesine göre "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.” Yine TTK’nun 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. TTK'nun 11(1) maddesi kapsamında ticari işletme esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan, faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme olarak tanımlanmış olup, ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez. Yargıtay 11. ve 19. Hukuk Dairelerinin yerleşik kararlarında, bir kimsenin sicilde veya odada kayıtlı olup olmaması yahut vergi yükümlüsü bulunup bulunmaması TTK yönünden tacir sıfatını taşımasında önem arzetmediği, ayrıca Vergi Usul kanunu' na göre bir kimsenin esnaf kabul edilmiş olmasının da TTK yönünden geçerli bir kriter olamayacağı, tacir ve esnaf ayırımındaki kriterin TTK 11/2. maddesinde tanımlanan kararnamedeki sınır olduğu vurgulanmaktadır. ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/115 15E- 2018/1718 K sayılı 06/03/2018 tarihli, 2017/2898 E- 5384 K. 16/10/2017 tarihli, 2016/4614 E. 2017/6953 K. Sayılı 06/12/2011 tarihli kararı) Taraflar arasındaki uyuşmazlık ticari ilişkiden kaynaklanmakta olup taraflardan her ikisinin de tacir olması halinde, davanın nispi ticari dava olduğu kabul edilecek Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olacaktır. Bu nedenle davalıların, tacir sıfatını haiz olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Somut olayda; Ticaret Sicil Müdürlüğünün müzekkere cevabında davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği, vergi dairesine yazılan müzekkere cevabında da davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu ve ikinci sınıf tüccar sıfatına haiz olduğu bildirilmiştir. Bu nedenle, somut olayda; 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanamayacağı ve uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı kuşkusuzdur. Genel görevli mahkeme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yargıtay içtihatları, yasal düzenlemeler ve tüm bu açıklamalar uyarınca Mahkememizin görevli olmaması, eldeki davaya ilişkin aksine bir düzenleme bulunmadığından Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olması sebebiyle davanın görev yönünden usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 11/09/2026
Katip ... e-imzalı
Hakim ... e-imzalı