İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/253 E. 2026/628 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/253
- Karar No
- 2026/628
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/253 Esas KARAR NO : 2026/628
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/03/2026 KARAR TARİHİ : 23/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı ... arasında 21.03.2025 tarihinde "..." isimli tiyatro oyununa ilişkin sözleşme akdedildiğini, sözleşme kapsamında müvekkili şirketin tüm edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, davalıya herhangi bir hak devri veya lisans verilmediğini, sözleşmenin 5.4. maddesi ile davalının tiyatro oyununun temasını, senaryosunu, karakterlerini ve dekorunu doğrudan veya dolaylı olarak tekrar sahneye koymayacağını ve benzerini ürettirmeyeceğini taahhüt ettiğini, davalının 10.12.2025 tarihinde muvafakatname talep ettiğini ancak lisans bedellerini ödemeyi reddettiğini, davalının sözleşmeye aykırı şekilde 08.02.2026 tarihi itibarıyla "..." isimli bir oyunla turne programı başlattığını, bu oyunun müvekkilinin eserinin temasını, dekorunu, didaktik figürlerini ve kurgusunu birebir taklit ettiğini, davalının sözleşmenin 7.2. maddesinde yer alan gizlilik yükümlülüğünü ihlal ederek müvekkilinin senarist, oyuncu ve teknik ekibine ilişkin gizli bilgileri kullanarak yeni oyunu sahnelediğini, .... Noterliği'nin 09.02.2026 tarihli ihtarnamesi ile ihlallerin durdurulmasının talep edildiğini ancak davalının ihlallere devam ettiğini, taraflar arasındaki arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığını, davalının sözleşmeye aykırı fiilleri nedeniyle müvekkili şirketin kar kaybına uğradığını ve münhasırlık hükmü gereği başka bir banka ile çalışmasının engellendiğini belirterek, zararın tespitiyle artırılmak üzere belirsiz alacak davası olarak 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Uyuşmazlığın fikri mülkiyet hukukundan kaynaklandığını ve bu nedenle fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesinin görevli olduğunu belirterek davanın usulden reddini talep ettiğini, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını ve dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini savunduğunu, 21.03.2025 tarihli sözleşmenin 5.4. maddesinin ihlal edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını ve "..." ile "...!" isimli oyunların konu, amaç ve içerik bakımından birbirinden tamamen farklı olduğunu ifade ettiğini, 21.03.2025 tarihli sözleşmenin 7.2. maddesinde düzenlenen gizlilik yükümlülüğünün ihlal edilmediğini vurguladığını, davacının sahnelediği oyunun ... tarafından hazırlanan ve YouTube'da yayınlanan "..." animasyon filmine benzediğini ve davacının özgün bir eser ortaya koymadığını belirttiğini, finansal okuryazarlık ifadesinin kullanımının davacının tekelinde olmadığını ve bu kavramın genel bir konu olduğunu açıkladığını, davacının eserin hak sahibi olmadığını ileri sürdüğünü, tüm bu nedenlerle davanın usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Yapım ve Organizasyon Sözleşmesi, devir belgeleri, oyun görselleri ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı şekilde eserin (tiyatro oyununun) taklit edilmesi ve gizlilik ilkelerinin ihlal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini talepli ticari alacak (tazminat) davasıdır. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önüne alınır. Ticaret Mahkemesinin görev alanını düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nın 4 ve 5 maddeleri şu şekildedir: "MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun Kanun'un 76. Maddesinde; "Bu Kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan dava ve işler ile bu Kanundan kaynaklanan ceza davalarında görevli mahkeme, Sınai Mülkiyet Kanununun 156 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen mahkemelerdir." 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 156. Maddesine göre; "Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir." 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 5. maddesi ile; Sinema eserleri, her nevi bedii, ilmi, öğretici veya teknik mahiyette olan veya günlük olayları tespit eden filmler veya sinema filmleri gibi, tespit edildiği materyale bakılmaksızın, elektronik veya mekanik veya benzeri araçlarla gösterilebilen, sesli veya sessiz, birbiriyle ilişkili hareketli görüntüler dizisidir; şeklinde sinema eserinin tanımı yapılmıştır. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun (FSEK) “Tanımlar” başlığını taşıyan 1/B/a maddesinde eser; “sahibinin hususiyetini taşıyan, ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eseri sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri” olarak tarif edilmiştir. Senaryo, bir tiyatro veya sinema eserinde, genel olarak eserin izleyicilere belirli bir plan ve mantık silsilesi içerisinde gösterilmesini sağlayan sahnelerin kurgusu ile anlatımı ve betimlemesi ile yaratılan karakter ve tiplemelerin sözlü ve sözsüz repliklerini konu alan, 5846 sayılı FSEK 2/2. maddesi anlamında bir edebiyat eseridir. Bir tiyatro eseri baştan itibaren tamamen bağımsız bir eser olarak oluşturulabileceği gibi, FSEK 6. maddesi uyarınca, daha önce var olan bir başka eserin (hikaye, roman vs.) işlenmesi suretiyle de oluşturulabilir. Bir işleme eserin varlığından söz edebilmek için, sonraki müellifin kendi fikri emek ve çabasıyla işleme suretiyle yararlandığı önceki eserden farklılaşacak ve bağımsızlaşacak ölçüde yeni yaratıcı düşünceyi ortaya koyması gerekir. Tiyatro eserleri FSEK 5. maddesi uyarınca bağımsız bir eser türü olarak korunmaktadır. Bununla birlikte, sinema eserleri, senaryoların işlenmesiyle oluşan bir işleme eser mahiyetindedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/8509 Esas 2022/3996 Karar 24/05/2022 tarihli kararı) 5846 sayılı FSEK'nın 1/B maddesi uyarınca dava konusu olan "...", "..." isimli tiyatro oyunları kanuni tanıma uygun şekilde eser kapsamında değerlendirilmelidir. Davacı eser kapsamında olan tiyatro oyununun geliştiricisi, tasarlayıcısı ve mülkiyet hakkı sahibi olduğu, vakıasına isnat etmekte ve davalının sözleşmeye aykırı şekilde aynı tiyatro oyununu başka bir isimle devam ettirmesi sebebiyle zarara uğradığı ve kar kaybına uğradığından bahisle huzurdaki davayı açmıştır. Dolayısıyla huzurdaki dava dosyasında esasen uyuşmazlık dava konusu olan "...", "..." isimli tiyatro oyunlarının eser mahiyetinde olup olmadığı, eser niteliğinde olmaları durumunda muaraza çıkaran davalı davranışlarının, davacı eser sahibinin mali haklarının ihlali olarak kabul edilip edilemeyeceği, bu eserler üzerindeki fikri haklar ve özellikle mali haklardan hangisine üstünlük tanınması gerektiği; eser niteliğinde olmaması durumunda ise davalı davranışının haksız rekabet teşkil edip etmediği hususlarında toplanmakta olup davacı tarafça dava dilekçesinde sözleşmeye aykırı davranılmasından dolayı tazminat istemiyle işbu davanın açıldığı belirtilmiş ise de HMK'nın 33. maddesi uyarınca davanın hukuki nitelemesinin mahkemece takdir olunması gerektiği bu bağlamda davacının 5846 sayılı FSEK'nın 1/B maddesi uyarınca eser niteliğinde olan "...", "..." "...!" isimli tiyatro oyunlarının fikri mülkiyetinin kendisine ait olduğu savlarına isnat ederek fikri mülkiyet haklarının davalı taraflarca ihlal edildiği ve bu sebeple maddi tazminat istemiyle açtığı davada; uyuşmazlığın çözümü için 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun uygulanması gerekeceği kanaatiyle FSEK'nın 1/B maddesi uyarınca eser niteliğinde olan dava konusu tiyatro oyunlarından kaynaklı olarak kar kaybı ve davalının eylemleri sebebiyle maddi tazminat talepleri gözetilerek dava konusu uyuşmazlık yönünden 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 76. Maddesi atfıyla Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 156/1 maddesi uyarınca davaya bakmak görevi münhasır görevli mahkeme olan Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesine ait bulunmaktadır. Somut olayda uyuşmazlık her ne kadar taraflar arasındaki bir sözleşmeye dayandırılmış ve ticaret mahkemesinde ikame edilmişse de; davanın temel dayanağı, davacının meydana getirdiği tiyatro eseri üzerindeki mali ve manevi haklarına, senaryo, dekor ve kurgu unsurlarına yönelik telif hakkı ihlali ve izinsiz taklit (haksız kullanım) iddiasıdır. Bir uyuşmazlıkta FSEK hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediği, o davanın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesi için yeterlidir. Özel nitelikli bu mahkemelerin görevi, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın saklıdır ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir (HMK m. 114/1-c). Bu itibarla, iddia edilen ihlallerin FSEK kapsamında korunan eser unsurlarına (senaryo, karakter, dekor) yönelik olması ve uyuşmazlığın çözümünün uzmanlık gerektiren Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görev alanına girmesi nedeniyle, Mahkememizin bu davada görevli olmadığı anlaşıldığından; mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL FİKRİ ve SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına resen karar verilmesine, 3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/09/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır