İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/2312 E. 2026/146 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2312
- Karar No
- 2026/146
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 23.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/2312 Esas KARAR NO : 2026/146 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/07/2026 KARAR TARİHİ : 29/09/2026
Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; İDDİA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarafından, davalı borçlu ... ile dava dışı şahıslara (... ve ...) yönelik vize işlemleri, başvuru hazırlık, evrak takip ve vize alım hizmetleri yerine getirilmiştir. Bu hizmetlerin ifası kapsamında harç ve sigorta masrafları müvekkilimizce karşılanarak yansıtılmış olup, ayrıca evrak takip ve hizmet bedeli tahakkuk etmiştir. Söz konusu hizmetler ve yansıtma giderleri karşılığında davalı adına 26.05.2026 tarihli, ... seri numaralı, İstisna tipli ve 76.665,40 TL bedelli e-Fatura düzenlenmiştir. Fatura üzerinde açıkça vade tarihinin (son ödeme tarihi) 26.05.2026 olduğu belirtilmiştir. Fatura muhteviyatı borçlu tarafından haklı bir itiraza uğramamış olup alacak kesinleşmiştir. Davalı taraf, faturada belirtilen 26.05.2026 vade tarihinde ödeme yapmayarak temerrüde düşmüştür. Alacağın tahsili amacıyla ....25. İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyası üzerinden 76.665,40 TL asıl alacak ve 1.454,02 TL işlemiş temerrüt faizi (TTK m. 1530 uyarınca) olmak üzere toplam 78.119,42 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Davalı taraf icra takibine tamamen itiraz etmiş ise de, takipten sonra 09.06.2026 tarihinde, ... seri numaralı ve 57.561,72 TL bedelli kısmi bir İade Faturası düzenleyerek tarafımıza göndermiştir. İşbu iade faturasında takibe konu olan ... numaralı ana faturamız açıkça referans gösterilmiştir. Müvekkilimiz tüm edimlerini ifa etmiş olduğundan tarafımızca kesinlikle kabul edilmeyen bu iade faturası, borçlunun aramızdaki ticari ilişkinin varlığını ve hizmetin verildiğini hukuken kabul (ikrar) ettiğini açıkça ispatlamaktadır. Borçlu, icra dosyasına kısmi itirazda bulunmayıp borcun tamamına itiraz etmiş, ancak faturanın yalnızca bir kısmı için iade faturası düzenleyerek kendi içinde çelişkili bir tutum sergilemiştir. Bu durum, davalının tamamen takibi geciktirme ve ödemeden kaçınma kastıyla kötü niyetli hareket ettiğinin reddedilemez yazılı delilidir. Uyuşmazlığın "Ticari Uyuşmazlık" niteliğinde olması sebebiyle 6102 sayılı TTK m. 5/A ve 6325 sayılı yasa uyarınca 19/06/2026 tarihinde dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuştur. ... Arabuluculuk Bürosunun ... dosya numarası ile yürütülen süreçte, taraflar anlaşamamış ve 30/06/2026 tarihinde Arabuluculuk Anlaşamama Son Tutanağı tanzim edilerek dava şartı tamamlanmıştır. Alacağımız muaccel olup herhangi bir rehinle temin edilmemiştir. Davalı borçlunun takibe kötü niyetli itirazı ve ardından kısmi iade faturası düzenleyerek sergilediği çelişkili tutum, yargılama sürecini uzatarak alacağımızı sürüncemede bırakma ve bu süreçte mal kaçırma kastı taşıdığını açıkça göstermektedir. İleride telafisi imkansız zararların doğmaması ve mahkeme ilamının infazının sonuçsuz kalmaması adına, 2004 sayılı İİK m. 257 ve devamı maddeleri gereğince, Sayın Mahkemenizin takdir edeceği teminat mukabilinde (veya alacağın faturaya ve zımni ikrara dayanması hasebiyle teminatsız olarak), davalının menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları (banka hesapları vd.) üzerine ihtiyadi haciz konulmasını talep etme zarureti hasıl olmuştur. Alacağımız e-faturaya dayanmakta olup, miktar itibariyle belirli, hesaplanabilir ve likittir. Davalı taraf borcu bilmesine, hatta iade faturası düzenleyerek ticari ilişkiyi ikrar etmesine rağmen kötü niyetli olarak itiraz ettiğinden, İİK m. 67/2 uyarınca alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerekmektedir. kısaca açıklanan ve Sayın Mahkemenizce re'sen gözetilecek nedenlerle, fazlaya dair her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla; 1.Öncelikle ileride telafisi güç zararların doğmasını engellemek maksadıyla, İİK m. 257 vd. maddeleri uyarınca tensiple birlikte borçlunun tespit edilecek menkul ve gayrimenkul malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacakları (banka hesapları vb.) üzerine takdir edilecek teminat mukabilinde (veya teminatsız olarak) ihtiyadi haciz konulmasına, Haklı davamızın kabulüne, davalı borçlunun ... 25. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına vaki haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline ve takibin tüm ferileriyle birlikte devamına, Alacağımız likit olduğundan borçlunun asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, ... 25. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında yatırılmış olan peşin harcın, Harçlar Kanunu m. 29 uyarınca işbu dava harcından mahsubuna, Arabuluculuk ücreti, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini, müvekkilimiz adına bilvekale saygıyla arz ve talep ederiz." şeklinde beyanla talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesinde sonuç olarak özetle; taraflar arasında hiçbir para bedeli kararlaştırılmadığı ve takibe konu edilebilecek bir alacak doğmadığı gözetilerek davacı yanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun taleplerinin reddine, davacının kararlaştırılan edimi eksik ifa ettiği ve takip tarihi itibarıyla talep edilebilir bir alacağının bulunmadığı gözetilerek TBK m.97 uyarınca ödemezlik def'imizin kabulüne ve davanın reddine, alacak likit olmadığından davacı yanın icra inkâr tazminatı talebinin reddine, davacı yanın takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu gözetilerek İcra ve İflas Kanunu m.67/2 uyarınca reddedilen meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, koşulları oluşmadığından ve teminat gösterilmeksizin karar verilmesi kanunen mümkün olmadığından ihtiyati haciz talebinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Mahkememizin 31/07/2026 tarihli müzekkeresi ile ... Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacı ve davalının şahıs şirketi veya tacir kaydı bulunup bulunmadığının araştırılması istenmiş, ... Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından 06/08/2026 tarihli yazı cevabında ... (davacı) ile ...'ün (davalı) gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı belirtilmiştir. ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 06/08/2026 tarihli yazısında ...'in 10/07/2026 tarihi itibariyle işletme hesabına göre defter tuttuğunun, mal alış satış toplamının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ilgili maddelerinde ve ilgili Bakanlar Kurulu kararında belirtilen tutarın altında kaldığının bildirildiği görülmüştür. ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği tarafından 13/08/2026 tarihli verilen yazı cevabında ...'in esnaf kaydına rastlanılmadığı, ...'ün ise ... tarihinde...sicil numarası ile ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na kayıtlı olduğu ve bu kaydının halen devam ettiğinin bildirildiği belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1 maddesi uyarınca "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (...) öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır." 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1-3. maddesi uyarınca "(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (...) (3) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. (...)" 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca "(1) Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. (2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12/1. maddesi uyarınca "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir." ... tarih ve ... Karar sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 1. maddesi uyarınca "(1) 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri, Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması, b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri kararlaştırılmıştır." Mahkememizce yapılan değerlendirmede, yukarıda atıf yapılan yasa hükümleri uyarınca bir davanın ticari dava olarak nitelendirilebilmesi ve asliye ticaret mahkemelerinde görülebilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması (nispi ticari dava) veya TTK'da (veya maddede sıralanan) hususlardan doğması (mutlak ticari dava) gerektiği, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 06/08/2026 tarihli yazısında ...'in 10/07/2026 tarihi itibariyle işletme hesabına göre defter tuttuğunun, mal alış satış toplamının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ilgili maddelerinde ve ilgili Bakanlar Kurulu kararında belirtilen tutarın altında kaldığının bildirildiği, ayrıca bunun yanında ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği tarafından 13/08/2026 tarihli verilen yazı cevabında ...'in esnaf kaydına rastlanılmadığı, ...'ün ise ... tarihinde ... sicil numarası ile ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na kayıtlı olduğu ve bu kaydının halen devam ettiğinin bildirildiği, eldeki davanın mutlak ticari dava olmadığı, bu sebeple davanın ticari dava olarak nitelendirilebilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması gerektiği, bu sebeple ancak tarafların tacir ve işletmesinin ticari işletme olarak kabul edilmesi halinde davanın ticari dava olacağı, tarafların tacir kabul edilebilmesi için yukarıda atıf yapılan yasa hükümlerinde de görüleceği üzere bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişilerden olması gerektiği, ticari işletmenin ise esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme olduğu, ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın Cumhurbaşkanı kararıyla belirleneceği, bu kapsamda davacının işletmesinin ticari işletme ve dolayısıyla davacının tacir olarak kabul edilebilmesi için buna ilişkin yukarıda atıf yapılan...tarih ve ... Karar sayılı Bakanlar Kurulu kararının atfı ile esnaf işletmesi için öngörülen Vergi Usul Kanunu'nun 177/1. maddesinin 1 ve 3 numaralı bentlerindeki nakdi limitlerin yarısını, 2 numaralı bentteki nakdi limitin tamamını aşan düzeyde gelir sağlaması gerektiği, davacının dava tarihi itibariyle Vergi Usul Kanunu'nun 177/1. maddesinin 1 ve 3 numaralı bentlerindeki nakdi limitlerin yarısını, 2 numaralı bentteki nakdi limitin tamamını aşan düzeyde gelir sağlamadığı, tüm bu sebeplerle davacının tacir olmadığı, yine davalının tacir olduğunu gösteren bir delil bulunmadığı yine esnaf odasına kayıtlı olduğu, tacir olarak nitelendirilemeyeceği, tüm bu sebeplerle davanın ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği ve genel görevli mahkemeler olarak asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu kanaatine varılmış, mahkememizin karşı görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğunun TESPİTİNE, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca; görevsizlik kararının süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-Yukarıda hüküm fıkrasında belirtilen süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20/1. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair resen karar verilmesine, 4-Esasın bu şekilde kapatılmasına, 5-Harç ve yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, Dair, tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 29/09/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır