Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5279 E. 2026/2522 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5279
- Karar No
- 2026/2522
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1256 Esas, 2025/983 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/36 E., 2022/168 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın, müvekkiline ait şirkette 16.08.2012 tarihinde teknik sorumlu olarak çalışmaya başladığını, istifa dilekçesinde kendi şirketini kurması sebebiyle ayrıldığını belirtmek suretiyle iş akdini sonlandırdığını, davalı şahsın, müvekkili iş yerinde çalışmakta iken görevi gereği işverenin müşteri çevresini, şirketin sattığı bilişim ürünlerini, bu ürünlere ait üreticiler ve toptancılar tarafından müvekkili şirket için belirlenen özel alış fiyatları ve müvekkili şirketçe müşterilere uygulanan fiyat politikasını, müvekkili şirketin müşterileriyle akdettiği teknik hizmet sözleşmelerinin (aylık bakım anlaşmaları) içeriğini, sözleşmelerin süresini ve bu sözleşmeler gereğince müşterilerden alınan aylık ve yıllık ödeme miktarlarını ve müvekkili şirkete ait daha pek çok ticari sırrı ayrıntılı şekilde bildiğini, davalıya şirketin müvekkili şirket ile aynı faaliyet alanına sahip olduğunu, davalı şahsın kendi şirketini kurmasının ardından, vakıf olduğu ticari sırları kullanarak müvekkili şirkete karşı haksız bir rekabet başlattığını, davalının müvekkilinin pek çok müşterisine aynı ürünlerin ve aynı hizmetlerin satışını yaptığını, şu an gelinen noktada, müvekkilinin pek çok müşteri kaybetmiş bulunmakta olduğunu, haricen öğrendiği üzere bu şirketlerin davalı ile çalışmaya başladıklarını, bunun yanında, davalının lisans yenilemeleri ile ilgili olarak tüm müşterilere, müvekkilinin çalışmakta olduğu rakamın altına teklif vermeye devam etmekte olduğunu, bu nedenle, bazı müşterilerin müvekkili firma ile çalışmayı bıraktığını, bazılarının ise müvekkiline davalı ile aynı fiyatı vermesi halinde kendisi ile çalışmaya devam edeceklerini, aksi halde çalışmayı bırakacaklarını dile getirdiklerini, keza davalı, müvekkilinin sattığı aynı marka bilişim ürünlerinin satışını yaptığından ve bu ürünler ile ilgili olarak da daha düşük fiyat tekliflerinde bulunduğundan, müvekkilinin aldığı siparişler ve yaptığı ürün ve hizmet satışlarında çok ciddi bir azalma meydana geldiğini, aynı şekilde, davalının tutum ve davranışları sebebiyle müvekkilinin yaptığı satışlarda da kar marjlarının çok düştüğünü, davalının tutum ve davranışlarının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve ticari hayatta vazgeçilmez olan iş ahlakı ile uyuşmadığının açık olduğunu, davalının bu tutum ve davranışlarının haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek müvekkilinin uğramış olduğu haksız rekabetten kaynaklanan zararlarının ve mağduriyetinin giderilmesi için fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın zarar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı şirketin herhangi bir çalışanı pozisyonunda hiçbir zaman olmayıp bizzat davalı şirketin kurucu ortağı olarak davalı şirkete değer kattığını, çalışmasının sona erdiği tarihe kadar da davalı şirketin tüm teknik işlerini büyük bir özveri ve üstün başarı ile göğüslediğini, müvekkilinin yoğun teknik iş takipleri sebebiyle maddi durumun düzeleceğini beklemiş ise de kendisine her zaman işlerin kötü gittiği, şirketin kar elde etmediği sürekli zarar ettiğinin beyan edildiğini, bunun üzerine de hissesini devretmesi istenmiş olup maddi sıkıntılar sebebiyle de müvekkilinin Ağustos 2012 tarihinde şirket hissesini ... ’a devretmek zorunda kaldığını, 16.08.2012 tarihinden sonra da çalışmalarına sigortalı olarak devam ettiğini, sigortalı çalıştığı süre içerisinde dava dilekçesinde belirtildiği şekli ile teknik sorumlu olarak değil teknik müdür olarak çalıştığını, davacı firmaya maddi kazanımların çok ötesinde davacı şirket yetkilisinin tek başına hiçbir zaman ulaşamayacağı pazar alanı, iş hacmi, network sağladığını, müvekkili ...’ın kurucu ortak olduğu davacı şirkette kazandığı pek çok müşteri bulunmakta olduğunu, davacı şirketin faaliyetlerinin hiçbir ticari sır, ... gerektirecek ekipman, araç, bilgiye dayanmadığını, zira, satış pazarlaması yapılan ürünlerin hiçbirinin davacı şirket adına tescilli ürün olmayıp sektörde pek çok şirketin portföyünde bulunan ve pek çok internet sitesinden satışı yapılan ürünler olduğunu, davacı tarafın yaşadığı iddia olunan müşteri kayıplarının müvekkillerine hasredilmesinin soyut bir iddia ile mümkün olmadığını, kaldı ki, davacı şirketin hizmet politikasından memnun olmayan pek çok müşterinin müvekkilinin iş ilişkisinin devamı sürecinde de mevcut olup sözleşmelerini sonlandırdıkları, ayrıca, müvekkillerinin portföyünde yer aldığı iddia edilen şirketlerin hiç birine müvekkillerinin kendi çabaları ile ulaşmadığını, iddia edilenin aksine birçoğu ile çalışması dahi bulunmadığını, bir kısmının ise müvekkilinin davacı şirkette kurucu ortak olduğu dönemde ilişkilerini kurulduğu şahsi portföyündeki şirketler olduğunu, bir kısmının ise davacının hizmet politikasından memnun olmaması sebebiyle pek çok şirketten teklif alarak sözleşme sonlandıran firmalar olduğunu, bu nedenlerle, ticari hayatın devamında iddia edilen hiçbir hususun haksız rekabet edecek mahiyette olmadığını, hiçbir somut olaya dayanmayan davacı yan iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkillerinin haksız rekabet teşkil edecek davranışlarda bulunduğunun ispatı gerektiğini, zararda müvekkilinin sorumlu tutulabilmesi için pek tabi bu zarara müvekkillerinin sebebiyet verdiğinin açıkça ispatı gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, davalı ...’ın davacı işyerinde önce ortak sonrasında ise işçi olarak çalışması neticesinde iş akdinin sona ermesi sonrası, davalı ... Teknik Servis Danışmanlık Eğitim Yazılım Hizmetleri Tic. A.Ş.'nin kurmasının ardından, vakıf olduğu ticari sırları kullanarak eylemlerin haksız rekabet teşkil ettiği iddiasından kaynaklı müşteri kaybı ile ürün ve hizmet satışlarının azalmasından kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, mahkemece alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davalı tarafın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 55/1-a maddesinin 6. bendinde düzenlendiği şekliyle tedarik fiyatının altında satış yapıldığına ilişkin bir delile rastlanmadığı gibi, iddiaya konu ticari sırrın elde edilmesi ile yapılan işlerde davalı tarafın artış sağladığı sabit olmadığı, yine davacı cirosunun orantılı olarak düşüş gösterdiğine ilişkin illiyet kurulduğundan söz edilemeyeceği, dosyada mevcut olan dava dışı şirketlerce müzekkerelere verilen cevaplardan anlaşıldığı üzere hizmet almak isteyen firmaların birden çok firmadan teklif alıp buna göre karar vermekte oldukları, bu bağlamda sektörde mevcut firmalara teklif verilebileceği ya da davalı firmanın yalnızca davacı firmanın çalıştığı firmalara teklif verdiği ve sadece davalının davacı şirkette çalışmış olması sebebiyle ortak müşterilere ulaşılmış olması ya da çalışılmamış olsa idi bu müşteri çevresine ulaşılamayacağını söylemenin mümkün olmadığı, yine tanık beyanlarından ve müzekkere cevaplarındaki beyanlardan ağırlıklı olarak davalı taraf eylemlerinden çok dava dışı müşteri çevresinin tercihi doğrultusunda çalışılmaya başlandığının anlaşılmakta olduğu, ayrıca davacı şirket ile davalı şirket arasında keşide edilmiş faturaların varlığı da göz önünde bulundurulduğunda davacı tarafın davalıların varlığından haberdar olduğu ve hatta ticari ilişki içinde bulunduğu hususları da göz önünde bulundurulduğunda davalı tarafların eylemelerinin haksız rekabet kapsamında olmadığı, davacı şirketin haksız rekabet nedeniyle maddi tazminat isteme hakkı ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine mahkemece davadaki miktarın kesinlik sınırı altında kalması sebebiyle istinaf talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kısmi alacak davasında, alacağın bir kısmının dava edilmesi ve mahkemece bu alacağa ilişkin davanın tümden reddedilmiş olması halinde, davacı yönünden kararın kesin olduğundan söz edilemeyeceği, mahkemece; fazlaya ilişkin haklar saklı tutarak, kısmi alacak olarak talep edilen 100,00 TL tazminat isteminde, davanın reddine karar verilmiş olup, davaya konu istemin niteliği ve öncelikli çekişme konusu olan haksız rekabet olgusunun değerinin para ile ölçülebilir nitelikte olmaması karşısında istinafa konu dava değerinin, kesinlik sınırının altında kaldığından söz edilemeyeceği gerekçesi ile mahkemece verilen 30.05.2022 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve istinaf isteminin incelenmesine geçilmesine karar verilmiş olup, davacı tarafça, davalı gerçek kişi tarafından iş akdinin cari olduğu dönemde elde edilen fiyat ve müşteri bilgilerinin kullanılması suretiyle müşteri çevresine ulaşılarak kendisinden ucuza ürün ve hizmet satılarak haksız rekabet eyleminin gerçekleştirildiği ileri sürülmüş olup, öncelikle tek başına ürünün ucuz satılmasının haksız rekabet teşkil etmediği, ürün fiyatlaması üzerinden haksız rekabet halinin varlığı için TTK'nın 55/1-a/6 maddesindeki koşulların sağlanması gerektiği, davacı tarafından müşteri ayartılması ve davalının satışa sunduğu ürünlerin tedarik fiyatı altında maddede tanımlanan şekilde satışa sunulduğu hususunun ispat edilemediği, dolayısıyla mahkemece karar yerindeki gerekçelerle davanın reddine yönelik verilen kararda isabetsizlik görülmediği, ayrıca davacı tarafından iş akdine dayalı çalışan davalı aleyhine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 444. maddesinde düzenlenen rekabet yasağına aykırı davranış iddiasına dayalı dava açılmadığından ve sözleşme süresi içerisinde sunulmadığından bu yöndeki istinaf sebebinin dava konusu olmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, TTK’nın 54 ve devamı maddeleri gereğince davacı şirket aleyhine haksız rekabette bulunduğu iddiasından kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.