Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2154 E. 2026/1462 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2154
- Karar No
- 2026/1462
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2154
KARAR NO: 2026/1462
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/03/2022
NUMARASI: 2021/1152 Esas, 2022/297 Karar
DAVANIN KONUSU: Haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi talepli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... davacı şirkette 10 yıla yakın süre çeşitli görevlerde çalıştığını, en son teknik müdür sıfatıyla olarak çalışırken 28.02.2014 tarihinde kendi isteği ve şahsi gerekçelerle istifa ettiğini, bu davalının davacının üretim, üretim planlama, teknik bilgi, know-how, teknik çizim ve metotlar, proses ve ürün işleme şartları, patentli olmasa dahi şirkete ait buluşlar, ürün imal formülleri, reçeteler, araştırma ve geliştirme yöntemleri, özel fikir ve teknikler ve çalıştığı sürece şirketin ana faaliyet konusu ve üretimine dair ticari sır ve gizli bilgilerini haiz bir görev ve pozisyonda çalıştığını, davalının davacı ile aynı faaliyet kolunda üretim yapmak aynı bölgede fabrika kurmak üzere yatırım yapan davalı şirkette işe başladığını, işin yürütülmesi ile ilgili gerekli ekibin kurulması için kendisine yetki ve sorumluluk verildiğini, davalı...'nun davalı şirkette işe başlar başlamaz haksız rekabet oluşturan dürüstlük kaidelerine ve hukuka aykırı fiil ve davranışlarda bulunarak, davacıya rakip durumunda olan yeni firması olan davalı şirkette istihdam etmek üzere davacının anahtar pozisyonda bulunan bazı çalışanlarına, davacının istihdam politikası ve çalışanların aldıkları ücretleri de iyi bildiğinden, piyasada bulunan ücret rakamlarının üzerinde maaş ve yan haklarla iş tekliflerinde bulunduğunu, davacının personellerinin iş akitlerini derhal istifa ederek fesh etmeleri yönünde telkinlerde bulunduğunu, bazılarını ayartmaya çalıştığı yönünde duyumlar alındığını, davacı çalışanlarından rakip davalı şirkette son 1 yıl içerisinde işe başlayanların, ..., AR-GE Operatörü ..., Kalite Yönetimi Müdürü ..., Kalite Kontrol Laboratuvar Elemanı ..., Kalite Kontrol Laboratuvar Elemanı ... Fitil Çekme ve Ambalajlama Elemanı ..., Mamül Depo Elemanı ..., Makine Operatörü ..., Hurda Kırma Elemanı ..., Laboratuvar Teknisyeni ... adlı kişiler olduğunu, bu kişilerin hem sayı olarak hem de görev ve pozisyonları dikkate alındığında, davalı...'nun hukuka aykırı ve ticari rekabeti ihlal eden davranışı ve adı geçen kişilerin davalı ... firmasında hangi hak, ücret ve yan ödemeler ile işe girdikleri ... firmasından istenecek iş akitleri, maaş bordroları ve sair belgeler ile tespit edildiğinde, müvekkil firmaya ait gizli ve ticari sır niteliğindeki bilgilerin kullanıldığının, müvekkili davacı firma çalışanlarının ek yarar ve menfaat teklif edilerek ayartılmış olduğunun anlaşılacağını, isimleri yazılı kişiler dışında, davalı tarafından temasa geçilen ve iş teklifinde bulunulan ancak müvekkili firmadaki işinden ayrılmayan ve konuyu müvekkiline sözlü ve yazılı olarak ileten Bakım Teknisyeni ..., Ar-Ge Operatörü ..., Laboratuvar Teknisyeni ... adlı çalışanların olduğunun tespit edildiğini, bu çalışanların kendi el yazıları ile yazdıkları beyan dilekçeleri bulunduğunu, davalıların doğrudan ve yoğun olarak, müvekkil firmanın faaliyet konusu iş ve üretim ile ilgili eğittiği, tecrübe kazandırdığı tüm çalışanlarına, bilinçli ve kasıtlı bir yönelme olduğunu, müvekkili firmanın kalifiye elemanlarının pozisyon ve görevleri gözetilerek bilinçli bir hedef ile transfer edildiğini, eleman ayartma yoluyla müvekkilinin işgücünü haksız yere kendi işletmesine transfer etmesinin yanında, bu yol ile aynı zamanda müvekkili şirket içerisinde şirket kötüleme, çalışanlarda kafa karışıklığı yaratmak, huzursuzluk çıkartmak, şirket içinde dengelere müdahale etme çabalarına girişme eylemlerinin de bulunduğunu, davalılardan... ve kendisinin mevcut işvereni olan davalı şirketin yetkililerinin de çalıştıranın sorumluluğu kapsamında haksız rekabete yol açan bu fiil ve eylemlerden dolayı sorumlu olduğunu, davalı...'nun müvekkili le imzalamış olduğu hizmet sözleşmesinde “İşçi Ayartma” yasağına dair bir düzenleme de olduğunu, davalının hukuka, yasal düzenlemelere ve hizmet sözleşmesine aykırı şekilde müvekkili firma personellerini ayartma eylem ve davranışı içerisinde bulunduğunu, davalının hizmet sözleşmesindeki işçi ayartma yasağına aykırı eylem ve davranışları sebebiyle cezai şart ödemesi için ayrıca bir dava ikame edildiğini, davalıların, Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu ve İş kanunu kapsamında, gerek yasal düzenlemelere gerekse hizmet sözleşmelerine aykırı şekilde fiil, eylem ve davranışlarda bulunduklarını gösterir deliler ve tanık ifadeleri kapsamında dürüstlük kuralına aykırı davranışları çerçevesinde tazminat isteme hakları saklı kalmak üzere haksız rekabetin tespiti ve men'ini isteme zorunluluğu doğduğunu, TTK'nın 54, 55 ve 56.maddelerinde düzenlenen haksız rekabet halleri sebebiyle müvekkili firmanın ekonomik menfaatlerinin zarar gördüğünü, hali hazırda zarar görme, zararın büyüme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu, davalı şirketin çalıştıran ve istihdam edenin sorumluluğu kapsamında haksız rekabet oluşturan hallerden sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin alacak, tazminat, daha sonra ortaya çıkacak ve hesap edilecek zararları, sair hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla, haksız rekabetin tespitine ve men'ine karar vermesini talep ve dava etmiştir.
Dava, davalı ...'a da yöneltilmiş, ancak onun hakkındaki dava tefrik edilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacının, ... ve ...’a karşı olan talepleri ile müvekkili şirkete karşı olan taleplerinin davacı tarafından usule aykırı şekilde tek bir dava olarak açıldığını, davaların ayrılması gerektiğini, müvekkili şirketin ticari merkezinin İstanbul Karaköy adresinde bulunduğunu, bu nedenle İstanbul Ticaret mahkemelerinin yetkili olduğunu, bilginin gizli veya ticaret sırrı olarak kabul edilebilmesi için başkalarınca bilinmeyen bilgilerden olması gerektiğini, somut olayda davacı tarafından iddiaya konu edilen ticari sırların ne olduğunun bile belirtilmediğini, haksız rekabet oluşturacak herhangi bir davranış söz konusu olmadığını, Çorlu ilçesinde daha önce plastik üretim işinde çalışmış işçilerin müvekkili şirkete başvurmalarının son derece doğal olduğunu, ...'nun müvekkili şirketçe işe alınmasının haksız rekabet teşkil ettiği şeklindeki iddialarının gerçekleri yansıtmadığını, ...'nun davacıdaki işinden Şubat 2014 tarihinde ayrıldığını ve müvekkili şirkette çalışmaya başlamadan önce arada başka bir iş yerinde çalıştığını, ...'nun davacı şirketten ayrıldığı tarihte henüz müvekkili şirketin Çorlu'da bir fabrikasının dahi bulunmadığını, personelin çalışırken edindiği mesleki bilgiyi kullanması veya yeni bir işte çalışmasının engellenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava, haksız rekabetin meni ve tespiti talebine ilişkindir.
Haksız rekabet, 6102 sayılı TTK’nın 54 ila 63. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, anılan Kanun’un “Amaç ve İlke “ başlığını taşıyan 54. maddesinde, haksız rekabete ilişkin bu hükümlerin amacının bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olduğu belirtilmiş, aynı maddenin 2. fıkrasında ise, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğu ve ilke olarak haksız rekabet teşkil ettiği düzenlenmiştir. Kanun koyucu TTK.54’te haksız rekabet hükümlerinin amacını ve genel hükmü ortaya koyduktan sonra, 55. maddede altı bent halinde, oldukça ayrıntılı bir sayımla haksız rekabet hallerini belirlemiştir. Ancak bu sayım sınırlı olmayıp, zikredilen maddede sayılan haller haksız rekabet teşkil eden eylemlerin başlıcaları olarak örnekleme kabilinden belirtilmiştir. 55. maddede haksız rekabet teşkil ettiği özellikle belirtilen bu hallerden ikisi de, aynı maddenin 1/a-1 bendinde düzenlenen, başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek ve aynı maddenin 1/b-1 maddesinde düzenlenen müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek fiilleridir.
TTK 55/1-b-1’de düzenlenen haksız rekabet fiilinin oluşabilmesi için, sözleşenler arasında Borçlar Kanunu hükümlerine uygun olarak kurulmuş ve halen ayakta olan bir sözleşmenin olması gerekmektedir. Ancak bir ön sözleşmenin varlığı halinde bunu ihlale yöneltme de kapsamda görülebilir. Anılan hükümle düzenlenen haksız rekabet halinin oluşabilmesi için aranan bir diğer şart ise, 3. kişinin, sözleşmenin taraflarından birisini onunla bizzat sözleşme yapabilmek için sözleşmeyi ihlale ve sona erdirmeye yöneltmesidir. Piyasada bulunan her aktörün dilediği kişiyle ve dilediği şartlarda sözleşme yapma yetkisine sahip olduğu bir serbest piyasa ortamında sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yönelik her davranışın haksız rekabet teşkil ettiği söylenemeyecek olup, sözleşmeyi ihlale yönelten davranışların belli bir yoğunluğa ulaşması aranacaktır.
Örneğin, 3. kişinin sözleşenlerden birisine onunla sözleşme yapmak istediğini ima etmesi veyahut salt teklif götürmesi haksız rekabet teşkil etmeyecekken, sözleşene sözleşmeyi sona erdirmesi için baskı kurmak, diğer tarafla olan sözleşmesini feshetmesi halinde doğabilecek tazminat sorumluluğunu üstleneceğini taahhüt etmek gibi eylemler haksız rekabet teşkil edecektir.
Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu, tanık beyanları ile bütün halinde değerlendirildiğinde; davalı...'nun davacı şirkette çalışanlarına da davalı şirkete geçmeleri hususunda teklifte bulunması dışında TTK kapsamında haksız rekabete vücut verecek bir davranışı olmadığı ve yukarıda da izah edildiği üzere davranışların haksız rekabet teşkil etmesi için belli bir yoğunluğa ulaşması davacı tarafından açılan dava ile ispatlanmadığından " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi heyeti içerisinde uzmanlık alanı iş müfettişi, kimya mühendisi olan bir bilirkişi dahi bulunmadığını, oysa taraflar arasındaki uyuşmazlığın sebebinin haksız rekabetin tespiti ve meni olduğunu, davæa konusu uyuşmazlık ile ilgi ve alakası bulunmayan bilirkişilerin uzmanlık alanlarına rağmen, bu bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen rapor içeriğine itibar edilerek karar oluşturulmasına itiraz ettiklerini, bir diğer deyişle bilirkişi heyetinin yetkin ve uzman kişilerden oluşturulmadığını, bilirkişi raporunda yer verilen tespit ve kanaatlerin yerinde olmadığını, eksik, yetersiz ve ihtilafı çözmeye içerik olarak uygun olmayan bu rapora göre karar verilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacıda 10 yıldan fazla bir süre ile çalışan davalı...’nun diğer davalı firmada yeni kurulmakta olan firmanın üretim tesisinin yapılanmasında görevlendirilmesi ile davalının davacının müvekkil ile imzalı iş sözleşmesinde özellikle işçi ayartmama şartı olmasına rağmen müvekkili firmada anahtar pozisyonda bulunan çalışanlara, davacının istihdam politikası ile çalışanların aldıkları ücretleri de iyi bilmesi sebebi ile ve bu durumu kullanarak, iş teklifinde bulunması ve 11 çalışanın müvekkili firmadan ayrılarak davalı firmada çalışmaya başlamasının dürüstlük kuralı ve iyiniyet ile bağdaşmadığını, davalıların organize biçimde davalı firmanın yeni kuruluş aşamasındaki yapılanması için sektörde konumu, yeri ve saygınlığı olan müvekkil firmanın üzerinden hazır yetişmiş tecrübeli hemen işe başlatılabilecek nitelikte personellerin istihdamı, know how ve müşteri bilgilerin alınması, kullanılmasının açıkça haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı şahsın müvekkili firmanın iş yerinde çalıştığı kişileri ayartarak iş teklif ederek davalı firmada işe başlamalarını sağladığı yönünde ve konu hakkında bir uyuşmazlık bulunmadığını, davalı firmanın davalı şahsın ayrıldığı firmadan süreç içerisinde pek çok çalışanı davalı şahsın organizasyonunda bünyesine katarak adeta bu olaya çanak tuttuğunu, davalı şahıs davranışlarını destekleyerek, haksız rekabete sebebiyet verdiğini, davacı tanıklardan ...'in 14.03.2017 tarihli duruşmada vermiş olduğu ifadesinde ''… Davalı şahıs ile arkadaş olarak da görüşürdük, davalı işten ayrıldıktan sonra ... diye bir iş yerinde çalışıyordu, bir gün beni aradı, buluştuk, ben halen ...’da çalıştığını düşünüyordum ancak bana ... diye bir fabrika kurduklarını, kendisinin de bu fabrikanın ortağı olduğunu söyledi, bana iş teklifinde bulundu, şartlarımın daha iyi olacağını söyledi, ücretimi sordu, ben düşünmek için süre istedim, bana daha tenha bir yerde görüşelim yanlış anlaşılma olmasın dedi, ben daha sonra kabul etmediğimi söyledim'' şeklinde, yine aynı tarihli duruşmada dinlenen tanık ... ''… davacı ... şirketinde elektrik bakım sorumlusu olarak çalışıyorum, davalı ... davacı iş yerinde teknik müdür olarak çalışıyordu, yetkili bir konumdadır , davalı ...'ın İstanbul'da bir şirkette çalıştığını biliyordum, bir gün beni aradı, görüşmek istediğini söyledi, buluştuğumuzda ... diye bir fabrika kurduklarını, kendisinin ortağı olduğunu söyledi ve bana iş teklif etti, ücreti konuştuk, tazminatlarımı ödeyeceklerini söyledi, ...'den bir kişi ile daha görüşeceğini söyledi, ben daha sonra kararımın olumsuz olduğunu kendisine bildirdim,'' yine talimat mahkemesi kanalı ile dinlenen müvekkili firma tanığı ... 27.12.2016 tarihli ifadesinde, ''… müvekkil firmada çalışırken 10 kadar çalışanının davalı firmadan teklif aldıklarını kendisine söylediğini, kendisi ile konuşanların teklifleri kabul etmedikleri ancak bir kısım başka çalışanların teklifleri kabul ederek, ... ayrılarak, davalı firmaya geçtiğini, bu gidenlerin davalı şahıs ile birlikte çalışan kişiler olduğu ve davalı şahsın bu sebeple kişilerin uzmanlık alanları ile maaşlarını bildiği,” şeklinde ifade vermişlerdir. Aynı tarihli duruşmada dinlenen davalı şahıs ve davalı firma tanığı ... ise ifadesinde “...'de satış müdürü olarak çalışırım, ... bey'in iş teklifinde bulunduğu ... de çalışmakta olan bir kişi ile ben de telefonda görüştüm, sonuç olumsuz oldu, fabrikayı kurarken haksız rekabete ilişkin hukukçulardan görüş aldık…'' şeklinde beyanda bulunarak, müvekkili firma işyerinde çalışanlara açıkça iş teklifinde bulunduğunu, ayrıca bunun hukukçulara danışılarak planlı bir şekilde yapıldığını ifade ettiğini, tanıkların bu ifadelerinden anlaşılan ve davanın çeşitli aşamalarında ifade edildiği gibi, davalı şahıs ve davalı firmada görevli tanık ..., müvekkil firma çalışanlarının ücretleri ve özlük hakları hakkında bilgi sahibi olarak ve bu bilgiyi de kullanarak, daha fazla ücret teklifi ve tazminatların ödenmesi yönündeki güvence ile çalışanları davalı firmada çalışmaya ikna etmeye çalıştıklarının ve ikna ettiklerinin görüldüğünü, bu durumun basitçe bir iş teklifi olarak değerlendirilmiş olmasının ve uyuşmazlık konusu olan davranışların haksız rekabete vücut verebilecek bir davranış niteliğinde değerlendirilmemiş olmasına itiraz etiklerini, davacı çalışanlarının yaptıkları işin, davacıdaki görev karşılığı kazandıkları gelir ve tüm özlük haklarının bilinmesi, davalı şahıs ile firmanın iş teklifi yaparken çalışanların önlerine serilmiş olması dürüstlük kuralı ile bağdaşmayan eylem niteliğinde olduğunu, dürüstlük kuralı ile bağdaşmayan bir takım eylemlerde bulunularak kişilerin kişisel bilgileri (özlük hakları, çalışma durumları, mesleki faaliyetleri) kullanılarak yetişmiş çalışanların davalı firmaya adeta aktarılmasının davalı firmanın ve davalı şahsın yarattığı bir haksız rekabet olduğunu, davalı rakip firmanın bir kurgu ve organizasyon dahilinde diğer davalı... ile kendisinin müvekkil firmadaki tecrübe ve bilgilerinden yararlanarak yeni şirket yapılanması ve üretim tesisi organizasyonu için anlaştıklarının ortada olduğunu, bu durumun kendi başına bir hukuka aykırılık ve yasaların ihlali olmamakla birlikte, ...’nun bu oluşum ve yapılanma kapsamında müvekkili firma çalışanlarını ayartmaya çalışmasının ve müvekkili firmadan 11 kişinin müvekkili firmadaki maaş ve yan haklarından dahi iyi şartlarla işe başlamış olmalarının ... müvekkili firmada işe yarar ve davalı firmada hemen işe adapte olacak kilit kişileri seçtiğini, alım ve yapılanma konularını bizzat üstlendiğini, davacı personellerinin yeni kurulmuş, geleceği belli olmayan yapılanması tamamlanmamış bir firmada müvekkil firmadaki işlerini bırakmak suretiyle gelmeleri için müvekkil firmada aldığı ücret ve yan haklardan daha iyi şartlar teklif etiğini, gösterdiğini, davalı ... davacı firmadaki ücret skalası ve kimin hangi şartlarda çalıştığını bildiği için bu gizli bilgileri kullanarak piyasanın üzerinde ücret teklif ederek personelleri davalı firmaya geçmeye ikna ettiğini, davalı firmanın kısa sürede ilk kuruluş ve işe başlama risk ve masraflarını düşük tutmak adına kurulu bir sistem ile hareket etmek üzere niyetiyle müvekkilini maddi ve manevi zarara uğratacak şekilde işlem yaptığını, davalı ... tanıkların beyanları ile hukukçularından görüş alarak yukarıdaki hukuka aykırı işlemleri gerçekleştirdiğini, bütün bu işlerin davalı firmanın bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleştirildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, TTK'nın 54.vd maddeleri uyarınca, haksız rekabetin tespiti ile önlenmesi taleplerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dava, 25.06.2015 tarihinde, Çorlu 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/152 Esas sayılı dosyası ile davalılar..., ... ve ... .... Şti.aleyhine haksız rekabetin tespiti ve meni talebiyle açılmış, daha sonra davalı ... hakkındaki dava tefrik edilmiş, mahkemenin 26.06.2018 tarihli ve 2015/152 Esas, 2018/152 Karar sayılı kararı ile Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi olarak görevli olan Çorlu 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmiştir. Bu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesinin 2018/3756 Esas, 2018/2754 Karar sayılı ve 28/12/2018 tarihli ilamı ile kararın kaldırılmasına karar verildiği, dosyanın Çorlu 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/3 Esasına kaydedildiği, Çorlu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/3 Esas, 2021/436 Karar sayılı ve 19/11/2021 tarihli ilamı ile davanın mutlak ticari dava olduğu, Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemelerinin kurulduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizlik kararı ile dosyanın Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1152 Esasına kaydedilen dosyada yapılan yargılama sonunda istinafa konu eldeki kararın verildiği anlaşılmaktadır.
Haksız rekabet TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup 54/2. maddede, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olarak nitelendirilmiştir.
TTK'nın 55. maddesinde sayılanlarla sınırlı olmamak üzere başlıca haksız rekabet halleri düzenlenmiştir.
Davacının iddiasının TTK'nın 55/1 maddesi kapsamında kapsamında ileri sürüldüğü, 56.mdde kapsamında haksız rekabetin tespiti ile önlenmesi isteminde bulunulduğu görülmektedir.
Eldeki uyuşmazlıkta davacı, davalı ... kendisinin eski çalışanı olduğunu, 10 yıla yakın kendi bünyesinde çalıştıktan sonra davalı firmada çalışmaya başladığını, kendisine ait ticari sırları ve gizli bilgileri haiz olduğunu, bunu kullanarak yaklaşık 11 çalışanını ayarttığını ve davalı firmada işe başlamasını sağladığını, davalı şirketin de davalı...'na bu eylemlerinde yardımcı olduğunu, davalıların tüm bu eylemlerinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ile önlenmesi talebinde bulunmuştur.
Dosyada bulunan davacı ve davalı tanıklarının beyanlarından davacının bir kısım çalışanlarının davalı ... ... ile görüştükleri, davacıdan ayrıldıktan sonra davalı şirkette çalışmaya başladıkları anlaşılmaktadır. Ancak bu husus tek başına haksız rekabet teşkil eder nitelikte değildir.Zira davalıların dürüstlük kuralına aykırı eylemleri ile davacı çalışanlarına iş teklifinde bulundukları, işten ayrılmalarına sebep oldukları, herhangi bir kötüleme, dürüstlük kuralı ile bağdaşmayan bir telkinde bulundukları ortaya konulamamıştır.
Bir diğer deyişle, davalı ... ile davalı şirketin davacı şirketin işçilerini haksız şekilde ayartarak çalışmalarını sonlandırdıkları hususu usulüne uygun delillerle kanıtlanmamıştır. TTK'nın 55/1 maddesinde sayılan diğer hallerin de somut olayda gerçekleşmediği görülmektedir. Bu nedenlerle, mahkemece davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur
Kaldı ki, davacı tarafça, davalı... aleyhine iş sözleşmesinin 9.maddesindeki ayartma yasağına aykırı davranış sebebiyle cezai şart bedelinin tahsili için açılan Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/69 Esas sayılı davasında, mahkemenin 22.09.2022 tarihli ve 2022/69 Esas, 2022/1279 Karar sayılı kararı ile davalı ...'ın davacının işçilerini ayarttığına dair doğrudan görgüye dayalı tanık beyanının bulunmadığı ve davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, İstanbul BAM 13.Hukuk Dairesinin 23.10.2025 tarihli ve 2023/405 Esas, 2025/1753 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, bilirkişi raporu HMK'nın 282. maddesine göre takdiri delil olup, hâkim, bilirkişi raporunu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirerek karar verir. Buna göre, bilirkişi raporları takdiri delil niteliğinde olup mahkemece diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilerek hükme esas alınır. Mahkemece, bilirkişi raporunun yanında dosya kapsamı itibariyle yazılı gerekçeyle karar verildiği, davacı tarafın rapora itiraz sebeplerinin yeni rapor alınmasını gerektirecek nitelikte olmayıp hukuki değerlendirmeye ilişkin olduğu anlaşıldığından yeni rapor alınması gerektiği yönündeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Bu açıklama ve tespitlere göre mahkemenin gerekçesinde ilk derece mahkemesince tarafların iddia ve savunmalarının doğru şekilde nitelendirildiği, delillerin toplandığı, hukuki fiiller hakkında tanık dinlendiği, bilirkişi raporunun diğer delillerle birlikte takdir edilerek değerlendirildiği ve iddia edilen eylemlerin haksız rekabet oluşturmama gerekçelerinin hukuka uygun şekilde değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir.
Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.09.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.