Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/180 E. 2026/1383 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/180
Karar No
2026/1383
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/180 KARAR NO : 2026/1383

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/11/2024 NUMARASI : 2022/683 E. 2024/1018 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 17.09.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17.09.2026

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.11.2024 tarih 2022/683 E. 2024/1018 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, 28.08.2021 tarihinde, davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortacısı, dava dışı ...'nin sürücüsü olduğu ... plakalı aracın, davacının kullandığı .... plakalı motosiklete çarparak davacının yaralanmasına neden olduğunu, davalı şirkete başvuru yapmalarına rağmen ödeme yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını iddia ederek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere şimdilik 100,00 TL sürekli iş görmezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50,00 TL tedavi gideri ve 50,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihindeki sigorta limiti aşılmamak üzere kaza tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi, ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; dava değerini 211.371,59 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP : Davalı vekili, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu; davacı tarafından usulüne uygun başvuru şartının yerine getirilmediğini, davacının maluliyet oranının Adli Tıp Kurumundan alınacak rapor ile tespit edilmesi gerektiğini, TRH 2010 Tablosu’na göre %1,8 teknik faiz uygulanarak hesaplama yapılması gerektiğini, SGK’dan geçici iş göremezlik ödemesi alıp almadığının tespit edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı ve tedavi gideri tazminatının teminat dışı olduğunu, kusur oranlarının ATK’dan alınacak rapor ile tespit edilmesi gerektiğini, davacının koruyucu tertibat kullanmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların kusur durumlarının tespiti amacıyla alınan 02.01.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre sigortalı araç sürücüsü dava dışı ...'nin 2918 Sayılı KTK'nın 57/a maddesini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumunda etken olduğu; davacının ise KTK'nın 52/a-b maddesini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna etken olduğu; Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan 05.03.2023 tarihli rapora göre davacının sürekli iş göremezlik oranının %5, iyileşme süresinin 6 ay olduğu, davacının sürekli bakıma muhtaç olmadığı, 1 ay süreyle bakıcı yardımına muhtaç olduğu; ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 09.01.2024 tarihli rapora göre kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü ...'nin %85, davacının %15 oranında kusurlu olduğu; 22.09.2024 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda, davacının geçici iş göremezlik tazminatının 19.715,23 TL, sürekli iş göremezlik tazminatının 213.362,67 TL, bakıcı gideri tazminatının 3.577,50 TL, SGK sorumluluğunda olmayan belgeli tedavi giderinin 69,13 TL, SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi giderinin 2.842,94 TL, ileriye dönük muhtemel tedavi giderinin 5.500,00 TL, FTR uygulamasından kaynaklı tedavi giderinin 1.605,00 TL, tedavi ile ilişkili muhtemel ulaşım giderinin 2.000,00 TL olmak üzere davacının toplam maddi tazminat alacağının 248.672,47 TL olduğu, olaydaki %15 oranındaki kusurunun indirilmesi sonrası bakiye alacağının 211.371,59 TL olduğu yönünde görüş bildirildiği; kaza tespit tutanağında davacıya kusur izafe edilmemesine rağmen, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda davacının kural ihlali bulunduğu yönünde görüş bildirildiği, ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan rapor ile çelişkinin giderildiği, davacının kaza sırasında kask takıp takmadığının belirlenemediği ancak sürekli maluliyetine neden olan yaralanmasının diz bölgesinden kaynaklandığı, kask takmaması ile yaralanması arasında illiyet bağı bulunmadığı, davacının dizlik veya başkaca bir koruyucu tertibat kullanma zorunluluğu bulunmadığı; dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesinin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 181.385,27 TL sürekli iş gücü kaybı, 16.757,94 TL geçici iş gücü kaybı, 3.040,87 TL bakım gideri zararı ve 10.214,50 TL SGK kapsamı dışında kalan tedavi gideri zararı olmak üzere toplam 211.371,59 TL maddi tazminatın, davalı sigorta şirketinin 430.000,00 TL sürekli sakatlık ve 430.000,00 TL sağlık giderleri teminat limitleri aşılmamak kaydıyla temerrüt tarihi 24.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davacının maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu marifetiyle şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerektiğini, davacının maluliyet oranını gösterir dosyada mübrez adli kurul raporu bulunmadığını veya taraflarına tebliğ edilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda pasif dönem hesabında net asgari ücrete AGİ dahil edilmesinin hatalı olduğunu, tazminat tutarının TRH-2010 tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplanması gerektiğini, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı ve tedavi gideri tazminatının trafik poliçesi teminatı kapsamında olmadığını, davacı tarafından tedavi giderlerinin faturalandırılmadığını, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olmadığnı, davacı motosiklet sürücüsünün kazanın oluşumunda kusurlu olduğunu, Adli Tıp Kurumundan kusur raporu alınması gerektiğini, davacının kaza esnasında koruyucu tertibat, kask, koruyucu mont, dizlik vb. kullanmaması nedeniyle tazminattan müterafik kusuru indirimi yapılması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle, karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi ve bakıcı gideri istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davalı vekili, davacının kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsünün KTK 57/a maddesini ihlal etmesi nedeniyle kazanın oluşumuna etken olduğu, davacı motosiklet sürücüsünün ise aynı yasanın 52/a-b maddesini ihlal etmesi nedeniyle kazanın oluşumuna etken olduğu yönünde görüş bildirildiği, mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 09.01.2024 tarihli raporda sigortalı araç sürücüsünün %85, davacının %15 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, belirlenen kusur oranlarının dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılarak davalı vekilinin kusur oranlarına ilişkin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili aktüerya bilirkişi raporunda pasif dönem hesabında net asgari ücrete AGİ dahil edilmesinin hatalı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. 25.12.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7349 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesine göre 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 32 nci maddesinde düzenlenen Asgari Geçim İndirimi (AGİ) uygulaması kaldırılmış ve bu hükmün 01.01.2022 tarihinden itibaren ücret ödemelerine uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan 22.09.2024 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, yukarıda açıklanan düzenlemeye uygun olarak 01.01.2022 tarihinden itibaren yapılan hesaplamada, Asgari Geçim İndirimi (AGİ) bedeli dahil edilmemiş asgari ücret verilerine göre hesaplama yapıldığı anlaşılmış olup, bu yönden rapor hüküm kurmaya elverişlidir. (Yargıtay 4. HD 04.05.2026 tarihli 2026/1340 E. 2026/5216 K.) Davalı vekilinin bu istinaf sebebi de yerinde değildir. Davalı vekili, maluliyet oranının ATK marifetiyle tespit edilmesi gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş olup, haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenecek sağlık kurulu raporuna göre yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 4. HD 20/06/2022 tarih ve 2021/13933 E. 2022/9109 K.) Somut olayda ilk derece mahkemesince Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan 05.03.2023 tarihli raporun hükme esas alınması yerinde olup davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin de reddi gerekmiştir. Davalı vekili hüküm altına alınan geçici iş göremezlik tazminatının teminat kapsamında olmadığını istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür. 25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarihli 6111 Sayılı Yasa’nın 59.maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi değiştirilmiş, buna göre "trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", Yasanın geçici 1. maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve ....nın yükümlülüklerinin sona ereceği," öngörülmüştür. Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere geçici işgöremezlik talebi yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam ettiğinden mahkemece gecici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. (Yargıtay 4. HD 13.09.2021 tarih 2021/3454 E., 2021/4465 K. sayılı kararı). Davalı vekili, aktüerya raporunda bilinmeyen döneme ilişkin %1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden artık uygulanamaz. (Yargıtay 4. HD 22.06.2021 tarih 2021/3089 E., 2021/3441 K). Davalı vekili, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüşlerdir. Trafik kaza tespit tutanağında davacının kaza sırasında kaskının takılı olup olmadığının tespit edilemediğine dair işaretleme yapılmış olup, bu aşamada davacının kaza sırasında kask takıp takmadığının tespiti de objektif olarak mümkün görülmemektedir. Ne var ki, davacıya ait adli muaye evrakları ile maluliyet raporu içeriğinden davacının maluliyetinin bacağında olduğu dikkate alındığında, kask takılmaması ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunmadığı da anlaşılmaktadır. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/1-a bendi gereğince motosiklet yolcularının koruyucu kıyafet olarak kask takması mecburi iken, dizlik takılması gerektiğine ilişkin olarak herhangi bir zorunluluk öngörülmemiştir. Davacının mevcut yaralanmasına göre somut olayda tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmamış olmasında da bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 4. HD 20.09.2022 tarih ve 2022/5575 E - 2022/10706 K.) Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 14.438,79-TL'den peşin alınan 3.610,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 10.828,79-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/180, K. 2026/1383, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-180-e-2026-1383-k-146bbe1989f7