İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/396 E. 2026/396 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/396
Karar No
2026/396
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/396 Esas - 2026/611 T.C. ANKARA "TÜRK MİLLETİ ADINA " 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2026/396 Esas KARAR NO : 2026/611

DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/09/2025 KARAR TARİHİ : 01/09/2026 KARAR YAZMA TARİHİ : 02/09/2026 Mahkememizin .... sayılı zamanaşımı nedeniyle davanın reddine ilişkin kararı ..... Hukuk Dairesinin 03/04/2026 tarihli .... sayılı ilamı ile mahkememiz kararın kaldırılarak, işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesine ilişkin kaldırma kararı kapsamında; dosya yukarıdaki esas sırasına kaydı yapılmakla, Dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ; DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davalı işçi müvekkili Şirkette 25.04.2022 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesiyle göz kontrol ve montaj elemanı olarak, .... şubesinde işe başlamış ve iş sözleşmesi kapsamında yine 25.04.2022 tarihli .... Sözleşmesini imzaladığı, Bu sözleşme ile davalı, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 1 yıl süre ile .... ve .... illerinde benzer işlerde çalışmamayı, rakip firmalarda görev almamayı ve müvekkili şirketin ticari sırlarını ifşa etmemeyi açıkça kabul ve taahhüt ettiğini, Davalı işçinin, 15.03.2024 tarihinde müvekkili Şirketteki işinden istifa ederek ayrılmış, akabinde müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği savunma sanayi ve teknoloji alanında faaliyet gösteren rakip bir firmada çalışmaya başladığını, Hatta müvekkili Şirket yetkilileri sonradan, davalının iş akdi devam ederken gizlice söz konusu rakip firmanın işbaşı eğitimlerine katıldığı yönünde duyumlar aldığı, Davalı işçi bu eylemleri sonrasında da müvekkili şirkette çalışan diğer işçilere karşı yeni işe başladığı şirkette işe başlamaları yönünde telkinlerde bulunduğunu, ....’ni ihlal ettiği açık olduğu, Bu sebeple müvekkili Şirket tarafından 07.05.2024 tarihinde .... Noterliğinden davalıya ... yevmiye numaralı ihtarname gönderilerek sözleşmeye aykırılığın son bulması ve cezai şartın ödenmesi talep edilmiş olduğunu; ancak davalı ihtarnameye rağmen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin işçinin borçlarını düzenleyen maddesi uyarınca; “Personelin işbu şartlara aykırı davranışı veya ihlali halinde, personel, ... aykırılığına maruz kalan işverenin en son aylık brüt maaşının 12 katı tutarında cezai şart bedelini derhal ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder.” hükmü yer aldığı, Bu nedenle davalının müvekkili şirkete ödemesi gereken cezai şart bedeli 294.318,00.TL (24.526,50.TL son aylık brüt ücreti x 12 katı) olup, davalı bu borcunu ödememekte direndiğini, Davalı , müvekkili şirketteki görevi itibariyle müvekkilinin müşteri çevresi ve üretim yöntemleri hakkında bilgi sahibi olmuş ve rakip firmada aynı sektörde çalışmaya başlayarak müvekkilini zarara uğratabilecek konuma geldiğini, Müvekkili şirket elektronik kart üretimi yapmakta olup, işin niteliği gereği müvekkili şirketteki bilgiler hassas ve korunmaya muhtaç bilgiler olduğu, sadece savunma sanayi sektörüne üretim yapan müvekkilinin özel olarak üretimini yaptığı elektronik kartların niteliği itibariyle işçilerle rekabet sözleşmesi imzalanmasın da müvekkili şirketin hukuken de yararı bulunduğunu, Haklı davalarının kabulüyle davalının müvekkili Şirkete 25.04.2022 tarihli ... Sözleşmesinden kaynaklanan 294.318,00.TL cezai şart bedelini, ihtar tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte ödemesini talep ettikleri, davalının ... sözleşmesini ihlal etmesi nedeniyle 294.318,00 TL cezai şart bedelinin ihtar tarihi olan 07.05.2024 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte müvekkili Şirkete ödemesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu görevsizlik itirazında bulundukları, Zamanaşımı itirazında bulunduklarını. Davacı, Türk Borçlar Kanunu’ndan kaynaklanan cezai şart talebinde bulunduğu, Rekabet yasağının ihlalinden doğan alacaklar, haksız fiil hükümlerine benzer şekilde, TBK m. 72 uyarınca, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, Davacı şirket, davalının yeni işyerinde çalışmaya başladığını öğrendiği tarihi somut delillerle ispat etmediği takdirde, davanın yasal sürede açıldığı kabul edilemeyeceği, Davacı tarafın bu ispat yükünü yerine getirememesi hâinde, alacak talebinin zamanaşımına uğradığı kabul edilerek davanın usulden reddi zorunlu olduğu, Aksi kanaat hasıl olur ise esasa ilişkin savunmaları devam ettiği, Dava konusu ... Sözleşmesi, hem kuruluşundaki irade sakatlığı hem de kanunun aradığı geçerlilik şartlarını taşımaması nedeniyle kesin hükümsüz olduğunu, Davacı tarafça sunulan belgelerden, Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi ile ... Sözleşmesi’nin aynı gün, 21.08.2023 tarihinde imzalandığı görüldüğünü, Davalı Müvekkilinin, davacı tarafından işe kabul edilmek ve davacı nezdinde iş ilişkisine girebilmesi için gerekli motivasyon ve ekonomik baskı altında bulunurken, ... gibi ağır sonuçları olan ve kendisinin ekonomik geleceğini kısıtlayan bir sözleşmeyi müzakere etme şansı olmaksızın imzalamak zorunda kaldığını, Hatta müvekkili bunun ayrı bir sözleşme olduğunun dahi farkında olmadığını, Davacı tarafından önüne konulan belgeyi içeriğini bilmeden ve davacı tarafından aydınlatılmadan imzaladığını, Aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispat yükü davacıda olmasına rağmen ispat yükünü üzerlerine almadıklarını belirterek bu durumu tanıkların da bildiğini düşündüklerini, sözleşmenin işçinin menfaatlerine aykırı şekilde "baskı altında" ve "tek tip" olarak kabul ettirildiği anlamına geldiğini, açıklanan nedenlerle imzalatılan bu sözleşme geçersiz olduğunu, iş sözleşmesi ile aynı anda imzalanan ... sözleşmelerinde işçinin iradesinin tam olarak etmediği yönünde yargıtay ilamları bulunduğunu, işçinin iradesinin baskı altında olduğu ve aydınlatılmadığı durumlarda bu tür sözleşmelerin göçersizliğine karar verildiğinin görüldüğünü. İşverenin aydınlatma yükümlülüğünün ihmali bulunduğunu. Davalı Müvekkili, "Kaplama Personeli" (Elektronik Montörü) pozisyonunda çalışan, vasıflı ancak üst düzey veya yönetici olmayan bir işçi olduğu, Bu nitelikteki bir işçinin, 445.662,00 TL gibi fahiş bir cezai şartın hukuki sonuçlarını kendi başına kavraması beklenemeyeceğini, somut olayda ... ihlal edilmediğini, zarar oluşmadığını, eski ve yeni işyerleri arasındaki faaliyet alanı düşünüldüğünde rekabet oluşmadığını. ... ihlalinde aranan korunmaya değer hamlı menfaat (sır) ve zarar şartları somut olayda sağlanmamıştır. Rekabet yasağının geçerliliğinin temel şartı işçinin edindiği bilgilerin işverene önemli bir zarar verme, işverenin ekonomisini sarsma olasılığının bulunması gerektiğini. Müvekkilinin davacı şirkette üst düzey bir pozisyonda yönetici, mühendis olarak çalışmadığını. Kaplama personeli olup bu pozisyonda edinilen bilgiler sektörde kolayca erişilebilen genel kabul görmüş teknik uygulamalardan ibaret olduğunu. Yargıtay alt kademede çalışan ve sır niteliğindeki bilgiye nüfuz etme olanağı bulunmayan işçilerle yapılan ... sözleşmelerini geçersiz saydığını. Müvekkilinin hangi sırı ifşa ettiği, bu sırının ne olduğunu, bu ifşa nedeniyle somut ve önemli bir zararın doğduğunu veya doğma ihtimali olduğunu davacı tarafın ispat etmesi gerektiğini. Zarar ve ... arasında illiyet bağı kurulmadıkça cezai şart talebinin temelsiz kalacağını. .....H.D.sinin .... Kararında belirtildiği üzere, işçinin edindiği bilgilerin kullanmasının işverene önemli bir zarara sebep olacak nitelikte olmasının arandığını. Müvekkilinin rekabet yasağını ihlal etmemiş olduğunu, davacının korunmaya değer bir sırrı bulunmamakta olduğunu müvekkilinin eski iş yeriyle yeni iş yeri arasında faaliyet alanları düşünüldüğünde rekabet oluşturmadığını, müvekkili ana kartların kimyasal kaplanması gibi teknik ve genel bir imalat sürecinde görev alan "Kaplama Personeli olduğu, iş kolları birbirinden bağımsız olduğuru, rekabet oluşmadığını, İşçinin Ekonomik geleceğinin korunması ve çalışma özgürlüğü ilkesi gereği TBK.nun 445/1.maddesi ile Anayasanın 49.maddesi ile güvence altına alınmış olduğunu. İşçinin mesleğini icra etmesini sona erdirecek iktisadi hayatanı tehlikeye düşürecek ve çalışma hakkını sırılayıcı nitelik taşıyan cezai şart ve yasak hükümlerinin hukuki temelden yoksun olduğunu. Buna göre haksız ve dayanaksız açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkememizin .... sayılı zamanaşımı nedeniyle davanın reddine ilişkin kararı ..... Hukuk Dairesinin 03/04/2026 tarihli .... sayılı ilamı ile " İşçinin işverene karşı, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra rekabet etmeme taahhüdüne ilişkin sözleşmelerin koşulları, sınırlandırılması, sözleşmeye aykırı davranışların sonuçları ve sona ermesi, 6098 sayılı TBK'nın 444 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Her ne kadar 6102 sayılı TTK'nın 4/1-c maddesi hükmü uyarınca, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447. maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır ise de bu türden uyuşmazlıkların, 6102 sayılı 54 vd. maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hallerinden olmadığı açıktır. Dolayısıyla 6098 sayılı TBK.'nda düzenlenen ... sözleşmelerine uygulanacak zamanaşımı süresinin de yine TBK hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi uyarınca, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Anılan Yasanın 147. maddesinde ise hangi alacaklar için beş yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı düzenlenmiş olup, 147. maddede sayılmayan ... sözleşmelerine de 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesinde düzenlenen 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Zamanaşımı süresinin işleyeme başladığı tarih ise davalı işçinin davacı firmadan ayrılıp başka bir firmada çalışmaya başladığı tarihtir. Anılan konudaki Yargıtayın emsal uygulaması da bu yöndedir (..... HD'nin 16/03/2022 tarih ve .....). Somut uyuşmazlıkta da davalı işçinin davacı şirketteki işinden ayrıldığı tarih 15.03.2024, dava dışı firmada çalışmaya başladığı tarih ise 18.03.2024 olduğuna göre, mahkemece eldeki davanın 30.09.2025 tarihinde ve zamanaşımı süresi içinde açıldığı kabul edilerek, davalının zamanaşımı def'inin reddine karar verilmesi ve işin esasının incelenmesine girişilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir." Buna göre mahkememiz kararın kaldırılarak dosya mahkememize gönderilmiştir. Davacı vekili tarafından 06/08/2026 tarihinde sunulan davadan feragat ettiklerine ve yargılama gideri ile vekalet ücreti taleplerinin olmadığına dair beyan dilekçesi sunmuştur. Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 07/08/2026 tarihinde sunulan davadan feragati kabul ettiklerine, feragat beyanı doğrultusunda işlem yapılmasını, yargılama giderlerinin gideri yapan taraf üzerine bırakılmasına, dava öncesi arabuluculuk ücretlerinin feragat eden davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini ve ayrıca bir yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığını beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ... sözleşmesine dayalı cezai şart istemine ilişkindir. HMK.nın 310. maddesi uyarınca, feragat hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Anılan yasanın 309/2. maddesine göre de, feragatın hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatına bağlı değildir. Feragat, davayı sona erdiren tek taraflı irade beyanı olup, dava açıldıktan sonra davacı vekili beyan dilekçesi ile davadan feragat ettiği ve vekaletnamesinde davadan feragat yetkisi bulunduğu anlaşıldığından davanın feragat nedeni ile reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M ; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1) Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00. TL red karar ve ilam harcının dava açılışında alınan 5.026,22.TL peşin harcın mahsubu ile fazla alınan 4.294,22.TL.nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine, 3) 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 2.080,00.TL arabuluculuk ücreti Mahkememizin .... sayılı kararı .....H.D.sinin kararı ile kaldırılmadan önce 18/03/2026 tarihli .... nolu Harç tahsil müzekkeresi ile tahsil edilmiş olduğu tespit edilmiş olduğundan yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına yer olmadığına 4) Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5) Davalı taraf vekalet ücreti talep etmediğinden bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına, 6) Kullanılmayan avansların Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nin 345/1. maddesi uyarınca 2 (iki) hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 01/09/2026

Katip .... ¸e-imzalıdır.

Hakim .... ¸e-imzalıdır.

¸* Bu karar 5070 sayılı kanun gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır*¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/396, K. 2026/396, T. 01.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-396-e-2026-396-k-417fc9da378f