Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2226 E. 2024/2226 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/2226
- Karar No
- 2024/2226
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2226 - 2026/1552 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/2226 KARAR NO : 2026/1552 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/03/2024 NUMARASI : 2021/306 E. - 2024/104 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/03/2024 Tarih ve 2021/306 Esas - 2024/104 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı, davalılar ... İnş. Ltd. Şti, ..., ... İnş.A.Ş, ... ve ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin ... isimli bilgisayar programının eser sahibi olduğunu, yine “...” ibaresinin ... nezdinde müvekkili adına marka olarak tescil edildiğini, müvekkilinin sahip olduğu programların kullanılması, işlenmesi, tersine mühendislik işlemine tabi tutulması konularında hiç kimseye izin ya da yetki vermediğini, Burdur Sulh Ceza Hakimliği’nin 2016/3121 D.İş sayılı doyası kapsamında düzenlenen 13/12/2016 tarihli arama el koyma tutanağında davalı yana ait “...” seri numaralı bilgisayarda mali hakları müvekkiline ait ... ... modüllerinin , “...” seri numaralı bilgisayarda ise mali hakları müvekkiline ait “... ... “ modüllerinin kurulu ve aktif olarak çalışır durumda olduğunun, ayrıca müvekkil şirket programları kullanılarak proje üretildiğinin tespit edildiğini, müvekkiline ait yazılımların anılan bilgisayarlara izinsiz/korsan diye tabir edilen biçimde yüklendiğini ve kullanıldığını, Burdur 3.ACM'nin 2019/201 E. sayılı dosya ile sanığın cezalandırılmasına karar verildiğini, programları lisanssız olarak kullanan davalıların müvekkilinin mali haklarını açıkça ihlal ettiğini, bu kapsamda FSEK md.68 uyarınca sözleşme olması halinde belirlenecek mutad bedelin 3 katı tazminat talep ettiklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-TL telif tazminatının, programların bilgisayarlara yükleme tarihi tespit edilirse bu tarihten, edilemezse haksız eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari (reeskont) faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 15/12/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 195.128,16 TL’ye yükselterek , 05.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. Davalılar vekili, davaya dayanak gösterilen tutanağın hukuka aykırı olduğunu, aleyhe delil olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketler yönünden alınmış bir arama izni bulunmadığını, tutanakta tespiti yapılan bilgisayarların müvekkili şirketlere ait bilgisayarlar olmadığını, arama sırasında tespit edilen yazılımların kullanıldığı bilgisayarların tespit yapılan şahısların şahsi kullanımına ait olduğunu, şirketler ile bağlantısının bulunmadığını, söz konusu bilgisayarların şirket aktifinde de kayıtlı olmadığını, müvekkili şirketlerin yol yapım ve onarım, alt yapı inşaat alanında faaliyet gösterdiğini, ihale ile üstlendikleri işler kapsamında çalışmalarını sürdürdüklerini, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından ihale edilen "... Yolu Km:15+000-91+972 Kesiminin Yapım İşi"nin yüklenicisi olduklarını, yol yapım işi kapsamında davacı yanın iddia ettiği yazılımların kullanımına ihtiyaç bulunmadığını, müvekkili şirketlerin faaliyet konusu ve yapılan işin mahiyeti itibariyle tüm projeler, krokiler ve benzeri teknik belgelerin zaten dava dışı ihale makamı tarafından müvekkili şirketlere sağlandığını, bu nedenle de ilgili yazılımların kullanımına teknik ve fiziki anlamda ihtiyaç bulunmadığını, tespite konu alanın şantiye sahası olduğunu, personellerin eğitim seviyesi itibariyle içeriğini dahi bilmediği ve kullanmadığı bir yazılımı çoğaltmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirket yetkililerinin şirket merkez organizasyonunda görev aldığını, şantiyelerle ilgili olarak gözetim altında tutmak üzere şantiye şeflerinin yetkilendirildiğini, iddia konusu personelin şahsi kullanımındaki bilgisayarların kontrolü yönünden işverenin sorumluluğunun söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı Şirketin faaliyette bulunduğu iş yerinde, delil tespitine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda, iki adet bilgisayarda ... programının kurulu olduğunun tespit edildiği, ... programının ilim ve edebiyat eseri niteliğinde bulunduğu, davacının söz konusu programın mali haklarını kullanma yetkisine sahip olduğu, ... 5.1 ve ... 5.2 programı ile modüllerin çalışır durumda oldukları, davacıyla sözleşme yapılmadan veya davacının izni olmadan gerçekleşen bu eylem ile davacının çoğaltma hakkının ihlal olunduğu, gerçek kişi davalıların davalı şirketi temsile yetkili kişi olarak sorumluluğunun bulunduğu, bilgisayar programının izinsiz depolanmasının dahi eser sahibinin çoğaltma hakkını ihlal ettiği, davaya konu programın, davacı tarafça satışa sunulan bir program olması ve benzer uyuşmazlıklardaki Yargıtay uygulamaları da gözetildiğinde, izinsiz olarak kurulan programın ve yan modüllerinin varsayımsal sözleşme bedelinin tespitinde, davacının satış fiyat listesinin de dikkate alınmasının gerektiği, programın yüklendiği yıl olan 2016 yılı fiyat listesinin dikkate alınacağı, davalıların kullandıkları yazılımın güncel sürüm olmadığı, yazılım ürünlerinde genel uygulama olarak yeni versiyon çıktığında eski sürümün satışının durdurulduğu, eski sürümün daha uygun fiyata satışı gibi bir yöntemin izlenmediği, tespitin yapıldığı yıl olan 2016 yılında dava konusu programın satışını gösteren bir faturanın bulunmadığı, 2016 yılına göre ürünlerin liste fiyatları ile uygulanan ortalama iskonto rakamlarına ve kanuni defter incelemelerine göre belirlenen tutarın dosya kapsamı ile uyumlu bulunduğu gerekçesiyle, davanın bilirkişilerce belirlenmiş değere takdiren belirlenen üç lisans bedeli 243.910,2 TLye önce %20 eski sürüm, çıkan değere %10 ikinci bilgisayar, olmak üzere iskontolar uygulanmak suretiyle kısmen kabulüyle, taraflar arasında lisansız kullanılan ürünler bakımından farazi lisans sözleşme doğduğunun tespitiyle 175.615,34 (KDV hariç) FSEK m.68 uyarınca 3 kat telif tazminatının farazi sözleşmenin kurulduğu 05.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ıslah ettikleri dava değerine mahkemece % 10 oranında ikinci bilgisayar indirimi yapıldığını oysa müvekkiline ait bilgisayar programlarını lisanssız olarak kullanan davalıların müvekkilinin mali haklarını açıkça ihlal ettiğini, bu nedenle 2.bilgisayar nedeniyle hakimin takdir yetkisini kullanarak indirim yapılmasını gerektiren bir durumun bulunmadığını, söz konusu indirim ile Kanun'un caydırıcılık amacının ortadan kaldırıldığını, öte yandan % 20 oranında eskime indirimi yapılmasının da kabul edilemeyeceğini, telif tazminatı hesabının yazılımların sürümü önem arz etmeksizin 2016 yılı fiyat listesine göre yapılmasının gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalılar ... ve ... vekili, eylemin 2016 yılında gerçekleştiği beyan edildiği halde 2021 yılında dava açıldığını, 2022 yılında ısyah yapıldığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, mahkemece zamanaşımı def'inin tartışılmadığını, müvekkili şirketler yönünden alınmış bir arama izni bulunmadığından hukuka aykırı olarak düzenlenen tutanağa istinaden karar verilemeyeceğini, dava konusu yazılımların müvekkili şirketlerin faaliyetlerinde kullanılmadığını, şirket aktiflerinde yer almadığını, şirkete ait olmayan şahsi bilgisayarlarda tespit edildiğini, bu nedenle müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkillerinin çoğaltma ve haksız kazanç sağlama gayesinin bulunmadığını, müvekkili şirketlerin yetkililerine kusur izafe edilemeyeceğini, kusursuz sorumluluk halinde dahi şirket yetkilileri yönünden illiyet bağının bulunmadığını, ele geçen sürümlerin çok eski olduğu gözetilerek % 50 oranında indirim yapılmasının gerektiğini, üç kat telif tazminatına hükmedilmesinini hakkaniyete uygun olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte hükmolunan değere dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanabileceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, eylemin 2016 yılında gerçekleştiği beyan edildiği halde 2021 yılında dava açıldığını, 2022 yılında ıslah yapıldığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, mahkemece zamanaşımı def'inin tartışılmadığını, müvekkili şirketler yönünden alınmış bir arama izni bulunmadığından hukuka aykırı olarak düzenlenen tutanağa istinaden karar verilemeyeceğini, dava konusu yazılımların müvekkili şirketlerin faaliyetlerinde kullanılmadığını, şirket aktiflerinde yer almadığını, şirkete ait olmayan şahsi bilgisayarlarda tespit edildiğini, bu nedenle müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkillerinin çoğaltma ve haksız kazanç sağlama gayesinin bulunmadığını, müvekkili şirketlerin yetkililerine kusur izafe edilemeyeceğini, kusursuz sorumluluk halinde dahi şirket yetkilileri yönünden illiyet bağının bulunmadığını, ele geçen sürümlerin çok eski olduğu gözetilerek % 50 oranında indirim yapılmasının gerektiğini, üç kat telif tazminatına hükmedilmesinini hakkaniyete uygun olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte hükmolunan değere dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanabileceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalılar ... , ..., ... vekili, eylemin 2016 yılında gerçekleştiği beyan edildiği halde 2021 yılında dava açıldığını, 2022 yılında ıslah yapıldığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, mahkemece zamanaşımı def'inin tartışılmadığını, müvekkili şirketler yönünden alınmış bir arama izni bulunmadığından hukuka aykırı olarak düzenlenen tutanağa istinaden karar verilemeyeceğini, dava konusu yazılımların müvekkili şirketlerin faaliyetlerinde kullanılmadığını, şirket aktiflerinde yer almadığını, şirkete ait olmayan şahsi bilgisayarlarda tespit edildiğini, bu nedenle müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkillerinin çoğaltma ve haksız kazanç sağlama gayesinin bulunmadığını, müvekkili şirketlerin yetkililerine kusur izafe edilemeyeceğini, kusursuz sorumluluk halinde dahi şirket yetkilileri yönünden illiyet bağının bulunmadığını, ele geçen sürümlerin çok eski olduğu gözetilerek % 50 oranında indirim yapılmasının gerektiğini, üç kat telif tazminatına hükmedilmesinini hakkaniyete uygun olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte hükmolunan değere dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanabileceğini, aynı olay nedeniyle yapılan ceza yargılamasında müvekkili şirket ve yetkililerine suç isnad edilmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : 1- Mahkemece verilen gerekçeli karar, davalılar ... ve ... vekiline 28/05/2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. Ancak, anılan davalılar vekili Av. ... tarafından 2 haftalık istinaf süresinden sonra, 09/09/2024 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş, bu tarihte 6100 sayılı HMK'nın 345. maddesinde düzenlenen yasal iki haftalık sürenin geçtiği görülmüştür. Öte yandan, bir an için davalılar ... ve ...'ın katılma yoluyla istinaf başvurusu yapma haklarının bulunduğu düşünülebilecek ise de, davacı vekilinin istinaf dilekçesinin davalılar vekiline 15/06/2024 tarihinde tebliğ edildiği gözetildiğinde, 09/09/2024 tarihinde yapılan istinafın katılma yoluyla istinaf süresinde de olmadığı anlaşılmıştır. HMK'nın 346/1. maddesi uyarınca istinaf süresinin geçirilmesi halinde ilk derece mahkemesince gerekli karar verilebileceği gibi, aynı Kanun'un 352. maddesi uyarınca, ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince de karar verilebileceğinden, davalılar ... ve ...'ın istinaf başvurularının süresinde olmaması nedeniyle istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, eser vasfındaki bilgisayar programının izinsiz ve lisansız biçimde bilgisayarlara kurulumunun yapılarak kullanılmasından doğan telif tazminatı istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının mali haklarına sahip olduğu ilim ve edebiyat eseri niteliğindeki yazılımın, davalı şirketlere ait işyerindeki bilgisayarlara izinsiz biçimde yüklendiğinin tespit edildiği, bu durumun davacının mali haklarından olan çoğaltma hakkını ihlal ettiği, izinsiz olarak kurulan yazılımın rayiç değerinin de bilirkişi raporunda usulüne uygun biçimde tespit edildiği, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre haksız fiilin tespiti halinde rayiç bedelin üç katına hükmedileceği, bu konuda hakimin takdir yetkisinin bulunmadığı, hükmedilen tazminata haksız fiil tarihinden itibaren faiz uygulanmasının da yerinde olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, FSEK'in 68. maddesi uyarınca taraflar arasında varsayımsal bir sözleşme kurulduğundan, bu durumda talebin TBK'nın 146. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve somut olayda dava ve ıslah tarihleri itibariyle zamanaşımının gerçekleşmediği, her ne kadar davalı tarafça, söz konusu programların kendilerine ait olmadığı, savunulmuş ise de, davalı şirketlere ait şantiyede bulunan bilgisayarda söz konusu programın kurulu bulunması karşısında, davalı tarafın bu yöne ilişkin savunmasının yerinde bulunmadığı, FSEK'in 66/2. maddesi uyarınca tecavüz, hizmetlerini ifa ettikleri sırada bir işletmenin temsilcisi veya müstahdemleri tarafından yapılmışsa işletme sahibi hakkında da dava açılabileceği, bu durumda FSEK'in 68. maddesi yönünden işletme sahibinin de asli faillerde olduğu gibi kusurlu olup olmamasının da sonuca etkili bulunmadığı (Levent Yavuz, Türkay Alıca, Fethi Merdivan, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu, 1. Baskı, Cilt:2, s:1900-1905) anlaşıldığından anılan savunmanın da isabetli olmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05.12.2017 tarih ve 2016/5285 Esas - 2017/6913 Karar, 19.01.2017 tarih ve 2016/878 Esas - 2017/382 Karar ve 10.12.2014 tarih ve 2014/10237-19384 Esas-Karar sayılı ilamlarının da bu yönde olduğu anlaşılmakla, diğer davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 3-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; davalı şirketlere ait olduğu dosya kapsamı ile sabit olan şantiyede (Gerçek kişi davalılar, davalı şirketlerin temsilcileridir.), Burdur Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/3121 D.iş sayılı dosyası üzerinden 13/12/2016 tarihinde yapılan aramada sonucunda, işyerinde bulunan bilgisayarların ikisinde ... 5.1 ve 5.2 versiyonu yazılımların yan modüllerle birlikte kurulu ve çalışır olduğu tespit anlaşılmıştır. Yargılama sırasında sunulan bilirkişi raporunda, söz konusu bilgisayarlarda kurulu bulunan ... programının ilim ve edebiyat eseri niteliğinde olduğu, söz konusu programın mali haklarını kullanma yetkisine davacı şirketin sahip bulunduğu, davalıların işyerinde tespit edilen yazılımların lisanslı olmadıkları açıklanmıştır. 5846 sayılı FSEK'in 22. maddesinde eser sahibinin mali haklarından olan çoğaltma hakkı düzenlenmiştir. Buna göre, bir eserin herhangi bir şekilde çoğaltılması hakkı münhasıran eser sahibine ait olup, maddenin son fıkrası uyarınca çoğaltma hakkı, bilgisayar programının geçici çoğaltılmasını gerektirdiği ölçüde, programın yüklenmesi, görüntülenmesi, çalıştırılması, iletilmesi ve depolanması fiillerini de kapsamaktadır. Davalı şirketlerin şantiyesinde tespit edilen ... programları ile yan modüllerinin lisanssız olarak yüklü ve çalışır vaziyette bulundukları tespit edildiğinden davacıyla sözleşme yapılmadan veya davacının izni olmadan gerçekleşen bu eylem ile davacının çoğaltma hakkının ihlal olunduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. FSEK'in 68. maddesi, "Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir." hükmünü içermektedir. Anılan hüküm kapsamında, sözleşme yapılmış olması halinde istenebilecek bedelin (varsayımsal sözleşme bedeli) ne şekilde tespit edileceği konusunda HGK'nın 20.03.2002 tarih ve 2002/11-176 E.-2002/214 K. sayılı ilamı yol gösterici niteliktedir. Anılan kararda, varsayımsal sözleşme bedelinin, eser sahibinin bilimsel/sanatsal yeteneği, üretim kapasitesi, eserin beğeni ölçüsü, sayfa sayısı, estetik görünümü, nitelik ve niceliği, ihlal edilen mali hakkın türü, coğrafi kapsamı, ihlal süresi, ihlalin yapıldığı vasıta gibi kriterler dikkate alınarak eser sahibinin tecavüzde bulunanla sözleşme yapması halinde isteyebileceği bedele göre belirlenmesi gerektiği açıklanmıştır. Varsayımsal sözleşme bedeli belirlenirken, varsa ihlal konusu mali hakkın devrine ilişkin önceki sözleşmelerden yararlanılabilir. Bu tür sözleşmeler emsal alınırken, sözleşmenin dava konusu olaya ne ölçüde uyduğunun, aradaki farklılıkların ve benzerliklerin neler olduğunun gözetilmesi zorunludur. Somut olayda, davaya konu programın, davacı tarafça satışa sunulan bir program olması ve benzer uyuşmazlıklardaki Yargıtay uygulamaları da gözetildiğinde, izinsiz olarak kurulan programın ve yan modüllerinin varsayımsal sözleşme bedelinin tespitinde, davacının satış fiyat listesinin de dikkate alınması yerindedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, güncel sürüm olmayan dava konusu yazılımların kurulum tarihi olan 2016 yılı fiyatları üzerinden iskonto oranının uygulandığı, raporda ayrıca ürünün eksik özellikleri sebebiyle tespit edilen bedelden %20 oranında daha indirim yapılabileceğinin değerlendirildiği, bu belirlemenin Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesine de uygun bulunduğu, buna göre dosya kapsamındaki rayiç bedelin toplam 65.042,72TL olabileceği, üç katının ise 195.128,16 TL olduğu anlaşılmıştır. Ne var ki mahkemece, FSEK'in 68.maddesine göre, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile 195.128,16 TL olarak belirlenen tazminat miktarından, kanuni dayanağı bulunmadığı ve uygulamada rastlanmadığı halde, dava konusu lisanssız sürümün iki ayrı bilgisayarda kurulu olması nedeniyle % 10 oranında ikinci bilgisayar indirimi yapılması isabetli bulunmamıştır. Bu durumda mahkemece, davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değilse de, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekilinin istinaf dilekçelerinin süre yönünden REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar ..., ... A.Ş, ... İnş.Ltd. Şti vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 3-Yukarıda (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 12/03/2024 gün ve 2021/306 Esas - 2024/104 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 4-Davanın KABULÜ ile, 195.128,16-TL telif tazminatının, 05.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya ödenmesine, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 13.329,20-TL nispi karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 170,78-TL harcı ve 3.161,49-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 9.996,93-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 4,500,00-TL bilirkişi ücreti, 228,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 400,00-TL tebligat ve posta giderleri, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamı 6.297,40-TL yargılama giderine 170,78-TL peşin harç, 59,30-TL başvurma harcı, 3.161,49-TL ıslah harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 9.688,97-TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 10-Davacıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu, 2.166,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 11-Davalılar ..., ... A.Ş ve ... Ltd.Şti. den alınması gereken 13.329,20-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan (427,60+427,60+2.166,00+2.166,00+2.166,00-TL) toplam 7.353,20-TL’nin düşümü ile kalan 5.976,00-TL bakiye karar ve ilam harcının anılan davalılardan alınarak Hazineye irad kaydına, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.